Etiket arşivi: zihin kontrolü

TAYYİP ERDOĞAN, ZİHİN KONTROLÜ UYGULUYOR /// MERAK EDENLER İÇİN


MK ULTRA PROJESİ /// ZİHİN KONTROLÜ : ELEKTROMANYETİK MİKRODALGANIN ASKERİ KULLANIMI


Dr. Armen Victorian

Lobster Magazine`den.

`Bu zavalli iblisler istirap vermeyi ancak ruhunuzu kaybettiginizde durdururlar.`

Psikotronik Çag

Eski Sovyetler Birligi, Bati dünyasinda psikotronik olarak bilinen, enerji biliminde ve psikoenerji teknolojisinde uzun bir programlar tarihine sahipti. Son zamanlara kadar, bu teknolojiyi temellendiren baslangiç çalismalarinin büyük çogunlugu Bati`da yapildi ve Sovyetler Birligi`ne kaçirildi. Yillarca Bati`nin bilimsel toplumu, Moray, Abrams, Hieronymous, Tesla, Dela Warr, Down ve Reich gibi kisilerin çalismalarini önemsemeyerek, Sovyetler`e psikotronik silahlardaki durumlarini pekistirmek için en azindan 30 yillik bir öncelik verdi. Brejnew, 1978 SALT görüsmelerinde, ` insan aklinin kavrayabileceginden daha korkunç ` silahlarin yasaklanmasini önerdiginde Baskan Carter`in önerilen sey hakkinda bir fikri bile yoktu.

Pandora Projesi

Moskova`daki Amerikan Elçiligi 1960 dan 1965 e kadar orada çalisan Amerikali personel arasinda, Amerikan Elçisi`nin daha sonra ölmesini de içeren, çok çesitli fiziksel ve zihinsel hastaliga neden olan elektromanyetik ve migrodalganin bir karisimi ile kusatildiginda, Amerikan yönetimi psikotronik gerçegine uyandi. Bir zamanlar Savunma Bakanligi`nin Bilim Danismani, simdi emekli olan, Dr. Stephen Possony bana dedi ki:

` Moskova `daki elçinin ve diger çalisanlardan bir çiftin, lösemi nedeniyle orada ölmesinden sonra orada ne olduguna çok dikkatle arasrirmamiz için ani bir emir geldi. Dev bir proje yürürlüge girdi. Bu tümüyle PANDORA Projesi olarak bilinen hale geldi ve bu CIA` yi, Ileri Arastirma Proje Ajansi ( ARPA ) yi, Devlet Departmani`ni, Donanma`yi ve Ordu`yu da içeren TUMS, MUTS, ve BAZAR Projeleri gibi çok sayida paralel projeyi ihtiva etti. Bunlar yayilan Sovyet mikrodalgalarinin hayvanlar ve insanlar üzerindeki etkilerini incelemek için görevlendirildi. Sonradan ` Moskova Sinyaleri ` olarak adlandirilan elektomanyetik sinyaller, Moskova`daki Amerikan Elçiligi`ni her gün hedefledi. Kisa ` S ` ve uzun ` L ` spektromda bu sinyaller bazilari rastgele olan gelisme örnekleri ile karmasik modülasyona sahipti. ARPA`nin 20 Aralik 1966 tarihli Çok Gizli notu bu projenin önemini gösteriyor. Tehtidin ne oldugunu belirlemek için Beyaz Saray, Birlesik Devletler Haberalma Heyeti ( USIB ) vasitasiyla, Devlet Departmani, CIA ve Savunma Bakanligi için de bir arastirma çalismasinin yürütülmesi için direktif verdi. Ulusal Programin koordinasyonu " TUMS " kod adiyla Devlet Departmani tarafindan yapildi. ARPA insan üzerinde düsük seviyeli elektromanyetik radyasyon etkileri bulunan potansiyel tehditlerden birisiyle ilgilenen tüm programin seçilmis bir kisminda temsil edilmekte ve bunun üzerinde arastirma yürütmektedir. Bu not PANDORA diye adlandirilan bu programdan elde edilen ilk sonuçlari özetlemektedir.

1976 yilinda Devlet Sekreteri Henry Kissinger Amerika`nin Moskova`daki Elçiligi`ne Moskova Sinyali ile ilgili çalismalarin sonuçlarini özetleyen asagidaki telgrafi gönderdi.
Konu: Radrasyon ve Ultra Yüksek Frekans ( UHF ) ve Elektromanyetik Tehlikeler 16 Nisanda AFSA baskani John Hemenway AFSA`nin yönetim kuruluna asagidaki raporu sunmustur. 1960 dan baslayarak Sovyetler Birligi Amerika` nin Moskova Elçilgi`ne akli kaybettirmeyecegi hesaplanan fakat personel üzerinde psikolojik etkilere neden olan yüksek frekansli radrasyon huzmesi gönderdi. Sovyetlerin çalisan personelde ( en azindan 1960 a kadar ) basarmayi hesapladigi etkiler, (A) Kiriklik – keyifsizlik, (B) Sinirlilik – alinganlik, (C) Asiri yorgunluk – bitkinlik hallerini içermektedir. Bu zamanlarda Sovyetler neden olunan etkilerin geçici olduguna inandilar. Daha sonra bu etkilerin geçici olmadigi dogrulanmistir. Böyle radrasyona ve Ultra Yüksek Frekansli / Çok yüksek Frekansli ( UHF/VHF ) elektromanyetik dalgalara kesinlikle baglanan seyler: (A) Katarakt, (B) Kalp atisini etkileyen kan degismeleri, (C) Habis urlar (D) Dolasim problemleri, ve (E) Sinir sisteminin sürekli gerginlgi. Birçok durumlarda, sonraki etkiler isin verildikten on yil veya daha uzun süre sonra asikar hale gelir.

1974 yilinda V. P. Kaznacheyev ispat etmistir ki, ölüm uzak bir mesafeden ultraviyole isinlar kullanilarak nakledilir. Ayni yilda, bir Çek mühendis, Robert Pavlita böcekleri uzak bir mesafeden psikotronik cihazlkar kullanarak öldürebildigini gösterdi. Amerikan Haberalma Servisinin raporuna göre Pavlita – güçlü ve kontrol edilemez heyecanlara, hastalik nöbetlerine, felce ve ölüme neden olacak kapasiteye sahip olan biri 320 km. digeri daha uzun mesafeden etkili olan iki psikotronik silah gelistirdi. O zaman Pavlita`nin psikotronik üreteçlerin yapimi konusunda 30 yilik bir tecrübesi oldugu rapor edildi. Benzer islerin delilleri Bati`da ortaya çikmaya devam etti.

1979 yilinda degisim programiyla Prag Üniversitesi`nde çalisan bir Amerikali biyofizikçi fazla bir süre önce dedi ki, " Benim varmamdan hemen önce bir Dogu Alman yüksek lisans ögrencisi süper iletken dalga klavuzu ( büyük bir hassaslikla radyodalgalarini hedefleyen ve onlari siraya sokan ve sogutucu bir mahlutla sogutulan bir cihaz) kullanan bir projede çalisirken öldürüldü. Asil sasirtici olan bundan sonra olandir. Sovyetler fizik laboratuarinin tüm duvarlarini yiktilar, sogutma cihazlarini, dalgaklavuzlarini ve diger donanim Çek- SSCB siniri yakinindaki bir kaleye nakledildi " . Biyofizikçi dedi ki, " Projeye yardim eden diger proföserlerden ögrendigime göre birkaç ay sonra Sovyet bilim adamlari bir kilometre ötedeki bir mesafeden keçileri öldürebilmisler ve keçilerin kafasinin görünüs açisina bagli olarak iki kilometreden fazla bir mesafeden keçilerde yanlis yönlenme ve kapasite düsüklükleri etkilerine neden olmuslardir ".

Sovyet ` Agaçkakan ` sinyali. ` Moskova Sinyali`nden sonra Amerika`da alarma neden olan ve ` Agaçkakan ` sinyali olarak adlandirilan ikinci Sovyet aktivitesi ilk olarak 1975 in sonlarinda kesfedildi. Ülkedeki 21 MHz. de yayin yapan radyolarda toplanabilen bu yüksek frekansli sinyaller bir agaçkakanin çikardigi sesler gibi ` tak, tak, tak ` seslerine haizdi. Bunlarin kaynaklarinin en sonunda Riga, Latvia`daki üç istasyonda izi bulundu. Yayilan sinyaller 7-7,5 Hz olan yerkürenin dogal zemin elektromanyetik alanindan 25-30 defa daha kuvvetli olabilmekteydi. Dünyadaki memelilerin beyni tabii olarak 7-7,5 Hz. lik frekansla yüklüdür. Fakat memelilerin %25 nin beyinleri Agaçkakan sinyallerinin 10 Hz. lik modülasyonlariyla etkilenebilir. Sira ile bu modülasyonlar dogrudan insan beynine yollanacak bir mesaj tipini tasimak için adapte edilebilirler. Yayin frekansinda oldugu gibi yayinlanan pulsun karakteristiginde sik sik vuku bulan degismeler birilerine bunun uzaktan kontrol veya telemetri için kullanilabildigi fikrini verdi. Bununla birlikte Savunma Haberalma Servisi tarafindan toplanilan istihbarat gösterdi ki; ` Agaçkakan ` Sovyetlerin – ufuk – radari ( OTHR ) üzerindeki gelistirmelerinin ilk tesebbüsleriydi. Ilk radar sitesi 1975 yilinda insa edildi. Atölye testleri basladi ve birkaç yil sürdü. Elektromanyetik sinyallerin Kutup Iyonosferi`nden geçerken zayifladigi ortaya çikti. Atilan 10 füzeden, radar yanlizca birkaçinin kesfini ( bulunmasini ) garanti eder. ` Agaçkakan `, daha sonra Bilimsel Arastirma Enstitüsü ( N I I )`nin direktörü olan, bas tasarimci F. Kuzminsky`nin beyninin ürünüdür. Kuzminsky ile bir teknik bilim danismani olan Vladimir Ivanovich Markov arasindaki güç mücadelesi projeyi bir durma noktasina getirdi. Sistemin problemlerini açikca çözmesine ragmen, Kuzminsky Sovyet rejiminin destegini almayi basaramadi ve onun sistemi asla tamalanmadi.

` Agaçkakan ` sistemi üzerine DIA` nin raporu bir ` silahlar sistemi ` olarak Kuzminsky`nin çalismasina defalarca atifta bulunmasina ragmen, simdi ` agaçkakan `nin insan beynini bozmak için düsünülerek tasarlanmadigi açiktir. Bunun henüz kesfi üzerine, bunun ` dünyanin iklimini kontrol etme veya SSCB disindaki insanlarin üzerinde fiziksel ve psikolojik etkiler yaratmak için ` bir araç olacagi farzedildi.

Benzer mesnetler simdi Amerika`da Alaska`da insa halinde olan Amerikan Savunma Bakanligi`nin HAARP programina atfedilmektedir.

Savunma Bakanliginin Programlari

Arkadan yetismeye çalisan Amerikan Ordusu ve Donanmasi elektromanyetik, mikrodalgalar, radyo frekanslari v.s. üzerine yogun arastirma programlari baslatti. Bu programlarin çogu çok gizliydi ve hala öyle olmaya devam ediyor. Baslangicta gizli olmayan bazi bölümler 1970 lerin sonunda gizli hale getirildi. Bu programlarla ilgili alanlar nerede ve ne zaman varsa CIA oraya ayagini basti ve bunlari fonlayarak arastirmanin boyutlarini genisletti ve sonuçlarini paylasti. Kamu tarafindan yapilacak sorusturmalari önleyecek kanunlar getirildi. Bu programlarla mesgul olan akademik elemanlarin üniversite yetkilileri tarafindan sorgulanmasi önlendi. Egitim degerleri ve ahlak yersiz hale geldi. Benzer bir durum bazi Ingiliz Üniversiteleri`nin kampüslerinde de görüldü. Bazi deneysel programlarin sonuçlari sok ediciydi. Çesitli askeri ve haberalma kuruluslarinin iyonlastirmayan radyasyonun ve mikrodalgalarin insan üzerindeki mümkün zarali etkileri konusunda süpheleri vardi. Savunma Haberalma Servisi, CIA ve Ordu, eski Sovyetler Birligi tarafindan yapilan ilerlemeleri ve onlarin uydularini yillarca gözlüyordu. Elektromanyetik Frekanslar (EMF)`nin ve mikrodalgalarin zarali etkileri üzerine istihbarat raporlarina ragmen, onlar gerçekleri kendileri tesbit etmeye çalismaya karar verdiler. PANDORA Programi neticede bir atlama tasiydi.Genisletilmis deneyler anlasma yapilan müteahhit kuruluslar vasitasiyla veya kendi laboratuarlarinda Ordu`da, Donanma`da, Hava Kuvvetleri`nde ve CIA` da gerçeklestirildi.

Müteahhitler onlara gönülsüz insan deney standini tedarik ettiler. Bazi askeri anlasmalar oldukça tehlikeli çevrelerdeki çalismalari ihtiva etti. Bazilari hala böyle devam etmektedir. Bazi zamanlar, onlarin çalisanlari bunun farkina vardilar ve hala bunun devam etmesine izin veriyorlar. Iki ana sebep vardi: (a) karli anlasmanin maddelerine razi olmak; (b) radyasyonun insan üzerindeki etkileri hakkinda veri toplamak. Seneler sonra habersiz kurbanlar tarafindan getirilen davalarin bollugu bir kez daha ciddi soruyu seslendirdi: son, araçlarin suçsuzlugunu ispatlayacak mi? Hepsinden sonra, çesitli durumlarda sorumlu olanlar gerçekten elektromanyetik alanin zararli etkilerinin farkina vardi ve hala gerçekleri kurbanlarindan ve çalisanlarindan kasden gizlediler. Birçok hayat kaybedildi, henüz kuruluslar ve onlarin müteahhitleri tarafindan hiçbir sorumluluk kabul edilmedi.

Amerikan Ordusu`nun elektromanyetige olan ilgisi iyi tayin edilmistir. Üç-Servisli Elektromanyetik Danisma Paneli (TERP) Amerika`daki üç askeri servisin hepsinin ilgilerini temsil etmektedir.

TERP`in 1990 durumlari ile ilgili anlayisini gösteren notu: AMAÇ:

Bu Üç – Servisli Panel, Iyonlastirici olmayan Elektromanyetik Radyasyon ( EMF )` nin insan üzerindeki biyolojik etkileri üzerine yürütülen arastirma ve gelistirme çalismalarini yapan ve herbirinin genel ve kendisine özel gereksinmeleri olan askeri bölümlerin çalismalari arasinda görünür ve etkili bir koordinasyon saglamak için yeniden yapilandi ve imtiyaz verildi.

AMACA AIT:

a. Üç askeri bölüm için ortak olan iyonlastirmayan elektromanyetik radyasyonun biyolojik etkilerini ilgilendiren tibbi arastirma ve gelistirme çalismalarini ve her ayri bölümün göreve özel ihtiyaçlarini, teshis etmek ve periyodik olarak gözden geçirmek.

b. Askeri operasyon kuvvetlerinin, sistem gelistiricilerinin ve askeri bilimsel ve teknik toplulugun ihtiyaçlariyla ilgili tibbi arastirma ve gelistirmeleri teshis etmek.

c. Imkanlarin, malzemenin, personelin ve ihtiyaç duyulan arastirma ve gelistirmenin zamaninda ve etkili bir sekilde tamamlanmasi için ayrilan fonlarin koordinasyonu.

d. Iyonlastirmayan elektromanyetik radyasyonun insan üzerindeki etkileri üzerine devam eden arastirma ve gelistirmelerin bütün yönleri üzerine servislerarasi bilgi degisimini sürdürmek için islemleri gelistirme.

e. Üç askeri bölüm ile diger servisler tarafindan bu alanda yapilan arastirma ve gelistirmelerin koordinasyonu için islemler gelistirmek. TERP, Ordu, Donanma, Hava Kuvvetleri ve Deniz Sirketleri tarafindan seçilen asker ve sivilllerden olusan üç full-time gruptan mütesekkildir. Panel daha ileri tavsiye ve gelismeler için bilimsel toplumun temayüz etmis üyelerini düzenli olarak davet eder. TERP Savunma Sekreterligi Dairesi ( OASD )` nin içindeki diger dairelere istisare heyeti olarak hizmet verir. TERP arastirmalarini orduyla sinirlandirmaz, ulusal arastirmalara karsi da aktif bilgisi vardir. TERP`in arastirmasi 1990` da genis bir alani kapladi. Örnegin, Ordu`nun nükleer olmayan elektro-manyetik pulslarin bioetkilerine ilgisi su gibi alanlarda çalisma ve arastirmayi baslatmistir:

Insan dozimetrisi ve maksimum yüksek pulslu elektromanyetik alanlarin biyoetkileri, ve çevresel nükleer-olmayan elektromanyetik hasar veri tabaninin gelismesi.

Bunlari basarmak için böyle alanlarin insanlar üzerinde sahip oldugu etkileri ögrenmek hayati önemdedir. Simdiden hem Avrupa`da hem de Amerika`da çok sayida sivil bu alanda yapilan gizli deneylerin hedefleri oldular, fakat onlar kendilerine yapilan bu yanlis muamelenin kaynagini teshis etmekte basarisiz kaldilar. Bunlarin kendi politikacilarindan ve Uluslararasi Af Örgütü ve Iskence Kurbanlarinin Himayesi için Tibbi Kurum gibi degisik uluslararasi kurbanlari destekleme kuruluslarindan destek almak için sarfettikleri çabalar bir sonuç vermedi.

Amerikan Hava Kuvvetleri * Milimetre dalga sistemi ile olusturulan gözle görülebilir hasarlar * Alçak mikrodalga bölgesinde ( S bandinda ) ki Yüksek Güçlü Mikrodalganin Biyoetkileri, üzerine arastirma yürütmekteydi. 27/28 Subat 1987 de, Teksas, Brooks Hava Üssü`ndeki Hava Kuvvetleri, Hava ve Uzay Tibbi Okulu`nda devam eden Üç – servisli Elektromanyetik Radyasyonu Istisare Paneli ( TERP )`in tutanaklari davranis kontrolüne verilen önemi gösterdi. Sayfa 2 de sunlari buluruz: ` Walter Reed Army Arastirma Enstitüsü ( WRAIR ) deki Radyo Frekansi Radyasyonu ( RFR ) davranis programi yüksek öncelikle müteala edilir.`

Her askeri servis tarafindan Los Alamos, Lawrence Livermore`da Sandia Laboratuari`nda gelitirilen, Yüksek Güçlü Mikrodalga (HMP) nin kullanilmasi herkesin bildigi bir seydir. 10-13 Subat 1986 da yapilan TERP toplantisiyla ilgili 18 Mart 1986 tarihli bir mektup isaret etmektedir ki, ` Ordu, Sandia Laboratuarinda gelistirilen 2,5 GHz.lik bir sistemin 3 Mart 1986 da teslimini isteyecektir.` Yine ayni mektup isaret etmektedir ki, `Biyoilojik çalismalar göz, kalp ve davranis üzerinde israrla duracaktir.` Savunma bölümü bu alandaki tibbi arastirmalarin pesini birakmamaktadir. TERP`in 1 Mayis 1989 tarihli toplanti tutanaklari, yararlanabilirlik, hayatta kalabilirlik ve Elektro-manyetik Isinlarin Etkileri Üzerine ` herhangi bir tibbi kriterin ` arastirmanin neticesinde nihai rolü rolü oynamasini tavsiye etmektedir. Amerikan Donanmasi servislerin en ilgilisi gibi görünmektedir. Donanma Arastirma Bakanligi Dairesi ( OCNR ) tarafindan verilen elektromanyetik dalgalarin biyolojik etkileri üzerine programlarin listesi muazzamdir. Nisan 1989 da yalnizca fihrist bes ciltten olusuyordu.

Bu programlar, – Çok Düsük Frekans ( VLF ) li ve Çok Yüksek Frekans ( VHF ) li yayinlarin absorbiyon oranlarini tayin etmek için vücut akiminin kullanilmasi, manyetik alanlarin biyolojik etkileri, etkili elektromanyetik alan gözetiminin gelistirilmesi ve elektromanyetigin genler ve DNA üzerindeki etkilerinden, Elektro tasima – elektroportation – ( teleportation kelimesiyle anlamdas bir kelime ) gibi bilim kurguya benzer mevzulara kadar degismektedir. Bilimsel bir degeri bulunmayan bu çalismalarin maksatlari ve sonuçlari saldiri amaciyla kullanilmak üzere modifiye ( tadil ) edilirse bunun korkutucu neticeleri olabilecektir. Elektromanyetik Alan ( EMF ) teknolojisinin avantajini kullanarak, degisik haberalma servisleri müthis yetenekler gelistirdiler. NSA, EEG den celbedilen potansiyeli uzaktan izlemek için gelistirilen teknolojilere büyük ilgi gösterdi.Böyle bir teknoloji gelistirilmeli mi, hedeflenen bir bireyin EEG si kodlanmali mi? Bu gizli servise yalnizca hadeflenen bireyin düsünce islemlerinin çalismasi imkanini vermekle kalmayip ayni zamanda bu hedeflerin karar verme islemlerinin düsünce örneklerini de etkileyebilir. Halihazirda ön ilerleme yapildi. Konusma güçlerini kaybetmis olan, zihnine tesir edilmis kurbanlara yardim etmek gayesiyle, Missuri Üniversite`sinden bir noropsikolog olan Dr. Donald York ve bir konusma patolojisti olan Dr. Thomas Jensen özgün beyin dalga örneklerindeki 27 kelime ve heceyi teshis etmeyi ve kodlamayi basardilar. Onlar, 40 kurbanda, bu EEG örnekleriyle hem konusulan kelimeler hem de sessiz düsünce kelimeleri arasindaki karsilikli iliskiyi kurabildiler. Onlar beyin dalga lugatiyla bir bilgisayar programi yaptilar.

Uzaktan Görüntüleme programlarinin tepesinde bulunan, CIA, Ordu ve DIA gibi birkaç haberalma teskilati uzaktan izleyen kisilerin EEG leri üzerine yogun çalisma baslattilar. Fikir, gözleyen kisiler tarafindan bilginin nasil elde edilecegini ve islemin tersine çevrilmesiyle, gözleyene verilen bilgilerin hedefi etkilemek için ona (hedefe ) geçirilip geçirilemeyecegini tahkik etmeye çalismakti. Los Alamos Ulusal Laboratuari ( LANL ) bu alanda genis arastirma programlari yürüttü.

Modern elektromanyetik saçilma teorisi, insan beyni vasitasiyla saçilan çok kisa pulsun, merkezi sinir sisteminin canlanma ( uyanma ) derecesinin güvenilir bir hesabini yapmak için kullanilabilecek yansitilan sinyallerle sonuçlanabilecegi, ümidini uyandirmaktadir. Bunun gerisindeki kavram; " Uzaktaki EEG " hareket potansiyellerini veya daha büyük sinir sistemi bölgesindeki hareket potansiyelleri toplulugunu saçmalidir. Maharetlerimizin nasil tesir biraktiklarini ve nasil hatirlandiklarini anlayacagimizi varsayarak bu kavrami bir adim daha ilerletmek ve diger bir bireyde bulunan bir deneyimi kopyalamak mümkün olabilir. Bir " oradaydi – bunu yapti " bilgi tabani saglama ümidi, uzmanlik egitimi için bizim yaklasimimizda devrimci bir degisim temin edebilir. Basarinin pekismesi zihni ürkütecektir. Son yillarda, öldürücü olmayan silahlar kavramiyla birlesen çok sayida zihin kontrol programlari gelistirildi. Böyle bir rol için adaylar arasinda bulantiya, kusmaya ve karninda spazma neden olan Çok Düsük Frekans ( VLF ) ile ve Radyo Frekansi ( RF ) ile birlesen infrases silahlari vardir. 1969 a kadar Fort Believer, Virginia`daki Amerikan Ordusu Hareketlilik Donanim Arastirma ve Gelistirme merkezi infrasonik sistemlerin insan üzerinde sahip olabilecekleri etkilerini detaylandirdi: Bu etkiler sinir sisteminin bozulmasindan ölüme kadar uzanmaktadir.

Kayitlar göstermektedir ki Los Alamos Ulusal Laboratuari 1994 te Amerikan ordusu Arastirma, Gelistirme ve Mühendistlik Merkezi ( ARDEC ) in destegiyle Migrodalga silahlarin tasarimi ve yapilmasi üstüne bir arastirma ve gelistirme programi yürüttü.

Bu silahlardan bazilari evvelce Amerikan servisleri ve bölümleri tarafindan Amerika`da ve Ingiltere`de gizli olarak kullanilmis olabilir.

Bundan baska, akustik ( ses ) jeneratörleri ( personele karsi ve malzemeye karsi), yüksek güçlü mikrodalga jeneratörler, sinir gerici ve telsiz sersemletici teknolojiler için Bilginin Hareket Özgürlügü dilekçelerimden, 1994 yilindan beri cevaplandirilmayan, bir tanesine Amerikan Savunma Departmani`ndan son zamanlarda gelen bir cevapta arastirdigim bilginin simdi, daha önceden bilnmeyen, Öldürücü Olmayan Silahlar Müdürlügü`nün sahasinda oldugu konusunda aydinlatildim.

16-17 Kasim 1993 te Amerikan Savunma Hazirlik Dernegi`nin destegiyle, Los Alamos Ulusal Laboratuari tarafindan organize edilen gizli bir konferansta, asagidaki konusmacilar yeni – öldürücü olmayan silahlar kavraminin bir bölümü olarak zihin kontrolünün degisik konulari üzerinde makaleler sundular:

Dr. George Baker (Savunma Nükleer Ajansi – – simdi Savunma Özel Silahlar Ajansi, DSWA): Radyo Frekans Silahlari – – çok çekici bir öldürücü olmayan tercih…

Dr. John Derring (Bilimsel Uygulamalar Arastima Birligi – – SARA): ` Akustik Teknolojisi `.

Dr. Clay Easterly ( Oak Ridge Ulusal Laboratuari: ` Asiri Düsük Frekans ( ELF ) Alanlarinin öldürücü olmayan silahlara uygulanmasi `

Ms. Astrid Lewis (Birlesik Devletler Ordusu Kimyasal Arastirma ve Gelistirme Amiri)` Kimyasal / Biyolojik Anti-Terorizm`.

Birlesik Krallik`ta savunma meseleleriyle ilgili mikrodalga çalismalarinda rol oynadi. Kraliçe Elizabeth Koleji`nden Profösör E. H. Grant ve Dr. R. J. Sheppard bu alanda çalisiyordu. Grant Amerikan Hava Kuvvetleri, Sheppard ise Donanma tarafindan tayin edilen çok sayida is yapti. Grant, NATO Ileri Arastirma Grubu`nda sef bilim adami olarak çesitli konferanslar verdi. 1983-4 süresinde Sheppard, Amerikan Hava Kuvvetleri, Toory Arastirma Istasyonu ve GEC. Ltd. Sti. ile çalisiyordu. Savunma meselelerinde pulslanmis mikrodalgalarin kullanisi ile ilgili mevcut programlar hakkinda Genel Haberlesme Karargahi ( GCHQ ) na sordugum sorular, uzun bir aradan sonra, böyle programlarin çesitli üniversitelere teslim edildigi ve GCHQ` nun bu konularda bagimsiz hiçbir arastirma yürütmedigi konusunda beni aydinlatan Vthe Yabanci ve Memleket Halki Dairesi ( Vthe Foreign and Commonwealth Office ) tarafindan cevaplandirildi. Birlesik Krallik`taki Amerikan Üslerindeki Cruise mevzilerinin tepesinde Greenham Commen`da baris mücadelelerini silme, kadin baris mücadelecileri Amerikan Üslerinin disinda bir dizi bariscil protesto eylemi gerçeklestirdiler. 1985 in sonunda Greenham Common` daki baris kampinda yasayan kadinlarda – degisik bas agrilari, menapozdan sonra zamansiz adet kanamalarindan – geçici felç nöbetleri ve hatali konusma koordinasyonuna kadar gelisen alisilmamis hastalik örnekleri görülmeye basladi. Iki tane de erken bebek düsürme olayi – besinci ayda – görüldü, elektromanyetik biyolojik silahlarin kullanildigi süphesiyle, yardim aradilar. Elektronics Todey dergisi birçok ölçüm yapti ve raporu Aralik 1985 de yayinladi. Raporun sonucu söyledir: Genis alanli bir sinyal güç ölçeri ile yapilan ölçümler, hastalik etkilerine maruz kaldiklarini iddia ettikleri bir zamanda, kadin kamplarinin birisinin yakininda zemin sinyal seviyesinde önemli bir artis oldugunu göstermistir.` Kadinlar gürültü yaptiklari ve karisiklik çikardiklarinda, sinyallerin aniden yükseldigine isaret edilmistir.

10 Mart 1986 tarihli Guardian` da ` Baris Kadinlari Üs `de elektronik silmeden korkuyorlar, Gareth Parry demektedirki, Amerikan Ordusu`nun ( Greenham Common`da ), çitin çevresinin yakininda hareket eden bir insanin vücudundan radar dalgalarini sektirmek için oldukça yüksek bir frekansta çalisan, Üs Tesisi Emniyet Sistemi ( BISS ) oarak adlandirilan rahatsiz edici bir dedektör sistemi vardir. Amerikan Temsilciler Meclisi Tahsisatlar Komisyonu`nun 1985 yili için Askeri Insaat Altkomisyonundan önceki bir oturumda, General Schnidel Greenham Common`da mikrodalga teknolojisinin kullanilmasi ihtimalini ima etti.

` Bizim operasyon mefhumumuz üsde bulunan en yüksek degerli kaynaklari korumaktir… Biz, garnizonda ve savas zamaninda tesisat mevzilendirildigi ve operasyonel hale getirildigi zaman bunun emniyetini saglayacak bir takim anlayisina sahibiz… Sistemin gereksinilen algilayicilar, çitler ve isikla tamamen techiz edilmedigi durumlarda insanlar bunun yetersizligini telafi etmek için görevlendirilecektir.` ( eklenen siddet )

Mikrodalga emniyet sisteminin yerlestirilmesinden sonra, tesisi korumakla görevli Amerikan personeli sayisinda önemli bir azalma oldu. Bu emniyet yayilmasinin ölçüsü daha sonra Hava Kuvvetleri Karargahi Departmaninin 501. Güvenlik Polis Grubunun yil sonu raporu vasitasiyla dolayli olarak teyit edilmistir: ` Geerham Common nizamnamesi tatbik edildi, süper çitler insa edildi… ( eklenen siddet )

Greenham kadinlarinin bir mikrodalga silahiyla mi hedeflendikleri yoksa mikrodalga emniyet çitine uzun süre yakin durmalari nedeniyle mi radyasyona maruz kaldiklari açik degildir. Fakat Greenham`daki Amerikan yetkilileri böyle bir çitin tehlikelerine karsi protestoculari uyarmadiklari için ayni sey çok sik görülmeltedir. Iyonlastirmayan radyasyonun insan üzerindeki etkileri Amerikali yetkililer tarafindan iyi bilinmektedir.

Uzun yillar baris mücadelesi yapan ve Greenham Common`u sik sik ziyaret eden Kim Besly 30 Ekim 1986 tarihinde yazilan elektromanyetik radyasyon üzerine raporun sonucunda sordu, ` Biz " çirkin bir kanit " için üç nesil beklemek zorunda miyiz? `

Peace ve Emergengy` den Liz Westmoreland son zamanlarda bana Greenham Common`dan birkaç kadin baris mücadelecisinin degisik kanser tiplerinden istirap çektiklerini söyledi. Amerika`nin soguk savastaki bir muhalifinden ögrendigi dersi en yakin müttefiklerinden birisinin vatandaslari üzerine geçirmis olmasi mümkün mü?

Sessiz ses- Birçok kisinin isitmesi için beyinde sesler yani elektronik teknolojisinin yardimiyla insan zihnini degistirme ve/veya etkileme teknolojisi, batidaki özellikle Amerika`daki askeri ve haberalma teskilatlari tarafindan yürütülen çesitli projelerin ve programlarin konusu olmustur. Iste bazi örnekler:

Psiko – Akustik Projektör

Yaygin olarak bu açiklama mücadele durumlari sirasinda, düsmanda isitsel psikolojik karisikliklar ve kismi sagirlik üretmek için bir sisteme yöneltilir. Esasen yüksek bir yönlendirilmis huzme farkli güç çeviricilerin birlikteliginden yayilir ve bir gürültü, sifre veya konusma vuru sinyaliyle tadil edilir. Bulus degisik biçimleri faydali kilabilir, bir araca monte edilen hareketli yayicilari ve tesbit edilmis bir frekansa göre akustik huzmesini tadil etmek için kullanilan vasitalari içerebilir.

Şuur Degistirme Için Metodlar ve Sistem

Savunma Departmani degisik projeler ve programlar vasitasiyla evvelce bu teknolojiyi kazanmisti. Böyle bir programdan hülasa: ` insan suurunun durumlarini degistirmek için bir sistem; katli dürtülerin, tercihan degisik frekanslara ve dalga sekillerine haiz seslerin eszamanli uygulanmasini içerir ` demektedir. Bir digerinden: `Arastirmacilar, hususi beyin dalga ritimleri göstermek ve bu vasitayla bireyin suur durumunu degistirmek için beyni tahrik etmek için bir sistemler çesidini kurdular`.

Sessiz Suuralti Mesajlari

Dr. Oliver M. Lowry, Amerikan Yönetimi için askeri ve haberalma dünyasinda Sessiz Ses Yayilma Spektrumu ( SSSS ), bazen de SQUAD olarak adlandirilan degisik gizli projeler yapti. Sistem Irak` a karsi mevzilendirildi. `Esir alinan ve firar eden Irakli askerlerin söylediklerine göre, en fazla harap eden ve en fazla moral bozan programlama, ultra – yüksek – frekansli, " Sessiz Sesler " veya " Sessiz Suuraltilar " olarak bahsedilen suuralti mesajlarin yeni ileri teknoloji tipinin bilinen ilk askeri kullanimiydi. Insan kulagina göre tamamen sessiz olmasina ragmen, Psikolojik Operasyon ( Psy Ops ) psikologlari tarafindan isitsel programlamanin yaninda bulunan bantlara yerlestirilen olumsuz ses mesajlari, Irakli askerlerin suuralti zihinleri tarafindan açik olarak algilandi ve sessiz mesajlar onlarin moralini tamamen bozdu. Onlarin zihinlerine sürekli bir korku ve ümitsizlik duygusunu tamamen yerlestirdi.

Oliver Lowry bu sistemin daha teknik tanimini kendi patetinden veriyor:

` Içinde isitsel tasiyicilar olmayan, çok düsük veya çok yüksek ses frekansi sahasinda veya komsu ( bitisik ) ultrasonik frekans spektrumunda, bir sessiz iletisim sistemi arzulanan bilgi ile yükseltilir veya frekans modülasyonuna ( tadilatina ) ugratilir ve beyinde tahrik için akustik olarak veya titresimle yayilir. Tadil edilen (modulasyona ugrayan ) tasiticilar gerçek zamanda dogrudan nakledilirler veya dinleyici için tehir edilmis veya tekrarlanan yayinlar için, mekanik, manyetik veya optik ortamlarda uygun sartlarda kaydedilir veya saklanir.`

Özel bir dalga sekliyle modulasyona ugrayan ( tadil edilen ) 100 ile 10.000 Mhz. Araligindaki mikradalgalarla kafayi isinlayarak, bir insanin kafasinda ses hasil edilebilir. Dalga sekli frekans modulasyonlu patlamalardan ibarettir. Her patlama, birbiriyle çok siki gruplanmis on ya da oniki taneden olusan muntazam sirali pulslardan tertip edilmistir. Patlama genisligi 500 nanosaniye ile 100 mikrosaniye arasindadir. Puls genisligi 10 nanosaniye ile 1 mikrosaniye sinirlari içindedir. Patlamalar, kafasi isinlanan kiside isitme meraki uyandirmak için ses girdisiyle sik sik module edilirler.

EEG Klonlama

Korku ve zihin kontrolu teknolojisindeki en son gelisme, hedeflenen herhangi bir kurbanin veya gruplarin zihninin kontrolu amaciyla insan EEG sin i klonlamadir. Güçlü bilgisayarlarin kullanilmasiyla öfke, aci, endise, küçümseme, ümitsizlik, dehset, sikinti, kiskançlik, korku, hayal kirikligi, keder, günahkarlik, kin, ilgisizlik, kizginlik, merhamet, hiddet, pismanlik, gücenme, üzüntü, utanç, garez ve terörü içeren insani duygularin kisimlari teshis edilmis ve ` duygu imza kümeleri ` olarak EEG den ayrilmistir. Bunlarin ilgili frekanslari ve genlikleri ölçülmüstür ve sonra muayyen frekans / genlik kümesi sentezlenip ve diger bir bilgisayarda biriktirilmektedir. Bu olumsuz duygularin her biri uygun bir sekilde ve ayri ayri etiketlenmektedir. ` Bunlar daha sonra Sessiz Ses Tasiyici frekanslara yerlestirilir ve diger bir insanda bazi temel duygularin ortaya çikmasi için tetiklenecektir.`

Kafasinda sesler duydugunu iddia eden, birçok zihin kontrol kurbaninin psikiyatrik yardima ihtiyaç duymasina yol açilmistir. Fakat eldeki kanit ` kafada sesler ` üretmek için gerekli teknolojinin mevcut oldugu fikrini vermektedir. Benim burada tanimladigim sey muhakkak ki ordunun gelistirmis oldugu veya halen gelistirmekte oldugu seylerin bir kismidir.

Her akili insanin uyandirilmasi ve gerçeklerin teslim edilmesi bizim için önemlidir. Gerçek ` Mançuryali Aday ` çagi simdiden buradadir. Verdigi destekler ve deneme yazisinda yer alan bazi bilgiler için, Resonance`den Judy Wall`a tesekkür ederim. Zihinleri degistirmek için ön lop lobotimisini tatbik eden ilk kisi Dr. Walter Freeman`dir. Freeman 3.500 den fazla lobotomi yürütmüstür. Lobotomi, bugün hala genis ölçüde Iskoçya`da ve Isveç`te kullaniliyor. Bilhassa V. P. Kaznachayev ve arkadaslari, ` Iki Hücre Grubu Arasinda Görülür Bilgi Aktarimi `, Psiko-enerjik Sistem, Cilt 1, Aralik 1994 ve ` Iki Doku Kültüründen Olusan Bir Sistemde Farkli Hücrelerarasi Etkilesimler ` , Psiko-enerjik Sistem, Cilt 1, Sayi 3, Mart 1996. Ölümcül Olmayan Silahlar kavraminin kurucusu olan John Alexander`in da bu konuya ilgisi kuvvetlidir. Uzak mesafeden hastaliga neden olan imkanlari inceleyen, degisik Amerikali arastirmacilarla yaptigi kaydedilmis konusmalarindan bazilari, benim Savunma Haberalma Servisi Raporum, DST-1805-387-75, ` Sovyet ve Çekoslavak Parapsikoloji Arastirmalari `,1988 de verilmistir.

4 The Atlantic, Cilt 259, Mart 1987, sayfa…

Ticari radyo sistemlerinin yayinlarini bozan günes lekelerinin faaliyete geçtigi onbir yillik günes döneminin baslangicinda çalistirilmaya baslanan ` Agaçkakan ` sinyalleri kendi zirve noktasindadir. Bunun, ` Agaçkakan`i günesin bu faaliyeti ile gizlemek için Sovyetler tarafindan yapilan bir tesebbüs mü yoksa Agaçkakanin etkilerini arttirmada günes faaliyetinin katalizör rolü mü oynadigi bilinmemektedir.

5 Savunma Haberalma Servisi Raporu, Sovyetler Birligi; Askeri Isler, 3 Mayis 1991, F. C. Judd, ` Rus Agaçkakani: Bu soyu tükenmis bir tür mü oldu?` Short Wave Magazine Mart 1991.

Lawrence Livermore Ulusal Laboratuarlari ( LLNL )`in bu programinin bazilari insan zihnini etkileyen öldürücü-olmayan silahlarin gelistirilmesi için sarfedilen gayretlerle daha uyumlu oldugu görünse bile, acayip bir sekilde, LLNL`nin de ` Agaçkakan ` ismi verilmis bir programi vardir. ( Lawrence Livermore ile muhtelif muhabereler Ingiliz Ordusu`nun üniversitelerdeki faaliyetleri üzerine daha fazla bilgi için Kampüs Baglantisi- – Kampüste Askeri Arastirma, Rob Evans, Nicola Butler ve Eddie Gonsalves, Ögrenci Kanada, Londra 1991 – -`na bakin.

Pensacola, Florida`daki Donanma Uzay ve Hava Tibbi Arastirma Laboratuari, Clam Lake`te SANGUINE Projesi`nde gerçeklestirdikleri deneyler sonucunda, SANGUINE anteninin, 45-75 Hz. araligindaki asiri düsük frekansli alanin manyetik bilesenine maruz kalmanin asiri alkol tüketiminde karsilasilana benzer bir strese yol açtigini tespit etti. SANGUINE Projesinde yapilan ölçümler Amerikan Donanmasi tarafindan bu makalenin yazarina verildi. Robert Becker, Cross Currents, Jeremy P. Tarcher Inc., Los Angeles, USA, 1990, sayfa 202 ye de bakin. Benim Open Eye sayi 3, 1995 te yayinlanan ` Robert Strom`un Öldürülmesi ` isimli yazima bakin. Strom`un hikayesi, 5 Mart 1989 da David Aummel tarafindan yapilan CBS haberlerinin ` Altmis Dakika`sinda, `Strom Boeng`e karsi` da verildi. TERP kuruldugu zaman 21 Temmuz 1980 tarihli ilgili muhtira, askeri temsilciler tarafindan imzalandi.

Uluslararasi Af Örgütü`nün Merkezi ve Iskence Kurbanlarinin Himayesi için Tip Kurumu (the Medical Foundation For the Care of Victims of Torture) ile olumlu sonuçlar vermeyen mektuplasmalarimiz oldu. Arsivimde, elektromanyetik araçlarla günlük iskencelere maruz kalan ve bazi durumlarda hala bu iskencelere maruz kalmaya devam eden, üstün zekali bazi kisilerin dosyalari vardir. Bugüne kadar hiçbir organizasyon bunun sorumlulugunu kabul etmemistir. Bunlarin kötü hali hiçbir kurbanlara destek organizasyonu tarafindan dinlenmemistir.

TERP`in toplanti Raporu, 1 Mayis 1989

Iyonlastirmayan Elektromanyetik Radyasyonun Biyolojik Etkileri, cilt XII, sayilar 1 den 5e , Aralik 1988; Donanma Arastirma Baskanligi Dairesi, Arlington,Virginia, Nisan 1989 da yayinlandi.

Bir bilim-kurgu tipi proje örnegi, 441k708-04 Proje kodludur.

Elektronakil ( Elektroportation ): Temel Mekanizmanin Teorisi – Ilerleme: nicel teori, iki tabakali zarin büyük elektrik pulsuna bagli olarak tersinir elektriksel çöküntüsünü ve küçük pulsa bagli olarak yüklerin alikonmasi ile pasif yüklenmesini basariyla tanimlar.

Bir nükleer arastirma merkezi olan Lawrence Livermore Ulusal Laboratuarlarindaki bilim adamlari, böyle seylerden nükleer silahin enerjisini tutabilen ve bunu elektromanyetik spektrumun daha düsük ucunun seçilme kismina odaklayabilen ve bu enerjiyi düsmanin beynini etkilemek içn kullanabilen beyin bombalari olarak söz etmektedir. Düsünce düsman askerlerine kendi izlerini ziyaret ettirecektir. ` The Atlantic, cilt 259, Mart `

` Bir Infrases Sistemi ` , B. D. Ordu Hareketlilik Donanim Arastirma ve Gelistirme Merkezi, Fort Believer, Va, 1969. ` Etkiler Insan ` bölümüne bakin.

Yakinda çikacak olan kitabi, Gelecek Savas`ta – öldürücü olmayan silahlar kavraminin destekçilerinden, önde gelenlerinden ve kurucu babalarindan birisi olan – John Alexander bu yikici silahlarin iktisabini ve mevzilendirilmelerini mesrulastirmak için çalismaktadir. LA-CP-94-0061, Mikrodalga Silah Tasarim ve Icra Zarfi; B. D. Ordu Arastirma Gelistirme ve Mühendislik Merkezi ( ARDEC ), Picatinny Arsenal, New Jersy – tarafindan desteklenen is.

Yüksek Güç Mikrodalga Teknolojisi Konferansi ( Harry Diamond Laboratuari, Aldephi, Maryland, 1-3 Mart 1983)`na sunulan LA-UR-83-150, ` Los Alamos Ulusal Laboratuari`nda Mikrodalga Ile Ilgili Çabalar `

Deniz Kuvvetleri Sistemler Komutanligi vekili William A. Longwell`den yazara gelen ve 1994 te dosyalanan bir istekle ile ilgili 2 Ekim 1997 tarihli mektup. Inside the Air Force`daki ` öldürücü – olmayan Teknolojilerdeki önceligi tayin etmek için Pentagon: Hava Kuvvetleri programlari, tedarik ve politika olusturma üzerine gizli haftalik rapor-Cilt 5, sayi 15, Nisan 1994e bakin. Grant, saglik için tehlike yaratabilecek yerlerde mikrodalga kulesinin yerlestirilmesine müsaade etmek için Manchester Sehir Konseyi tarafindan verilen red cevabina karsi 1971 Sehir ve Kir Planlama Hareketi altindaki basarili temyizinde Mercury Haberlesme Ltd. Sirketi`nin baslica bilimsel sahidiydi. FCO`dan yazara mektup, 1993

Donanma Satih Silahlar Merkezi, USN`de çalisan bir bilimadami olan Eldon Byrd, mikrodalganin etkileri üzerine 1986 da verdigi bir konferansta sunlari söyledi: ` Biz dokularin, hücrelerin, organlarin ve bütün organizmanin davranisini degistirebiliriz… Laboratuar hayvanlarinda alti kat daha fazla cenin ölümlerine ve dogum kusurlarina neden olabilirsiniz ve bu manyetik alanlar öyle zayiftir ki bunlari güçlükle sezebilirsiniz… Genetik mühendisligi yapmak için sik sik uygulanan mikro-cerrahi teknikleri olmaksizin, ELF ( asiri düsük frekans ) li zayif manyetik alanlarla genetik mühendisligi yapabilirsiniz. Insan hücrelerinde ölümcül hastaliklarin nasil hasil edildigi ve bunlarin nasil iyilestirildigi bilinmektedir. Insanin beyin dalgalarini bir odanin içinde çok düsük bir manyetik alanla dolastirabilirsiniz.` Yazar`in mülkünde teybe kaydedilen konferanslar

Ön Rapor-Arka plan malumati

Mikrodalga / Elektromanyetik Kirlilik: az bilinen bir tehlike

Ekim 1986, güncellestirilmis Haziran 1988

Besly 1996 da kanserden öldü.

30 Psiko- Akustik Projektör, Patent 3, 566,347, B. D. Patent Dairesi, 23 Subat 1971

31 32 33 Suuru degistirmek için Metod ve Sistem, Patent 5, 123, 899, 23 Haziran 1992 tarihli

34 ` Yüksek Teknolojik Psikolojik Savas Orta Dogu`ya ulasti `, Bülten, 23 Mart 1991, ITV ( Londra ) News Bureau Ltd.“en. Newsweek 30 Temmuz 1990, sayfa 61

35 Sessiz suuralti Takdimi, Patent 5, 159, 703, B. D. Patent Dairesi, 27 Ekim 1992

36 Bu paragraf, ` Sentezlenmis Sessiz Beyindalga Demetleri TM `, – Silent Sound Inc., 5188 Falconwood Court, Narcross, GA 30071, USA`dan alinan iktibaslarin bir tefsiridir.

1990 YILI ABD HAVA HARP AKADEMİSİNDE VERİLEN ZİHİN KONTROLÜ DERS NOTLARI /// 1990 USAF ACADEMY C HEMTRAILS TRAINING NOTES


DOKÜMAN İNGİLİZCEDİR.

BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=2WizZNw6kTQ

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=pf_OyVCB_wY

MK ULTRA PROJESİ : Uçaklara zihin kontrolü


Almanya’da uçaklar, zihinden verilmekte olan komutla başarılı bir şekilde indirildi.

Münih Teknik Üniversitesi’nin geliştirdiği cihazı kullanan 7 katılımcı, sadece zihinlerinden lazım gelen komutları geçirmek yoluyla uçakları başarılı bir şekilde indirmeyi başardı

Zihinden geçirilen komutlarla idare edilen uçaklar sayesinde artık daha çok kişi uçak kullanma imkanına kavuşabilecek.

Bu mevzuda mühim bir başarıya imza atan Alman bilim adamlarının geliştirdiği cihazı kullanan çeşitli seviyelerde pilotaj bilgisi sahibi katılımcılar, sadece zihinlerinden komutlar geçirmek yoluyla uçakları başarılı bir şekilde indirmeyi başardı.

Bilgisayar simülasyonu yardımıyla Almanya’daki Münih Teknik Üniversitesi’ne (TUM) bağlı Uçuş Sistemi Dinamikleri Enstitüsü’nde gercekleşen denemede, çeşitli seviyelerde uçuş bilgisi olan 7 katılımcı, elleri ve ayaklarını kullanmadan sadece lazım gelen komutları zihinlerinden geçirmek yoluyla uçakları şaşırtıcı bir mükemmellikle indirdi.

Katılımcılar arasındaki bir kişinin ise hiçbir uçuş kabini deneyimi olmamasına rağmen verilmekte olan görevi başarıyla tamamladığına tüm dikkatleri üzerinde toplayan araştırmacılar, denemede elde edilen sonuçların "uçuş ehliyeti şartlarının bir bölümünü karşılayacak ölçüde mükemmel" olduğunun altını çizdi.

Denemede kullanılan cihaz, Profesör Florian Holzapfel başkanlığındaki bilim ekibinin geliştirdiği elektroenselografi (EEG) elektrotları bağlı bir başlıktan oluşmakta . AB fonlarıyla yürütülen Brainflight (Beyin uçuşu) projesi kapsamında geliştirilen cihaz, beyindeki elektriksel gerilimleri çözümleyerek yararlı komutlara çeviren özel bir algoritma kullanıyor. Berlin Teknoloji Enstitüsü, Biyolojik Psikoloji ve Nöroergonomi Bölümü bilim adamlarının geliştirdiği bu özel algoritma sayesinde cihaz, beyindeki elektriksel gerilimleri uçak kullanmak için lazım gelen komutlara çevirebiliyor.

Cihazın beyin kontrollü arayüzünde sadece son derece belli şekilde tanımlanmış elektriksel titreşimlere gereksinim duyduğunu ifade eden araştırmacılar, bu cihaz yardımıyla zihin okumanın ise mümkün bulunmadığı vurguladı.

TUM’daki projeyi yürüten ekibin başındaki uzay mühendisi Tim Fricke, denemeye ait yapmış olduğu açıklamada, "Projenin uzun dönemli hayali, daha çok kişiye uçak kullanma fırsatı arz etmek . Beyin kontrolü sayesinde uçak kullanmak çok fazla daha basit olabilir. Bu, pilotların faaliyet yükünü azaltacak böylece güvenliği artıracak. Ayrıca pilotlar uçuş kabininde elle yapılacak olan diğer faaliyetler için daha çok hareket serbestliğine kavuşacak" diye belirtti .

TUM’un internet sitesinde bulunan haberde, araştırmacıların şimdi olağan kontrol sistemi ve uçuş dinamikleri şartlarının, yeni kontrol metoduna makul hale getirilmesi için lazım gelen değişiklikleri belirleme konusuna odaklandıkları söylendi .

(MERHUM) ARAŞTIRMACI DOÇ. DR. AYTUNÇ ALTINDAL : Elektromanyetik Zihin Kontrolü ve Küresel Gü çler İlişkisi


Siz bir kitabınızda MK-Ultra’dan bahsetmeniz hasebiyle Amerika’da 20 sene boyunca çalışma yapamamıştınız? Bu konuyu biraz açabilir miyiz?

Şöyle başlayalım, 1962 yılında, Sovyetler Birliği’nde Müslümanlara yönelik yayınlar yapılması ve Müslümanlara yönelik Komünist örgütlenmeyi temin edebilmek için "Müs-Büro" diye bir büro kurdular. Yani Müslüman’ın Müs’ü ve büro… "Müs Büro" kurulur kurulmaz bir sene geçmeden, dokuz ay sonra Amerikalılar da "Minared" diye minare diye bir örgüt kurdu "Müs Büro"ya karşılık… Bu "Minared" Türkiye’ye konuşlandırıldı. İşte bundan sonra Türkiye’de değişik işler olmaya başladı. Sovyetler neden "Müs Büro"yu kurdu; 27 Mayıs İhtilâli’nden, darbeden sonra Türkiye’ye barış gönüllüleri gönderildi. Türkiye’de 55 ağa vardı. Bu 55 ağa alındı batı tarafına getirildi. Meselâ Kürt olmadığı hâlde Karakeçili aşiretini aldılar, Bursa civarına getirdiler. Karakeçili Siverek’te olan bir aşiret, Siverek’in denge aşireti.

Bunu cebren mi yaptılar, yoksa teklif ile mi?

27 Mayıs’ta darbe esnasında asker yaptı. Yâni 25 Mayıs’ta 55 Ağa olayı olarak bilinir bu hâdise. Şimdi bunların arasında o zamanlar, Barzanî’yle, Mustafa Barzanî, Türkiye’deki temsilcisi olan Avukat Faik Bucak vardı. Bucak aşiretinin bir kolunun reisiydi… Bucak Aşiretinin bu tarafı Barzanî’nin temsilciliğini yaparlardı. Şimdi Faik Bucak’ı sonrasında oğlu Serhat Bucak’la birlikte öldürmeye kalktılar. Faik Bucak öldü, Serhat Bucak arabasının içinde makineliyle tarandı, şoförünün ihanetiyle… Vuranlar Bucak Aşireti’nin bugünkü temsilcileri… Bundan sonra Barış Gönüllüleri faaliyetlerini gerçekleştirdiler, kimleri satın aldıkları bilinmiyor… Bunları ben açıkladım, 1015 Barış Gönüllüsü Elâzığ’dan Mardin’e kadar misyonerlik ve satın alma çalışmaları yaptı.

Doğan Avcıoğlu’nun "Yön Dergisi"nde bu olaya dikkat çekilmeye başlandı. Bunlar Barış Gönüllüsü değil, misyonerler, Türkiye’yi bölmek için geldiler diye açıklamalar yapıldı Ben Diyarbakır’da yaşadım, fiilen biliyorum, o zaman Diyarbakır’da Panamalıdan tutun Venezüellalıya kadar bir sürü adam vardı… Amerikalılar orada üsler yapıyorlardı, bütün Diyarbakır casus kaynıyordu. İlk hâdiseler böyle başladı. Bunun üzerine "Müs Büro" kuruldu. Bunlar bu üslerden başlayarak Azerbaycan’a, Kafkaslara gidecekler, “bizim için de bölge mühim,” dediler ve bunu önlemek için "Müs Büro"yu kurdular. Ona karşılık, Amerikalılar’ da "Minaret"i kurdu.

MK-Ultra ilk proje. Bu projede beyin yıkama diye bir şey var, "brain washing" dedikleri, bunu Vietnam’da uyguladılar, Kore’de uyguladılar… Bu proje o kadar gelişti ki artık beyin yıkama önemsiz kaldı, uzaktan kontrol, "remote kontrol" denilen sisteme geçildi. Bu sistemin ortaya çıkışında da Tavistock var. Tavistock 1914’ten bu yana var. 1916 resmî kuruluşu… 1. Dünya Savaşında edindikleri tecrübeler sayesinde çok yaygın tıbbî müdahale olayları başlatıldı, bu şekilde bir çok insanı manipüle ediyorlardı. Yine burada ilk kez LSD kullanılmaya başlandı. Bu kullanılmaya başlandığında şahıs ne hâle geliyor. Kokusu yok, tadı yok, çayına üç damla koysalar, dağılıyorsun. Halüsinasyonlar, kendinden çıkıp yükselmeler, acayib acayib hâller… Derken LSD’nin hapları çıktı.

İstanbul’da bir Amerikalı ajan yakalandı, bunun ismi Camgöz Garry… 120.000 adet hap getirmiş, bedava dağıtıyor, çoluk çocuğa… Polis bu adamı çatışmada öldürüyor. Şimdi bu hadiseden sonra mesele daha bir açıklığa kavuştu. Belli bir çevrede mesele dile getirilmeye, konuşulmaya başlandı. Şimdi, burada, adam polise silâhlı mukavemetten öldürüldü. Problem nerdeydi? Problem şuydu: “Uluslararası uyuşturucu nedir?” Tanımı yok! Şimdi, tüketilen yiyecek bitkilerden de uyuşturucu elde edilebiliyor, evde beslenen çiçeklerden de…Peki ama uyuşturucu madde ne? Ben bunun kitabını yazdım 1972 senesinde, "Uyuşturucu Maddeler Sorunu" diye. İşte yazdığım o kitabda MK-Ultra’dan bahsettim ve Amerika’ya giremedim.

Dünyada mı ilk kez yoksa Türkiye’de mi ilk kez bu projeden bahsetmiş oldunuz?

Tam emin değilim ama dünyada ilk olabilir… Şimdi biz bu kitabı çıkartmaya karar verdik, bir akademik çalışma oldu. Bu kitabda, benim bölümümde MK-Ultra’dan bahsettim. LSD haplarını araç olarak kullandıklarından bahsettim. Kitabı Türkiye’de İşçi Partisi yayımlamak istedi, ama bu değil, Behice Boran’ın İşçi Partisi. Behice Boran’ın bu kitabı yayımlayacağı duyulunca Amerikalılar gelip, benim yazımın kitabdan çıkarılmasını istediler. Partililer iyice uyuz oldu ve benim yazıyı bu sefer kitabın ilk yazısı yaparak yayınladılar. Ben daha sonra "Haşhaş ve Emperyalizm" diye bu konuyu yeniden genişleterek kaleme aldım. MK-Ultra ilk projeydi, işin başı buydu, bizzat CIA’in yönettiği, ilmî alt yapısını Tavistock’un sağladığı projeydi.

O tarihte LSD hapları vesaire kullanılıyor, bugün bu teknik ne vaziyette?

Şimdi bugüne bakacak olursak subliminal mesajlar falan…

Subliminal mesajlar umumî mânâda, peki daha net soralım, ferdî bakımdan nerede?

Bakın şöyle bir şey söyleyeyim, Türkiye’ye öyle grublar geldi ki inanamazsınız. 1969 senesiydi sanırım, Adana’da, dünyada çok az bilinen, adı sanı duyulmamış bir rahibe örgütünün elemanlarına rastladım, dört tane. Adana’ya nerden geldiniz, Adana nerden aklınıza geldi, Amerika neresi, Adana neresi, 1960’lı yıllar… Adana’nın köylerinde dolaşan dört kadın rahibe, böyle beyaz harmanîler içinde. Şimdi bunlar rahibe mi, başka mesleği mi var, fahişe mi, git oraya kal seni affedeceğiz mi dediler bilmiyorum. Bu dört kadın dolaşırlar, tanrı, jesus falan diye…

Kısaca soracak olursak; elektromanyetik dalgalar vasıtasıyla insanların beynine müdahale edilir mi?

Edilir…

Elektromanyetik dalgalarla karşılıklı diyalog kurulabilir mi?

Kurulabilir…

Kalb ritmi, solunumu, kasları ve hormonal dengesi denetlenebilir ve manipüle edilebilir değil mi?

Meselâ bakınız, "Devlet Denetleme Kurumu" Turgut Özal meselesi için beni davet etti. Şimdi o zehirlendi konuşuluyor. Yahu mutlaka zehirlenmesi gerekmiyor. Yani bunun yirmi tane yolu var. Ben şimdi iki defa by-pass olmuşum, kalbim arazlı, oradan bana frekansı bir verseler ben gittim… Önemli bir hata yapılıyor, kalb krizinden öldü diye, dikkat ediniz, kalb krizinden ölmek başka bir şey, anî kalb durmasından ölmek başka bir şey… Turgut Özal’ınki anî kalb durması.

Tabiî bir kriz değil yani?

Kriz değil, aniden bir müdahaleyle, meselâ kuvvetli birisi, benden iri yarı birisi gelse kalbimin üzerine şöyle bir yumruk atsa, anî kalb durmasından ölebilirim ben…

Salih Mirzabeyoğlu’da "Ölüm Odası B-Yedi" adlı eserinde, Turgut Özal’ın bu yöntemle öldürülmüş olabileceğinden söz etmişlerdi. Hatta bizzat ben bu olayın soruşturmasını yapan savcıya da teferruatlı bir dosya ilettim…

Turgut Özal olayında ortam hazırlandı, bu adam çok yemek yiyor, çok şişman, ölecek, bu adam gidici, her dakika Hürriyet Gazetesi bu şekilde yayın yaptı. Özal suikastının arkasında Almanya var. Sovyetler’i olağan şüpheli hâline getirdiler, Turgut Özal’ın Gorbaçov ile arası iyiydi… Anlayacağınız, Turgut Özal’ın ölümünün kalb krizi değil de anî kalb durması sebebiyle gerçekleşmiş olması son derece dikkat çekici…

İstihbarat örgütlerinin metafizik çalışmalarına dönelim isterseniz. Telepati, telekinezi, duru-görüş gibi teknikleri kullanıyorlar. Ülkemizde böyle bir çalışma var mı?

Bir defa genelde karıştırılan bir hususu açıklığa kavuşturarak başlayalım. İstihbaratçı, ajan, casus ve muhbir, bunlar birbirlerinden farklı şeyler. İstihbaratçı masa başında çalışan, fiilen sahada olan adam değildir. O sahada olansa ajan ve casus. Ajan teknik adam değil, casusta teknik bilgi de var. Ne arıyor, ne alınacak, ne anlama geliyor, casus bunları biliyor. Yalnız gelen verilerin yorumunu yapacak olan istihbaratçıdır. Buna aksiyomatik deniyor… Ben bir istihbaratçıyım diyelim, ben burada oturuyorum, benim kullandığım adamlar var, bir kısmı ajan bir kısmı casus. Ajan dediğim adamlar James Bond filminde gördüğünüz karaktere benziyor. Filmin gerçekçi tarafları var ama tabiî o kadar da değil. İşini bilek gücüyle götürebilen adam… Sıralamanın en altında da muhbir var. Muhbir bir haber yolluyor, falan teknoloji filan binadaymış diye bilgiyi istihbaratçıya yolluyor. İstihbaratçı bunun hangi yoldan elde edilebileceğini değerlendiriyor ve karar veriyor, buna casus mu yoksa ajan mı göndereceğine… İstihbaratçının hazırlayacağı operasyonun neye dayalı olduğu önemli.

İstihdam prosedüründen de bahsedecek olursak evvelâ başvuran personelin kan grubuna bakılıyor. Kan grubu zekâ hakkında ipuçları muhteva eder… Bundan sonra değerlendiremeye değecek olanlara daha uzunca bir prosedür uygulanıyor.

Kanda önce altın ararlar, kandaki altın oranı yüksekse IQ son derece yüksek demektir. Dolayısıyla bu şahsı da dikkate alırlar. İkinci basamakta bedenin orantılarına bakılır. Gözlerin kulaklara, ağzın burna orantılarına bakarlar. Bu orantılar zekayı ele verir. Beden kimyasına bakarlar, kriterlere uyuyorsa "tehlikeli adam" sınıfına girer.

Şimdi devam edecek olursak, müşahhas bir örnekten yola çıkalım, meselâ Çekoslovakya’da istihbarat adına yapılan metafizik çalışmalara değinelim. Siz bu konuda da epey çalışma yaptınız…

Çekoslavakya’da Sovyetlerin merkezi vardı. 1965 yılında Komünist Partisi’ninin toplantısı olan Komintern’de herkes neyin konuşulduğunu merak ederken, işte bu konular konuşulurdu. Uzaktan kontrol, MK-Ultra burada konuşuluyordu. Ben Sovyetlerde bulunduğum dönemde o kadar çok olaya denk geldim ki bunlarla alâkalı olarak. Birisinden bahsedeyim. Djuna diye bir kadın doktor vardı, tıb doktoruydu ve KGB’nin koruması altındaydı. Bu kadın Masturi, Hristiyanların büyü, sihir vesaire ile uğraşma yetkisi olan tek tarikatına bağlıydı. Bunun hâlâ Rusya’dan çıkması yasak. Öyle gelişmiş bir teknik kullanıyor ki, ailesinden de gelen bir durum var… Benim de bulunduğum, 17 Batılı doktor önünde gerçekleşen bir deneyden bahsedeyim. Hattâ Rus gazetelerinde de çıktı. Tavşanı getirip kesiyorlar, kalbini falan bağlıyorlar, kan düşüyor tavşan ölüyor. Kadın geliyor tavşana hiç dokunmadan bir şeyler yapıyor, bakıyorsunuz kan yükselmeye başlıyor, inanılır gibi değil. Yani bütün bunları ben gördüm yaşadım… Yine meselâ avucunun içini gösteriyor, bak diyor, bakıyorsun kendi çocukluğun, bahçede koşuyorsun, gösteriyor sana… Çekoslovakya’da merkezi de Prag’daydı..

"Bilinmeyen Hitler" adlı eserinizde bahsettiğiniz Rudolf von Sebottendorf ve onun esrarengiz Thule örgütünden bahsediyorsunuz. Türkiye Cumhuriyetini kuran elitle ve bunların kurucu felsefesiyle Sebottendorf’un zihniyetinin nasıl bir alâkası vardır vardır?

Şimdi bakın kitabın birinci baskısında Sebottendorf’un gizli çekilmiş bir fotoğrafı var. Baron Rudolf von Sebottendorf… Baron falan değil, elektrikçi çırağı esasında. Türkiye’ye 1911 yılında vatandaşlığa kabul edilmiş, 1914’de de Türkiye de yaşayan gerçek Baron olan Von Sebottendorf der Rosen diye bir şövalye ailesi var İstanbul’da yaşayan. Bu adam da bilâ-veled bir adam, bunu evlâtlık olarak alıyor. Türkiye’de bu adaptasyon yapılıyor ama Almanya bunu kabul etmiyor. Almanya’ya gidip dava açıyor ve Baron ünvanını alarak mirasa sahib oluyor. Bunları geçelim, benim kitabın birinci baskısında bir fotoğraf var, Baron von Sebottendorf ve iki Türk yan yana. Kitabda bunların birinin kim olduğu belli de diğerinin kim olduğu biliniyor diye not ettim mahsustan. Çünkü o Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşaydı. 20. Baskıdan sonra bunu yazdık. Elitle olan bağlantısı tabiî ki vardı, özellikle Osmanlı paşası olan Haydar Paşa ile… Almanya’da Hitlere muhalif olduğu için 1933 senesinde bunu yakalıyorlar. Diyor ki ben Alman değilim ki, Türküm, Haydar Paşa’nın da damadıyım diyerek sıyrılıyor. Aslında böyle bir durum da söz konusu değil…

Şimdi, Thule burada kuruluyor, hemen şurada Teşvikiye’de. 1933 senesinde bunu Hitler ölüme mahkûm edince Türkiye’ye kaçıyor, 1933’ten 1945’e kadar da Türkiye’de yaşadığı söyleniyor. Benim bulduğum MİT kayıtlarında, daha doğrusu MAH kayıtlarında bunun Eskişehir’de yaşadığını, korunduğunu tesbit ettim yayınladım. Bu adam antisemitist, anti komünist bir adam, fanatik derecede. Bir çok dil biliyor, iyi yetişmiş, kadın düşkünü bir adam. Kafkasya’da Rusya’ya karşı cebhe açılması için mücadele veriyor. Aynı zaman da üç taraflı ajan, Almanlar, Türkiye ve İngiltere hesabına çalışıyor. Sebottendorf’la alâkalı başka bir söylenmesi gereken şey var, millet bu kitabı aldı bir sürü acayibler de peydah oldu. Dediler ki Şefik Üstün aslında Sebottendorf. Yahu olur mu böyle bir şey, bu tamamen dezenformasyondu.

Sebottendorf’un Türk siyasetine etkisi nedir?

Türk siyasetine etkisi zihniyet olarak, antikomünizm bir, bir de çok karıştığı olaylar var, kitabda anlattık onları. Kadın Alman ajanı kadını ikna ediyor Enigma şifrelerini İngilizlere teslim ediyor ve savaş bu şekilde kazanıyor meselâ. Daha birçok şey…

"Gül ve Haç Kardeşliği" eserinizde Gnostik-Masonik Avrupa Birliğini tarif ediyorsunuz. Bugün bahsediyoruz, Tavistock’lar, Rockefeller’lar, Rotchilds’ler vesaire, bunların hepsinin "American Monarch" başlığı altında çalışan kişi ve kurumlar olduğunu söyleyebilir miyiz? Bahsettiğimiz kişi ve kurumlar ortadaki adamlar, bunların arkasında başka bir yapı var mı?

Onların arkası bunların önü diye bir şey kalmadı aslında. İletişimin bu denli hızlı gerçekleştiği bir devirde hiçbir şeyin önü arkası kalmadı. Bakınız Komünizm neden çöktü tek mermi atmadan? Ama Çavuşesku’yu kurşuna dizdiler. Moskova’da komünist partisi yasaklandı. Çünkü gündelik teknolojide Sovyetler o kadar gerideydi ki inanamazsınız. Dükkana girerdiniz, hesablar abaküsle yapılırdı. Demek istediğim herif getirdi senin cebine telefon koydu, o iş orada bitti. Teknolojiyle bitti yani. Dolayısıyla Rockefeller olsun, şu olsun, bu olsun; eskiden parayı bastırarak yaptıkları işleri bugün enformasyonu manipülasyon vasıtası olarak kullanarak yapıyorlar.

Peki, bir büyük oyundan bahsedecek olursak, bu oyunu kim kuruyor?

Büyük oyun değil, üst tasarım diyelim. Türkiye’deki üst tasarımdan örnek verelim meselâ. Adam ayrıntıyla uğraşmıyor, ayrıntıyla adamı uğraşıyor. Üst tasarım yapıyorlar, diyorlar ki biz şöyle bir şey istiyoruz beş yıl içinde. Bu kadar… Tasarımı yapan dünyada 300 aile var. Bu işin pratiğindeyse Tavistock gibi kurumlar var. Adamların kendilerine göre bir idealleri var. Yeni bir insan tipi meydana getirmek istiyorlar.

Bu yeni insan tipinin dini ne olacak?

Din falan yok, bir dakika burada bir hususu aydınlatmak lâzım. İnançlı olmak başka şey, imanlı olmak başka şey. İman sonradan olur. İnanç ise önce kuşkuyla başlar, öyle mi böyle mi, şöyle mi böyle mi dediğin andan itibaren inançlısındır. İman sonradan gelir. Bu adamlar inançlı ancak imansız insanlar istiyorlar.

İnandığıyla amel etmesinde neye inanırsa inansın yani..

Şimdi bu adamların iki tane kavramı var; teizm karşısında deizm. Bizim ki biliyorsun monoteizm, bu adamlarsa monolatrist. Bu yeni kitabımda bunları teferruatlı olarak ele aldım. Şimdi 300 aile dedik, bunlara aile derken böyle karı-kocadan bahsetmiyoruz tabiî.. Bunların familya kavramı ekol anlamında kullanılıyor. Yani burada 300 akım var ve bunların en üstlerinin kendilerine verdikleri isim Cabiri, kebir büyük yani…

Şunu merak ediyoruz, bugün masonluk bahsini gündemden düşürmek adına sulandırdılar ve ortalıkta herkesin dahil olabileceği şekildeki posasını bıraktılar. Bunları bugün nasıl tarif etmek lâzım?

Dünyada masonluk hâlâ çok güçlü, Türkiye’de masonluk bu şekilde değil. Türklere Masonların 17. Sıradan sonrası yasak. Bizdekiler bir zamanlar etkililerdi, şimdi esameleri okunmuyor. Bugün Türkiye’de onların çıkarına hizmet edenlerin büyük çoğunluğu gönüllü yapıyor bu işi…

Okült ilimlerle gerçekleştirilen zihin kontrol çalışmalarına dönecek olursak…

Şimdi meselâ "mind sending" diye bir şey var, rüya göndermek… Bir de şahsın kendisini yukarıdan kuşbakışı görerek kendisine yansıyanları aktarması durumu var.

Bu şamanların durumları gibi mi?

Şamanlarda da var, şamanların şöyle bir olayı var; dünyanın etrafında radyo dalgaları var, o radyo dalgalarıyla en yakın teması kurabilenler şamanlar. Üzerlerinde dünyevî bir şey yok, ellerinde bir deri var, kan grubu vesairesi müsait, o deriye vuruyor ve öyle bir ritim yakalıyor ki o radyo dalgalarıyla bağlantıyı kurunca pek çok şeye vakıf oluyor. Bunu en iyi Kafkaslar yapıyorlar, yapamayanlarsa Afrikalılar. Afrika yorgun bir ırk, artık elemine olmak üzere bir ırk. En cevval olansa Kafkaslar.

Son olarak ebced ve cifr ilimleri bugün bizim ülkemizdeki alimlerce(!) reddedilse de, "Bir Türk Casusun Mektubları" adlı eserinde sizin de belirttiğiniz gibi Isaac Newton’dan başlayarak numeroloji ve onlardaki karşılığı kabbala ile meşgul olarak bir çok hususa vakıf olmuşlardır.

Şimdi ben bakın 1970’li yıllarda özel olarak bir yayın evi kurdum, Havass… Havas ne demek, havasın 24 tane anlamı var, ama halifeler En-Hasül Havastan olmak zorunda. Ebced olsun, cifr vesaire bunların hepsi İdris Peygamberle Mısır’da başlamıştır. Bunlar gizli havas ilimleri… Bir de gizli ilimler var, Avrupa’daki karşılığı da okült, nerede, yer altında. Gizliliğin muhafazasını kilise, okült ilimlere vakıf olanı yakmakla tehdit ederek muhafaza ediyor. Adam gizlediğinden değil, yakılacağı için gizli. Bizde öyle değil, sırlar ilmi… Bir taraf sırlarla meşgul, diğeri gizlemekle meşgul. Meselâ Gül Ve Haç’ın kurucusu var, Paraselsus… 1500’lü yıllar, sekiz sene Türkiye’de kalıyor bu adam ve Türkiye’deki çok enteresan resimlerini gördüm ben. Notlarını da buldum, diyor ki; "bu Türklerin elinde çok acayib bilgiler var, nereden öğrenmişlerse cam tüb içinde parmak çocuk yetiştiriyorlar" diyor. Tüb bebek dediğimiz hadise, 16. Yüzyılın başı. Bu ebcedin, okültizmin vesaire hepsinin öncesinde Gematria ve Temura var…

Zamanınızı ayırdığınız için çok teşekkür ederiz Aytunç Bey…

Asıl ben teşekkür ederim…

Aytunç Altındal Kimdir?

1945 yılında İstanbul’da doğdu. Bugüne kadar 16’i telif 11’içeviri 27 kitabı, 400’den fazla da makalesi yurtiçi ve yurtdışında yayınlandı.

1969-71 seneleri arası Gurnsey Writer’s School’da, 1977 senesinden itibaren ise Fransa Sorbon Üniversitesi Fransızca Eğitim bölümünde tahsil gördü.

1977’de Havass Yayınlarını, 1980 yılında ise Süreç Yayınlarını kurdu ve Süreç dergisini çıkardı.1983’de İsviçre’de MODUS VİVENDİ Kültür Merkezi’ni kurarak 10 yıl yönetti.

1989 yılında Rusya’da Kültür Danışmanlığı görevini yaptı.

1992’de İngiltere Edinburg’taki INTERNATIONAL ACADEMY FOR EUROPEAN AND CHRISTIAN STUDIES akademisinde PROJECT ACADEMIC BOARD (Akademik Proje İdari Heyeti) üyeliğine seçildi. Aynı yıl İngitere’de yayınlanan THREE FACES OF JESUS (Üç İsa) adlı kitabı dünyada yankılar uyandırdı. Daha sonra (1993) Rusça’ya çevrildi.

1993’te INTERNATIONAL SOCIETY FOR THE STUDY OF EUROPEAN IDEAS (Uluslararası Avrupa Düşünce Çalışmaları Topluluğu) Bilimsel Kuruluna üye oldu. Aynı yıl Avusturya’nın GRAZ şehrindeki KARL – FRANZ Üniversitesi tarafından düzenlenen EUROPEAN SECULAR LEGACY (Avrupa’nın Laik Vasiyeti)adlı uluslararası konferansta Oturum ve Bölüm Başkanlığına seçildi.

1995’te merkezi New York’ta bulunan CARNAGIE COUNCIL ON ETHICS AND INTERNATIONAL AFFAIRS örgütüne davet edilen, ilk ve tek Türk Konuşmacı oldu.

Aynı sene, New York’ta Birleşmiş Milletler bağlantılı GLOBAL FORUM OF SPIRITUAL AND PARLIAMENTARY LEADERS ON HUMAN SURVIAL (İnsan

Yaşamından Sorumlu Ruhani ve Siyasi Liderler Global Forumu’nda) INTERNATIONAL ADVISOR COMMITTEE yani Uluslararası Danışman üyesi oldu.

Ünlü Fizikçi Isaac NEWTON’un bugüne kadar hiç bilinmeyen bir kitabını da yayınlayan Altındal, Uğur Mumcu’nun “Sakıncasız” adlı eserinin de yapımcılığını üstlendi.

KAYNAK: Haftalık Baran Dergisi
Söyleşi: Ömer Emre Akcebe – Fatih Turplu

MK ULTRA PROJESİ : TEMEL ANLAMDA ZİHİN KONTROLÜ NEDİR ?


ZİHİN KONTROLÜ

İnsanları kontrol etmenin verdiği haris tamahın iç gıcıklayıcı baskısı, eh bir de konunun esrarengiz yapısı zihin kontrolünü müthiş çekici yapmakta.

Tek kelimeyle tetik çekenler, hayvanları silaha dönüştürenler ezoterik bilgiler, gizli servisler ve daha neler neler! Günümüzdeki alt kolları birer ahtapot gibi yerküreyi saran psikolojik operasyonlar için, çok ama çok eski tarihi vakalar var. Hasan Sabbah’ın haşhaşi Tarikatında, müritlerin, haşhaş etkisiyle intihar ve suikastları kolayca yapmaları gibi. Size ne ifade eder bilemeyiz, ama cennete inandırılan Haşhaşinler, mutlulukla ölüme/öldürmeye koşuyorlardı. Bu tarihsel olayın etkileri öyle derin oldu ki, günümüzde suikast anlamına gelen İngilizce ”assassination” kelimesi bile haşhaşin’den türetildi.

Zihin Kontrolü Araştırmaları

Soğuk savaşın Demir perde arkasında kalan laboratuarlarında, pis savaşların akla ziyan zihin savaşlarına giden yolu açan etikette yazılı dört harf var.SSCB… Yani,Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Günümüzde bazı çok basit sorular sorulabilir. İnsan zihni nasıl kontrol edilebilir?

Peki ama ne için? gibi. Bilinen o ki, masum bilimsel meraklar, kısa sürede tehlikeli fantezilere yol açabiliyor. Askeri, politik ve istihbarat alanlarında zihin kontrolü yapılması örneklenebilir. Niyet masumdu başlangıçta. Zihin kontrolü ile hastalıklar tedavi edilebilirdi.

Ancak soğuk savaş ve devamındaki yıllarda masumiyet yitirildi. Sonuç dramatik konu zihin olunca, psikoloji ve psikiyatri ivme vermiş. Hemen ardından parapsikoloji, dinsel motifli uygulamalar, medyumluk, duru görü, 6. his, 7. his, 8. his (17’ye kadar gidiyor), uyuşturucular, vücuda elektronik implantlar takılması, enerjinin tahrip amacıyla hedeflere yöneltilmesi, radyasyon, duyu azaltılması, hipnoz, propaganda teknikleri, beyin yıkama vb. kavramlar virüs gibi yayılmış gizli merkezlerde. Alt başlıklar böyle olunca, derinliği ve çapı bilinmeyen bir alana milyonlarca dolar, yüzlerce proje ayrılmasının sonuçları pek iyi olmamış. Bugün hangi tehlikeyle karşı karşıya insanlık? derseniz eğer…

İlk bilgilerin izi 20. yüzyılın ilk çeyreğine, SSCB’de, Prof. Vassiliyev’in l930´larda yaptığı araştırmalara kadar sürülebiliyor. Onun ulaştığı bilgiler, Zihin Telkini Tecrübeleri adı altında l962 yılında yayınlandı. Vassiliyev, çalışmalarını, telepati yoluyla düşüncelerin beyinler arasındaki nakline yöneltmişti. Vassiliyev, ruhen hasta olan iki denek üzerinde çalışmaya başlar. Deneklere beyin dalgaları, cilt direnci ve diğer biyolojik fonksiyonlarını ölçecek aletler bağlayıp, telkinle hipnoza sokar.

Önceleri ayrı ayrı odalarda, sonra da uzak mesafelerde transa giren deneklerin düşünce yoluyla birbirlerine gönderdikleri mesajlar kaydedilir. İki kadının kurşun levhalardan bile geçen telepatik zihin dalgalarını izleyen Vassilyev, ruhi olayları mekanik görüşe bağlayamayınca endişelenir. Çünkü tanrıyı reddeden rejim açısından geçerli bir açıklama yapma olanağı yoktur. Önceleri deneklerin trans halini şartlı refleks olarak değerlendiren Vassiliyev, değişik insanlarla deneyi tekrarlar. Sonuç aynıdır. Tüm deneklerde önce şuur kaybı olur, sonra transa girerler. Denekler arasındaki uzaklığı 1.500 kilometreye kadar çıkaran Vassiliyev, neticenin değişmediğini görür. Telepatik iletişim sürmektedir.

ZİHİN KONTROLÜ NASIL YAPILIR ?

İnsan toplulukları ölçeğinde zihin kontrolü teknolojisi şu anda kesinlikle mevcuttur. Akıl okuma makineleri, uydular ve süper bilgisayarlar, biri nsanın beynine herhangi bir zihinsel, duygusal ve fiziksel durumunu telkin etmek için mikrodalga ve sayısal dalgalar gönderebilir.

Paranoid şizofreni hastaları güçlü sanrıların(halüsinasyon) ne demek olduğunu çok iyi bilirler ve bu insanların çoğu gizli polis servislerinden şüphelenirler. Telepati, psikotronikler ve şizofreni arasındaki farkı anlatmak oldukça güçtür. Beyin, tüm vücuda hükmeder. Meditasyon ustaları kendi kalp atışlarını durdurabilir; nefes alışverişlerini kontrol edebilirler.

Elektronik zihin kontrolü ile bir kişiyi mutlu, üzgün, yorgun, uyanık, intihara meyilli, yürüyen bir ölü, ölümcül hasta, etkisiz, nefret dolu yapabilirsiniz. Bu listeye her türlü zihinsel ve duygusal durumu ekleyerek uzatabilirsiniz. Belirli bir hareketin frekans dalgasını yönlendirerek bir kişiyi dışarıdan yönetebilirsiniz. Bu şekilde düşünce, fikir, hipnotik tetiklemeler ve beyin programlamalarını insan aklına sokmanız mümkündür.

Timothy McVeigh’in (Oklahama saldırısını yapan kişi) uzaktan idare edildiği ve suikasta programlandığı iddia edilir. Buttons ve Svoboda isimli pilotların kullandığı uçağın 1997de bir dağa çakılması ya da Kaptan Hessin birden oturup kendini 26 defa bıçaklaması da diğer gizemli vakalar arasındadır örnekleri çoğaltabiliriz.

Frekans silahları 6.6 hz ile depresyona yol açabilir. 7.83 Hz (Schumann Rezonansı, yeryüzünün doğal titreşimi) kendini iyi hissettirir. 10.80 Hz panik hali oluşturur. 16-25 Hzlik ölümcül ELF ise hayata kasteder. (ELF: Fazladan Düşük Frekans, ULF: Aşırı Düşük Frekans).

Titreşimi hafifletilmiş mikrodalgalar doğal beyin frekanslarını taklit eder mesela frekans dalga boylarına maruz bırakarak uyuşturucu kullanmayan bir kişiye ketamin kullanmış etkisi verilebilir.

İbadet eden kişilerin beyinlerinin ilahi bölümünün salgıladığı kendini iyi hissetme kimyasalları salgılatılarak bir keyif hali yaşadıkları kanıtlanmıştır. Bir insanı bu frekans dalga boyuna maruz bırakırsanız o kişide yapay bir dindarlık ve derin bir mutluluk hissi uyandırabilirsiniz.

Ayrıca hükmedilen rüyalar, görüntüler ve kısa süreli hafıza silmeyle bir kişiye UFO deneyimi yaşamış biri gibi yapabilirsiniz. İçten geçen düşüncelerin oluşumları gözlemlenebilir ve çözümlenebilir. Düşünceler ve fikirler aklınıza sokulabilir. Artık ne düşünüp hissedeceğimize kendimiz karar veremeyebiliriz.

ELEKTRONİK ZİHİN KONTROLÜ & TİTREŞİMLER, FREKANSLAR VE DALGALAR

Kainat, titreşim ve dalgaların ahenginden müteşekkildir. Her şey, kendi frekans ve titreşiminden oluşan birer enerjiden ibarettir. Titreşimler vasıtasıyla en hayret verici şeyleri bile başarmamız mümkündür. Titreşimler, günlük hayatımızın bir parçasıdır.

Hepimiz neşeli ve tasasız, karamsarlık ve uyuşukluk arasındaki farkı biliriz Medyumlar kendi titreşimlerini o kadar arttırırlar ki çıplak ellerini insanların mideleri sokabilirler. Yüksek titreşim, daha düşük yoğunluk ve geçirgenlik demektir. Medyumlar (ruhsal cerrahlar)enerjiyi kullanarak çalışırlar; hastalıkların teşhisi ve tedavisinde enerjiyi ve titreşimleri kullanırlar. DNA, titreşim ve enerjidir. DNA, ışığı emer ve yayar.

Aura, elektrostatik bir alandır. Auralarımız ve yeryüzünün manyetik alanı birbiriyle iç içedir. havadan ve yıldızlardan etkilendiğimiz kadar zihinsel ve duygusal durumumuzda gezegenimizi etkiler. Bu çift yönlü bir alışveriştir.

BEYİN

Beyin, çok yönlü bir kontrol merkezidir: Tüm vücut işlevlerini yönetir ve aralarında işbirliği sağlar. Bütün zihinsel durumlar, düşünceler, duygular, fiziksek duyular ve hareketler ayrı frekanslara sahiptir. Bunlar EEG testleri ve MRI taramaları ile görüntülenebilen elektromanyetik işaretlerdir.

(EEG: Electro Encephal Graphy Elektro Beyin Grafisi, MRI: Magnetic Resonance Imaging Manyetik Rezonans (yankılanma) Görüntüleme)

Beş duyu organımızla algıladığımız her şey, belirli bir beyin faaliyeti meydana getirir. Tüm hastalıklar kendi dalga şekillerine sahiptir. Her kelime ve düşünce beynimizde kendi frekans dalgasını meydana getirir. Tüm hareketler, düşünceler, duygular ve algılamalar kendi frekans işaretlerine sahiptir. Birinin beyin faaliyetleri, bilgisayar ekranına çıkarılabileceği gibi, bunlar tam aksi yönde de göndere bilinir. Bir bilgisayar herhangi bir beyin faaliyetini çözümleyebilir ve bunu aynı yoldan geri iletile bilinir.

Geçmişte, bu verilere ulaşmak için insanların kafalarına elektrotlar yerleştirilirdi ama günümüzde her şeyi kablosuz olarak yapmak mümkündür. Beyinlerimizin uzaktan idare edilebilmesi, uçsuz bucaksız bir çalışma alanıdır. Her beyin kendine özgüdür. Beyin taraması, beyin tanımlaması, uydudan takip, gözetleme ve süper bilgisayarlar bir araya getirilerek insan davranışları, tüm yönleriyle, uzaktan idare edilebilir. Beyne ait parmak izlerimiz, bilindik nesnelerin tanınmasıyla alakalı beyin bölümünde bulunur.

MK ULTRA PROJESİ /// DOÇ. DR. ÜMİT SAYIN : Zihin Kontrolü ve Mançurya Kobayı


Doç. Dr. Ümit Sayın"ın bir röportajı

Ümit Sayın uyduruk Ergenekon Davası kapsamında tutuklanmıştır

Zihin Kontrolü ve Mançurya Kobayı Nedir, Nasıl Yapılıyor?

Zihin kontrolü, insanın algı sistemlerine ya da bilincine yönelik olarak yapılan birtakım operasyonlar zinciri. Bunların bir tanesi LSD gibi çok çeşitli halüsinojenlerin kullanılması ve insanda farklı bilinç halleri oluşturmak. Bunu özellikle yabancı istihbarat örgütleri kullanmış.

Kore Savaşı"nda Çinlilerin kullanmış olduğu yöntemleride unutmamak gerek tabi. İnsanların fizyolojik ihtiyaçlarını bloke etmek ve onların direncini kırmak, kullanılan yöntemler arasında.

Zaten " Mançurya Kobayı" ismi de Kore Savaşı"ndan geliyor.

Kore Savaşı"nda insanların dirençlerini kırıp çeşitli işkence yöntemleri uyguladıktan sonra çözülmeyi çok daha kolay bir şekilde sağlıyorlar. ABD"liler 1950"li yıllarda uyanıyor ve 1953"de MK-ULTRA projesi başlatılıyor.

O dönemlerde Solomon Asch adlı bir Yahudi bilimadamı var. Bunun 300 bin kişi üzerinde yaptığı bir çalışma mevcut.

Çalışmada iki grup var. Bunlardan birinde öğretmenler, diğerinde denekler var. Denekler oturdukları yerde bir kelime okuyacak ve hata yaptıkları zaman öğretmenler bunlara elektrik şoku verecek. Elektrik şokları 75 volttan başlayıp üst noktalara kadar geliyor.

Aslında burada deney yapılanlar şok verilenler değil, öğretmenler. İnsanların nereye kadar şok vermeyi sürdürecekleri ölçülüyor. Görülüyor ki 300 bin kişinin yüzde 65"i bir beyaz gömlekliye " Şok ver!" demeyi sürdürdüğü için şok vermeyi sürdürüyor ve 450 voltluk değerlere kadar çıkılıyor. Bu arada, öğrenenlere elektrik falan verilmiyor.

Aslında deneklerin (öğrenenlerin) çoğu tiyatrocu ve rol yapıyor. İnsanlar, deneklerin canının acıdığını görmelerine rağmen elektrik vermeye devam edebiliyor. Dolayısıyla insanlarda otoriteye karşı korkunç bir boyun eğme var. 300 bin kişiyle yapılmış olması, bunun büyük olasılıkla ABD derin devletinin bir projesi olduğunu gösteriyor.

Şuna bakıyorlar: " Otoriteye bizim halkımız ne kadar bağlı?" Bu deneyi Türkiye"de yapsanız oran daha az çıkar; Yüzde 65 çıkmaz. Ama Amerika"da sosyal koşullama ile otoriteye inanç çok yüksek düzeylerde.

Teknoloji bu konuda ne yoğunlukta kullanılıyor?

Teknoloji çok iyi kullanılıyor. ABD"de şunu gördüm. İnsanlarda ciddi bir televizyon bağımlılığı var. Gidiyor evine, günde beş saat televizyon seyrediyor. Seyrettikleri şeyler abuk subuk.

ABD"deki kanallar Türkiye"dekinden kötü; hepsi birbirine benziyor. Haber programları zaten tamamıyla beyin yıkama. Dolayısıyla, insanlar nasıl günde beş saat televizyon seyretmeye yönlendirilir, alıştırılır, bu nasıl bağımlılık haline getirilir, o çok enterasan.

Televiyonlarla aslında indoktrine edilmiş, pasifleştirilmiş bir toplum kurdu ABD.

MK-ULTRA projesini başlatan Allen Dulles"in çok vurucu bir sözü var;

"Birinci aşamada propaganda, depolitizasyon ve kitlesel sindirmeyi sağlayacağız. İkinci aşamayı da bireyin beyninde kazanacağız" diyor.

Zihin kontrolü yoluyla sıradan bir insandan bir cani yaratmak mümkün mü?

Bunun başarılabileceği söyleniyor şu anda. Bunların en vurucusu John Lennon"un katili Mark David Chapman. John Lennon, ABD dengeleri için çok büyük tehlike oluşturmaya başlamıştı. Vietnam Savaşı"na karşı çok ciddi bir etki oluşturuyordu. John F. Kennedy ve kardeşi Robert Kennedy"nin katillerinin de böyle programlara tabi tutulduğu söylendi. Detaylı bilgi için 2006 Temmuz"unda yayınlanan, "Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler" (Neden Kitap) isimli kitabıma da bakabilirsiniz.

Zihin kontrolü ağırlıklı olarak istihbarat örgütleri tarafından mı kullanılıyor?

Bu yöntem, istihbarat örgütleri ve askeri istihbarat tarafından kullanılıyor. ABD"de 29 tane istihbarat örgütü var. Bunlardan en önemlileri Savunma Bakanlığı"na bağlı Askeri İstihbarat Teşkilatı, CIA, NSA, FBI ve DIA. En gizlilerinden biri NSA"dir. Bu teşkilatlardan hepsi zihin kontrolü konusunda çalışmalar yapıyor.

Toplumsal olarak zihin kontrolündeki araçlar nedir?

Televizyon ve moda en önemli araçlar. Hollywood bu işte başı çekiyor. Çünkü Hollywood"la insanların davranış şekillerini kalıplamak mümkün. Mesela bunun en önemli örnekleri Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Matrix isimli filmler. Matrix"te bazı kalıplara insanlar şartlanıyor.

Yahudi geleneklerini insanlara, çocukların bilinç dışına aşılıyor. Belki bizler genel toplumdan biraz kopuk ve daha farklı insanlar olduğumuz için, "Hadi canım sende, bu olmaz!" diyoruz ama bu öyle değil. İnsanların yüzde 50-65"ini etki altına alsa yetiyor zaten. Normal insanlar bu telkinleri ve şartlandırmaları çok kolay alıyor.

Dolayısıyla beyin yıkama araçlarından en önemli ikisi; televizyon programları ve filmler. Filmler çok önemli. Bu mecrada her şey milim milim işleniyor.

Ortaya çıkan şu:

ABD"de toplumun yüzde 65"i tamamen itaatkâr, ABD"yi yöneten 25 bin elite kafa kaldırmayacak insanlardan oluşuyor.

Nitekim Bush gibi birisini başlarına getirmelerinden belli olmuyor mu? Yahudi sistemini, Evangelist beyin yıkamayı sorgulamaması ve ABD"deki sistemi sorgulamaması üzerine eğitilmeye çalışılan insanlar bunların büyük çoğunluğu.

Bugün ABD"de demokrasi yok ki!

Demokratlarda, Cumhuriyetçiler de CFR (Dış İlişkiler Konseyi) üyesi. Aynı yerden adam seçiyorsun. Bir çelişki yok yani. ABD"de kimin nereye geleceğine başından karar veriliyor. Bir zihin kontrolü projesi olan " Monarch Projesi" bunlardan bir tanesi. Onunla ilgili "Baykuş İmparatorluğu" (Trance Formation of America) isimli bir kitap var.

Bu, CIA"in yazdırdığı bir psikolojik savaş kitabı. Buradaki hiçbir şey gerçek değil. Deli saçması bunların büyük çoğunluğu. Büyük bir kısmı ise pornografik. Hedef komplo teorisiyle uğraşanları hasta ve mantık dışı göstermek.

Derin devletlerin kendilerini, olduklarından daha güçlü göstermek ve insanlara "Ensenizdeyiz" izlenimi vermek gibi bir görevleri de var.

Zihin kontrolünün bu çerçevede yeri nedir?

Belki adam uğraşıyor zihin kontrolünü yapmaya ama yaptığı zihin kontrolünü çok daha farklı gösteriyor bize. Çok daha büyük, ulaşılmaz. "Uzaydan, uydulardan kontrol ediyoruz, rüyalarınıza giriyoruz" şeklinde lanse ediyorlar. Bir yandan yapılıyor, bir yandan da yapıldığından daha fazla abartılıyor…

Bu da zihin kontrolünün bir parçası. Bugün bir sürü hatalı düşünen insan var .Mesela, Türkçe"de çıkmış bir sürü kitap var. Saçma sapan bir sürü bilgi içeriyorlar, gerçeklerle ilgileri yok.

Zihin kontrolü Türkiye"de uygulandı mı?

Türkiye"de uygulandığını düşünüyoruz. Kitabımda Aytunç Altındal"la yapılmış bir mülakat var. Orada detaylı örnekleri yer alıyor. 1968-70"lerde "Phoenix Operasyonu" adı altında bir operasyon var.

Yakalanan iki ABD"linin üzerlerinde LSD ve diğer haplar vardı. Yabancı istihbarat birimleri tarafından kontrol edilen, Türkiye"nin düşmanı haline getirilmiş bazı tarikat ve cemaatlerde bu tip maddeler ve çok değişik tekniklerin kullanılmış olma olasılığı çok yüksek.

Danıştay saldırısının da bu etkiyle yapılmış olabileceğine dair bir iddia var kitabınızda?

O konuda çeşitli iddialar var. Bulgaristan"da bir hafta kaldığı söyleniyor, ne yaptığı belli değil.

Danıştay saldırısının büyük olasılıkla Gladyo tarafından planlandığı, temelinde de Danıştay üyelerinin, Tüpraş"ın özelleştirmesine, Galataport"a onay vermemelerinin yattığı sanılıyor. Oferler"in projeleri bunlar ve arkada Yahudi lobisi ve İsrail hükümeti var. Danıştay üyelerinin hayatları tehlikede. Danıştay üyeleri koruma istedikleri halde alamıyorlarmış, yani bugün Devlet kendi Danıştay üyelerini koruyamıyor. Bugün Türkiye"de Türkçülüğü, Ulusalcılığı savunan bir yapı, derin devlet yok. Olsa zaten şu andaki yönetimi ve sistemi alaşağı ederdi.

Nasıl bir derin devlet var peki Türkiye"de?

Türkiye"de yabancı derin devletlerin ve yabancı istihbarat örgütlerinin uzantısı olan bir sözde derin devlet ya da çete-derin devlet var. Bunun hedefi, Türkiye"yi Sevr koşullarına göre parçalamak. Ben 2002"den beri televizyonlarda söylüyorum bunu. O zamanlar bana "Sevr paranoyağı!" diyorlardı, şimdi gazetelerde "Parçalanmış Türkiye haritaları" yayınlanınca millet uyandı. Hatta Mustafa Balbay"ın yaptığı Cumhuriyet gazetesindeki o panele katılan bir iki kişinin bulunduğu ortamlarda ben bunları anlatmıştım da, "Çok abartıyorsun" demişlerdi.

Pek çok kişi, 11 Eylül"ün ABD derin devletinin işi olduğuna da inanmamıştı. Tabii komplolarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. Her tarafta komplolar ve entrikalar çevriliyor. Emperyalist ülkeler zaten komplocuların en başında geliyor.

Bu koşullarda, komploları araştırmak son derece normal bir şey. Ama insanların çoğu, "komplocu" ya da "paranoyak" damgası yememek için uzak duruyor. Tabii burada ciddi paranoyaklar, komplo teorisyeni olup da cidden hasta olan insanlar da var. Uzaydan gönderilen sinyallerle deprem yapılabileceğini söyleyen insanlar var ki bunlar gazeteci.

Cinlerle istihbarat toplanacağını, cinlerle beyin kontrolü yapılacağını söyleyen insanlar da var. Bugün Türkiye"deki kitaplarda bu bilimdışı iddialar var.

Zihin kontrolü ile cinselliğin ilişkisi nedir?

İnsan beyni bir programdır. Yani insan, kendi kendini programlayan birbilgisayar gibidir. İnsan beyninde pek çok şey haz alma, mükafatlandırma prensibine dayanır. Pavlov"un bir zamanlar kanıtladığı gibi şartlanmaya dayanır.

Şartlanmaya dayalı bu sistemde haz en önemli belirleyicilerden biri haline gelmiş durumda. Dolayısıyla insan kendi kendini programlarken, kendi kendisine yeni bir sürü şey öğretiyor.

Cinsellik de bu öğrettiğişeylerden bir tanesi.

Tabii bu, uyuşturucuyla, flaşlarla, değişik ortamlarla, ilaçlarla bu şartlanma etkileri arttırılabiliyor, azaltılabiliyor. İnsanlarda cinsel haz nesnesi yaratmak, libidoyu değiştirmek mümkün.

Dolayısıyla bu haz nesnesine bağlı olarak "Pavlovyen" bir şartlanma yaratmak mümkün. Bu şartlanmada insanları belli koşullara, stimulanlara, belli fikirlere göre yönetmenin ve programlamanın mümkün olduğu söyleniyor.

Cinsellik bunun için sıklıkla kullanılan bir araç.

Ve cinsellik başka motiflerle birlikte kullanıldığı zaman yeni bir takım şeyler getiriyor. Bunlardan bir tanesi "Kauçuk ve Deri Fetişizmi". Bu parafilik fetişizmler, son zamanlarda özellikle toplumlara pompalanıyor. Halbuki her ikisi de birer sapış.

Cinselliğin daha fazla kullanılmasıyla ne elde ediliyor?

Daha fazla haz, planlanan şeylerden birisi. Belli tarikatlarda, belli kültlerde insanların cinselliğe şartlanmaları, cinselliği daha uçlarda yaşamaları, libidoları arttırmaları teşvik edilen bir yöntem.

Özellikle ABD"de bu tip kültler çok yaygın ve bunlarda cinsellik beyin yıkama işlevine yönelik olarak kullanılıyor. Bunlar için şimdi "De-Programming" denilen, programdan arındırma klinikleri bile açılmış.

Orada insanları alıp uzun süre tutuyorlar, davranış tedavisi uyguluyorlar ve gördükleri şu: Cinselliği kullanan bu tarikatlar insanlarda çok ciddi başka şartlandırmalar da oluşturuyor. Satanizm onlardan bir tanesi mesela.

Colin Ross"un bu konuda yazılmış bir kitabı bile mevcut, "Satanik Ritüellerdeki Tacizin Tedavisi" isminde…

"Sadomazohizm, lezbiyenlik, fetişizm gibi parafilialar derin devletlerin gizli projeleri olarak yayılmıştır" diyorsunuz. Emperyalist Derin devlete fetişist mi lazım?

Kısmen, evet! Çünkü yeni tüketim malzemesi ve uyarıcılık lazım; kapitalizm ve moda sapıtmış durumda. Bir de, insanlarda saldırganlığı cinsellik yoluyla da arttırmaya yöneliyorlar, böylece haz ve saldırganlık bütünleştirilerek, saldırganlık legalize ediliyor ve normalleştiriliyor.

Bugün porno içerikli iki buçuk milyon web sitesinin tahminen yüzde 50-60 kadarı sadomazohizm ya da değişik cinsel haz nesneleri üzerine kurulmuş durumda. Aynı şeylerden bıkıp, insanlara yeni metalar ve yeni uyarı nesneleri sundukları zaman çok daha etkili olabildiklerini görüyorlar.

İnsanlarda etki-tepki de geliştiriliyor. Haz arttıkça, şartlanma bir şekilde insanların beynine yerleştiriliyor. Bu noktada parafilialar (sapışlar) bir noktada teşvik ediliyor.

Üniversiteden atılmak istendiğinizi yazmışsınız kitabınızda. Niye atmak istiyorlar sizi üniversiteden?

Geçen yaz bu zamanlarda, internette dolaşmakta olan bir elektronik posta bahane edilip, İstanbul Üniversitesi Rektörü ve üniversite yönetimi tarafından savcılığa şikayet edilerek, evime polis baskını yaptırıldı.

Mahkeme kararı çıkartmışlar ama mahkeme kararı legal değil, bir kere dilekçede benim bağlanma saatlerim ve IP adresim hedef gösterir gibi verilmiş, mesajı benim gönderdiğime ait kanıt yok. Ayrıca mahkeme kararı Ağustos ayının dokuzunda verilmiş, " İki gün içinde arama yapılacak" diye.

Benim evime, tam 20 gün sonra, 29 Ağustos"ta geldiler; arama illegal. Polis bilgisayarlarıma el koydu ve bu bilgisayarlar birkaç gün poliste kaldı. Rektörün dilekçesinde IP numaram ve bağlanma saatim gösterilmiş.

Yani Türk Telekom"dan öğrenilmiş.

Dolayısıyla olayın içindeki pek çok şey baştan sona illegal, çünkü hangi saatlerde hangi değişken IP numarası ile bağlandığımı sadece Türk Telekomdan mahkeme öğrenebilir.

Legal olmayan yöntemlerle elde edilmiş bir takım bilgilerle yazılmış dilekçelere dayanarak evime polis baskını yapıyorlar. Bir yıldırma politikası. Bilgisayarımda suç teşkil edecek şeyler olup olmadığına bakıyorlar. Sonra da bilgisayarımda bulunan başka bilgilere dayanarak üniversiteden atma soruşturması açıyorlar, ama YÖK bu soruşturma sonucunu delil yetersizliği nedeniyle reddetti.

Tüm makalelerimde, kitaplarımda ve televizyon programlarımda Türkiye"nin bütünlüğünü, Atatürk Milliyetçiliğini savunan bana, ülke bütünlüğünü yok edici ve bölücü suçu atfedilmiş, olaya bakan tüm hukukçular güldüler!

Eski Yargıtay başsavcısı Vural Savaş bir dergide şöyle yazdı:

"Daha pek çok önemli araştırmada imzası bulunan sözkonusu kitabın yazarı Doç. Dr. Ümit Sayın"ın İ.Ü Rektörü Mesut Parlak"a bir internet sitesi aracılığı ile hakaret ettiği gerekçesiyle üniversiteden atılmaya çalışıldığını öğrendim. Değerli bir bilim adamının üniversiteden atılmasının gerekçesi bu olamaz. Gerçek neden elbetteki yaptığı araştırmaların içeriği!"

MK ULTRA PROJESİ /// DOÇ. DR. SİNAN CANAN : Zihin Kontrolü – Yeni paranoyamız


Bilgi (information), insan davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden bir tanesidir. İnsanoğlunun yaşam süreci içinde karşılaştığı olaylara cevap olarak üreteceği davranışlar için bir hammadde sağlayan bilgi, çoğu kez bu davranışları bizzat şekillendirir. Dolayısıyla, bilginin kaynakları ve sunuluş biçimleri, doğrudan davranış kalıplarının etkiler ve insan davranışlarına yön verir. Günümüzde teknolojideki başdöndürücü ilerleme ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, bilginin, belki de gelmiş geçmiş en büyük silah olarak kullanılması konusunu kaçınılmaz bir şekilde önümüze getiriyor. Bilgi yoluyla zihin ve davranış kontrolü, her birimizi bireysel olarak ilgilendirdiği için, sanıldığından çok daha büyük öneme sahip.
Zira, bireyin bilinçlenmesi, toplumsal zihin kontrolünü güçleştiren en önemli faktörlerden birisidir ve zihin kontrol mekanizmaları en çok da bu alanda işletilmekte.

Zihin Kontrol Yöntemleri

Komplo teorileri ve bilim-kurgu meraklıları için zihin kontrolü, vazgeçilmez ve çekici konularda bir tanesidir. Örneğin ünlü ‘Mançuryalı Aday’ filminde, savaş gazisi askerlerin beyinlerine yapılan bir operasyonun, onları belli komutlara duyarlı robotlar haline dönüştürmesi ve bu askerlerin bir suikast silahı olarak kullanılması anlatılır. Gerçekte bu tip zihin kontrol yöntemleri teorik olarak mümkün olmakla birlikte, pratik uygulanabilirliği oldukça sınırlıdır ve kitlesel kontrol için uygun yöntemler değildirler. Yine son zamanlarda, özellikle elektormanyetik silahlar ve elektormanyetik (EM) dalgalarla zihin kontrolü konusunda yapılan spekülasyonlarda, bilimsel verilerle safsatalar biribirine karıştığı için ortalıkta göz gözü görmüyor! Kaynakları okuyan sıradan bir okuyucu, adeta CIA’nın merkez ofisindeki bir operatörün İstanbul’daki bir kişinin zihnini uzaktan, adeta bir oyun çubuğuyla kontrol edebileceğini, insanların aslında kolaylıkla robotlaştırılabilecek yaratıklar oldukları sanrısına kapılabiliyor.

EM dalgaların biyolojik dokuları, özellikle de beyni etkilediği bilinen bir gerçektir. Fakat insan davranışları çok karmaşık bir yapı sergilediğinden, beynin özel bölgelerine operasyonlarla bir takım minik elektrotlar yerleştirmeden, dışarıdan insan davranışlarını kontrol etmek oldukça zordur. EM dalgalarının bir çoğu, canlı bedene gönderildiğinde onu sadece biraz ‘ısıtır’; diğer başka tip EM dalgalar ise dokuda kalıcı hasarlara neden olabilir. Teorik olarak, beynin bazı zihinsel durumlarda yaydığı özel dalgaları algılayarak, buna uygun elektromanyetik sinyalleri tekrar beyine gönderip, çalışmasını etkilemek mükün olmakla birlikte, pratikte bunun yapılabilirlik ihtimali oldukça düşüktür (teknik zorluklara bağlı olarak). Bir başka güncel teori ise, özellikle görsel basında, hızla akan görüntüler arasına serpitirilen bilinç-altı (subliminal) mesajlarla yönlendiriliyor olduğumuz meselesidir. Bir düzeyde gerçekliği olmakla birlikte, bu tip yöntemlerin de istenen kitlesel etkiyi yaratmaktan uzak olduklarını biliyoruz.

Fakat zihin kontrolü için tek yol bunlar değil. Aksine, bu yöntemlerin yazılı ve görsel basında sıkça yer alması, aslında günlük yaşamda adeta bir bombardıman halinde üzerimizde denenen bir çok ‘günlük’ zihin kontrolü yönteminin gözden kaçmasını sağlıyor ve insanların, özellikle bu tip konuları ‘merak etme eğilimi gösterenler’in zihinler, bilim-kurgu yöntemlerle meşgul ediliyor. Özetle, ‘zihin kontrolü paranoyası’ ile zihin kontrolü!

Günlük (!) Zihin Kontrol Yöntemleri

Aşağıda, alınan bu bilgiler ve sosyal etkileşimler sırasında karşılaşabileceğimiz binlerce zihin kontrol yönteminden bir kaç tanesini sıralamaya çalışacağım. Bakalım her birimiz günlük yaşamımızda bunlardan kaç tanesine maruz kalıyoruz?

1. Grup baskısı: Ait olunan grubun değerleri dışında değerlerin kabul edilmemesi için yapılan telkinler, sınırlamalar bütünü.

2. Eski değerlere saldırı: Yeni bir takım fikirlerin kabulünü kolaylaştırmak için eski değerlere saldırarak onları gözden düşürmeye çalışmak (Bunun örneklerini sıkça yaşıyoruz).

3. Meta-iletişim: Konuşma veya yazma sırasında sürekli belli bir kelimeler dizgesini yahut belli bir jargonu kullanarak ana içeriğin üstünde mesajlar verme (örneğin, konuşmalarda sürekli olarak ‘ultra-yeni Türkçe(!)’ kelimeler ve anlaşılması zor ifadeler kullanarak verilen ‘ben sizden değilim/seçkinim’ mesajları).

4. Soru yasaklama: Otorite kullanarak, grup/cemaat/rejim içindeki hakim düşünceyi tehlikeye sokabilecek soruların önünün kapatılması, soru sormanın ayıplanması, cezalandırılması.

5. Lisan suistimali:
Lisanın kasıltı ve yaygın bir biçimde kötüye kullanılması ile insanların lisan yeteneklerini, dolayısıyla düşünme ve algı melekelerini sakatlamak (Televizyonlarımızdaki yaygın argolaşma ve lisan bozukluğu, bir örnek olarak verilebilir).

6. Celbedilmiş Söz-yitimi (afazi):
Tıbbi bir terim olan ve konuşma/anlama melekelerinin yitirilmesi anlamına gelen ‘afazi’nin toplumbilimsel türevi (isimlendirme, Sayın Alev Alatlı’ya aittir). Kelimelerin anlamlarında karmaşa yaratarak ve aslı/tanımı olmayan yeni kavramlar ortaya koyarak, insanların iletişim yeteneklerini baltalamak ve kişileri, aynı dili konuşmalarına rağmen, birbirlerinin dilinden anlamaz hale getirmek (Ülkemizin temel sorunlarından bir tanesidir; örnek: Televizyonlardaki bütün tartışma programları).

7. Giyim kodları: Giysilerde belli biçim ve işaretler kullanılarak mesajlar verilmesi; giysilere, aslında olmayan mesajlar yüklenmesi ve bu sayede insalar arasındaki farklılıkları pekiştirme/vurgulama çabası (örneklerini her gün görebiliriz).

8. Slogan atma/Slogan Düşünce:
Topluluğa ait düşünsel kalıpların bireyler arasında bilinçsizce ve sorgusuz olarak kabul edilmesine yönelik, yüksek sesle tekrarlanan sloganların atılması, sloganvari ifadelerin her fırsatta tekrarlanması (ki, bu yöntem, orijinal düşünce karşısındaki en önemli engellerden bir tanesidir).

9. Parasal bağımlılık:
Mali kaynaklar üzerinen bağımlı hale getirme. Bu şekilde bağımlı hale geitirlen birey veya topluluğun yönlendirilmesi büyük ölçüde kolaylaşır.

10. Sosyal yalıtım: Tehlikeli veya riskli dşünce/eylem sahibi birey veya grupların genel topluluktan ayrılması, iletişimlerinin kısıtlanması.

11. Kontrollü korku/paranoya: Toplumu veya bireyi sürekli gergin, korkulu bir halde tutmak üzere senaryolar üretme (A.B.D. yönetiminin kendi halkına karşı uyguladığı en yaygın kontrol yöntemlerinden bir tanesidir).

12. Zihin dumuru/Limbik ateşleme: Beyinde, cinsellik, iştah, zevk gibi duyularla ilişkili bölgelerin (örneğin Limbik sistemin) aşırı olarak uyarılmasını sağlayarak, üst beynin yüksek zihinsel işlevlerini dumura uğratmak, bireyleri zevkperest robotlara dönüştürerek, potansiyel düşünce suçlarını ve fikri tehlikeleri bertaraf etmek (Haber bültenlerinde, müzik kanallarında ve bazı özel kanalların genel yayın politikasında gözleyebileceğimiz cinsel, hatta sapkın içerikli haberler, diziler, filmler ve görüntüler, örnek verilebilir).

Yukarıda sayılanlar, aşikar bir çok yönlendirme mekanizmasının yanı sıra işleyen, biraz daha örtülü yöntemlerden sadece bir kaç tanesidir. Haber bültenlerinde haberlerin veriliş tarzının kanallara göre nasıl farklılıklar gösterdiğini, Amerikan filmlerindeki kahramanlık temalarını, gözümüze sokulan ve ‘izlenme rekorları’ kırdırılan dizilerde bize öğütlenen yaşam tarzlarını şöyle bir düşünmek yeter aslında. Bunlara benzer daha binlerce yöntemin var olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu yöntemlerin hiçbirisi tek başına bireyi veya toplumu yönlendirmede çok fazla etkili değildir. Fakat bunların birleşik halde, topyekün kullanılması, tahminlerin çok ötesinde kontrol başarısı sağlayabilir. Özellikle ülkemizdeki bir çok anormal toplumsal davranışın altında bu tip nedenlerin de rol oynadığına kuşku yok.

Bireylerin, kitlesel yönlendirme ve zihin kontrolü konularında bilinçlenmesi, bu mekanizmaları işlevsiz kılabilecek en önemli unsurlardan bir tanesidir. Fakat çok daha önemli olan husus, değerlerine bağlı, müsbete yönlendirilebilme potansiyeli taşıyan insanlar yetiştirmektir. Zira, belli değerleri olan insanlar, menfi yönlendirilmelerden en az etkilenen kişilerdir.

Eğer bir toplum, büyük oranda hayvani ihtiyaçlarını karşılamayı birinci öncelik edinmiş fertlerden oluşuyorsa, zihin kontrolörlerinin işi hiç de zor değil:

Havucu burnuna tut, at koşmaya başlayacaktır…

MK ULTRA PROJESİ : Zihin Kontrolü Bilimsel Bir Gerçek


Birçok insan tarafından komplo teorisi olarak bakılan “Zihin Kontrol” meselesi hakkında araştırmacı-yazar Ömer Özkaya ile ilginç bir röportaj gerçekleştirdik. Bu meselenin konuşulmasına olanak olmayan dönemlerde çıkarmış olduğu “Zihin Kontrol” isimli kitap halen bazı polis okullarında, “insan davranışlarını” gözlemlemede yardımcı kaynak eser olarak tavsiye edilmektedir. Ayrıca, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın kitap hakkında, “askeri birliklerde okunması ve satışına müsade edilmesi” hakkında tavsiye yazısı da bulunuyor.

“Zihin Kontrol” ile ilgili ilk olarak nelerden bahsetmek istersiniz?

3 yol uygulanır bununla ilgili. Kimyasal, elektronik ve metafizik yöntemler. Biraz daha bu işin başına gitmek gerekirse şunu unutmamamız lazım. Gerçeğin üç aşaması vardır. Önce alay edilir, sonra tartışılır, sonra da kabul edilir. Filozoflarla, peygamberlerle hep böyle olmuştur. Zihin kontrol meselesi de Türkiye’de alay edilme aşamasını geçti ve şuan tartışılıyor.

10 yıl önce konuşmaya korkuluyordu

Yani buna komplo teorisi diyenler meseleye böyle mi bakmalı?

Evet, hatta daha ötesi var. Yaklaşık 10 yıl önce bu meseleyi bilenler alaya alınırım endişesiyle bu konuda konuşmak istemiyorlardı. Prof. Dr. Selim Şeker hoca bunların dışında. Selim hoca 10 yıl önce çıktı ve böyle bir meselenin var olduğunu ve nasıl olduğunu anlattı. Türkiye bu meseleyi 10 yıldır konuştu. Artık tartışıyoruz. Bu aşamadayız. Ama bu çok geç oldu.

Dünya’da ne zaman başladı bu meselenin konuşulması?

ABD ve Avrupa’da konuşulmaya ve tartışılmaya başlanması 2. Dünya Savaşı’nın hemen sonu. Yani biz bu konuda Batı’dan yaklaşık 60 yıl geriden geliyoruz.

O zaman Türkiye’de Devlet bu çalışmaları henüz başlatmadı. Yoksa haberdar mı değiliz?

Ne yazık ki Türkiye sorunlarını biriktiren bir ülke. New York Times’ın Türkiye eski temsilcisi Stephen Kinzer’in ifadesiyle, Türkiye soğuk savaş yıllarında Nato’nun hazırladığı raporlara göre hareket etti. Soğuk savaş bittikten sonra Türkiye kucağında binlerce mesele buldu. Fakat Soğuk savaş yıllarında bütün işlerini Nato’ya havale etmiş olmanın rahatlığıyla, Soğuk savaş sonrası karşılaştığı meseleleri çözecek uzmanları yoktu. Zihin kontrol meselesi de bunlardan birisi. Benim bildiğim kadarıyla bu devlet seviyesinde ele alınmadı henüz.

3. Dünya ülkesi vatandaşları denek olarak kullanıldı

Kimler üzerinde deneniyor bu zihin kontrol çalışmaları?

Bundan 5-6 yıl öncesine kadar, Batıdaki hapishanelere yada hastanelere düşmüş 3. dünya ülkeleri vatandaşları -buna Türkiyemizin insanlarıda dahil- hastanelerde yada hapishanelerde kobay olarak kullanıldılar. Tabi onlar bu tür deneylere maruz kaldıklarından haberdar değillerdi. Yani başı ağrıyana al sana baş ağrısı ilacı deniyordu ama o aslında baş ağrısı ilacı değildi. Yeni geliştirilen ve etkileri gözlenmek istenen bir maddeydi.

Buna bir örnek verebilir misiniz?

Zihin kontrol kitabının hikayesi de böyle başlıyor. İsveç’te bir restorant açıp oraya yerleşen bir Türk’ün hapishanelerde ve hastanelerde başına gelen bir hadiseyle başlıyor. Ne yazık ki 3. dünya ülkesi vatandaşları kendi ülkeleri tarafından ilgisiz bırakılıyor. Bu ilgisizliğin sonucu olarakta vatandaşları, Batı laboratuvarlarında, Batılı gizli servislerin fonladığı sağlık kuruluşlarında bir kobay olarak kullanılmasının önünü açıyor.

Toparlamak gerekirse Batı’da benzer duruma maruz kalmış olan vatandaşlarımız var. Bu insanlarımızın maruz kaldığı bu hadiseleri araştırmak, soruşturmak üzere bir birimin oluşturulması lazım. Sağlık açısından, hukuki açıdan, o insanların topluma yeniden kazandırılmaları açısından yapılması gereken bir çalışma. Bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, BM’ye veya gidebileceği her yere kadar hukuken götürülmeli.

Gezi olayları sırasında Başbakan’a “Zihin Kontrol” uygulanmış olabilir

Şahısların buna maruz kaldığını söylediniz. Peki toplumlara yada Devlet başkanlarına karşı bunların uygulandığını düşünüyor musunuz?

Doğrusu Taksim Gezi hadiseleri sırasında Başbakanımızın açıklamalarına baktığım zaman ben acaba Sayın Başbakan’ın dışarıdan psikolojisini bozmak üzere bir müdahale mi var diye düşündüm.

Bu mümkün mü?

Zihin kontrol kitabında kaynağıyla mevcut. 2006 yılında Rusya’dan KGB Generali Ratnikov, Rus Devletinin resmi ajansı üzerinden bir açıklama yaptı. Resmi ajans ifadesini ısrarla vurguluyorum. General Ratnikov yaptığı açıklamada, özetle diyor ki, “Benim başında bulunduğumun birimin görevi Rus Devleti’nin tepe yöneticilerinin bilinçaltlarını dış etkilere karşı korumak.” Bilinaltı dış etkilere karşı nasıl korunur? Duvar mı örecek? Dolayısıyla bir Devlet’in tepe yöneticilerinin bilinçaltlarına dışarıdan bir müdahale mümkün. Umarım böyle değildir ama benim gördüğüm kadarıyla Türk Devleti’nin tepe yöneticilerinin bilinçaltları dış etkilere karşı açık ve biz bu yöneticileri sadece fiziki korumaya alıyoruz. Dolayısıyla bizim yöneticilerimizin bilinçaltlarını dış etkilere karşı korumaya almamız lazım.

Hafızanın kimyasal yada elektronik nakli bilimsel anlamda gündemde. Buna yönelik ne düşünüyorsunuz?

Hz. Süleyman kıssasının anlatıldığı surede, Allah diyor ki, “Biz Süleyman’a rüzgarla konuşmayı öğrettik.” Bakın bu anlık bir mesele. Biz hikmeti verdik o da konuştu. Yani haşa şöyle değil, biz Hz. Süleyman’ı 8 ay kursa gönderdik sonra kuşlarla konuşmaya başladı demiyor. Dolayısıyla orda anlık bir hikmet var. Selim Şeker hoca’dan dinlediğim kadarıyla şöyle aktarabilirim: Kullanılan çiplerin elektronik devreleri ile beyin sinirleri arasında bir irtibata çalışılıyor. Selim hoca, bu çalışmalarda bir mesafe katedildi ama istenilen düzeyde değil diyor. Bu irtibat sağlıklı bir şekilde kullanıldığı an, sinema şekliyle anlatmak gerekirse örneğin size tarih çipini takacaklar ve bir anda tarih alimi olacaksınız. Eğer doğru anlamışsak Hz Süleyman kıssasındaki hikmetin verilmesiyle bu mesele birbirine benziyor.

Abdestli olmak ve düzenli yaşam “zihin kontrol”den korur

Son olarak, “zihin kontrol” operasyonlarından insanlar bilimsel veya dini olarak nasıl korunabilirler?

Kuran-ı Kerim En’am Suresi 121, “Şeytanlar dostlarına fısıldar, telkinde bulunurlar.” diyor. Burada sihirli kelime “telkin”. TDK sözlüğüne göre telkin, yeni bir bilgi yüklemesiyle kişideki eski bilginin değiştirilip yeni bilginin kişiye kabul ettirilmesidir. İşte bu zihin kontroldür. En’am Suresinin bu ayetinde de belirtildiği üzere insan zihni telkine açıktır. Ama sizin sorunuza gelecek olursak. Bu yada bundan sonrası inançla alakalı bir durum. Haluk Nurbaki Bey’e göre, -bilimsel olarak mümkün olduğunu ilk açıklayan ve altınada imza atan ilk hoca- abdestli dolaşmak, zihin kontrole yakalanma ihtimalinizi azaltır. Hayatınızın belli bir disiplin içinde olması bu ihtimali azaltır.

Röportaj, Fotoğraf: Ömer Can Talu, Melike Söalp

http://anahtar.tv/2013/11/23/zihin-kontrol-bilimsel-bir-gercek/

SURVEILLANCE : EVDE RF DALGA TARAMASI NASIL YAPILIR ? /// RF SCANNING IN HOME


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=ERtBLvrtdxU&feature=youtu.be

SURVEILLANCE : EMF SALDIRILARINDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ (İNGİLİZCE)


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=l6x9uj0HTdc&feature=youtu.be

KAMPANYA : MK ULTRA KONUSUNDA TBMM’YE VERİLEN DİLEKÇEYE SİZDE İMZA VERİN


NASIL KATILACAKSINIZ ?

Bu Linke tıkladığınızda sağ alt köşede KURUMSAL BAĞLANTILAR çıkacak.

Burada E-Dilekçe yazan yere tıklayın.

Dilekçe Komisyonu butonu çıkacak.

Burada İmzalayabileceğim Dilekçeler bölümü’ne tıklayacaksınız.

Konu Ara bölümüne : Psikotronik yazılacak.

Ve gelen sayfada RESMİ KURUMLARIN T.C. VATANDAŞLARINA KARŞI KULLANDIĞI PSİKOTRONİK SİLAH TEKNOLOJİSİ’ne gireceksiniz ve İMZALA yazan yere tıklayacaksınız. Hepsi bu kadar.

DİLEKÇEYİ İMZALAMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

***

Bu kampanya, -Batıda- hakkında belli bir şuur ve tepki oluşmuş TELEGRAM (Zihin Kontrolü) konusunda, -kendi çapında- vatandaşları kaba hatlarıyla da olsa bilgilendirmek ve potansiyel mağdurların oluşmasını engellemek için hazırlanmıştır.

Amacımız, insanlığı tehdid eden ve birçok bakımdan ele alınması gereken, bu yazımızda bizim işaretlemeye çalışacağımız üzere ve literatüre girdiği şekliyle “bir vasfı da” ASKERÎ SİLAH olan bu vahşice uygulamanın tehlikelerine işaret etmektir. Yanısıra, meselenin -maalesef- psikolojik problemler yaşayan insanların uydurmaları veya esrarlı romanlarda geçen hayal ve kurgulardan ibaret olmadığını göstermektir. Yine bu çalışma, bir yandan birçok ülkede bu alanda yapılan çalışmalara temas ederken, diğer yandan meselenin özüne vâkıf kişi ve kuruluşlar tarafından TELEGRAM’a gösterilen tepkileri paylaşma arzusuyla kaleme alınmıştır.

“TELEGRAM, askerî bir silahtır” dedik. Fakat bu silah türü, "konvansiyonel" dediğimiz, kabul edilmiş, genel mânâda bilinen silahlardan kimi farklılıklar arzeder:

Bunlardan birincisi, başka hiçbir silahta olmayan bir özelliktir ki, “silahı kullanan” ve “hedef kişi” dışında bir üçüncü kişi, bu silahın etkisini göremiyor, duyamıyor ve hissedemiyor. Sadece “hedef kişi”nin tepkileri müşâhede edilebiliyor.

Bir diğer farklılık da, “askerî silah” olmasına karşılık, kendine has özelliklerinden dolayı, ortada fiilî bir savaş hâli olsun veya olmasın kullanılabiliyor. Birçok ülkede, o ülkenin iç ve dış savunmasından sorumlu askerî, inzibatî ve istihbarî kurumların görevlileri tarafından, ülke içi veya dışında, hem siyasî ve ideolojik olarak kendilerine “yakın” sayılabilecek insanlara, hem de kendi siyasî ve ideolojik görüşlerine “aykırı” görülen şahıslara tatbik edilebiliyor. Bir diğer deyişle, yabancı veya vatandaş ayırımı yapma gereği duyulmaksızın, “kurban” kişi bazen “kobay” bazen de “hedef” addedilerek uygulanabiliyor. Deneme, geliştirme ve uygulamaların “gizliliği” buna imkân sağlıyor.

“Zihin kontrolü” teknolojisinin, sadece kelime anlamına bakılarak “nezih ve temiz bir iş"(!) olduğu zannedilmemelidir. İnsan fıtratına tamamen ters nitelikte olan bu silahın en önemli hedeflerinden biri de, “kurban”a beyin kontrolü ile paralel olarak -yine askerî literatüre yerleştiği şekilde- MAXIMUM PAIN (en üst seviyede acı) verebilmek çünkü.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde TELEGRAM mağdurları var. Mağdurların kurduğu dernekler; hâdise etrafında yayınlanan birçok ciddi kitab, dergi veya gazete makalesi; yine, internette sayısız makale, araştırma ve döküman mevcut. Batıdaki bazı organizasyonların bu mesele merkezinde düzenli olarak seminer ve konferanslar tertib ettiklerini de biliyoruz; insanları şuurlandırmak için ciddi bir mücadele veriliyor.

Bu gelişmeler ülkemiz dışında tüm hızıyla sürer ve insanlar arasında günden güne yayılan genel bir şuurlanma süreci yaşanırken; üstelik ABD ve Rusya başta olmak üzere kimi ülkelerde protesto gösterileri bile yapılırken; TELEGRAM’a karşı dünyadaki en etkili mücadeleyi veren insanlardan Mind Justice Organizasyonu başkanı Cheryl Welsh’in ifadesiyle, “ATOM BOMBASINDAN DA TEHLİKELİ” bu silaha karşı maalesef ülkemizde yeterli bir kamuoyu tepkisi gelişmemiştir.

Fakat herşeyin üstünde, bu silahın hedefi olan fikir adamı Salih Mirzabeyoğlu’nun yaşadıklarından ve aktardıklarından ilhamla şunu söylemeye mecburuz: BU İNSANLIK DIŞI SİLAHIN UYGULAMA SAHASI BU ÜLKEDİR VE EN BÜYÜK MESULİYET DE BU ÜLKENİN İDARÎ MEKANİZMASINDA YER ALANLARIN PAYINA DÜŞMEKTEDİR.

Askerî terminoloji içerisinde “ÖLDÜRÜCÜ OLMAYAN(!) ELEKTROMANYETİK SİLAHLAR” kategorisinde yapılan bu çalışmalar, ülke halkından tamamen gizli, siyasî yöneticilerinse bir bölümün "kısmî bilgisi" dâhilinde yapılıyor. Bu husus, hem TELEGRAM teknolojisinin patentini ellerinde bulunduran bellibaşlı ülkeler, hem de Türkiye gibi bu silahların sadece "uygulama alanı" (DELTA) olan ülkeler için geçerli. Böylesi anormallikler, aslında bir bakıma “normal”. Çünkü yapılan çalışmaların herkesin önünde ve bilgisi dahilinde olması, -bu işkence ülkelerarası “insan hakları” kriterlerini ihlal etmeden devam ettirilemeyeceği için- mümkün değil.

Bu derece vahim ve çok gizli bir askerî silah sözkonusu iken; dünyada “elektromanyetik silah” yarışı tüm hızıyla devam ederken; Türkiye, Irak, Filistin, Afganistan, Lübnan, Kosova, Çeçenistan gibi ülkeler bu silahların deneme, kullanım ve geliştirme sahaları olmuşken; hattâ Bhutan gibi ismi bile pek bilinmeyen ülkelere kadar kendine tatbikat alanı bulabilmişken; Türkiye’deki bilgisizlik ve aldırmazlık, belki de silahın kendisi kadar ürkütücü. Yaptığımız çalışma, ülkemizde yaşanan bu gidişata işaret etme kaygısını da taşıyor.

Bazı Türk bilim adamlarının çıkışlarını övgüye değer bulsak da, maalesef yetmiyor. Ülkemizdeki bu atmosferi dağıtmaya ve insanımızı şuurlandırmaya yönelik her türlü ciddi açıklamayı, veri paylaşımını ve bu gaye çerçevesindeki her çeşit müsbet faaliyeti yahud böylesi faaliyetleri tetikleyecek “gayret”i çok kıymetli buluyoruz.

Böylelikle, yazımızın genel çerçevesi de de ortaya çıktı sanıyoruz.

TELEGRAM VE ETKİLERİ

Uluslararası ASKERÎ SİLAH literatüründe “ÖLDÜRÜCÜ OLMAYAN” (Non-lethal) kategorisindeki “ELEKTROMANYETİK SİLAHLAR” (Electromagnetic Weapons) arasında çok özel bir yeri olan "ZİHİN KONTROLÜ" (Mind Control) yâni TELEGRAM, hem o silahı, hem de o silahın etki alanını ifade eder. TELEGRAM, herşeyden önce bir “cihaz” veya “cihazlar bütünü”ne dayanır. Mesele, “şunu şöyle söylediler, duygu ve düşüncelerimizi manipüle ettiler” meselesi değildir burada.

TELEGRAM’da, çok kaba bir ifadeyle, göz ve kulak gibi aslî duyular “by-pass” edilerek, yâni DOĞRUDAN BEYNE normal yahud anormal görüntü ve sesler nakledilerek, vücudun istenilen kısımlarına acı verme gibi metodlarla da desteklenerek, “hedef kişi”nin iradesi kırılmaya ve zihnen “kontrol” altına alınmaya çalışılır. Bu süreçte, “hedef kişi”den gelen beyin dalgaları çözümlenerek, o kişinin duygu ve düşünceleri de “okunur”.

TELEGRAM saldırısı neticesinde “hedef kişi”de meydana gelen etkilerin bazılarını –literatüre geçtiği hâliyle- şu şekilde sıralamak mümkündür:

1. Bir sebebi olmadığı hâlde, kulaklarda sürekli çınlama.

2. Fizikî ve ruhî bir sebeb yok iken, elektrik çarpmasına benzer bir duyguyla âniden uykudan uyanma.

3. Uyarıcı bir madde kullanılmadığı hâlde, gece yatarken uzun süre güçlü bir uyanıklık hâli hissetme.

4. Vücutta, özellikle kol ve bacaklarda iğne batmasına benzer acı ve yanmalar.

5. Vücutta, özellikle kol, bacak ve parmaklarda âni kramplar ve sık sık kas atmasına benzer titremelerin olması.

6. Vücutta, özellikle yüz ve kasıklarda şiddetli kaşıntılar.

7. Dinlenme hâlinde olunduğu hâlde, âni kalb çarpıntısı ve stres duygusu.

8. Bilinir bir sebeb yokken vücut sıcaklığında âni yükselme ve âni terleme hâli.

9. Yorgun olunmadığı hâlde, vücuda âni bir yorgunluk ve hâlsizliğin çökmesi.

10. Baş ve vücudun çeşitli bölgelerinde âniden başlayan ve âniden biten ağrılar.

11. Kafada tansiyon yüksekliğine benzeyen bir şişkinlik ve saç derisinde yanma hissi.

12. Aşırı unutkanlık; düşünülen bir şeyin zihinden âniden silindiği veya düşüncelerin aktığı hissi.

13. Cinsî organda titremeler ve sebebsiz ereksiyon veya orgazm.

14. Sebebsiz olarak, aşırı heyecanlanma, sinirlenme, üzüntü, ümitsizlik gibi duygular, sıradan olaylara aşırı tepkiler verme.

15. Gözler kapatıldığında, hattâ açıkken, gözün önünde üç buudlu resimler canlanması.

16. Şuursuz olarak sürekli zihinde birşeyleri tekrarlama.

17. Kafa içinde nereden geldiği belli olmayan ses veya gürültüler duyma.

18. Görülen ve duyulan herşeyin sanki birileri tarafından izlendiği ve zihnin okunduğu duygusuna kapılma.

19. Bulunulan herhangi bir yerde, sık sık, cisimlerin ısı değişimlerinde çıkardığı seslere benzeyen çıtlama sesleri duyma.

20. Kol saati ve benzeri şahsî cihazlarda bulunan pillerin, normal ömürlerinden daha kısa bir sürede bitmesi.

21. Hafıza kaybı ve davranış bozuklukları.

22. Duyulan sesin yönü, şiddeti ve muhtevâsının değişmesi.

23. Göz kapaklarının denetlenerek, konuşmanın bozulması.

24. Zahmetli işler sırasında omuzlar ve kollar zorlanarak kazalara sebeb olma. Bir şey yaparken dirseklerin dürtüklenmesi ve işe engel olma. Bacaklarda ağrı ve gereksiz hareketlenme, sağ ve sola sallanma ve aşırı sertleşme.

25. Ayağın zor ulaşılan yerlerinde kaşınma ve kızarmalar.

26. Sırttaki büyük kaslarda kasılmalar.

27. El hareketlerinin kontrol edilmesi.

28. Düşüncelerin okunması yahud dışarıdan düşünce nakledilmesi.

29. Rüyaların kontrol ve manipüle edilmesi.

30. Hareket eden hayalî görüntüler görülmesi.

31. Göz kapaklarının sürekli açık tutturulması.

32. Sürekli kulak çınlaması.

33. Çene ve dişlerin sebeb yokken titremesi.

34. Sindirim sistemi ile alâkalı olarak, bağırsak hareketlerinin kontrol altına alınması.

Bu silahı diğer konvansiyonel silahlardan ayıran, -yukarıda saydığımız özelliklerinin dışındaki bir diğer- hususiyeti de; "KİŞİYE ÖZEL" ve "AYARLANABİLİR" olması, yâni hedef kişinin fizik, ruh ve beyin yapısına göre saldırı imkânı sağlaması. Şöyle ki, hedef kişi dışında kimsenin duyamayacağı seslerle beraber kimsenin göremeyeceği görüntüleri nakledebilmenin sözkonusu olduğu ve bunun da “mevcut sahne”de görev alan “emir eri” veya “gönüllü” piyonların bulunduğu bir ortamda yapıldığı düşünülürse, hedef kişinin her yönden kuşatılmaya çalışıldığı, tamamen çökertilip kontrol altına alınmak istendiği anlaşılır. Hâdisenin sadece ses ve görüntü “alışveriş”inden ibaret kalmadığı ve yine bu elektromanyetik silahla MAXIMUM PAIN (En Üst Seviyede Acı) vermenin operasyona dâhil edildiği gözönüne alınırsa, TELEGRAM’ın korkunçluğu daha da aydınlanır.

MK ULTRA PROJESİ : CIA VE TAVISTOCK İNSAN İLİŞKİLERİ ENSTİTÜSÜ


CIA VE TAVISTOCK NSAN LKLER ENSTTS.pdf

ÖNEMLİ /// MK-ULTRA & MIND CONTROL & ZİHİN KONTROLÜ HAKKINDA DÖKÜMANTER /// MKULTRA OFFICIALS


MK-ULTRA (PDF DÖKÜMANLARI)

BURADAN İNDİRİN …

https://www.box.com/s/7ad31628292f70a8b87f

TAVISTOCK INSTITUTE MK-ULTRA FAALİYETLERİ

BURADAN İNDİRİN …

https://www.box.com/s/f117ccab9062e2580fd9

ZİHİN KONTROLÜ İLE İLGİLİ BELGELER

BURADAN İNDİRİN …

https://www.box.com/s/499e091d87f1bace7351

MK-ULTRA İLE İLGİLİ BELGELER

https://www.box.com/s/e223aac5a29964efcf49

/// KAMPANYA /// ÖNEMLİ /// Zihin Kontrolü ve Yasadışı Teknik Ta kibe son verilsin ! /// @basbakanerdogan


KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

Bu kampanya, -Batıda- hakkında belli bir şuur ve tepki oluşmuş TELEGRAM (Zihin Kontrolü) konusunda, -kendi çapında- vatandaşları kaba hatlarıyla da olsa bilgilendirmek ve potansiyel mağdurların oluşmasını engellemek için hazırlanmıştır.

***

Sayın İlgili,

Öncelikle KAMPANYAMIZA zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

TÜRKİYE’de 2000’li yıllardan bu yana belirli yerel ve yabancı istihbarat servisleri tarafından PSİKOTRONİK – ELEKTRO MANYETİK takip cihazları ile vatandaşlara yönelik yasadışı teknik takip yapılmaktadır.

Bu konunun mağduru binlerce kişi var ama ne yazık ki konunun kamuoyunca yeterince bilinmemesi yada komplo teorisi olarak görünmesi nedeniyle şikayetlerini resmi merciler dışında saklama gereği duyuyorlar. Şu anda mağdurlar dernek kurma aşamasına geldiler ve seslerini kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlar. Yurt dışında ise on binlerce mağdur var ve bir çok sivil toplum örgütü adı altında haklarını arıyorlar.

Bunlardan birisi de ICAACT ORGANISATION. Web sitesi : http://icaact.org

Bunun yanı sıra bu konuda yayın yapılan grup olarak kamuoyunu bilgilendirme amacıyla açtığımız yerel bir site de mevcut. www.zihinkontrol.com bağlantısından siteye ulaşabilirsiniz.

MK ULTRA konusu bizce çok önemli ve dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü sadece ülkemizde bu projenin binlerce mağduru bulunuyor ve maalesef haklarını gerektiği gibi arayamıyorlar. Halbuki başta ABD olmak üzere tüm Batı dünyası bu konuya çok önem veriyor, bu konuda filmler, kitaplar, şarkılar ve klipler yayınlıyorlar.

Örneğin yakın zamanda çevrilen ve meşhur ABD’li aktör DENZEL WASHINGTON’ın oynadığı MANCHURIAN CANDIDATE (Mançurya Kobayı) ve Bruce Willis’in ve Julia Roberts’ın oynadığı CONSPIRACY THEORY (Komplo Teorisi) bunlara verilecek en iyi örneklerdir. Yine 2009 yılında çevrilen GAMER (OYUNCU) filmi örneklerden biridir.

Bu konu artık komplo teorisi olmaktan öteye gitmiştir Batı dünyası ülkeleri için. Çünkü ABD başta olmak üzere tüm dünyada ZİHİN KONTROLÜ yada orijinal adıyla MK ULTRA bir realite halini almıştır.

Örneğin OKLAHOMA BOMBACISI TIMOTHY MCVEIGH’in bir MK ULTRA MAĞDURU olabileceğini düşünür müydünüz ? Bu konuyu ABD BASINI sık sık dile getiriyor.

Aşağıda ABD BASINI’nda yer alan bazı videoları dikkatinize sunuyorum.

Yine aynı şekilde geçtiğimiz hafta KONGRE ve BEYAZ SARAY’a saldıran Aaron Alexis’in bir MK ULTRA MAĞDURU olabileceğini düşünür müydünüz ?

Bu konuyu da ABD BASINI sık sık dile getiriyor.

Aşağıda ABD BASINI’nda yer alan bazı videoları dikkatinize sunuyorum.

Ancak halen maalesef ülkemizde bu projenin mağdurları ile yeterince ilgilenilmiyor. Ne resmi mercilerden yeteri kadar destek görüyorlar, ne kamuoyundan, ne basından, ne de diğer devlet bürokrasisinden. Adeta görünmez bir el mağdurların haklı mücadele sürecinde sürekli engel üzerine engel çıkarmakta. Mağdurlar ve perişan aileleri bu mücadelede yalnız bırakılmışlardır.

Biz grup olarak mağdurlara elimizden geldiği kadar destek vermeye çalışıyoruz. Onların bu anlamda seslerini kamuoyuna duyurmaları için sözcülüğünü yapmaya ve ulaşabildiğimiz tüm üst merci ve makam yetkililerine mağduriyetlerini anlatmaya çalışıyoruz ancak ERGENEKON ve BALYOZ DAVA’larının finansörü ve planlayıcısı olan Amerikan Gizli Servisleri’nin (CIA, NSA, PENTAGON) sürekli engellemeleri ile karşılaşıyoruz. Sosyal Medyada bu konuda yapmış olduğumuz tüm duyurular bu servislerin baskısı sonucunda sosyal medya (Twitter, Facebook, WordPress Bloglarımız) hesaplarımızın kapatılması ile engellendi.

Bildiğiniz gibi eski NSA çalışanı ve şu anda zorunlu olarak Rusya’da geçici olarak ikamet eden Edward Snowden’ın İngiliz Guardian Gazetesi’ne sızdırdığı belgelerde de Amerikan Gizli Servislerinin tüm dünyada global teknik takip faaliyetleri yürüttüğünü net olarak ortaya koymuştu. Google’da Edward Snowden yazdığınızda bu konudaki haberlere erişebilirsiniz.

Sayın İlgili,

Biz grup olarak mağdurların şikayetlerini hem Cumhurbaşkanlığı’na hem İç İşleri Bakanlığı’na hem de TBMM’ye ilettik ve çözüm getirmelerini talep ettik. Ancak, halen ne mağdurları dinlediler ne de şikayetleri değerlendirdiler. TBMM’ye göndermiş olduğumuz dilekçe ise red edildi. Adeta görünmez bir ambargo uygulanıyor.

Sonuç olarak;

Biz MK ULTRA PROJESİ (Psikotronik Silah Mağduru / Organized Stalked Victim) kurbanı Türk Vatandaşları adına bu konuya dikkat çekebilmek amacıyla size yazmak istedik. Bu konuda tarafımıza başvurup yardım talep eden çok sayıda vatandaş var. Bunlardan 3’ünü saygılarımızla dikkatinize arz ediyoruz.

(Lütfen tıklayın)

MK ULTRA’NIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Ortadoğu’yu kimyasal silah üretmekle suçlayan ABD, anayasasına göre yurttaşlar üzerinde gizli askeri deney yapılması yasal olduğundan insanlık dışı deneyler gerçekleştirdi.

‘Kitle imha silahları geliştirmekle’ suçladığı Irak’ı işgal eden, ardından da benzer nedenlerle Suriye, İran ve Kuzey Kore’yi hedef göstermeye başlayan ABD, yıllardır kimyasal ve biyolojik silah geliştirmek uğruna yaptığı sayısız deneyde kendi yurttaşlarını kullandı. Üstelik Amerikan anayasasına göre yurttaşlar üzerinde gizli askeri deneyler yapılması yasaldı. 1977 yılından itibaren yirmi yıl süreyle yürürlükte kalan bu madde, Körfez Savaşı’ndan sonra bazı sivil örgütlerin girişimiyle böyle bir yasadan haberdar olan halkın tepkisi üzerine 1997 yılında geri çekildi. Amerikan istihbaratı ile Savunma Bakanlığı’nın çoğu zaman ortaklaşa gerçekleştirdiği bu deneylerin başlangıç tarihi, 1930′lara kadar uzanıyor. II. Dünya Savaşı’nın ardından Almanların ve Japonların bu konudaki deneyiminden de yararlanan ABD, Soğuk Savaş sırasında dünyanın en korkunç biyolojik silah deposu haline geldi.

Nazi savaş suçluları çalıştırıldı

ABD’nin 34. başkanı General Dwight D. Eisenhower‘ın Nazi savaş suçlularına çalışmalarını Amerika’da devam etmeleri karşılığında dokunulmazlık verdiği biliniyor. Almanların sayısız insan hayatı ve hayal bile edilemeyecek işkenceler karşılığında elde ettikleri bilgileri edinmek isteyen Eisenhower, Nazi toplama kamplarında gerçekleştirilen araştırmalardan ”yararlanılması” emrini vermişti. Daça toplama kampında Yahudiler üzerinde gerçekleştirdiği korkunç deneylerle tanınan Dr Hubertus Strughold ve onun gibi 34 Nazi ”bilim adamı” uzay tıbbı çalışmalarına Amerikan topraklarında devam edebilmeleri için Teksas, San Antonio’daki Randolph Hava Kuvvetleri Üssü’ne getirildi.

Ataç Projesi kapsamında toplam 3 bin kadar Nazi savaş suçlusuna ABD ve Kanada topraklarında çalışma izni verildiği tahmin ediliyor. Tarihçiler ve bilim adamları, CIA tarafından Amerikan ve Kanada (başta MKULTRA projesi olmak üzere ABD’de yapılan bazı deneylerin bir ayağı da Kanada’da sürdürülmüştür) vatandaşları üzerinde gerçekleştirilen deneylerin çoğunun Nazi ölüm kamplarında yapılan insanlık dışı deneylerin bir devamı olduğunu ortaya koymuşlardır.

Zihin kontrol deneyleri

Soğuk Savaş’la birlikte Rusların zihnin kontrolü alanında kaydettikleri ilerlemelere karşılık CIA da zihin kontrol tekniklerine olan ilgisini ve bu konudaki araştırmalarını yoğunlaştırdı. Dehşet veren araştırmalarda, psikotronik ilaçlar kullanılarak beyin yıkama ve insan zihnini kontrol etme deneyleri yapıldı. Vietnam Savaşı sırasında sorgulanan insanları itirafa zorlamak için aynı yöntemler kullanıldı. Belki de tüm bunlar arasında en rahatsız edici olanı, belgelerin büyük bölümü sonradan CIA tarafından yok edildiği için ve ilgili kişilere ulaşılamadığı için insan kobaylar üzerinde yapılan deneylerin gerçek boyutlarının bilinmiyor olması. Zihin kontrolü deneyleri arasında en acımasız ve en geniş kapsamlı olanı 50′li yıllarda başlayıp 70′lere kadar süren ünlü MKULTRA projesiydi. Üniversitelerde, hapishanelerde, akıl hastanelerinde, yetimhanelerde ve uyuşturucu bağımlıları rehabilitasyon merkezlerinde yürütülen deneylerin yanı sıra kentlerin olası bir saldırıya karşı ne kadar dirençli olduğunu ölçmek için kalabalık yerleşim birimleri de kimyasal ve biyolojik maddelere maruz bırakıldı.

ÖZEL BÜRO

MK ULTRA PROJECTS : ABD ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATINDAKİ (NSA) GİZLİ OPERASYONLAR


“ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatı’na arşı açılan bir dava dosyası, bireyleri kontrol altında tutmak için tasarlanan ürkütücü teknolojileri ve programları açıklamaktadır.”

JOHN ST.CLAIR AKWEI, ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NA (NSA) KARŞI

Aşağıda verilen belge, John St.Clair AKWEI tarafından Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA)’ya karşı Washington’da açılan bir dava dosyasını kapsamakta ve Ulusal Güvenlik Teşkilatı ile ilgili bilgilerini, Ulusal Güvenlik faaliyetlerinin teknolojilerini ve yurttaşları izlemek için yapılan gizli operasyonları vermektedir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN MİSYONU VE YURT İÇİ İSTİHBARAT OPERASYONU

HABERLEŞME İSTİHBARATI

ABD’de ve dünyada tüm elektonik haberleşmenin yurdu kaplaması, ulusal güvenliği temin eder. Ft. Meade, Maryland’deki Ulusal Güvenlik Teşkilatı, 1960’lı yıllardan beri dünyada ki en gelişmiş bilgisayara sahiptir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı teknolojisi özel şirketlerden, akademiden ve halktan gizli olarak geliştirildi ve yürütüldü.

İŞARET İSTİHBARATI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, İşaret istihbarat görevi için, çevredeki şifresi çözülen EMF dalgaları, bilgisayara telsiz olarak kaydetmek ve kişileri vücutlarındaki elektrik akımları ile izlemek için bir bilgisayar programı geliştirdi. İşaret İstihbarat’ı, içinde elektrik akımı bulunan her şeyin çevresine EMF dalga yayan bir manyetik alana sahip olma esasına dayandığı için Ulusal Güvenlik Teşkilatı/Savunma Departmanı, elektriksel aktivitesi olan insan yapısı veya organik her cismi uzaktan analiz edebilen hususi bir dijital araç geliştirmiştir.

YURTİÇİ İSTİHBARATI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı tüm ABD vatandaşlarının kayıtlarına sahiptir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, 50,000’den fazla ajanından herhangi birinin dikkatini çekebilecek ABD vatandaşları içerisinde bilgi toplamaktadır. Bu ajanlar, herhangi bir kişiyi kendiliklerinden izlemek konusunda yetkiye sahiptir.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı her mevkide, “DAİMİ ULUSAL GÜVENLİK ANTİ-TERÖR GÖZETİM ŞEBEKESİNE –AĞINA-“ sahiptir. Bu gözetim ağı tamamen kılık değiştirmiştir ve halktan gizlenmektedir. Amerika’da şahısları takip etme işi Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elektronik gözetim ağı ile ucuz ve kolayca yürütülmektedir. Bu ağ, tüm BİRLEŞİK DEVLETLERİ kapsar, on binlerce Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personelini içerir ve aynı anda yüz binlerce kişiyi izler.

Operasyonların maliyetinin ucuzluğu, operasyon maliyetlerini en düşük seviyeye indirmek için tasarlanan Ulusal Güvenlik Teşkilatı bilgisayar teknolojisi ile sağlanır.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, kendi toplumlarında güya halktan biriymiş gibi hizmet verirler ve izlemek isteyecekleri kişiler hakkında istihbarat toplumunu bilgilendirebilmek için, gizli ve yasal işlerde çalışırlar.

Toplumdaki Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, genellikle sosyal sahada çalışan, avukat ve işadamı gibi gizli kimliklere sahiptir.

· BAĞIMSIZ OLARAK OPERASYON YAPABİLEN ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI PERSONELİ TARAFINDAN GÖZETİM İÇİN ARA SIRA HEDEFLENEN VATANDAŞLAR

Ulusal Güvenlik Teşkilatı Personeli, Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın yurt içi istihbarat ağını ve gizli işleri kullanarak, Birleşik Devletler’deki binlerce ferdin yaşamlarını kontrol edebilirler. Bunlar tarafından bağımsız olarak yürütülen operasyonlar bazen kanun sınırlarının ötesine taşabilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın operasyonları ile yüzlerce habersiz vatandaşa uzun süreli kontrol ve sabotaj yapılmış olması muhtemeldir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı ağı, Birleşik Devletler vatandaşlarına gizli olarak suikast veya hastalıklar, akıl ve ruh bozuklukları olarak teşhis edilebilecek konulara sebep olacak gizli psikolojik kontrol operasyonları yapma yeteneğine sahiptir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN YURT İÇİ ELEKTRONİK GÖZETİM AĞI

1960’lı yılların ilk yıllarında dünyada ki en gelişmiş bilgisayarlar Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elindeydi. Bu bilgisayarlarla araştırılan yeni buluşlar Ulusal Güvenlik Teşkilatı için saklandı. Şu anda Ulusal Güvenlik Teşkilatı mevcut bilgisayar teknolojisinin 15 sene ilerisinde olan nano-teknolojik bilgisayarlara sahiptir.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Amerika’da bu teşkilatın ajanlarının şifre çözücülerinin dikkatini çekecek “anahtar kelimelerle” her ortamda bütün haberleşmeleri kontrol eden ve yapay zekalı gelişmiş bilgisayarlar kullanarak, kendilerine rahatsızlık verici bilgiler elde ederler.

BAKINIZ : ECHELON & DIG-INT

Bu bilgisayarlar, bütün haberleşmeleri verici ve alıcı uçlarda denetlerler. ABD’nin bu rahatsızlık verici haber alma hadisesi Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın “İŞARET İSTİHBARATI” misyonunun bir sonucudur.

Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın elektronik gözetim ağı, tüm elektro-manyetik saha tayfını denetleyebilecek araçların hücreli düzenlenmesine dayanır. Bu cihaz, diğer elektronik savaş programları gibi büyük bir gizlilik içerisinde geliştirildi, yürütüldü ve muhafaza edildi.

İŞARET İSTİHBARATIYLA UZAKTAN BİLGİSAYAR KARIŞTIRMA

Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Birleşik Devletler’de satılan tüm kişisel bilgisayarların ve diğer tüm bilgisayarların izlerini muhafaza eder. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın “ELEKTRO-MANYETİK ALAN SAHA CİHAZI”, monitörden ve güç kaynağından çıkan dalgaları süzerek kişisel bilgisayarların devre tablosundan çıkan radyo frekanslarına ayarlanabilir.

Bilgisayar devre tablosundan çıkan radyo frekanslı yayın, bilgisayardaki dijital bilgiyi içerir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın cihazından çıkan kodlanmış radyo frekansında ki dalgalar, bilgisayar devreleriyle, bilgisayara girebilir ve bilgisayarda ki verileri değiştirebilir. Böylece Ulusal Güvenlik Teşkilatı, gözetim ve anti-terör elektronik savaşı için ülkedeki herhangi bir bilgisayara telsiz modem gibi bir giriş kazanabilir.

BAKINIZ : TEMPEST TEKNOLOJİSİ

Tam bu noktada bir tespit yapmakta fayda var. Hatırlarsanız, Eski Deniz Kuvvetleri Komutanımız Sayın ÖZDEN ÖRNEK, bilgisayarından çıkan darbe günlüklerinin “kendisine ait olmadığını” ifade etmişti. Acaba bu günlükler kendisi tarafından yazılmadı ise ne şekilde kişisel bilgisayarına konmuştur ? Bunun araştırılmasında ciddi şekilde fayda bulunmaktadır.

Devam edelim.

GÖZETİM İÇİN İNSANLARDA Kİ EMF’NİN MEYDANA ÇIKARILMASI (KEŞİF)

Bir cismin bio-elektrik alanı uzaktan algılanabilir, böylece cisimler bulundukları herhangi bir yerde denetlenebilirler. Özel EMF cihazıyla Ulusal Güvenlik Teşkilatı, kripto-şifre çözücüleri (EEG’lerden) üretilen potansiyelleri uzaktan okuyabilirler. Bunlar bir kişinin beyin durumlarına ve düşüncelerine kodlanabilir. Bu durumda kişi, uzak bir mesafeden mükemmel olarak denetlenebilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı personeli, “İŞARET İSTİHBARATI” nın elektro-manyetik tarama ağının kadranında çevirerek, ülkedeki herhangi bir şahsı tespit edebilir ve Ulusal Güvenlik Teşkilatı’nın bilgisayarları o şahsı 7 gün 24 saat izleyebilir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, ABD’deki herhangi bir şahsı seçebilir ve onu sınırsız olarak takip edebilir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN ELEKTRO-MANYETİK BEYİN UYARILMASINI KULLANMASI

Ulusal Güvenlik Teşkilatı “İŞARET İSTİHBARATI”, “UZAKTAN NÖRAL (SİNİR) DENETİMİ VE ELEKTRONİK ZİHİN BAĞLANTISI” için “ELEKTRO-MANYETİK BEYİN UYARILMASINI”nı kullanmaktadır.

(İyonlaşmayan elektro-manyetik alan) radyasyonu üzerine, nörolojik araştırmayı ve bio-elektrik araştırma ve gelişmeyi içeren 1950’li yılların MKULTRA programından beri, “BEYİN UYGULAMASI” gelişme halindedir.

Elde edilen gizli teknoloji, Ulusal Güvenlik arşivlerinde, “Radyoaktifliği ve nükleer patlamaları içermeyen ve çevrede bulunan bir kaynaktan istemeyerek (kasıtlı olmayan bir şekilde) yayılan elektro-manyetik dalgalardan oluşan bilgi” olarak tanımlanır ve “Işınım İstihbaratı” olarak sınıflandırılır.

İşaret istihbaratı, ABD yönetiminin diğer elektronik mücadele programları gibi, bu teknolojiyi de, gizli olarak yürütmekte ve muhafaza etmektedir. Ulusal Güvenlik Teşkilatı, bu teknoloji ile ilgili mevcut bilgileri denetlemekte ve bilimsel araştırmaları halktan gizlemektedir. Aynı zamanda bu teknolojiyi gizli tutmak için uluslar arası istihbarat anlaşmaları da vardır.

NSA, insandaki elektriksel faaliyetleri uzak mesafeden analiz eden hususi donatıya sahiptir.

NSA bilgisayarında üretilen beyin planlaması, beyinde ki elektriksel faaliyetleri sürekli olarak denetlemektedir. Ulusal Güvenlik gayesiyle NSA, binlerce insanın ferdi beyin haritalarını kaydetmekte ve şifrelemektedir. Elektro-Manyetik alanla “BEYNİN UYARILMASI”, beyin-bilgisayar bağlantısını sağlamak için, mesela askeri savaş uçağında ordu tarafından gizlice kullanılmaktadır.

Elektronik gözetim amacıyla, beynin konuşma merkezinde ki elektrik faaliyetleri, kurbanın sözlü düşüncelerine çevrilebilir. Kulağı devre dışı bırakarak, ses haberleşmesinin doğrudan beyne gitmesini sağlayarak, Uzaktan Nöral Denetim, şifrelenmiş işaretleri, beynin işitme korteksine gönderebilir. NSA ajanları bunu, paranoid şizofreninin ve yada psikozun karakteristiği olan işitsel halüsünasyonları taklit ederek, kurbanların gizli olarak takatini ve direncini kırmak için kullanabilirler.

Kurbanla herhangi bir temas olmaksızın, Uzaktan Nöral Denetim, bir kurbanın beynindeki görsel kortekste mevcut olan elektrik faaliyetlerini planlayabilir ve kurbanın beynindeki tasvirleri (görüntüleri) bir videonun monitöründe gösterebilir.

NSA ajanları, kurbanın gözlerinin gördüğü her şeyi görürler. Görsel hafıza da görülebilir. Uzaktan Nöral Denetim gözleri ve optik sinirleri atlayarak (devre dışı bırakarak), doğrudan görsel kortekse görüntü gönderebilir. NSA ajanları, beynin programlama gayesi için, gözetim altındaki kişi REM uykusunda iken, onun beynine gizlice görüntü yerleştirmek için bunu kullanabilirler.

UZAKTAN NÖRAL DENETİM YAPAN NSA ÖRGÜTÜNÜN YETENEKLERİ

Birleşik Devletler’de, 1940’lı yıllardan beri, İşaret İstihbaratı ağı vardır. NSA’nın FT.Meade’de, kişileri izlemek ve bunların beyinlerinde ki işitsel ve görsel bilgileri tecavüzkar olmayan bir biçimde denetlemek için kullanılan iki yönlü bir Uzaktan Nöral Denetim sistemi vardır.

Bu işlerin tümü, kişiyle fiziki bir temas olmadan yapılır. Uzaktan Nöral Denetim metodu, gözetim ve yurt içi istihbarat için esas metoddur.

Konuşma korteksi – İşitsel korteks bağlantısı, istihbarat toplumu için esas haberleşme sistemi oldu. Uzaktan Nöral Denetim, görsel – işitsel beyin ile beyin arasında veya beyin ile bilgisayar arasında tam bir bağlantıya izin verir.

ULUSAL GÜVENLİK TEŞKİLATI’NIN (NSA) İŞARET İSTİHBARATI – ELEKTRONİK BEYİN BAĞLANTI TEKNOLOJİSİ

NSA – SIGINT (Ulusal Güvenlik Teşkilatı İşaret İstihbaratı) insan beyninden yayılan 5 miliwolt’luk ve 30 – 50 Hz’lik uyandırılmış potansiyellerin şifrelerini dijital olarak çözerek, insan beynindeki bilgileri uzaktan ve tecavüzkar olmayacak bir biçimde denetlemek için özel yeteneklere sahiptir.

Beyindeki nöral hareketlilik değişen bir manyetik akıya sahip olan değişen bir elektriksel özellik yaratır. Bu manyetik akı 30 – 50 Hz’lik ve 5 milimetrelik sürekli bir elektro-manyetik dalga çıkarır. Beyinden gelen elektro-manyetik emisyonda ihtiva edilen şeyler “uyandırılan potansiyeller” olarak adlandırılan enserler ve desenlerdir.

Her düşünce, reaksiyon, motor kumandası, işitsel olaylar ve görsel görüntü için beyindeki bir “uyandırılmış potansiyel” veya “uyandırılmış potansiyeller kümesi” karşılığı vardır. Beyinden yapılan EMF emisyonunun şifreleri, beyninde geçerli fikirler, düşünceler, görüntüler ve sesler haline gelmesi için deşifre edilir ve çözülür.

NSA SIG – INT, bilgileri (sinir sistemi mesajları gibi) istihbarat ajanlarına aktarmak ve gizli operasyon yapılacak kişilerin beyinlerine (onlar tarafından fark edilemeyecek bir şekilde) aktarmak için, bir haberleşme sistemi olarak EMF ile aktarılan Beyin Uyarılması’nı kullanmaktadır.

EMF ile Beyin Uyarılması, sonuçta beynin nöral devrelerinde ses ve görsel olayların oluşması için beyindeki uyarılacak potansiyelleri, kobayları tetiklemek için şifrelenmiş ve pulslanmış karmaşık elektro-manyetik işaretler göndererek çalışır. EMF ile Beyin Uyarılması kişinin beyin hallerini değiştirebilir ve motor kontrolünü etkileyebilir.

İki yönlü elektronik beyin bağlantısı, sesi (kulakları bypass ederek) işitsel kortekse aktarırken ve donuk (belirsiz) görüntüleri, (optik sinirleri ve gözleri bypass ederek), görsel kortekse aktarırken, nöral görsel,işitsel bilgileri uzaktan kumanda ederek yapılır. Görüntüler beyinde sabit olmayan iki boyutlu ekrandaki gibi zuhur eder.

İki yönlü elektronik beyin bağlantısı, CIA – NSA ve diğer müttefik ülke istihbarat servisleri personeli için esas haberleşme sistemi haline gelmiştir. Uzaktan Nöral Denetim (RNM, İnsan beynindeki bio-elektrik bilginin uzaktan denetimi) esas göstim sistemi halini almıştır. Bu Birleşik Devletler İstihbarat Topluluğu ve tüm müttefik ülke istihbarat camiasında sınırlı sayıdaki ajan tarafından kullanılmaktadır.

İŞLEYİŞ TEKNİĞİ

RNM her belirli beyin bölgesinin rezonans frekansının şifresinin çözülmesini gerektirir. Bu frekans, daha sonra beynin bu özel bölgesine bilgi yüklemek için değiştirilir. Değişik beyin bölgelerin tepki gösterdiği (cevap verdiği) frekans 3 Hz ile 50 Hz arasında değişmektedir. İşaret İstihbaratı, sinyalleri bu band aralığında değiştirirler.

(Tablo 1 ‘e bakınız !)

Bu değiştirilmiş bilgi, şuuraltı seviyesinden algılanabilir seviyeye kadar değişen yoğunluklarda, beyine yerleştirebilinir. Her insan tek bio-elektrik rezonans / entrainment frekansları kümesine sahiptir. Bir insanın beynie diğer bir insanın işitsel korteksinin frekansında işitsel bilgiler gönderme, bu işitsel bilginin kavranılmaması sonucunu verecektir.

Davacı George Farquhar, RNM (Uzaktan Nöral Denetim)’den, NSA, Ft.Meade’deki Kinnecome grubuyla iki yönde RNM teması kurarak haberdar olmuştur. (Project Freedom Internet Sitesinin kurucusu)

Onlar, Ekim 1990’dan Mayıs 1991’e kadar davacıyı tedirgin etmek için 3 boyutlu RNM sesini doğrudan doğruya beyinde kullandılar.

Mayıs 91’deki gibi Davacı ile iki yönlü RNM haberleşmeleri vardı ve Davacının yeteneklerini yok etmek maksadıyla ve kendisine karşı son 12 yılda yaptıkları faaliyetler nedeniyle Davacının yetkililere başvurmasını önlemek için RNM’yi kullandılar. Kinnecome grubunun Ft.Meade’de günde 24 saat çalışan, yaklaşık 100 çalışanı vardır. Davacıyı tecrit etmek için Davacıyla temasta bulunan ve beyinleri gizlice dinlenen kişilere de sahiptirler. Bu şimdiye kadar bir vatandaşın RNM ile taciz edilmesi ve bu istihbarat operasyonları metodunu kötüye kullanan NSA personeline karşı dava konusu haline gelinen ilk olaydır.

NSA TEKNİKLERİ VE KAYNAKLAR

Ülkede herhangi bir yerde, herhangi bir mahalde, herhangi bir binada bireyleri sürekli olarak Uzaktan Denetleme / İzleme.

Bu operasyonların ucuz olarak yürütülmesi için getirilen bir sistem NSA tarafından her toplulukta binlerce insanın sürekli olarak denetlenmesini ve takip edilmesini sağlar.

· Uzaktan RNM Cihazları

Nsa’nın RNM donatısı izlenen kişilerin beynindeki uyandırılan potansiyelleri (EEG’leri) uzaktan okuyabilir ve onların verimlerini (performanslarını) etkilemek için sinir sistemi aracılığı ile mesaj gönderebilir. RNM elektronik olarak bireyleri teşhis edebilir ve onları Birleşik Devletler’deki veya müttefik ülkelerin sınırları içerisinde herhangi bir yerde izleyebilir. Bu donatı, bir şebeke (sğ) üzerindedir ve yurt içi istihbarat operasyonları, yönetim güvenliği ve bio-elektrik mücadele durumunda kullanılırlar.

· Metropol Alanlarında Nokta Görevlileri

Her bölgede on binlerce kişi, NSA ve müttefik ülkelerde kendi servislerinin istihbarat ajanlarınca gizli kontrol için teşhis edilen kişileri (bazen bilmeyerek) takip ve kontrol etmek için, mahalle / işyeri nokta görevlisi (Muhbir – Intelligence Network Personel) olarak çalışmaktadır.

Büro dışında çalışan ajanlar, binlerce kişiyi izleyen nokta görevlileriyle (muhbirlerle) sürekli haberleşme içindedirler. Uzak bölgelerde ki ofislerde çalışan NSA ajanları, gözlemlenen kişiyle temas halinde bulunan ve halk içinde tespit edilen herhangi bir kişiyi (RNM’yi kullanarak) anında teşhis edebilir.

· Kimyasal Madde ve İlaçlar Verilmesi için NSA tarafından Evlere Yerleştirilen Plastik Boru Şebekesi

Uyutma gazı ve beyin yıkamaya yardımcı olan ilaçların verilmesi için NSA kişilerin hava kanallarının ve su musluklarına hat döşemek için gerekli alet ve edavata sahiptir. Bu CIA Farmo-Psikoloji’sinin (Psiko-Farmokoloji) bir neticesidir.

· Hususi Birleşik Devletler istihbaratına Kısa Bir Bakış

İnsan beynindeki EEG’leri okuyabilen özel EMF donatısının sabit ağı, dijital bilgisayarlar kullanılarak kişileri teşhis ve takip edebilir. NSA İşaret İstihbarat’ndan gelen EMF (Elektro-Manyetik Alan) sinyaliyle yapılan ESB (Beynin Elektriksel Uyarılması) kişileri kontrol etmek için kullanılmaktadır.

· RF (Radyo Frekansı) yayımının şifrelerini çözerek kişisel bilgisayarların devre tablosundan bilgi toplayan ve bu suretle ülkedeki herhangi bir kişisel bilgisayar telsiz modem tarzı giriş kazanan EMF donatısı.

Bakınız : TEMPEST Teknolojisi

Bu noktada Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Sayın ÖZDEN ÖRNEK’in Darbe Günlükleri ile ilgili olarak kendisinin “Günlükler bana ait değildir” ifadesini hatırlamamızda fayda vardır.

Tüm donatı saklı, tüm teknoloji gizli, araştırmaların hiçbir bölümü, elektronik mücadele araştırmalarında olduğu gibi rapor edilmiyor. Hiçbir surette halk tarafından bilinmeyen yurt içi istihbaratı bu metodunun tam ve mükemmel olarak yürütülmesi, 1980’lerin ilk yıllarından beri devam etmektedir.

EDİTÖRÜN NOTU

Davadan eğer bir sonuç çıkarsa, bunun neticesinin ne olacağını anlamak için Mr.Akwei’ye telefon etmeye çalıştım. Dava ile ilgili ne yapacağı hususunda telefonda konuşamayacağını kesin fakat kibar bir dille anlattı ve telefonu kapattı. Benzer uzunlukta daha sonraki bir konuşmada, kendi adresinin ve telefon numarasının bu makalede açıklanmasını istemediği bilgisiyle sonuçlandı. Eğer herhangi bir gelişme duyarsak size bildireceğiz.

Yukarıdaki makaleden açıkça görülebileceği gibi Birleşik Devletler Güvenlik Teşkilatı, gizli çalışan bir terör örgütünden başka bir şey değildir. Bunların, milyonlarca masum insanın zihinlerini (günlük olarak) kullandıkları gelişmiş teknolojileri, demokratik toplum diye adlandırdığımız şeyin görünen yüzünün arkasında var olan, otoriter ve mütehakkim anlayışlarının kaba bir ifadesidir.

George Orwell’in tahayyül ettiği “DÜŞÜNCE POLİSİ” maalesef bugünün dünyasının bir gerçeği olmuştur. Biz idrak edelim veya etmeyelim, toplumumuzdaki her ferd, bu diktatörlük tavrından olumsuz olarak etkilenmektedir.

Bu Değişmelidir – Değişecektir – Seninle Başlayacak !

George Farquhar

BEYİN KONTROLÜ GERİBESLEME ŞEMASI : EŞİTSİZLİK VE BASKI

Mobil telefon şebekesi yada mobil telefonlarla uzaktan bireysel yafa toplu beyin kontrolü

• İletişim aracı kılığında Mobil Psiko-tronik Silahlar taşıyan araçlarla uzaktan beyin kontrolü

ELF BEYİN UYARICILARINDAN BAZI ÖRNEKLER

UZAKTAN BEYİN KONTROLÜ SİLAHLARINI

İNSANLARA KARŞI NASIL KULLANDIKLARININ ŞEMASIDIR !

YUKARIDAKİLER,

NÖRO-ELEKTRO-MAGNETİK FREKANS SALDIRILARININ, POLİS VE ASKERİ İSTİHBARAT TEŞKİLATLARI TARAFINDAN YAPILDIĞINDA UZAKTAN AKIL DENETİMİ, DAVRANIŞ KONTROLÜ VE CİNAYETLERDE NASIL UYGULANDIĞINI ANLATIYOR !

ZİHİN KONTROL CİHAZI’NIN ABD PATENT DAİRESİNDE20.NİSAN.1976 TARİHLİ TESCİL BAŞVURU FORMU

VİDEO : YABANCI MK ULTRA MAĞDURLARININ AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE) /// MK ULTRA VICTIMS ///


ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU AMERİKA’LI SEAN STINN’İN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU İSVEÇ’Lİ ROBERT NAESLUND’UN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU İSVEÇ’Lİ PETER GRAFSTRÔM’UN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU İSVEÇ’Lİ PETER AGGERBRANDT’IN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU DANİMARKA’LI LARS DRUDGAAR’IN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU İSVEÇ’Lİ GUSTAV WOLLGARTH’IN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU BELÇİKA’LI ANDREA LAROCHE’UN AÇIKLAMALARI (2 BÖLÜM) /// İNGİLİZCE ///

VİDEO LİNK :

1. BÖLÜM

2. BÖLÜM

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU SABİNE HINZ’IN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU MAGNUS OLSSON’UN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

ZİHİN KONTROLÜ : İSVEÇ’TEN ADINI AÇIKLAMAYAN BİR MAĞDURUN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU MARGİTTA’NIN AÇIKLAMALARI (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU JESSE BELTRAN’IN AÇIKLAMALARI /// (İNGİLİZCE)

VİDEO LİNK :

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=SWNbE8E0m0g

ZİHİN KONTROLÜ CİHAZININ ABD PATENT DAİRESİNDEKİ PATENT ONAYINA İLİŞKİN DOKÜMAN


ZİHİN KONTROLÜ CİHAZININ ABD PATENT DAİRESİNDEKİ PATENT ONAYINA İLİŞKİN DOKÜMAN…VE AÇIKLAMASI…

PATENT NO PN/3951134

Apparatus and method for remotely monitoring and altering brain waves

Abstract Apparatus for and method of sensing brain waves at a position remote from a subject whereby electromagnetic signals of different frequencies are simultaneously transmitted to the brain of the subject in which the signals interfere with one another to yield a waveform which is modulated by the subject’s brain waves. The interference waveform which is representative of the brain wave activity is re-transmitted by the brain to a receiver where it is demodulated and amplified. The demodulated waveform is then displayed for visual viewing and routed to a computer for further processing and analysis. The demodulated waveform also can be used to produce a compensating signal which is transmitted back to the brain to effect a desired change in electrical activity therein.

Inventors: Malech; Robert G. (Plainview, NY) Assignee: Dorne & Margolin Inc. (Bohemia, NY) Appl. No.: 494518 Filed: August 5, 1974

Current U. S. Class: 600/544; 600/407 Intern’l Class: A61B 005/04 Field of Search: 128/1 C, 1 R, 2.1 B, 2.1 R, 419 R, 422 R, 420,404,2 R, 2 S, 2.05 R, 2.05 V, 2.05 F, 2.06 R 340/248 A, 258 A, 258 B, 258 D, 229

References Cited [Referenced By]

U. S. Patent Documents
2860627 Nov., 1958 Harden et al. 128/2.
3096768 Jul., 1963 Griffith, Jr. 128/420.
3233450 Feb., 1966 Fry 128/2.
3483860 Dec., 1969 Namerow 128/2.
3495596 Feb., 1970 Condict 128/1.
3555529 Jan., 1971 Brown et al. 128/2.
3773049 Nov., 1973 Rabichev et al. 128/1.
3796208 Mar., 1974 Bloice 128/2.

Primary Examiner: Kamm; William E. Attorney, Agent or Firm: Darby & Darby

Claims

What is claimed is:

1. Brain wave monitoring apparatus comprising means for producing a base frequency signal, means for producing a first signal having a frequency related to that of the base frequency and at a predetermined phase related thereto, means for transmitting both said base frequency and said first signals to the brain of the subject being monitored, means for receiving a second signal transmitted by the brain of the subject being monitored in response to both said base frequency and said first signals, mixing means for producing from said base frequency signal and said received second signal a response signal having a frequency related to that of the base frequency, and means for interpreting said response signal.

2. Apparatus as in claim 1 where said receiving means comprises means for isolating the transmitted signals from the received second signals.

3. Apparatus as in claim 2 further comprising a band pass filter with an input connected to said isolating means and an output connected to said mixing means.

4. Apparatus as in claim 1 further comprising means for amplifying said response signal.

5. Apparatus as in claim 4 further comprising means for demodulating said amplified response signal.

6. Apparatus as in claim 5 further comprising interpreting means connected to the output of said demodulator means.

7. Apparatus according to claim 1 further comprising means for producing an electromagnetic wave control signal dependent on said response signal, and means for transmitting said control signal to the brain of said subject.

8. Apparatus as in claim 7 wherein said transmitting means comprises means for directing the electromagnetic wave control signal to a predetermined part of the brain.

9. A process for monitoring brain wave activity of a subject comprising the steps of transmitting at least two electromagnetic energy signals of different frequencies to the brain of the subject being monitored, receiving an electromagnetic energy signal resulting from the mixing of said two signals in the brain modulated by the brain wave activity and retransmitted by the brain in response to said transmitted energy signals, and, interpreting said received signal.

10. A process as in claim 9 further comprising the step of transmitting a further electromagnetic wave signal to the brain to vary the brain wave activity.

11. A process as in claim 10 wherein the step of transmitting the further signals comprises obtaining a standard signal, comparing said received electromagnetic energy signals with said Standard signal, producing a compensating signal corresponding to the comparison between said received electrogagnetic energy signals and the standard signal, and transmitting the compensating signals to the brain of the subject being monitored.

Description

BACKGROUND OF THE INVENTION

Medical science has found brain waves to be a useful barometer of organic functions. Measurements of electrical activity in the brain have been instrumental in detecting physical and psychic disorder, measuring stress, determining sleep patterns, and monitoring body metabolism.

The present art for measurement of brain waves employs electroencephalographs including probes with sensors which are attached to the skull of the subject under study at points proximate to the regions of the brain being monitored. Electrical contact between the sensors and apparatus employed to process the detected brain waves is maintained by a plurality of wires extending from the sensors to the apparatus. The necessity for physically attaching the measuring apparatus to the subject imposes several limitations on the measurement process. The subject may experience discomfort, particulary if the measurements are to be made over extended periods of time. His bodily movements are restricted and he is generally confined to the immediate vicinity of the measuring apparatus. Furthermore, measurements cannot be made while the subject is conscious without his awareness. The comprehensiveness of the measurements is also limited since the finite number of probes employed to monitor local regions of brain wave activity do not permit observation of the total brain wave profile in a single test.

SUMMARY OF THE INVENTION

The present invention relates to apparatus and a method for monitoring brain waves wherein all components of the apparatus employed are remote from the test subject. More specifically, high frequency transmitters are operated to radiate electromagnetic energy of different frequencies through antennas which are capable of scanning the entire brain of the test subject or any desired region thereof. The signals of different frequencies penetrate the skull of the subject and impinge upon the brain where they mix to yield an interference wave modulated by radiations from the brain’s natural electrical activity. The modulated interference wave is re-transmitted by the brain and received by an antenna at a remote station where it is demodulated, and processed to provide a profile of the suject’s brain waves.

In addition to passively monitoring his brain waves, the subject’s neurological processes may be affected by transmitting to his brain, through a transmitter, compensating signals. The latter signals can be derived from the received and processed brain waves.

OBJECTS OF THE INVENTION

It is therefore an object of the invention to remotely monitor electrical activity in the entire brain or selected local regions thereof with a single measurement.

Another object is the monitoring of a subject’s brain wave activity through transmission and reception of electromagnetic waves.

Still another object is to monitor brain wave activity from a position remote from the subject.

A further object is to provide a method and apparatus for affecting brain wave activity by transmitting electromagnetic signals thereto.

DESCRIPTION OF THE DRAWINGS

Other and further objects of the invention will appear from the following description and the accompanying drawings, which form part of the instant specification and which are to be read in conjunction therewith, and in which like reference numerals are used to indicate like parts in the various views;

FIG. 1 is a block diagram showing the interconnection of the components of the apparatus of the invention;

FIG. 2 is a block diagram showing signal flow in one embodiment of the apparatus.

DESCRIPTION OF THE PREFERRED EMBODIMENT

Referring to the drawings, specifically FIG. 1, a high frequency transmitter 2 produces and supplies two electromagnetic wave signals through suitable coupling means 14 to an antenna 4. The signals are directed by the antenna 4 to the skull 6 of the subject 8 being examined. The two signals from the antenna 4, which travel independently, penetrate the skull 6 and impinge upon the tissue of the brain 10.

Within the tissue of the brain 10, the signals combine, much in the manner of a conventional mixing process technique, with each section of the brain having a different modulating action. The resulting waveform of the two signals has its greatest amplitude when the two signals are in phase and thus reinforcing one another. When the signals are exactly 180. degree. Out of phase the combination produces a resultant waveform of minimum amplitude. If the amplitudes of the two signals transmitted to the subject are maintained at identical levels, the resultant interference waveform, absent influences of external radiation, may be expected to assume zero intensity when maximum interference occurs, the number of such points being equal to the difference in frequencies of the incident signals. However, interference by radiation from electrical activity within the brain 10 causes the waveform resulting from interference of the two transmitted signals to vary from the expected result, i. e., the interference waveform is modulated by the brain waves. It is believed that this is due to the fact that brain waves produce electric charges each of which has a component of electromagnetic radiation associated with it. The electromagnetic radiation produced by the brain waves in turn reacts with the signals transmitted to the brain from the external source.

The modulated interference waveform is re-transmitted from the brain 10, back through the skull 6. A quantity of energy is re-transmitted sufficient to enable it to be picked up by the antenna 4. This can be controlled, within limits, by adjusting the absolute and relative intensities of the signals, originally transmitted to the brain. Of course, the level of the transmitted energy should be kept below that which may be harmful to the subject.

The antenna passes the received signal to a receiver 12 through the antenna electronics 14. Within the receiver the wave is amplified by conventional RF amplifiers 16 and demodulated by conventional detector and modulator electronics 18. The demodulated wave, representing the intra-brain electrical activity, is amplified by amplifiers 20 and the resulting information in electronic form is stored in buffer circuitry 22. From the buffers 22 the information is fed to a suitable visual display 24, for
example one employing a cathode ray tube, light emitting diodes, liquid crystals, or a mechanical plotter. The information may also be channeled to a computer 26 for further processing and analysis with the output of thecomputer displayed by heretofore mentioned suitable means.

In addition to channeling its information to display devices 24, the computer 26 can also produce signals to control an auxiliary transmitter 28. Transmitter 28 is used to produce a compensating signal which is transmitted to the brain 10 of the subject 8 by the antenna 4. In a preferred embodiment of the invention, the compensating signal is derived as a function of the received brain wave signals, although it can be produced separately. The compensating signals affect electrical activity within the brain 10.

Various configurations of suitable apparatus and electronic circuitry may be utilized to form the system generally shown in FIG. 1 and one of the many possible configurations is illustrated in FIG. 2. In the example shown Therein, two signals, one of 100 MHz and the other of 210 MHz are transmitted simultaneously and combine in the brain 10 to form a resultant wave of frequency equal to the difference in frequencies of the incident signals, i. e., 110 MHz. The sum of the two incident frequencies is also available, but is discarded in subsequent filtering. The 100 MHz signal is obtained at the output 37 of an RF power divider 34 into which a 100 MHz signal generated by an oscillator 30 is injected. The oscillator 30 is of a conventional type employing either crystals for fixed frequency circuits or a tunable circuit set to oscillate at 100 MHz. It can be a pulse generator, square wave generator or sinusoidal wave generator. The RF power divider can be any conventional VHF, UHF or SHF frequency range device constructed to provide, at each of three outputs, a signal identical in frequency to that
applied to its input.

The 210 MHz signal is derived from the same 100 MHz oscillator 30 and RF power divider 34 as the 100 MHz signal, operating in concert with a frequency doubler 36 and 10 MHz oscillator 32. The frequency doubler can be any conventional device which provides at its output a signal with frequency equal to twice the frequency of a signal applied at its input. The 10 MHz oscillator can also be of conventional type similar to the 100 MHz oscillator herebefore described. A 100 MHz signal from the output 39 of the RF power divider 34 is fed through the frequency doubler 36 and the resulting 200 MHz signal is applied to a mixer 40. The mixer 40 can be any conventional VHF, UHF or SHF frequency range device capable of accepting two input signals of differing frequencies and providing two output signals with frequencies equal to the sum and difference in frequencies respectively of the input signals. A 10 MHz signal from the oscillator 32 is also applied to the mixer 40. The 200 MHz signal from the doubler 36 and the 10 MHz signal from the oscillator 32 combine in the mixer 40 to form a signal with a frequency of 210 MHz equal to the sum of the frequencies of the 200 MHz and 10 MHz signals.

The 210 MHz signal is one of the signals transmitted to the brain 10 of the subject being monitored. In the arrangement shown in FIG. 2, an antenna 41 is used to transmit the 210 MHz signal and another antenna 43 is used to transmit the 100 MHz signal. Of course, a single antenna capable of operating at 100 MHz and 210 MHz frequencies may be used to transmit both signals. The scan angle, direction and rate may be controlled mechanically, e. g., by a reversing motor, or electronically, e. g., by energizing elements in the antenna in proper synchronization. Thus, the antenna(s) can be of either fixed or rotary conventional types.

A second 100 MHz signal derived from output terminal 37 of the three-way power divider 34 is applied to a circulator 38 and emerges therefrom with a desired phase shift. The circulator 38 can be of any conventional type wherein a signal applied to an input port emerges from an output port with an appropriate phase shift. The 100 MHz signal is then transmitted to the brain 10 of the subject being monitored via the antenna 43 as the second component of the dual signal transmission. The antenna 43 can be of conventional type similar to antenna 41 herebefore described. As previously noted, these two antennas may be combined in a single unit.

The transmitted 100 and 210 MHz signal components mix within the tissue in the brain 10 and interfere with one another yielding a signal of a frequency of 110 MHz, the difference in frequencies of the two incident components, modulated by electromagnetic emissions from the brain, i. e., the brain wave activity being monitored. This modulated 110 MHz signal is radiated into space.

The 110 MHz signal, modulated by brain wave activity, is picked up by an antenna 45 and channeled back through the circulator 38 where it undergoes an appropriate phase shift. The circulator 38 isolates the transmitted signals from the received signal. Any suitable diplexer or duplexer can be used. The antenna 45 can be of conventional type similar to antennas 41 and 43. It can be combined with them in a single unit or it can be separate. The received modulated 110 MHz signal is then applied to a band pass filter 42, to eliminate undesirable harmonics and extraneous noise, and the filtered 110 MHz signal is inserted into a mixer 44 into which has also been introduced a component of the 100 MHz signal from the source 30 distributed by the RF power divider 34. The filter 42 can be any conventional band pass filter. The mixer 44 may also be of conventional type similar to the mixer 40 herebefore described.

The 100 MHz and 110 MHz signals combine in the mixer 44 to yield a signal of frequency equal to the difference in frequencies of the two component signals, i. e., 10 MHz still modulated by the monitored brain wave activity. The 10 MHz signal is amplified in an IF amplifier 46 and channeled to a demodulator 48. The IF amplifier and demodulator 48 can both be of conventional types. The type of demodulator selected will depend on the characteristics of the signals transmitted to and received from the brain, and the information desired to be obtained. The brain may modulate the amplitude, frequency and/or phase of the interference waveform. Certain of these parameters will be more sensitive to corresponding brain wave characteristics than others. Selection of amplitude, frequency or phase demodulation means is governed by the choice of brain wave characteristic to be monitored. If desired, several different types of demodulators can be provided and used alternately or at the same time.

The demodulated signal which is representative of the monitored brain wave activity is passed through audio amplifiers 50 a, b, c which may be of conventional type where it is amplified and routed to displays 58 a, b, c and a computer 60. The displays 58 a, b, c present the raw brain wave signals from the amplifiers 50 a, b, c. The computer 60 processes the amplified brain wave signals to derive information suitable for viewing, e. g., by suppressing, compressing, or expanding elements thereof, or combining them with other information-bearing signals and presents that information on a display 62. The displays can be conventional ones such as the types herebefore mentioned employing electronic visual displays or mechanical plotters 58b. The computer can also be of conventional type, either analog or digital, or a hybrid.

A profile of the entire brain wave emission pattern may be monitored or select areas of the brain may be observed in a single measurement simply by altering the scan angle and direction of the antennas. There is no physical contact between the subject and the monitoring apparatus. The computer 60 also can determine a compensating waveform for transmission to the brain 10 to alter the natural brain waves in a desired fashion. The closed loop compensating system permits instantaneous and continuous modification of the brain wave response pattern.

In performing the brain wave pattern modification function, the computer 60 can be furnished with an external standard signal from a source 70 representative of brain wave activity associated with a desired nuerological response. The region of the brain responsible for the response is monitored and the received signal, indicative of the brain wave activity therein, is
compared with the standard signal. The computer 60 is programmed to determine a compensating signal, responsive to the difference between the standard signal and received signal. The compensating signal, when transmitted to the monitored region of the brain, modulates the natural brain wave activity therein toward a reproduction of the standard signal, thereby changing the neurological response of the subject.

The computer 60 controls an auxiliary transmitter 64 which transmits the compensating signal to the brain 10 of the subject via an antenna 66. The transmitter 64 is of the high frequency type commonly used in radar applications. The antenna 66 can be similar to antennas 41, 43 and 45 and can be combined with them. Through these means, brain wave activity may be altered and deviations from a desired norm may be compensated. Brain waves may be monitored and control signals transmitted to the brain from a remote station.

It is to be noted that the configuration described is one of many possibilities which may be formulated without departing from the spirit of my invention. The transmitters can be monostratic or bistatic. They also can be single, dual, or multiple frequency devices. The transmitted signal can be continuous wave, pulse, FM, or any combination of these as well as other transmission forms. Typical operating frequencies for the transmitters range from 1 MHz to 40 GHz but may be altered to suit the particular function being monitored and the characteristics of the specific subject.

The individual components of the system for monitoring and controlling brain wave activity may be of conventional type commonly employed in radar systems.

Various subassemblies of the brain wave monitoring and control apparatus may be added, substituted or combined. Thus, separate antennas or a single multi-mode antenna may be used for transmission and reception. Additional displays and computers may be added to present and analyze select components of the monitored brain waves.

Modulation of the interference signal retransmitted by the brain may be of amplitude, frequency and/or phase. Appropriate demodulators may be used to decipher the subject’s brain activity and select components of his brain waves may be analyzed by computer to determine his mental state and monitor his thought processes.

As will be appreciated by those familiar with the art, apparatus and method of the subject invention has numerous uses. Persons in critical positions such as drivers and pilots can be continuously monitored with provision for activation of an emergency device in the event of human failure. Seizures, sleepiness and dreaming can be detected. Bodily functions such as pulse rate, heartbeat reqularity and others also can be monitored and occurrences of hallucinations can be detected. The system also permits medical diagnoses of patients, inaccessible to physicians, from remote stations.

Digi-Security Service

MK ULTRA PROJESİ : Zihin Kontrolüne karşı Nöro-Savunma Stratejisi


Zihin kontrolune karsi nöro-savunma stratejisi

Zihin kontrolü projesine karşı davranış modeli saptama !

Project freedom ve diğer ilgili sitelerden derlenmiştir.

Değerli üyeler;

Sizlere bir süre önce bir zihin kontrolü projesinin işleyiş tekniği ve sistematiğine ilişkin bazı detaylardan bahsetmiştik

Ancak, bir zihin kontrolü projesine dahil edilen bir kişinin neler yapabileceğine, nasıl tepki verebileceğine, kısacası bu projenin amacı "istihbarat toplama" ise "istihbarata nasıl karşı koyacağına" ilişkin tespitlerimizi sonraya bırakmıştık.

Daha öncede bahsettiğimiz gibi "istihbarat toplama" diplomasi sanatını da içine alan karmaşık bir sistemler bütünüdür. Dolayısiyle her ülkenin gerek sınırları içerisinde gerekde sınırları dışında istihbarat ağları (Agent Network)bulunmakta ve bu kadrolar her türlü teknolojik ekipmanı kullanarak tüm ham verileri analiz edebilecek bir istihbarat dairesinden geçirmektedirler. Bununla ilgili bilgiyi Intro’muzda bulunan "İstihbarat Döngüsü" şemasında da net olarak görebilirsiniz.

İstihbarat toplama da aslolan şudur.

Öncelikle gerek HUMINT gerekse diğer kaynaklardan (OSINT,IMINT vs..) istihbarat elde edilir. (bkz. FILES menüsü İstihbari Teşekküller ve Terimler dosyası)

· Tüm veriler güvenilir kaynaklara teyid ettirilir.

· Gelen datalar işlenmemiş ham veridir.

· Ham veri istihbarat analizcileri tarafından işlenir. Veri analiz edilerek ürün (product) elde edilmeye çalışılır.

· Gelen veriler ışığında gerekli tedbir faaliyetleri yada istihbaratı alınan konu hakkında ilgili kısımlar (örn: terör ile ilgili anti-terör, terörle mücadele birimleri, organize bir suç ise organize suçlar masası vb…) bilgilendirilir. Bunun yanında devletin çeşitli ilgili birimleri de bu bilgilendirmeye dahil edilir. Tüm ülkelerde istihbaratı, istihbaratı yapan kuruluş ile yürütmeyi yapan (iktidar) arasında koordinasyon birimi bulunur. İstihbarat birimi bilgiyi verir ancak insiyatif istihbarat kuruluşunda olmakla beraber hassas durumlarda yürütme de karara etki edebilir. (Milli Güvenlik yada daha hassas bir olası durum…)

Yukarıda bahsettiklerimizin projeksiyonunda, kullanılan teknolojinin "gizli ve devlet sırrı kapsamında" olduğunu önceki yazımızda aktarmıştık.

Şimdi bu şekilde bir takip faaliyetine uğrayan bir kişinin neler yapabileceğine ilişkin tespitlerimizi sıralayalım.

Birinci kural zihin kontrolü yapılan kişi hakkında mutlak ve mutlak surette bilgi derlenmek istenmektedir. İzlenen kişiye karşı kontrolü yapan grup tarafından sistematik olarak bir kalabalık psikolojisi oluşturularak zihnen ve bedenen yıkılması hedeflenmekte, bu şekilde istihbarat toplama çalışması yapan grup tarafından istenilen her şeyin yaptırılabileceği öngörülmektedir.

Kısacası izlenen şahıs 7*24 olarak göz hapsinde tutularak grubun bilgisi olmadan hiç bir şey yapamayacağı psikolojik yöntemler kullanılarak dikte ettirilir. (Sizin hassas olduğunuz durumlar-mizansenler yaratılır) Fakat bir gerçeği asla unutmamak gerekirki eğer zihin kontrolü yapılan şahsın gizli bir illegal teması yada bir açığı var ise bu kontrolün sonucu mutlaka başarılı olacaktır. O nedenle kontr-takibe uğrayan şahsın bir açığı olmaması yani vicdani sorumluluğu olmaması gerekir.

Aksi takdirde grup kesinlikle bu bilgiye ulaşacak ve şahsa istediğini yaptırabilecek psikolojik üstünlüğe sahip olabilecektir. Örneğin, yabancı bir servise çalışan bir kişinin "angajmana" (taraf değiştirme yada double kullanım) uğramaya zorlanarak kontr-takibi yapan gruba da "double" olarak hizmet etmeye zorlanması gibi…

Diğer bir gerçekte takibi yapılan şahsın mutlak surette net bir duruşu olması ve bu duruşundan hiç bir surette ayrılmaması gerekir. Çünkü hiç bir LEGAL kuruluş istihbaratı yapılan şahıs yada şahıslar hakkında gizli harp yöntemi olan psiko-sorgu tekniklerini uygulamaz. Tüm legal kuruluşlar izledikleri şahıs hakkında suç unsuru "maddi delil" (daha da açarsak parasal yada ideolojik bağlantı vs…) tespit etmeden psikolojik yöntemleri kullanarak bilgi alma yetkisine sahip değillerdir.

Devam edelim….

Öncelikle izlenecek şahsın yada grubun maddi bir delil olan illegal bağlantısını tespit eder ve eğer izlenmesi gerekiyorsa izlerler. Unutmayalımki, hukuğun bir numaralı kuralı "herkes suçlu olduğu kanıtlanana kadar suçsuzdur." ilkesi demokratik yönetime sahip tüm ülkeler tarafından temel kural olarak alınmıştır.

Grup şahsın psikolojik yapısını netleştirmiş olduğundan normal davranışına uymayan her türlü görsel hareketini "yapmacık" bulacaktır.

Kontr-takibi yapan grup şahıs hakkında bilgi toplamak için her türlü yolu deneyecektir. Ellerinde ki ekipman ile vücudunuzdaki her hangi bir bölgeye yönelik "algılama yaptıracak şekilde" dokunmalar yapacak sizin o an düşündüğünüz konu hakkında "evet … ne düşünüğünü biliyorum…" tezini uygulayacaklardır. Aslında sizin hakkında bilgi alabilmek amaciyle "tesadüfleri" kullanacak böylece "senkron" nedeniyle sizin şu anda aklımdan geçenleri dinliyor ve görüyorlar neticesine varmanızı istemektedirler.

Ancak dünyada hiç bir teknoloji "on line" yani o anda ne düşünebileceğinizi yada neyi hayal edebileceğinizi ölçemez, göremez, dinleyemez.

Ancak grup bunun psikolojik algoritmasını çok iyi uygulayabildiklerinden ancak "tesadüfler" kanalı ile sizi kitlemeye çalışırlar.

Zira hiç bir teknoloji sizin düşüncelerinizi on-line olarak kontrol edemez ancak düşüncelerinizi yani aklınızdan geçirdiğinizi işitsel korteksi atlayarak sesli düşüncelere çevirebilir.

(Bu konu hala belirli çevreler tarafından DEZENFORMASYON yada KOMPLO TEOREMİ olarak adlandırılmakta. Ancak, geçtiğimiz aylarda NASA tarafından açıklanan SUBLUMINAL SPEECHES projesinde uzayda astronotların düşüncelerin kompütere sesli olarak aktarımının başarıldığına yönelik bir makale yayınlanmıştı. İsteyenler NASA’nın web sitesinden bu makaleye ulaşabilirler.)

Bu durumda sizin karşı durabileceğiniz tek duruş, size karşı uyguladıkları bu "tesadüfleri kullanma" metodunu gruba karşı uygulamak yani bir anlamda size doğrulttukları silahı karşı tarafa yöneltmektir.

Unutmayın istihbarat teknolojileri kişiler üzerinde net bir kontrol kurabilmek amaciyle psikolojik bir çok metodu kullanabilir. Yani kontr-takibe uğrayan kişi/ler hakkında delil toplama amaciyle bu takibi devam ettirir, bu amaçla televizyon-radyo gibi materyalleri de kullanırlar.

· Size verdikleri algılamalar ile konu yada konulara ilişkin tepkinizi ölçmeye çalışır.

· Nötr kaldığınızda sizi tabiri caizse "gaz vererek" teşvik ederek yönlendirmeye çalışırlar.

· Tatlı dil ile amaca ulaşamayınca sizi aşağılamaya, argo tabiri ile ezmeye çalışırlar.

· Fakat hep bir şekilde "sana öyle geliyor" tezini çok iyi şekilde uygulayarak psikolojik üstünlüğün kendilerinde olduğunu şahsa kabul ettirirler. Bu "gözdağı"dır.

· İstedikleri olmadığında bir çok kılığa girer, yani istedikleri konuya sarabilirler. Bu anlamda çok iyi birer aktördürler. Yani bir açık verdiğinizde (gelen algılamaya) üzerinize gelirler, sizi korkutmaya çalışır istedikleri olmadığında farklı modellemelere yönelirler.

· Sizin net bir duruşunuz olsa bile onların yoktur. Bilgi alabilme aşkına istedikleri kişi yada kurum olabilirler. Ama bu uygulamada asıl rol televizyon ve radyo gibi kanallardadır. Sizden bilgi alma amaciyle televizyon-radyo gibi materyalleri rahatlıkla kullanırlar.

· Bütün bunlar sizin algılamalarınızı kullanarak sizden tabiri caizse "delil almak" amacını taşıdığından sizin de yapabileceğiniz tek şey onların algılamalarını bozmaktır.

· Yani öncelikle tez-anti tezler üretmeleri, size gönderilen algılama ile tezi yada anti-tezi öne çıkartmaktır.

· Aklınızdan istediğiniz kadar görsel işitsel imge gönderebilirsiniz. İstediğiniz gibi sahte delil yada gerçek delil kavramına sarabilirsiniz. (Hangisinin gerçek hangisinin sahte bilgi olduğunu ayıramazlar)

· Grup sizin işitsel kanalınızdayken sanki onların dışında da başka bir grup varmış (sizden taraf) ve siz bu grup ile irtibattaymışsınız gibi algılama gönderebilirsiniz. (Nasıl olsa onlar bunu delillendiremezler)

· Savunma sistemleriniz (hareketleriniz, düşünceleriniz) yani psiko-durumunuz net olmalı. Kendi kendinize doğru yargılara varabilmeniz için oto-kontrolünüz iyi olmalıdır.

· Unutmayın, günümüzde psiko-sorgu ve mülakat teknikleri son derece gelişmiştir ve tüm gelişmiş ülkeler "psikolojik savaş" materyallerini çok iyi derecede kullanılabilir duruma getirmişlerdir. Tüm bunlar birkitleyi yada zümreyi sürekli duruma göre iyi, duruma göre kötü propaganda etkisinde bırakarak sürekli kontrol etmeyi amaçlar.

Psikolojik harp, bir çeşit gayi nizami harp’tir. Sadece kullanılan yöntemler silah olarak adından da anlaşılacağı gibi psikoloji bilimini kullanarak insan/lar üzerinde baskı-etki kurma mantalitesine dayanır. Yukarıda bahsettiklerimizin "ütopik" yada "alacakaranlık kuşağı" kıvamında olduğunun farkındayız. Ancak, analitik düşünce sistemi gelişmiş her insan, kendi vücudunun yada kapasitesinin ne olduğunu anlayabilecek, dışarıdan gelen algılamalar ile kendi organizmasının tepkilerini ayrıştırabilecek temel tıbbi bilgiye sahiptir. Yani her hassas organizma kendisine karşı yürütülen bir çalışmayı çok net bir şekilde anlayabilir buna göre karşı nöro-atak davranış modeli geliştirebilir.

Sorguda nöro-davranış atak modelinin kullanılması tüm istihbarat kuruluşlarında "sorgu uzmanları" tarafından yıllardan beri uygulanmakta, böylece sorgulanan şahsın "kırılma nokta"larının tespit edilmesini teşhis ve tespit ederek, şahıs ve bildikleri hakkında net ve doğru bilgiler elde edilmektedir.

Kontr-takipteki şahıs/ların göz temasından bilgi alınmaya çalışılması da bunlardan biridir. Kullanılan teknoloji sizin evinizde televizyon seyrederken yada dışarıda kamuya açık bir yerde hangi obje-canlı ile göz temasınız kurduğunu ve vücudunuzdaki kimyasal reaksiyonları ölçerek obje-canlı aranızdaki ilişkiyi delillendirmeye çalışırlar.

Bir örnek vermek gerekirse, caddede yürürken gruba dahil bir kişinin size yönelik bir tehdit algılaması (örneğin silah gösterme veya buna benzer) yönelttiğinde vücudunuzdaki kimyasal reaksiyondan (nabzınızın birden bire hızlanması yada ani terleme gibi) bu tepkinizi ölçmeye çalışırlar. Bu sık kullanılan bir yöntemdir. Kişinin nelerden korktuğunu yada nelere tepki verdiğinin belirlenmesi için bu tip bir çok mizansen kullanılabilir. Yapacağınız şeylerden biri oynadıkları oyuna katkıda bulunup onların algılamasını bozmaktır. Onlar "cin olmadan adam çarpma" oyununu çok iyi oynarlar.

Bırakın oyunu istedikleri kontrol ettiklerini sansınlar. Nasıl olsa işlerine gelmeyince tabiri caizse "abisinin" ayaklarına yatacaklardır. Evinizde televizyon seyrederken de kanalları kullanarak kendilerince algılamalar gönderebilirler. Bu, bu yöntemin bir çok çeşidinden biridir.

Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgileri yine zaman içerisinde sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz, tabiiki bize gelen bu metodun daha farklı versiyonlarını bu konudaki kaynaklarla ilintili olarak aktarmayı düşünüyoruz.

Teknolojinin yarınlarımıza ışık tutması dileği ile;

DSS

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Zihin Kontrolü Mümkün mü ?


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=WuP5hLoMr5E

%d blogcu bunu beğendi: