Etiket arşivi: TARİH

TARİH /// LEVENT ERTÜRK : İŞGAL YILLARINDAN RESİMLER (BÖLÜM 1 VE 2) – Unutanlar için !


BU MUHTEŞEM ÇALIŞMADAN DOLAYI SAYIN LEVENT ERTÜRK’E SONSUZ ŞÜKRANLARIMIZI VE TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNARIZ.

KAYNAK : http://leventerturk1961.wordpress.com/2014/07/14/isgal-yillarindan-resimler-unutanlar-icin/

İşgal kuvvetleri Taksim meydanında.

İşgal gemisi bandosu ve denizciler Galata Köprüsünden geçerken. Şubat 1920

Galata Köprüsü üzerinde İngiliz askerleri.

Köprüden geçecek olan Fransız kuvvetleri bekleniyor.

Atlantik filosu denizcileri şehirde yürüyorlar. Şubat 1920

İşgal orduları İngiliz birliklerinden biri General Allenby’i bekliyor, Ocak 1919

Fransız General D’Esprey İstanbul’a ayak basarken. Yanında muhtemelen General Harrington bulunmakta.

Karaya çıktıktan az sonra Fransız General D’Esprey bir kortej eşliğinde Galata’dan Pera’ya (Şişhane’ye doğru) ilerliyor. 8 Şubat 1919.

Yenilgiye uğratılan Güney Beyaz Rus Ordusunun lideri General Wrangle, işgalcilerle birlikte HMS Emperor gemisinde.

12 İnçlik devasa bir topu bulunan M1 tip İngiliz denizaltısı, Galata köprüsü önünde. Bu denizaltılarda bir tasarım hatası bulunmaktaydı ve top ateşlendikten sonra içerdeki cihazlara ciddi hasar veriyordu. İşgalciler bunun farkındadılar. Onların niyeti, bu dev denizaltıyı gösterip halkın psikolojisini çökertmekti.

İngiliz savaş gemileri Boğaz’da. HMS Ajax, HMS Ramillies ve 3 destroyer.

Haliç önünde işgal kuvvetlerinin gemileri.

İşgal kuvvetlerine bağlı bir İtalyan birliği talim sırasında, Resim, Amerikan San Francisco Examiner gazetesinden alınmıştır.

Sirkeci rıhtımına Fransız Renault FT-17 tankları indiriliyor. Mart/Nisan 1920

İstanbul’da bir Fransız zırhlı aracı.

General Gouraud’un onuruna onun ismi verilen Fransız karargahı, İstanbul.

İstanbul’daki Fransız generallerinden birinin kaldığı ev.

Bazı stratejik bölgelere yerleştirilmek için getirilen Sih subayları İzmit’te tren istasyonundalar. 11 Aralık 1919

Bir grup İngiliz Subayı İzmit Derince tren istasyonunda.

Yunan işgal kuvvetleri törenle İzmir’e çıkarken. (1919)

İzmir’de Saat Kulesi önünde İşgalci Evzonların (Yunan Askeri) tören yürüyüşü. (1919)

İzmir’in Yunan güçler tarafından işgali, o dönemde şehirde yaşayan bazı Rum kökenliler arasında sevinçle karşılanmıştı. (1919)

Yunan işgal kuvvetlerinin İzmir’deki karargâhının önü. (1919)

Heyet-i Nasiha yani Nasihat Heyeti üyeleri. Sultan Abdülhamit’in oğlu Şehzade Abdürrahim ve beraberindeki paşaların görevi, halkın Yunan işgaline karşı ayaklanmasının önünü kesmekti. (1919’da heyetin Ege seyahati sırasında)

Yunan işgal kuvvetleri İzmir limanından Anadolu’ya sevk edilirken. (1919)

Yunan süvarisi nehirden geçerek ilerliyor. (1919)

Yunan askerleri dikenli tel örgülerle tahkimat hazırlarken. (1919)

Yunan süvarisi dağlardan geçerek ilerliyor. (1919)

Anadolu’da Yunan işgal kuvvetlerine ait birliklerin ilerleyişi.

Yunan ordusu İzmir limanında. Yunan ordusu bu limana sık sık asker ve lojistik malzeme çıkarıyordu. (1919)

Yunan işgal kuvvetlerinin Batı Anadolu’daki ilerleyişi. (1919)

İşgalci Yunan birlikleri Mudanya sokaklarında. (1919)

Yunan işgal kuvvetleri İzmir’de. İzmir sahilleri Yunan bayraklarıyla süslenmiş. Soldaki bez pankartta dönemin Yunanistan Başbakanı Venizelos’un resmi görülüyor (15 Mayıs 1919).

İtilaf Devletlerinin silah yardımında bulunduğu Yunan kuvvetleri, Anadolu’ya cephane yığınağı yapıyor. (1919)

16 Mart 1920 sabahı. İngilizler, İstanbul’u işgal etmek üzere Sarayburnu’na asker çıkarıyor.

İşgal güçlerinin Yunan ordusuna verdiği silahlar Anadolu’da. (1920)

Uşak’taki Yunan karargâh binasının önü. (1920)

Uşak’ta Yunan kralını karşılama töreni. Şehir, Yunan bayraklarıyla ve pankartlarla süslü. (21 Haziran 1921)

16 Mart 1920 sabahı, İngiliz askerleri tarafından Osmanlı devleti’nin ‘Harbiye nezareti’ (savaşları yönettiği karargah merkezi) işgal ediliyor.

İngilizler Mudanya’ya asker çıkarıyor. (1920)

Beyoğlu’nda işgalci İngiliz birliklerinin yürüyüşü. (1920)

İngiliz birlikleri Galata rıhtımında yürürken (1920)

İngiliz işgal ordusunun 16 Mart 1920 sabahı İstanbul Şehzadebaşı Mızıka Karakolu baskınında, uykudayken şehit ettiği Türk askeri.

İngiliz kuvvetlerinin Beyoğlu’nda yürüyüşü. İngiliz Sefarethanesi önü. (1920)

Ahmet Hamdi Martonaltı

İstanbul’un İngilizler tarafından cebren ve resmen işgali 16 Mart 1920 günü gerçekleşti. Daha önce de şehirde birlikler bulunmaktaydı, fakat bu birliklerin padişahı, halifeyi ve azınlıkları korumakla görevli olduğu söyleniyordu. 16 Mart günü Meclis de dahil olmak üzere bütün hükümet binalarına el konuldu. O gün, İngiliz zırhlısından çıkan silahlı İngiliz birlikleri, Beyazıt’daki Şehzadebaşı Direklerarası’nda bulunan Kafkas Tümeni’ne bağlı birliğin karargah ve mızıka erlerinin kaldığı koğuşu sabah 05.45’de bastı. Bu olayları Telgrafçı Hamdi Bey Ankara’daki Mustafa Kemal Paşa’ya saat onda bildirdi. Zaman zaman ara vererek işgali naklen Ankara’ya ve Mustafa Kemal Paşa’ya aktardı. Hamdi Bey, telgrafhanenin de basılmasına kadar işgal ile ilgili edindiği her türlü ayrıntıyı hayatını ortaya koyarak iletmeye çalıştı. Onun verdiği haberler özetlenerek Mustafa Kemal’in emri ile Anadolu ve Rumeli’deki tüm komutanların adreslerine telgraf yoluyla iletildi.

Hamdi Bey, işgalden sonra İstanbul’dan kaçıp Kurtuluş Savaşı boyunca telgrafçı olarak cephede görev yapmıştır. Savaştan sonra İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Soyadı kanunu çıktıktan sonra Gazi, İstanbul’un işgali sırasında gösterdiği yararlılığın hatırasına Manastırlı Hamdi Bey’e, “Martonaltı” soyadını vermiştir.

Hamdi Bey’in çektiği telgraf metni:

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ne özeldir.

Bu sabah Şehzadebaşı’ndaki Mızıka Karakolu’nu İngilizler bastı. Oradaki askerlerle çarpışarak neticede şimdi İstanbul’u işgal altına alıyorlar. Bilgi için arz olunur.

Fransız General D’Esprey atının üzerinde kendisini karşılayanları selamlıyor. Şehirdeki gayrimüslimlerin bir kısmı ile Fransız elçiliği çalışanları da generali sevinçle karşılamışlardı. Görgü tanıklarının ifadesine göre, General D’Esprey konsolosluk binasının önünde bayrağımızı yere serdirmiş ve atıyla üzerinden geçmiştir.

General Sir Edmund Allenby ve General Louis Franchet D’Esprey İstanbul’da buluşuyorlar.

Frank Carpenter (solda) ve ABD yüksek başkomiseri General Gabriel Bie Ravendael malikanenin Asya tarafına bakan bölümünde Boğaz’ı seyrediyorlar. Ulusal Kütüphane Arşivi ve Fotograf Departmanı Washington DC, kayıt no: 20540

Bir grup vatansever gösterici işgali protesto ediyorlar, 1922.

Ekim 1920 tarihinde, Yunan ordusunun bazı ileri gelenleri. Yüksek Komiser Aristidis Stergiadis, General Leonidas Paraskevopoulos ve Kurmay General Theodoros Pangalos.

Bazı Yunan askerleri ve siviller İzmir saat kulesi önünde piknikteler, 1920 yazı.

Yunan ordusu geri çekiliyor, 1922.

Türk ordusu İzmir sahilinde, 9 Eylül 1922

Mustafa Kemal Paşa ve diğer generaller yeni kurtulmuş olan İzmir’e giriyorlar. 10 Eylül 1922

Türk askerleri Karşıyaka’da

S.L.Cassar tarafından çekilen bu resimde, İzmir’in Türk ordusu tarafından geri alınışının ardından ortaya çıkan kaotik durum gösteriliyor. Türklerin girmesi ile birlikte, cezalandırılacaklarından korkan bazı siviller rıhtıma doluşuyor ve kendilerini alacak olan işgal gemilerine bir an önce binip kurtulmaya çalışıyorlardı. İzmir yangını ise bu karışıklıkta başlamıştır.

Yaklaşık 407 mülteci taşıyan kurtarma gemisi Maine’nin güvertesindeki yolcular, Malta’ya götürülmeden önce şehre son kez bakıyorlar.

İzmir yangınında büyük hasar gören Ioannis Keraschoras Ortodoks kilisesi.

Şehirden kaçmaya çalışanların bir kısmını işgal gemilerine götüren filikalardan biri, donanma motorlarından biri tarafından çekiliyor.

İngiliz yardım gemilerinden biri İzmir Pasaport limanında, Eylül 1922.

Atatürk’ün 1923’deki İzmir seyahati vesilesi ile yapılan kutlama. Resmin üzerinde: “8 Cemaziyelahir sene 1341, Kışla parkında sene-i devriyesi” yazmakta. Bu kutlama töreni Atatürk’ün 14 Ocak’ta annesini kaybetmesinden sonra ve İzmir’de Latife hanım ile evlenmesinden kısa bir süre önce düzenlenmişti.

İzmir Basmane tren istasyonu önünde, 9 Eylül 1924 tarihindeki bağımsızlık kutlaması.

Fransız işgal kuvvetleri tankları Taksim’de

Fransız tankları, Fransa ihtilalinin yıldönümünde Talimhane’de tören geçişi yapıyor. 14 Temmuz 1920

Fransız tankları Taksim’de, 1920.

İngiliz işgal kuvvetlerine ait savaş gemilerinden biri.

İngiliz işgal kuvvetlerinin Taksim töreni, 1920

İngiliz işgalcileri izleyen bazı gayrimüslimler.

Galata köprüsü önüne yanaştırılan İngiliz M1 denizaltısının arkadan görünüşü.

Harbiye Nezareti işgal altında.

İşgal kuvvetleri Beyoğlu’na doğru bando eşliğinde ilerliyorlar.

Fransız tankları önünde poz veren tank birliği askerleri

İzmir’in işgalini protesto etmek için yapılan Sultanahmet mitinglerinden 23 Mayıs 1919 tarihli olanı. Bu resim ilk olarak Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlandı.

Mutlu son: Mehmetçik İstanbul’a giriyor.

Aşağıdaki resimlerle ilgili herhangi bir bilgiye ulaşamadım ve öylece siteye yerleştirdim. Bazılarının altına sadece tahminlerimi yazdım ve (?) soru işareti ile belirttim. Bu resimlerle ilgili bilgisi olanların levent.erturk.1961 adresime yazmalarını rica ederim.

Fransız Renault tankları indirildikten sonra…(?)

Yunan savaş gemisi Lemnos İzmir’i terkediyor. (?)

Binaların baklava biçimli dokularına bakılırsa Galata veya Beyoğlu tarafında çekilmiş olabilir. (?)

Tanklar Taksim’e götürülmeden önce şehrin içinden ilerletilmek üzere. (?)

İzmir yangını. (?)

İzmir yangını. (?)

Yangın sonrası İzmir’de çekilen resimlerden biri. (?)

İzmir’i terkedenler, kıyıda kendi sıralarının gelmesini bekliyorlar.

Bazı mülteciler HMS Ajax gemisine binmek üzere filikaya doluşuyorlar. (?)

Not: Yaptıkları her şeye rağmen, başta Yunan halkı olmak üzere, hiçbir halka karşı düşmanlığım yoktur. Bu resimleri ise insanları kışkırtmak için değil, acılarla dolu tarihimizi unutmamak için paylaştım. Yüce Tanrı’nın Türk milletine bir daha işgal acısı yaşatmamasını dilerim.

LEVENT ERTÜRK

ÖZEL BÜRO NOTU :LEVENT BEY MÜTHİŞ BİR İŞ BAŞARMIŞ. TÜM SAMİMİYETİMİZLE BİR KEZ DAHA KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDERİZ. GÜNÜMÜZDE BU TOPRAKLARIN NASIL KAZANILDIĞINI UNUTMUŞ YADA İŞİNE GELMEYEN BİNLERCE İNSAN MÜSVEDDESİ VAR. UMARIZ BİR GÜN YOLLARI LEVENT BEYİN SİTESİNE DÜŞERDE O İMKANSIZLIKLARLA, ACI VE KAN İLE VATANIMIZI NASIL KAZANDIĞIMIZI GÖREREK ANLARLAR. ÇÜNKÜ BU TÜR İNSANLARA ON DEFA DA ANLATSANIZ KLİŞELEŞMİŞ ALGILARIN DIŞINA ÇIKAMAZLAR. O NEDENLE GÖRÜRLERSE BELKİ DEĞERİNİ DAHA İYİ ANLARLAR DİYE UMUD EDİYORUZ.

TARİH : İnsanlık Tarihinin Gördüğü En Büyük 16 Şehir


Şehirler: İnsan uygarlığının merkez üsleri. Milattan önce Eriha, 600’lerde o zamanki adı ile Konstantinapolis, 20. yüzyılda New York, gerek coğrafi konumları, gerek tarımsal kapasiteleri, gerekse kültür merkezleri olmaları ile dünyanın en büyük şehirleri olma ünvanına sahip oldular. Her biri kendi zamanının en gelişmişi idi ancak doğal afetler ya da savaşlar sebebi ile bu ünvanı başka şehirlere devretmek zorunda kaldılar.

Tarihçiler Tertius Chandler, Gerald Fox, ve George Modelski insanlık tarihinin gördüğü en büyük 16 şehri bizler için seçmiş.

1. Eriha

Milattan önce 7000 yıllarından 2000 sakini ile Eriha uygarlığımızın gördüğü ilk büyük şehir.

Filistin‘in Batı Şeria bölümünde Ürdün Nehri yanında yer alan bu yerleşim alanı, aynı zamanda tarihin en çok işgal edilen toprak parçası olabilir.

Ölü Deniz’inin yakınlarında yer alan şehir Ürdün Nehrinden gelen sular ile çölün ortasında adeta bir vaha gibi. Bu verimli topraklarda yetişen opobalsamum bitkisinden elde edilen balsam dönemin petrolü idi ve bu da şehrin büyümesine olanak sağladı.

Eriha aynı zamanda Eski Ahit’te "Palmiye ağaçları şehri" olarak da anılır.

2. Uruk

Milattan önce 3500 yılına geldiğimizde 4000 kişilik yerleşimi ile büyük Sümer şehri Uruk’u görüyoruz. Gılgamış Destanı’na da ev sahipliği yapan şehir en büyük zenginliğini de Gılgamış’ın hükümdarlığı sırasında yaşadı. Hükümdar surları yaptırmış, ticareti sağlamlaştırmış, üretimi arttırmış, Uruk’u döneminin en muhteşem şehri haline getirmişti.

Fakat bölgesel mücadeleler şehrin ihtişamını sürdürmesine izin vermedi ve milattan önce 2000 yıllarında Uruk tarihin tozlu sayfaları arasına karıştı.

3. Mari

Mari, bugünkü ismiyle Tel el-Hariri, milattan önce 2500 yıllarında tam 50.000 vatandaşa sahipti.

Verimli Mezopotamya topraklarının ortasında bulunması onu kereste, tarım ürünleri ve seramik ticaretinin merkezi haline getirdi. Bu dev şehir önce Sümer krallarına sonra Amori krallarına ev sahipliği yaptı hatta bu krallardan birinin şehirde 300 odalı dev bir sarayı da bulunmaktaydı.

Ne yazık ki Mari, Babil kralı Hammurabi tarafından milattan önce 1759 yılında yağmaladı ve sonra terk edildi.

4. Ur

Milattan önce 2100 yılında Basra Körfezi’nin en önemli limanına sahip olan Ur, 100.000 şehir sakinini barındırıyordu.

Bu liman özellikle değerli metallerin ve taşların yani dönemin lüks ürünlerinin ticaretinin yapıldığı önemli bir merkezdi.

Giderek zenginleşen Ur, kuraklıklar ve akarsuların yön değiştirmesi sonucu yavaş yavaş terkedildi ve milattan önce 500’e gelindiğinde artık ölü bir şehirdi.

Tevrat’a göre İbranice’nin yaratıcısı İbrahim, Ur´da doğmuştur. Bu sebeple Ur kutsal bir şehir olarak varlığını devam ettirdi ancak insanlar orada yaşamak yerine ölülerini gömmeyi tercih ettiler.

5. Yinxu

Yinxu 120.000 vatandaşı ile milattan önce 1300 yıllarında zirveye oynadı.

Huan Nehri üzerinde eski bir köy olan Yinxu, Shang Hanedanı’nın başkenti olarak yeniden doğdu. Şehir Zhou Hanedanlığı’nın başlangıcı ile terk edilecekti.

Bu büyük şehir aynı zamanda öküz kafatası ya da kaplumbağa kabuğu üzerine yazılan ilk Çin yazısı örneklerine de ev sahipliği yapıyor.

6. Babil

Milattan önce 700 yılına geldiğimizde ünlü Babil şehrini görüyoruz. Bugün bu kelime bize çöküş ve kibiri anımsatıyor olsa da Babil zamanının en görkemli kentiydi.

İncil’de Babil’le ilgili en ünlü hikaye Babillilerin cennete erişecek bir kule yapmaya girişmeleri ancak bu fikirden hiç de hoşlanmayan Tanrının kentin sakinlerine ayrı ayrı diller göndermesi sonucu anlaşamazlık yaratarak kulenin yapımını engellediği şeklindedir.

İnanç ne olursa olsun Babil milattan önce 538 yılına kadar prestijin, gücün ve zenginliğin başkenti oldu.

7. Kartaca

Akdenizin ünlü şehri Kartaca milattan önce 300 yılında 100.000 vatandaşı ile liderliğe oynuyordu. Gerçi Roma ile savaşları bu liderliğin kısa sürmesine neden oldu. Milatan önce 146 yılında Romalılar tarafından ele geçirilen şehir hakkındaki kayıtlar papirüs üstüne yazılması sebebi ile yanıp kül oldu.

Bu arada belki bilmiyorsunuzdur bu iki şehir arasında 1985 yılında bir barış anlaşması imzalandı ve Roma ile Kartaca arasındaki 2100 yıllık çatışma sembolik de olsa sona erdirildi.

8. Roma

Başlangıçta mütevazi bir İtalyan köyü olan Roma, milattan sonra 200 yıllarına geldiğinde 1.200.000 vatandaşı ile dünyanın en büyük şehri olmuştu.

Büyük bir askeri nizam ile yönetilen bu imparatorluk şehri Avrupa ve Akdeniz’in dört bir tarafından gıda ve vergi toplayabildiği için bu dev büyüklüğe ulaşabildi.

Ancak her yükselişin bir çöküşü olduğu için Roma da çok dayanamadı. 273 yılına gelindiğinde şehrin nüfusu 500.000’e düştü ve ufukta karanlık çağlar uzanıyordu.

9. İstanbul

600 yılına geldiğimizde şimdiki adı ile İstanbul o zamanki adı ile Konstantinopolis’i görüyoruz. Bu tarihlerde şehrin nüfusu 600.000 idi. Henüz aşılamayan duvarları ve güçlü donanması ile dünyanın başkenti sayılabilecek şehir Bulgarların, Perslerin ve göçebelerin saldırılarına uğruyordu.

618 yılında Pers savaşları ile başetmeye çalışan ve Mısır‘da getirtilen buğdayın kesintiye uğraması sonucu Konstantinopolis’in nüfusu onda birine düştü.

10. Bağdat

İslam’ın altın çağının merkezlerinden biri olan Bağdat, 900 yılında 900.000 vatandaşı ile gerçekten devasa bir şehirdi. Sanırız "Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz" atasözü de bu yıllardan miras kaldı.

Şehir zenginliğin olduğu kadar bilginin de merkezi idi. Dünyanın çeşitli coğrafyalarından gelen tüccarlar ve bilim adamları burada hem mallarını hem bilgilerini değiş tokuş ettiler. Hatta modern tarım tekniklerinin paylaşılması ve yayılması bu günlere dayanır.

1250’deki Moğol istilasına kadar altın çağını sürdüren Bağdat 350 yıllık ihtişamını ne yazık ki kaybetti.

11. Kaifeng

Çin‘de 4 kanalın birleştiği noktada bulunan Kaifeng coğrafi avantajı sayesinde 1200’lü yılların en büyük şehri oldu. Yaklaşık 1.000.000 kişiye ev sahipliği yapan şehir Moğollardan korunmak için 3 sıra duvar ile çevrelenmişti. Buna rağmen kolay pes etmeyen göçebelerin saldırılarından yılan halk 1234 yılına gelindiğinde şehri terk etmeye başlamıştı.

Kaifeng ayrıca Çin’in en eski Yahudi yerleşkesidir.

12. Pekin

1500 yılına geldiğimizde yine bir Çin şehri Pekin’i görüyoruz. Pekin şimdiki nüfusunun habercisi olacak şekilde tam 1.000.000 vatandaşa sahipti. Pekin’in yöneticileri artan nüfusu beslemek için tüm ülkeden gıda olarak toplanan vergileri saklamak amacı ile Jingtong depolarını inşa ettiler.

Bu dev şehrin gereksinimleri o kadar fazlaydı ki ısınma ihtiyacını karşılamak için etraftaki tüm ormanlar kesildi ve bu da coğrafyada yerine konamayacak hasarlara ve değişikliklere sebep oldu.

13. Ayutthaya

Ayutthaya Tayland’a 400 sene başkentlik yaptı ancak özellikle 1700’lü yıllarda 1.000.000’u aşkın nüfusu ile doğunun ticaret merkezi konumundaydı.

Dünyanın en kalabalık ve görkemli şehirlerinden biri olan Ayutthaya, ne yazık ki komşu Burma’dan gelen istilacılara dayanamadı ve 1767 yılında başkent ünvanını Bangkok’a devretmek zorunda kaldı.

14. Londra

1825 yılında üzerinde güneş batmayan imparatorluğun başkenti Londra’da tam 1.350.000 kişi yaşıyordu. Tüm dünyadan sömürülen zenginliklerinin taşındığı bu kent inanılmaz bir göç dalgasına da sahne oluyordu. Üstelik gelir dağılımı arasında da uçurumlar vardı bu da suç patlamasına sebep oldu.

1829 yılında ilk defa tam zamanlı bir polis teşkilatı oluşturuldu ve bu teşkilata hala o zamanın Başbakanı Robert Peel’den esinlenilerek Bobbies deniliyor.

15. New York

20- yüzyılın başlangıcında dünyanın en büyük şehri ünvanı okyanus ötesine taşınmıştı. 1925’te New York’ta tam 7.774.000 kişi yaşıyordu. Üstelik bu şehir coğrafi yetersizliklere meydan okurcasına dikey genişliyordu.

1929’daki Büyük Buhran başlangıcına kadar şehre pek çok gökdelen yapıldı ve New York hemen hemen bugünkü görünümüne kavuştu. Ama bu geleceğe yükselen gökdelenler şehri de ünvanını çok yakında devredecekti.

16. Tokyo

Japonya 1950’lere kadar 2. Dünya Savaşının getirdiği finansal zorluklarla uğraşıyordu ama çok da uzun sürmeyen bu dönemin sonunda, 1968’de Japonya’nın başkenti Tokyo’nun nüfusu 20.500.000’e ulaşmıştı.

Bu dünyanın dışından gibi görünen binaları, minik yaşam alanları ve inanılmaz teknolojisi ile Tokyo bugün başka bir gezegene ait gibi duruyor.

Ama tarih tekkerrür ediyor ve Tokyo’nun bu ihtişamını kime devredeceği sorusunun cevabı hala muallakta.

TARİH /// VİDEO : Arşiv Belgeleri Işığında Birinci Dünya Savaşında Polonya’da Şehit Olan T ürkler /// Nuri Köstüklü


VİDEO LİNK :

TARİH /// VİDEO : Tarihin Gelmiş Geçmiş 10 Deli Hükümdarı


VİDEO LİNK :

TARİH /// VİDEO : Türk’ün Dostu mu Düşmanı mı ? Polonya-Litvanya Seçimlerinde Korku Faktörü (1572-1587) /// Felicia Rosu


VİDEO LİNK :

TARİH /// VİDEO : Osmanlı-Leh Temaslarına Bir Tanık Olarak Hieronim Laski’nin Günlüğü (154 0-1541) /// Szymon Górski


VİDEO LİNK :

TARİH /// VİDEO : Yalpalayan Haçlılar /// Radu Paun /// CNRS, Paris


VİDEO LİNK :

%d blogcu bunu beğendi: