Etiket arşivi: MK ULTRA PROJESİ

MK ULTRA PROJESİ : Salih Mirzabeyoğlu, Telegram işkencesine mi maruz kaldı ? Telegram işkencesi nedir ?


önemli olan önleyen teknolojiyi piyasaya sürmektir.

24.07.2014, 20:23, “DIGI SECURITY (İŞNET)” :
> 28 Şubat Postmodern darbesinin en mağdur kişilerinden olan ve onaltı yıl zindanda suçsuz yere yatan Salih Mirzabeyoğlu dün itibari ile tahliye edildi. Mirzabeyoğlu’na uygulanan telegram işkencesi sebebi ile uzun süre hapiste kalması vicdanları yaralar hale gelmişti. >
> Mirzabeyoğlu tahliye sonrası TV NET ekranlarına çok önemli açıklamalarda bulundu ve üstünde uygulanan telegram işkencesi hakkında detaylar verdi. Peki nedir bu telegram işkencesi nasıl uygulanır? İşte ayrıntılar. >
> 1-Telegram işkencesi nedir?
>
> Telegram kelimesi, bilindiği üzere Salih Mirzabeyoğlu ile maruf. Literatüre bu kelimenin girişi de, 2003 senesinde Salih Mirzabeyoğlu tarafında kaleme alınan “Telegram” adlı esere dayanıyor. Kelimenin nasıl ortaya çıktığından da kısaca bahsedecek olursak; Kartal F-Tipi Cezaevinde kaldığı hücresinde, kendisiyle uzaktan ve aracısız bir teknikle irtibat kuran Telegramcıların, yaptıkları işi isimlendirirken belki dalga geçme amaçlı, belki de boş bulunarak ağızlarından kaçırarak kullandıkları bir kelime “Telegram”. Salih Mirzabeyoğlu, içinde bulunduğu işkence ortamında bu kelimeyi hemen “yakalayıp” verimlendirir ve “Zihin Kontrolü” genel başlığı altında sıralanan teknikler arasında –özellikle İngilizcede- muhtelif tâbirlerle anılagelen bu “operasyon”u deşifre ve teşhir eder. >
> Bir diğer ifadeyle, Telegramı, diğer zihin kontrol tekniklerinden ayıran kendisine has özellikleriyle belirtici –ki Telegram, niteliği askerî sır olan bir CİHAZLA yapılır ve Türkiye’deki de bir NATO teknolojisidir- ve bu temel üzerinde derinliğine ve genişliğine işleyeceği bir kavram olarak literatüre kazandırır. >
> Kısaca Telegrama değinecek olursak; ferdin hür iradesine tahakküm etmek için kullanılan, başarılı olsa da olmasa da müzmin bir işkence hâlinde devam eden bir tekniktir. Zihin Kontrol teknikleri, hedef alınan ferde en etkili şekilde telkin edebilmek adına geliştirilen yöntemlerdir. Hedef kişiyle doğrudan kurulan sesli-sessiz, görüntülü-görüntüsüz iletişim, empoze edilebilen duygular ve bedenin korku, heyecan, üzüntü, endişe gibi anlardaki tansiyonunu, kalb ritmini, solunum hızını sun’i bir biçimde kontrol edebilmesiyle, bilinen zihin kontrol teknikleri arasında telkini en güçlü şekilde ileten tekniktir Telegram. >
> 2-Telegram işkencesini ilk kimler kullandı? Bu konuda neler biliyoruz? >
> Beynimdeki Yabancı adlı kitabın yazarlarından olan Ali Selman Demirbağ’ın çalışmalarına bakacak olursak: >
> – “Uzaktan beyin okuma ve yönlendirme teknolojisinin temellerini atan SSCB 1960-65 arası Moskova’daki büyükelçilik binasında görevli Amerikalı personelin çeşitli fiziksel ve zihinsel hastalığa neden olan elektromanyetik sinyallerle kuşatıldığının farkına varılmasıyla, bu teknolojiden haberdar oldu. Geçmişte ABD Savunma Bakanlığı’nda Bilim Danışmanı olarak görev yapan Dr. Stephan Possony, ABD’nin bu alandaki ilk kapsamlı projesi ve Moskova’daki elçinin ve diğer çalışanlardan bir çiftin, lösemi nedeniyle ölmesinden sonra tümüyle Pandora projesi olarak bilinen proje CIA’yi, İleri Araştırma Proje Ajansı (ARPA) nı, devlet departmanını, donanmayı ve orduyu da içeren TUMS, MUTS ve BAZAR Projeleri gibi çok sayıda paralel projeyi kapsıyordu. >
> SSCB’de, 1970 başlarında 20’den fazla laboratuar kurulur. Sovyet Bilimler Akademisi sayısız deney gerçekleştirir. Parapsikolog Naumov’un o tarihlerdeki açıklamaları, masum bir bilim adamının görüşlerini yansıtıyor gibidir; >
> “Biz, insanda şuur dışı gerçekleşen bir haberleşme sistemini bulmak üzereyiz. Bir insan, normal şuuru dışında başka bir insanı etkileyebilir mi? Bu telesomatik akımların yayılmasına neden olan şartlar neler? Bu telesomatik akımlar belirsiz bir boyutun bilinmezliği içindedir. İşte bu bilinmeyen enerji üzerinde yapılacak çalışmalar beşeri münasebetleri mükemmel bir >
> ahenk içine sokabilir.” şeklinde geçiyor.
>
> Bunun yanı sıra Dr. Jose Manuel Rodriguez Delgado’nun arenada boğayı yalnızca bir uzaktan kumanda marifetiyle kontrol ettiği 1960’lı yıllar ve ardından kabul edildiği Yale Üniversitesinde öldüğü 2011 senesine kadar yaptığı çalışmalar bu tekniğin ve teknolojinin geçmişine dair ipuçlarını bize vermektedir. >
> 3-Telegram işkencesinin uygulandığı kişideki fizikî ve ruhî etkileri nelerdir? >
> Telegram cihazı, hedef alınan kişinin hür iradesine tahakküm etmek, bu vesileyle de hedefi kontrol altına alarak dilediği şekilde kullanmak maksadıyla tasarlanmış bir cihazdır. İradeye tahakküm etmekte başarısız olduğunda ise, daha önce de vurguladığım gibi, müzmin bir işkence ve küçük düşürme âleti hâlini alır. İradesi Allah’ın iradesi hâline gelmiş olan kullar üzerine cihaz marifetiyle tahakküm edilememesi, onun bedeninin de kontrol edilemeyeceği mânâsına gelmez. >
> İradeye tahakküm etmekte başarısız olunca, neden işkenceye devam edildiğini de anlamak icab ediyor. Bunu unutmadan devam edelim. >
> Telegram cihazı ile hedef alınan kişiye çevreden farklı görüntüler gösterilebileceği gibi, mevcud olan görüntüye ekleme ve çıkartmalar da yapılabilir. Yani halüsinasyona benzeyen fakat gerçeklik duygusu daha ağır basan görüntüler bu cihaz marifetiyle hedef kişinin zihnine iletilebilir. Bu görüntülerde hedefin üzerine doğru dört nala koşarak gelen bir atlı sürüsü de, etrafın alev alıp yandığı da, kendi uzuvlarının yerlerinden koptuğu da gösterilebilir; hattâ kopan uzuvların acısı da yine bu cihaz marifetiyle eklenebilir. >
> Aynı şekilde, etrafındaki diğer hiç kimsenin işitmediği sesler, bu cihaz sayesinde hedef kişiye nakledilebilir. Meselâ, bulunduğu oda dışında şiddetli bir çatışma gürültüsü de işittirilebilir, çok iyi tanıdığı birisinin sesiyle kendisine telkinde de bulunulabilir. >
> Bu örnekler, idrak kuvvetlerine müdahale ederek yapılabileceklerden yalnız bir kısmı. İşin asıl dehşet verici kısmına gelecek olursak, sinir sistemi ve dolayısıyla kırmızı ve beyaz kaslar bu cihaz marifetiyle kontrol edilebilir. Örnek vermek gerekirse; ayakta duran hedef düşürülebilir, jest ve mimikleri kontrol edilebilir, çeşitli uzuvlarından beklenmeyen hareketler gerçekleştirilebilir, kan basıncı, solunum, kalb ritmi gibi hayatî fonksiyonları kontrol edilebilir, boşaltım sisteminde gayri iradî hareketler gerçekleştirilebilir. Bu saydıklarımız, ilk aklımıza gelenler kâbilinden değerlendirilmelidir. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun “Ölüm Odası B-Yedi” adlı eserinde bu konuyla alâkalı pek çok duruma şahid olabilirsiniz. >
> Yine cihazın marifetlerinden devam edecek olursak, hedef alınan kimse, kendi iradesi dışında bir şekilde konuşturulabilir; nihayetinde konuşmak da sinir sistemine bağlı kas hareketleri bütünüdür. >
> Ânlık duygu değişimleri vasıtasıyla yine iradesiz bir biçimde hedef kişinin ağlaması veyahud gülmesi sağlanabilir. >
> Kaslarda kramplara sebeb olunabilir. Meselâ hedef alınan şahıs kendi hâlinde bulunurken âniden bir mide krampı geçirttirilerek iki büklüm vaziyete getirtilebilir. >
> İlgili uzuvların ritimlerine müdahale edilerek hedef kimse olduğundan daha sakin, tedirgin, korkulu, hırçın ve yorgun gösterilebilir. >
> 4-Telegram işkencesinin ispatı mümkün mü? Eğer edilemiyorsa, hukukî olarak kişinin hakkını araması mümkün mü? >
> Telegram işkencesinde kullanılan teknik, bir cihaz vasıtasıyla beyin dalgalarını taklid etmek olduğuna göre bu yayın yine bu dalgaları okuyabilen bir cihaz vasıtasıyla tesbit edilebilir, kaynağına da ulaşabilir. Bildiğimiz kadarıyla ELF (Extra Low Frequency – Aşırı Düşük Frekans) dalgalarındaki frekansları okuyabilen bir cihaz ile bu iş isbat edilebileceği gibi failleri de bulunabilir. >
> Hukukî olarak böyle bir hakkın aranması, mevcud hukukî sistemi meydana getiren figürlerin entelektüel zaviyelerine bakıldığında pek de mümkün görünmüyor açıkcası… Diğer bir taraftan devlet iradesi olmaksızın böyle bir işkence gerçekleştirilemeyeceğine ve devlet de “ben böyle bir işkencenin tarafıyım” demeyeceğine göre, işin hukukî ayağı insaf ve vicdan gibi çağımızda karşılıksız olan kavramlara kalmış görünüyor. >
> 5-Bu işkence türü ile kişinin kendisine fizikî zarar verdirilmesi mümkün mü? >
> Telkin birçok kimse üzerinde çok etkili bir silâh hâline dönüşebilir. Telegram’ı bir kenara bırakalım, iradesi zayıf kimselerin ısrarlı telkinle intihara sürüklendiği pek çok vakıa mevcuttur. Buradan yola çıkacak olursak, hele bir de araya Telegram gibi bir vasıtayı da dâhil edersek, hedef alınan kimsenin bu cihaz ile gelen telkine karşı dirayetini muhafaza etmesindeki müşkül daha iyi anlaşılır… >
> 6-Telegram daha ziyade Salih Mirzabeyoğlu ile konuşulmaya başlandı. Özellikle kendisine uygulanmasının sebebi nedir? >
> Bu soruya cevab vermek için Salih Mirzabeyoğlu’nun “Başyücelik Devleti” adlı eserinde geçen şu ifâdeye bakmakta fayda var: >
> – “Herkes kendi zaviyesinden ayrı ayrı görüyor ki, biz bu işin ne fikir ne de fiil olarak şakasında değiliz… “Boşgörü”yü “hoşgörü” adı altında pazarlayan “mamacı” tip değiliz… “Cek” ve “cak” gibi nisbet ekleriyle İslâm davasının “fikir” ve “aksiyon” cephesini daime uzak istikbâle ısmarlayan ve daime “çile” ve “risk”ten kaçan “teyze adam” tipinin tersine idealizmin ne demek olduğunu kaskatı bir vakıa hâlinde meydan yerine dikeniz… Gözümüz büyük İslâm inkılâbında… Başyücelik Devleti?..” >
> Bütün İslâmî esasların donuklaştırıldığı bu devirde, modern hayatı İslâm’a dikte etmeye uğraşanlardan ayrılan ve gönlündeki ateş ile tüm zamana şamil olan İslâm’ı modern hayata hâkim kılmaya çalışan bir fikir ve aksiyon devidir Salih Mirzabeyoğlu. Davasındaki pazarlıksız hâli de, bu davanın zıt kutbunu temsil eden kâfir ve münafıklar için, dış güçler ve içerideki müttefikleri için, içinde yaşadığımız bu İslâm düşmanı dünya düzeni için tahammül dairesinin dışında. İşte tam da bu sebeble Salih Mirzabeyoğlu 15 senedir cezaevinde yatıyor ve yine bu sebeble 14 senedir kendisi ve temsil ettiği Büyük Doğu-İBDA davası Telegram tekniğiyle etkisizleştirilmeye çalışılıyor… >
> 7-Herhangi birimize Telegram işkencesi uygulansa, nasıl farkına varıp bundan emin olabiliriz? >
> Telegram işkencesi, özellikle kullanılan teçhizatın niteliği münasebetiyle, herhangi birimize uygulanabilecek alelâde bir teknik değil. Sadece, çok az sayıda “özel” hedef kişiye veya kobay kişiye uygulanıyor. >
>
>
>
>
>
>
>

MK ULTRA PROJESİ : Salih Mirzabeyoğlu, Telegram işkencesine mi maruz kaldı ? Telegram işkencesi nedi r ?


28 Şubat Postmodern darbesinin en mağdur kişilerinden olan ve onaltı yıl zindanda suçsuz yere yatan Salih Mirzabeyoğlu dün itibari ile tahliye edildi. Mirzabeyoğlu’na uygulanan telegram işkencesi sebebi ile uzun süre hapiste kalması vicdanları yaralar hale gelmişti.

Mirzabeyoğlu tahliye sonrası TV NET ekranlarına çok önemli açıklamalarda bulundu ve üstünde uygulanan telegram işkencesi hakkında detaylar verdi. Peki nedir bu telegram işkencesi nasıl uygulanır? İşte ayrıntılar.

1-Telegram işkencesi nedir?

Telegram kelimesi, bilindiği üzere Salih Mirzabeyoğlu ile maruf. Literatüre bu kelimenin girişi de, 2003 senesinde Salih Mirzabeyoğlu tarafında kaleme alınan "Telegram" adlı esere dayanıyor. Kelimenin nasıl ortaya çıktığından da kısaca bahsedecek olursak; Kartal F-Tipi Cezaevinde kaldığı hücresinde, kendisiyle uzaktan ve aracısız bir teknikle irtibat kuran Telegramcıların, yaptıkları işi isimlendirirken belki dalga geçme amaçlı, belki de boş bulunarak ağızlarından kaçırarak kullandıkları bir kelime “Telegram”. Salih Mirzabeyoğlu, içinde bulunduğu işkence ortamında bu kelimeyi hemen “yakalayıp” verimlendirir ve “Zihin Kontrolü” genel başlığı altında sıralanan teknikler arasında –özellikle İngilizcede- muhtelif tâbirlerle anılagelen bu “operasyon”u deşifre ve teşhir eder.

Bir diğer ifadeyle, Telegramı, diğer zihin kontrol tekniklerinden ayıran kendisine has özellikleriyle belirtici –ki Telegram, niteliği askerî sır olan bir CİHAZLA yapılır ve Türkiye’deki de bir NATO teknolojisidir- ve bu temel üzerinde derinliğine ve genişliğine işleyeceği bir kavram olarak literatüre kazandırır.

Kısaca Telegrama değinecek olursak; ferdin hür iradesine tahakküm etmek için kullanılan, başarılı olsa da olmasa da müzmin bir işkence hâlinde devam eden bir tekniktir. Zihin Kontrol teknikleri, hedef alınan ferde en etkili şekilde telkin edebilmek adına geliştirilen yöntemlerdir. Hedef kişiyle doğrudan kurulan sesli-sessiz, görüntülü-görüntüsüz iletişim, empoze edilebilen duygular ve bedenin korku, heyecan, üzüntü, endişe gibi anlardaki tansiyonunu, kalb ritmini, solunum hızını sun’i bir biçimde kontrol edebilmesiyle, bilinen zihin kontrol teknikleri arasında telkini en güçlü şekilde ileten tekniktir Telegram.

2-Telegram işkencesini ilk kimler kullandı? Bu konuda neler biliyoruz?

Beynimdeki Yabancı adlı kitabın yazarlarından olan Ali Selman Demirbağ’ın çalışmalarına bakacak olursak:

– “Uzaktan beyin okuma ve yönlendirme teknolojisinin temellerini atan SSCB 1960-65 arası Moskova’daki büyükelçilik binasında görevli Amerikalı personelin çeşitli fiziksel ve zihinsel hastalığa neden olan elektromanyetik sinyallerle kuşatıldığının farkına varılmasıyla, bu teknolojiden haberdar oldu. Geçmişte ABD Savunma Bakanlığı’nda Bilim Danışmanı olarak görev yapan Dr. Stephan Possony, ABD’nin bu alandaki ilk kapsamlı projesi ve Moskova’daki elçinin ve diğer çalışanlardan bir çiftin, lösemi nedeniyle ölmesinden sonra tümüyle Pandora projesi olarak bilinen proje CIA’yi, İleri Araştırma Proje Ajansı (ARPA) nı, devlet departmanını, donanmayı ve orduyu da içeren TUMS, MUTS ve BAZAR Projeleri gibi çok sayıda paralel projeyi kapsıyordu.

SSCB’de, 1970 başlarında 20’den fazla laboratuar kurulur. Sovyet Bilimler Akademisi sayısız deney gerçekleştirir. Parapsikolog Naumov’un o tarihlerdeki açıklamaları, masum bir bilim adamının görüşlerini yansıtıyor gibidir;

“Biz, insanda şuur dışı gerçekleşen bir haberleşme sistemini bulmak üzereyiz. Bir insan, normal şuuru dışında başka bir insanı etkileyebilir mi? Bu telesomatik akımların yayılmasına neden olan şartlar neler? Bu telesomatik akımlar belirsiz bir boyutun bilinmezliği içindedir. İşte bu bilinmeyen enerji üzerinde yapılacak çalışmalar beşeri münasebetleri mükemmel bir

ahenk içine sokabilir.” şeklinde geçiyor.

Bunun yanı sıra Dr. Jose Manuel Rodriguez Delgado’nun arenada boğayı yalnızca bir uzaktan kumanda marifetiyle kontrol ettiği 1960’lı yıllar ve ardından kabul edildiği Yale Üniversitesinde öldüğü 2011 senesine kadar yaptığı çalışmalar bu tekniğin ve teknolojinin geçmişine dair ipuçlarını bize vermektedir.

3-Telegram işkencesinin uygulandığı kişideki fizikî ve ruhî etkileri nelerdir?

Telegram cihazı, hedef alınan kişinin hür iradesine tahakküm etmek, bu vesileyle de hedefi kontrol altına alarak dilediği şekilde kullanmak maksadıyla tasarlanmış bir cihazdır. İradeye tahakküm etmekte başarısız olduğunda ise, daha önce de vurguladığım gibi, müzmin bir işkence ve küçük düşürme âleti hâlini alır. İradesi Allah’ın iradesi hâline gelmiş olan kullar üzerine cihaz marifetiyle tahakküm edilememesi, onun bedeninin de kontrol edilemeyeceği mânâsına gelmez.

İradeye tahakküm etmekte başarısız olunca, neden işkenceye devam edildiğini de anlamak icab ediyor. Bunu unutmadan devam edelim.

Telegram cihazı ile hedef alınan kişiye çevreden farklı görüntüler gösterilebileceği gibi, mevcud olan görüntüye ekleme ve çıkartmalar da yapılabilir. Yani halüsinasyona benzeyen fakat gerçeklik duygusu daha ağır basan görüntüler bu cihaz marifetiyle hedef kişinin zihnine iletilebilir. Bu görüntülerde hedefin üzerine doğru dört nala koşarak gelen bir atlı sürüsü de, etrafın alev alıp yandığı da, kendi uzuvlarının yerlerinden koptuğu da gösterilebilir; hattâ kopan uzuvların acısı da yine bu cihaz marifetiyle eklenebilir.

Aynı şekilde, etrafındaki diğer hiç kimsenin işitmediği sesler, bu cihaz sayesinde hedef kişiye nakledilebilir. Meselâ, bulunduğu oda dışında şiddetli bir çatışma gürültüsü de işittirilebilir, çok iyi tanıdığı birisinin sesiyle kendisine telkinde de bulunulabilir.

Bu örnekler, idrak kuvvetlerine müdahale ederek yapılabileceklerden yalnız bir kısmı. İşin asıl dehşet verici kısmına gelecek olursak, sinir sistemi ve dolayısıyla kırmızı ve beyaz kaslar bu cihaz marifetiyle kontrol edilebilir. Örnek vermek gerekirse; ayakta duran hedef düşürülebilir, jest ve mimikleri kontrol edilebilir, çeşitli uzuvlarından beklenmeyen hareketler gerçekleştirilebilir, kan basıncı, solunum, kalb ritmi gibi hayatî fonksiyonları kontrol edilebilir, boşaltım sisteminde gayri iradî hareketler gerçekleştirilebilir. Bu saydıklarımız, ilk aklımıza gelenler kâbilinden değerlendirilmelidir. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun “Ölüm Odası B-Yedi” adlı eserinde bu konuyla alâkalı pek çok duruma şahid olabilirsiniz.

Yine cihazın marifetlerinden devam edecek olursak, hedef alınan kimse, kendi iradesi dışında bir şekilde konuşturulabilir; nihayetinde konuşmak da sinir sistemine bağlı kas hareketleri bütünüdür.

Ânlık duygu değişimleri vasıtasıyla yine iradesiz bir biçimde hedef kişinin ağlaması veyahud gülmesi sağlanabilir.

Kaslarda kramplara sebeb olunabilir. Meselâ hedef alınan şahıs kendi hâlinde bulunurken âniden bir mide krampı geçirttirilerek iki büklüm vaziyete getirtilebilir.

İlgili uzuvların ritimlerine müdahale edilerek hedef kimse olduğundan daha sakin, tedirgin, korkulu, hırçın ve yorgun gösterilebilir.

4-Telegram işkencesinin ispatı mümkün mü? Eğer edilemiyorsa, hukukî olarak kişinin hakkını araması mümkün mü?

Telegram işkencesinde kullanılan teknik, bir cihaz vasıtasıyla beyin dalgalarını taklid etmek olduğuna göre bu yayın yine bu dalgaları okuyabilen bir cihaz vasıtasıyla tesbit edilebilir, kaynağına da ulaşabilir. Bildiğimiz kadarıyla ELF (Extra Low Frequency – Aşırı Düşük Frekans) dalgalarındaki frekansları okuyabilen bir cihaz ile bu iş isbat edilebileceği gibi failleri de bulunabilir.

Hukukî olarak böyle bir hakkın aranması, mevcud hukukî sistemi meydana getiren figürlerin entelektüel zaviyelerine bakıldığında pek de mümkün görünmüyor açıkcası… Diğer bir taraftan devlet iradesi olmaksızın böyle bir işkence gerçekleştirilemeyeceğine ve devlet de “ben böyle bir işkencenin tarafıyım” demeyeceğine göre, işin hukukî ayağı insaf ve vicdan gibi çağımızda karşılıksız olan kavramlara kalmış görünüyor.

5-Bu işkence türü ile kişinin kendisine fizikî zarar verdirilmesi mümkün mü?

Telkin birçok kimse üzerinde çok etkili bir silâh hâline dönüşebilir. Telegram’ı bir kenara bırakalım, iradesi zayıf kimselerin ısrarlı telkinle intihara sürüklendiği pek çok vakıa mevcuttur. Buradan yola çıkacak olursak, hele bir de araya Telegram gibi bir vasıtayı da dâhil edersek, hedef alınan kimsenin bu cihaz ile gelen telkine karşı dirayetini muhafaza etmesindeki müşkül daha iyi anlaşılır…

6-Telegram daha ziyade Salih Mirzabeyoğlu ile konuşulmaya başlandı. Özellikle kendisine uygulanmasının sebebi nedir?

Bu soruya cevab vermek için Salih Mirzabeyoğlu’nun “Başyücelik Devleti” adlı eserinde geçen şu ifâdeye bakmakta fayda var:

– “Herkes kendi zaviyesinden ayrı ayrı görüyor ki, biz bu işin ne fikir ne de fiil olarak şakasında değiliz… “Boşgörü”yü “hoşgörü” adı altında pazarlayan “mamacı” tip değiliz… “Cek” ve “cak” gibi nisbet ekleriyle İslâm davasının “fikir” ve “aksiyon” cephesini daime uzak istikbâle ısmarlayan ve daime “çile” ve “risk”ten kaçan “teyze adam” tipinin tersine idealizmin ne demek olduğunu kaskatı bir vakıa hâlinde meydan yerine dikeniz… Gözümüz büyük İslâm inkılâbında… Başyücelik Devleti?..”

Bütün İslâmî esasların donuklaştırıldığı bu devirde, modern hayatı İslâm’a dikte etmeye uğraşanlardan ayrılan ve gönlündeki ateş ile tüm zamana şamil olan İslâm’ı modern hayata hâkim kılmaya çalışan bir fikir ve aksiyon devidir Salih Mirzabeyoğlu. Davasındaki pazarlıksız hâli de, bu davanın zıt kutbunu temsil eden kâfir ve münafıklar için, dış güçler ve içerideki müttefikleri için, içinde yaşadığımız bu İslâm düşmanı dünya düzeni için tahammül dairesinin dışında. İşte tam da bu sebeble Salih Mirzabeyoğlu 15 senedir cezaevinde yatıyor ve yine bu sebeble 14 senedir kendisi ve temsil ettiği Büyük Doğu-İBDA davası Telegram tekniğiyle etkisizleştirilmeye çalışılıyor…

7-Herhangi birimize Telegram işkencesi uygulansa, nasıl farkına varıp bundan emin olabiliriz?

Telegram işkencesi, özellikle kullanılan teçhizatın niteliği münasebetiyle, herhangi birimize uygulanabilecek alelâde bir teknik değil. Sadece, çok az sayıda “özel” hedef kişiye veya kobay kişiye uygulanıyor.

MK ULTRA PROJESİ /// ZİHİN KONTROLÜ : ELEKTROMANYETİK MİKRODALGANIN ASKERİ KULLANIMI


Dr. Armen Victorian

Lobster Magazine`den.

`Bu zavalli iblisler istirap vermeyi ancak ruhunuzu kaybettiginizde durdururlar.`

Psikotronik Çag

Eski Sovyetler Birligi, Bati dünyasinda psikotronik olarak bilinen, enerji biliminde ve psikoenerji teknolojisinde uzun bir programlar tarihine sahipti. Son zamanlara kadar, bu teknolojiyi temellendiren baslangiç çalismalarinin büyük çogunlugu Bati`da yapildi ve Sovyetler Birligi`ne kaçirildi. Yillarca Bati`nin bilimsel toplumu, Moray, Abrams, Hieronymous, Tesla, Dela Warr, Down ve Reich gibi kisilerin çalismalarini önemsemeyerek, Sovyetler`e psikotronik silahlardaki durumlarini pekistirmek için en azindan 30 yillik bir öncelik verdi. Brejnew, 1978 SALT görüsmelerinde, ` insan aklinin kavrayabileceginden daha korkunç ` silahlarin yasaklanmasini önerdiginde Baskan Carter`in önerilen sey hakkinda bir fikri bile yoktu.

Pandora Projesi

Moskova`daki Amerikan Elçiligi 1960 dan 1965 e kadar orada çalisan Amerikali personel arasinda, Amerikan Elçisi`nin daha sonra ölmesini de içeren, çok çesitli fiziksel ve zihinsel hastaliga neden olan elektromanyetik ve migrodalganin bir karisimi ile kusatildiginda, Amerikan yönetimi psikotronik gerçegine uyandi. Bir zamanlar Savunma Bakanligi`nin Bilim Danismani, simdi emekli olan, Dr. Stephen Possony bana dedi ki:

` Moskova `daki elçinin ve diger çalisanlardan bir çiftin, lösemi nedeniyle orada ölmesinden sonra orada ne olduguna çok dikkatle arasrirmamiz için ani bir emir geldi. Dev bir proje yürürlüge girdi. Bu tümüyle PANDORA Projesi olarak bilinen hale geldi ve bu CIA` yi, Ileri Arastirma Proje Ajansi ( ARPA ) yi, Devlet Departmani`ni, Donanma`yi ve Ordu`yu da içeren TUMS, MUTS, ve BAZAR Projeleri gibi çok sayida paralel projeyi ihtiva etti. Bunlar yayilan Sovyet mikrodalgalarinin hayvanlar ve insanlar üzerindeki etkilerini incelemek için görevlendirildi. Sonradan ` Moskova Sinyaleri ` olarak adlandirilan elektomanyetik sinyaller, Moskova`daki Amerikan Elçiligi`ni her gün hedefledi. Kisa ` S ` ve uzun ` L ` spektromda bu sinyaller bazilari rastgele olan gelisme örnekleri ile karmasik modülasyona sahipti. ARPA`nin 20 Aralik 1966 tarihli Çok Gizli notu bu projenin önemini gösteriyor. Tehtidin ne oldugunu belirlemek için Beyaz Saray, Birlesik Devletler Haberalma Heyeti ( USIB ) vasitasiyla, Devlet Departmani, CIA ve Savunma Bakanligi için de bir arastirma çalismasinin yürütülmesi için direktif verdi. Ulusal Programin koordinasyonu " TUMS " kod adiyla Devlet Departmani tarafindan yapildi. ARPA insan üzerinde düsük seviyeli elektromanyetik radyasyon etkileri bulunan potansiyel tehditlerden birisiyle ilgilenen tüm programin seçilmis bir kisminda temsil edilmekte ve bunun üzerinde arastirma yürütmektedir. Bu not PANDORA diye adlandirilan bu programdan elde edilen ilk sonuçlari özetlemektedir.

1976 yilinda Devlet Sekreteri Henry Kissinger Amerika`nin Moskova`daki Elçiligi`ne Moskova Sinyali ile ilgili çalismalarin sonuçlarini özetleyen asagidaki telgrafi gönderdi.
Konu: Radrasyon ve Ultra Yüksek Frekans ( UHF ) ve Elektromanyetik Tehlikeler 16 Nisanda AFSA baskani John Hemenway AFSA`nin yönetim kuruluna asagidaki raporu sunmustur. 1960 dan baslayarak Sovyetler Birligi Amerika` nin Moskova Elçilgi`ne akli kaybettirmeyecegi hesaplanan fakat personel üzerinde psikolojik etkilere neden olan yüksek frekansli radrasyon huzmesi gönderdi. Sovyetlerin çalisan personelde ( en azindan 1960 a kadar ) basarmayi hesapladigi etkiler, (A) Kiriklik – keyifsizlik, (B) Sinirlilik – alinganlik, (C) Asiri yorgunluk – bitkinlik hallerini içermektedir. Bu zamanlarda Sovyetler neden olunan etkilerin geçici olduguna inandilar. Daha sonra bu etkilerin geçici olmadigi dogrulanmistir. Böyle radrasyona ve Ultra Yüksek Frekansli / Çok yüksek Frekansli ( UHF/VHF ) elektromanyetik dalgalara kesinlikle baglanan seyler: (A) Katarakt, (B) Kalp atisini etkileyen kan degismeleri, (C) Habis urlar (D) Dolasim problemleri, ve (E) Sinir sisteminin sürekli gerginlgi. Birçok durumlarda, sonraki etkiler isin verildikten on yil veya daha uzun süre sonra asikar hale gelir.

1974 yilinda V. P. Kaznacheyev ispat etmistir ki, ölüm uzak bir mesafeden ultraviyole isinlar kullanilarak nakledilir. Ayni yilda, bir Çek mühendis, Robert Pavlita böcekleri uzak bir mesafeden psikotronik cihazlkar kullanarak öldürebildigini gösterdi. Amerikan Haberalma Servisinin raporuna göre Pavlita – güçlü ve kontrol edilemez heyecanlara, hastalik nöbetlerine, felce ve ölüme neden olacak kapasiteye sahip olan biri 320 km. digeri daha uzun mesafeden etkili olan iki psikotronik silah gelistirdi. O zaman Pavlita`nin psikotronik üreteçlerin yapimi konusunda 30 yilik bir tecrübesi oldugu rapor edildi. Benzer islerin delilleri Bati`da ortaya çikmaya devam etti.

1979 yilinda degisim programiyla Prag Üniversitesi`nde çalisan bir Amerikali biyofizikçi fazla bir süre önce dedi ki, " Benim varmamdan hemen önce bir Dogu Alman yüksek lisans ögrencisi süper iletken dalga klavuzu ( büyük bir hassaslikla radyodalgalarini hedefleyen ve onlari siraya sokan ve sogutucu bir mahlutla sogutulan bir cihaz) kullanan bir projede çalisirken öldürüldü. Asil sasirtici olan bundan sonra olandir. Sovyetler fizik laboratuarinin tüm duvarlarini yiktilar, sogutma cihazlarini, dalgaklavuzlarini ve diger donanim Çek- SSCB siniri yakinindaki bir kaleye nakledildi " . Biyofizikçi dedi ki, " Projeye yardim eden diger proföserlerden ögrendigime göre birkaç ay sonra Sovyet bilim adamlari bir kilometre ötedeki bir mesafeden keçileri öldürebilmisler ve keçilerin kafasinin görünüs açisina bagli olarak iki kilometreden fazla bir mesafeden keçilerde yanlis yönlenme ve kapasite düsüklükleri etkilerine neden olmuslardir ".

Sovyet ` Agaçkakan ` sinyali. ` Moskova Sinyali`nden sonra Amerika`da alarma neden olan ve ` Agaçkakan ` sinyali olarak adlandirilan ikinci Sovyet aktivitesi ilk olarak 1975 in sonlarinda kesfedildi. Ülkedeki 21 MHz. de yayin yapan radyolarda toplanabilen bu yüksek frekansli sinyaller bir agaçkakanin çikardigi sesler gibi ` tak, tak, tak ` seslerine haizdi. Bunlarin kaynaklarinin en sonunda Riga, Latvia`daki üç istasyonda izi bulundu. Yayilan sinyaller 7-7,5 Hz olan yerkürenin dogal zemin elektromanyetik alanindan 25-30 defa daha kuvvetli olabilmekteydi. Dünyadaki memelilerin beyni tabii olarak 7-7,5 Hz. lik frekansla yüklüdür. Fakat memelilerin %25 nin beyinleri Agaçkakan sinyallerinin 10 Hz. lik modülasyonlariyla etkilenebilir. Sira ile bu modülasyonlar dogrudan insan beynine yollanacak bir mesaj tipini tasimak için adapte edilebilirler. Yayin frekansinda oldugu gibi yayinlanan pulsun karakteristiginde sik sik vuku bulan degismeler birilerine bunun uzaktan kontrol veya telemetri için kullanilabildigi fikrini verdi. Bununla birlikte Savunma Haberalma Servisi tarafindan toplanilan istihbarat gösterdi ki; ` Agaçkakan ` Sovyetlerin – ufuk – radari ( OTHR ) üzerindeki gelistirmelerinin ilk tesebbüsleriydi. Ilk radar sitesi 1975 yilinda insa edildi. Atölye testleri basladi ve birkaç yil sürdü. Elektromanyetik sinyallerin Kutup Iyonosferi`nden geçerken zayifladigi ortaya çikti. Atilan 10 füzeden, radar yanlizca birkaçinin kesfini ( bulunmasini ) garanti eder. ` Agaçkakan `, daha sonra Bilimsel Arastirma Enstitüsü ( N I I )`nin direktörü olan, bas tasarimci F. Kuzminsky`nin beyninin ürünüdür. Kuzminsky ile bir teknik bilim danismani olan Vladimir Ivanovich Markov arasindaki güç mücadelesi projeyi bir durma noktasina getirdi. Sistemin problemlerini açikca çözmesine ragmen, Kuzminsky Sovyet rejiminin destegini almayi basaramadi ve onun sistemi asla tamalanmadi.

` Agaçkakan ` sistemi üzerine DIA` nin raporu bir ` silahlar sistemi ` olarak Kuzminsky`nin çalismasina defalarca atifta bulunmasina ragmen, simdi ` agaçkakan `nin insan beynini bozmak için düsünülerek tasarlanmadigi açiktir. Bunun henüz kesfi üzerine, bunun ` dünyanin iklimini kontrol etme veya SSCB disindaki insanlarin üzerinde fiziksel ve psikolojik etkiler yaratmak için ` bir araç olacagi farzedildi.

Benzer mesnetler simdi Amerika`da Alaska`da insa halinde olan Amerikan Savunma Bakanligi`nin HAARP programina atfedilmektedir.

Savunma Bakanliginin Programlari

Arkadan yetismeye çalisan Amerikan Ordusu ve Donanmasi elektromanyetik, mikrodalgalar, radyo frekanslari v.s. üzerine yogun arastirma programlari baslatti. Bu programlarin çogu çok gizliydi ve hala öyle olmaya devam ediyor. Baslangicta gizli olmayan bazi bölümler 1970 lerin sonunda gizli hale getirildi. Bu programlarla ilgili alanlar nerede ve ne zaman varsa CIA oraya ayagini basti ve bunlari fonlayarak arastirmanin boyutlarini genisletti ve sonuçlarini paylasti. Kamu tarafindan yapilacak sorusturmalari önleyecek kanunlar getirildi. Bu programlarla mesgul olan akademik elemanlarin üniversite yetkilileri tarafindan sorgulanmasi önlendi. Egitim degerleri ve ahlak yersiz hale geldi. Benzer bir durum bazi Ingiliz Üniversiteleri`nin kampüslerinde de görüldü. Bazi deneysel programlarin sonuçlari sok ediciydi. Çesitli askeri ve haberalma kuruluslarinin iyonlastirmayan radyasyonun ve mikrodalgalarin insan üzerindeki mümkün zarali etkileri konusunda süpheleri vardi. Savunma Haberalma Servisi, CIA ve Ordu, eski Sovyetler Birligi tarafindan yapilan ilerlemeleri ve onlarin uydularini yillarca gözlüyordu. Elektromanyetik Frekanslar (EMF)`nin ve mikrodalgalarin zarali etkileri üzerine istihbarat raporlarina ragmen, onlar gerçekleri kendileri tesbit etmeye çalismaya karar verdiler. PANDORA Programi neticede bir atlama tasiydi.Genisletilmis deneyler anlasma yapilan müteahhit kuruluslar vasitasiyla veya kendi laboratuarlarinda Ordu`da, Donanma`da, Hava Kuvvetleri`nde ve CIA` da gerçeklestirildi.

Müteahhitler onlara gönülsüz insan deney standini tedarik ettiler. Bazi askeri anlasmalar oldukça tehlikeli çevrelerdeki çalismalari ihtiva etti. Bazilari hala böyle devam etmektedir. Bazi zamanlar, onlarin çalisanlari bunun farkina vardilar ve hala bunun devam etmesine izin veriyorlar. Iki ana sebep vardi: (a) karli anlasmanin maddelerine razi olmak; (b) radyasyonun insan üzerindeki etkileri hakkinda veri toplamak. Seneler sonra habersiz kurbanlar tarafindan getirilen davalarin bollugu bir kez daha ciddi soruyu seslendirdi: son, araçlarin suçsuzlugunu ispatlayacak mi? Hepsinden sonra, çesitli durumlarda sorumlu olanlar gerçekten elektromanyetik alanin zararli etkilerinin farkina vardi ve hala gerçekleri kurbanlarindan ve çalisanlarindan kasden gizlediler. Birçok hayat kaybedildi, henüz kuruluslar ve onlarin müteahhitleri tarafindan hiçbir sorumluluk kabul edilmedi.

Amerikan Ordusu`nun elektromanyetige olan ilgisi iyi tayin edilmistir. Üç-Servisli Elektromanyetik Danisma Paneli (TERP) Amerika`daki üç askeri servisin hepsinin ilgilerini temsil etmektedir.

TERP`in 1990 durumlari ile ilgili anlayisini gösteren notu: AMAÇ:

Bu Üç – Servisli Panel, Iyonlastirici olmayan Elektromanyetik Radyasyon ( EMF )` nin insan üzerindeki biyolojik etkileri üzerine yürütülen arastirma ve gelistirme çalismalarini yapan ve herbirinin genel ve kendisine özel gereksinmeleri olan askeri bölümlerin çalismalari arasinda görünür ve etkili bir koordinasyon saglamak için yeniden yapilandi ve imtiyaz verildi.

AMACA AIT:

a. Üç askeri bölüm için ortak olan iyonlastirmayan elektromanyetik radyasyonun biyolojik etkilerini ilgilendiren tibbi arastirma ve gelistirme çalismalarini ve her ayri bölümün göreve özel ihtiyaçlarini, teshis etmek ve periyodik olarak gözden geçirmek.

b. Askeri operasyon kuvvetlerinin, sistem gelistiricilerinin ve askeri bilimsel ve teknik toplulugun ihtiyaçlariyla ilgili tibbi arastirma ve gelistirmeleri teshis etmek.

c. Imkanlarin, malzemenin, personelin ve ihtiyaç duyulan arastirma ve gelistirmenin zamaninda ve etkili bir sekilde tamamlanmasi için ayrilan fonlarin koordinasyonu.

d. Iyonlastirmayan elektromanyetik radyasyonun insan üzerindeki etkileri üzerine devam eden arastirma ve gelistirmelerin bütün yönleri üzerine servislerarasi bilgi degisimini sürdürmek için islemleri gelistirme.

e. Üç askeri bölüm ile diger servisler tarafindan bu alanda yapilan arastirma ve gelistirmelerin koordinasyonu için islemler gelistirmek. TERP, Ordu, Donanma, Hava Kuvvetleri ve Deniz Sirketleri tarafindan seçilen asker ve sivilllerden olusan üç full-time gruptan mütesekkildir. Panel daha ileri tavsiye ve gelismeler için bilimsel toplumun temayüz etmis üyelerini düzenli olarak davet eder. TERP Savunma Sekreterligi Dairesi ( OASD )` nin içindeki diger dairelere istisare heyeti olarak hizmet verir. TERP arastirmalarini orduyla sinirlandirmaz, ulusal arastirmalara karsi da aktif bilgisi vardir. TERP`in arastirmasi 1990` da genis bir alani kapladi. Örnegin, Ordu`nun nükleer olmayan elektro-manyetik pulslarin bioetkilerine ilgisi su gibi alanlarda çalisma ve arastirmayi baslatmistir:

Insan dozimetrisi ve maksimum yüksek pulslu elektromanyetik alanlarin biyoetkileri, ve çevresel nükleer-olmayan elektromanyetik hasar veri tabaninin gelismesi.

Bunlari basarmak için böyle alanlarin insanlar üzerinde sahip oldugu etkileri ögrenmek hayati önemdedir. Simdiden hem Avrupa`da hem de Amerika`da çok sayida sivil bu alanda yapilan gizli deneylerin hedefleri oldular, fakat onlar kendilerine yapilan bu yanlis muamelenin kaynagini teshis etmekte basarisiz kaldilar. Bunlarin kendi politikacilarindan ve Uluslararasi Af Örgütü ve Iskence Kurbanlarinin Himayesi için Tibbi Kurum gibi degisik uluslararasi kurbanlari destekleme kuruluslarindan destek almak için sarfettikleri çabalar bir sonuç vermedi.

Amerikan Hava Kuvvetleri * Milimetre dalga sistemi ile olusturulan gözle görülebilir hasarlar * Alçak mikrodalga bölgesinde ( S bandinda ) ki Yüksek Güçlü Mikrodalganin Biyoetkileri, üzerine arastirma yürütmekteydi. 27/28 Subat 1987 de, Teksas, Brooks Hava Üssü`ndeki Hava Kuvvetleri, Hava ve Uzay Tibbi Okulu`nda devam eden Üç – servisli Elektromanyetik Radyasyonu Istisare Paneli ( TERP )`in tutanaklari davranis kontrolüne verilen önemi gösterdi. Sayfa 2 de sunlari buluruz: ` Walter Reed Army Arastirma Enstitüsü ( WRAIR ) deki Radyo Frekansi Radyasyonu ( RFR ) davranis programi yüksek öncelikle müteala edilir.`

Her askeri servis tarafindan Los Alamos, Lawrence Livermore`da Sandia Laboratuari`nda gelitirilen, Yüksek Güçlü Mikrodalga (HMP) nin kullanilmasi herkesin bildigi bir seydir. 10-13 Subat 1986 da yapilan TERP toplantisiyla ilgili 18 Mart 1986 tarihli bir mektup isaret etmektedir ki, ` Ordu, Sandia Laboratuarinda gelistirilen 2,5 GHz.lik bir sistemin 3 Mart 1986 da teslimini isteyecektir.` Yine ayni mektup isaret etmektedir ki, `Biyoilojik çalismalar göz, kalp ve davranis üzerinde israrla duracaktir.` Savunma bölümü bu alandaki tibbi arastirmalarin pesini birakmamaktadir. TERP`in 1 Mayis 1989 tarihli toplanti tutanaklari, yararlanabilirlik, hayatta kalabilirlik ve Elektro-manyetik Isinlarin Etkileri Üzerine ` herhangi bir tibbi kriterin ` arastirmanin neticesinde nihai rolü rolü oynamasini tavsiye etmektedir. Amerikan Donanmasi servislerin en ilgilisi gibi görünmektedir. Donanma Arastirma Bakanligi Dairesi ( OCNR ) tarafindan verilen elektromanyetik dalgalarin biyolojik etkileri üzerine programlarin listesi muazzamdir. Nisan 1989 da yalnizca fihrist bes ciltten olusuyordu.

Bu programlar, – Çok Düsük Frekans ( VLF ) li ve Çok Yüksek Frekans ( VHF ) li yayinlarin absorbiyon oranlarini tayin etmek için vücut akiminin kullanilmasi, manyetik alanlarin biyolojik etkileri, etkili elektromanyetik alan gözetiminin gelistirilmesi ve elektromanyetigin genler ve DNA üzerindeki etkilerinden, Elektro tasima – elektroportation – ( teleportation kelimesiyle anlamdas bir kelime ) gibi bilim kurguya benzer mevzulara kadar degismektedir. Bilimsel bir degeri bulunmayan bu çalismalarin maksatlari ve sonuçlari saldiri amaciyla kullanilmak üzere modifiye ( tadil ) edilirse bunun korkutucu neticeleri olabilecektir. Elektromanyetik Alan ( EMF ) teknolojisinin avantajini kullanarak, degisik haberalma servisleri müthis yetenekler gelistirdiler. NSA, EEG den celbedilen potansiyeli uzaktan izlemek için gelistirilen teknolojilere büyük ilgi gösterdi.Böyle bir teknoloji gelistirilmeli mi, hedeflenen bir bireyin EEG si kodlanmali mi? Bu gizli servise yalnizca hadeflenen bireyin düsünce islemlerinin çalismasi imkanini vermekle kalmayip ayni zamanda bu hedeflerin karar verme islemlerinin düsünce örneklerini de etkileyebilir. Halihazirda ön ilerleme yapildi. Konusma güçlerini kaybetmis olan, zihnine tesir edilmis kurbanlara yardim etmek gayesiyle, Missuri Üniversite`sinden bir noropsikolog olan Dr. Donald York ve bir konusma patolojisti olan Dr. Thomas Jensen özgün beyin dalga örneklerindeki 27 kelime ve heceyi teshis etmeyi ve kodlamayi basardilar. Onlar, 40 kurbanda, bu EEG örnekleriyle hem konusulan kelimeler hem de sessiz düsünce kelimeleri arasindaki karsilikli iliskiyi kurabildiler. Onlar beyin dalga lugatiyla bir bilgisayar programi yaptilar.

Uzaktan Görüntüleme programlarinin tepesinde bulunan, CIA, Ordu ve DIA gibi birkaç haberalma teskilati uzaktan izleyen kisilerin EEG leri üzerine yogun çalisma baslattilar. Fikir, gözleyen kisiler tarafindan bilginin nasil elde edilecegini ve islemin tersine çevrilmesiyle, gözleyene verilen bilgilerin hedefi etkilemek için ona (hedefe ) geçirilip geçirilemeyecegini tahkik etmeye çalismakti. Los Alamos Ulusal Laboratuari ( LANL ) bu alanda genis arastirma programlari yürüttü.

Modern elektromanyetik saçilma teorisi, insan beyni vasitasiyla saçilan çok kisa pulsun, merkezi sinir sisteminin canlanma ( uyanma ) derecesinin güvenilir bir hesabini yapmak için kullanilabilecek yansitilan sinyallerle sonuçlanabilecegi, ümidini uyandirmaktadir. Bunun gerisindeki kavram; " Uzaktaki EEG " hareket potansiyellerini veya daha büyük sinir sistemi bölgesindeki hareket potansiyelleri toplulugunu saçmalidir. Maharetlerimizin nasil tesir biraktiklarini ve nasil hatirlandiklarini anlayacagimizi varsayarak bu kavrami bir adim daha ilerletmek ve diger bir bireyde bulunan bir deneyimi kopyalamak mümkün olabilir. Bir " oradaydi – bunu yapti " bilgi tabani saglama ümidi, uzmanlik egitimi için bizim yaklasimimizda devrimci bir degisim temin edebilir. Basarinin pekismesi zihni ürkütecektir. Son yillarda, öldürücü olmayan silahlar kavramiyla birlesen çok sayida zihin kontrol programlari gelistirildi. Böyle bir rol için adaylar arasinda bulantiya, kusmaya ve karninda spazma neden olan Çok Düsük Frekans ( VLF ) ile ve Radyo Frekansi ( RF ) ile birlesen infrases silahlari vardir. 1969 a kadar Fort Believer, Virginia`daki Amerikan Ordusu Hareketlilik Donanim Arastirma ve Gelistirme merkezi infrasonik sistemlerin insan üzerinde sahip olabilecekleri etkilerini detaylandirdi: Bu etkiler sinir sisteminin bozulmasindan ölüme kadar uzanmaktadir.

Kayitlar göstermektedir ki Los Alamos Ulusal Laboratuari 1994 te Amerikan ordusu Arastirma, Gelistirme ve Mühendistlik Merkezi ( ARDEC ) in destegiyle Migrodalga silahlarin tasarimi ve yapilmasi üstüne bir arastirma ve gelistirme programi yürüttü.

Bu silahlardan bazilari evvelce Amerikan servisleri ve bölümleri tarafindan Amerika`da ve Ingiltere`de gizli olarak kullanilmis olabilir.

Bundan baska, akustik ( ses ) jeneratörleri ( personele karsi ve malzemeye karsi), yüksek güçlü mikrodalga jeneratörler, sinir gerici ve telsiz sersemletici teknolojiler için Bilginin Hareket Özgürlügü dilekçelerimden, 1994 yilindan beri cevaplandirilmayan, bir tanesine Amerikan Savunma Departmani`ndan son zamanlarda gelen bir cevapta arastirdigim bilginin simdi, daha önceden bilnmeyen, Öldürücü Olmayan Silahlar Müdürlügü`nün sahasinda oldugu konusunda aydinlatildim.

16-17 Kasim 1993 te Amerikan Savunma Hazirlik Dernegi`nin destegiyle, Los Alamos Ulusal Laboratuari tarafindan organize edilen gizli bir konferansta, asagidaki konusmacilar yeni – öldürücü olmayan silahlar kavraminin bir bölümü olarak zihin kontrolünün degisik konulari üzerinde makaleler sundular:

Dr. George Baker (Savunma Nükleer Ajansi – – simdi Savunma Özel Silahlar Ajansi, DSWA): Radyo Frekans Silahlari – – çok çekici bir öldürücü olmayan tercih…

Dr. John Derring (Bilimsel Uygulamalar Arastima Birligi – – SARA): ` Akustik Teknolojisi `.

Dr. Clay Easterly ( Oak Ridge Ulusal Laboratuari: ` Asiri Düsük Frekans ( ELF ) Alanlarinin öldürücü olmayan silahlara uygulanmasi `

Ms. Astrid Lewis (Birlesik Devletler Ordusu Kimyasal Arastirma ve Gelistirme Amiri)` Kimyasal / Biyolojik Anti-Terorizm`.

Birlesik Krallik`ta savunma meseleleriyle ilgili mikrodalga çalismalarinda rol oynadi. Kraliçe Elizabeth Koleji`nden Profösör E. H. Grant ve Dr. R. J. Sheppard bu alanda çalisiyordu. Grant Amerikan Hava Kuvvetleri, Sheppard ise Donanma tarafindan tayin edilen çok sayida is yapti. Grant, NATO Ileri Arastirma Grubu`nda sef bilim adami olarak çesitli konferanslar verdi. 1983-4 süresinde Sheppard, Amerikan Hava Kuvvetleri, Toory Arastirma Istasyonu ve GEC. Ltd. Sti. ile çalisiyordu. Savunma meselelerinde pulslanmis mikrodalgalarin kullanisi ile ilgili mevcut programlar hakkinda Genel Haberlesme Karargahi ( GCHQ ) na sordugum sorular, uzun bir aradan sonra, böyle programlarin çesitli üniversitelere teslim edildigi ve GCHQ` nun bu konularda bagimsiz hiçbir arastirma yürütmedigi konusunda beni aydinlatan Vthe Yabanci ve Memleket Halki Dairesi ( Vthe Foreign and Commonwealth Office ) tarafindan cevaplandirildi. Birlesik Krallik`taki Amerikan Üslerindeki Cruise mevzilerinin tepesinde Greenham Commen`da baris mücadelelerini silme, kadin baris mücadelecileri Amerikan Üslerinin disinda bir dizi bariscil protesto eylemi gerçeklestirdiler. 1985 in sonunda Greenham Common` daki baris kampinda yasayan kadinlarda – degisik bas agrilari, menapozdan sonra zamansiz adet kanamalarindan – geçici felç nöbetleri ve hatali konusma koordinasyonuna kadar gelisen alisilmamis hastalik örnekleri görülmeye basladi. Iki tane de erken bebek düsürme olayi – besinci ayda – görüldü, elektromanyetik biyolojik silahlarin kullanildigi süphesiyle, yardim aradilar. Elektronics Todey dergisi birçok ölçüm yapti ve raporu Aralik 1985 de yayinladi. Raporun sonucu söyledir: Genis alanli bir sinyal güç ölçeri ile yapilan ölçümler, hastalik etkilerine maruz kaldiklarini iddia ettikleri bir zamanda, kadin kamplarinin birisinin yakininda zemin sinyal seviyesinde önemli bir artis oldugunu göstermistir.` Kadinlar gürültü yaptiklari ve karisiklik çikardiklarinda, sinyallerin aniden yükseldigine isaret edilmistir.

10 Mart 1986 tarihli Guardian` da ` Baris Kadinlari Üs `de elektronik silmeden korkuyorlar, Gareth Parry demektedirki, Amerikan Ordusu`nun ( Greenham Common`da ), çitin çevresinin yakininda hareket eden bir insanin vücudundan radar dalgalarini sektirmek için oldukça yüksek bir frekansta çalisan, Üs Tesisi Emniyet Sistemi ( BISS ) oarak adlandirilan rahatsiz edici bir dedektör sistemi vardir. Amerikan Temsilciler Meclisi Tahsisatlar Komisyonu`nun 1985 yili için Askeri Insaat Altkomisyonundan önceki bir oturumda, General Schnidel Greenham Common`da mikrodalga teknolojisinin kullanilmasi ihtimalini ima etti.

` Bizim operasyon mefhumumuz üsde bulunan en yüksek degerli kaynaklari korumaktir… Biz, garnizonda ve savas zamaninda tesisat mevzilendirildigi ve operasyonel hale getirildigi zaman bunun emniyetini saglayacak bir takim anlayisina sahibiz… Sistemin gereksinilen algilayicilar, çitler ve isikla tamamen techiz edilmedigi durumlarda insanlar bunun yetersizligini telafi etmek için görevlendirilecektir.` ( eklenen siddet )

Mikrodalga emniyet sisteminin yerlestirilmesinden sonra, tesisi korumakla görevli Amerikan personeli sayisinda önemli bir azalma oldu. Bu emniyet yayilmasinin ölçüsü daha sonra Hava Kuvvetleri Karargahi Departmaninin 501. Güvenlik Polis Grubunun yil sonu raporu vasitasiyla dolayli olarak teyit edilmistir: ` Geerham Common nizamnamesi tatbik edildi, süper çitler insa edildi… ( eklenen siddet )

Greenham kadinlarinin bir mikrodalga silahiyla mi hedeflendikleri yoksa mikrodalga emniyet çitine uzun süre yakin durmalari nedeniyle mi radyasyona maruz kaldiklari açik degildir. Fakat Greenham`daki Amerikan yetkilileri böyle bir çitin tehlikelerine karsi protestoculari uyarmadiklari için ayni sey çok sik görülmeltedir. Iyonlastirmayan radyasyonun insan üzerindeki etkileri Amerikali yetkililer tarafindan iyi bilinmektedir.

Uzun yillar baris mücadelesi yapan ve Greenham Common`u sik sik ziyaret eden Kim Besly 30 Ekim 1986 tarihinde yazilan elektromanyetik radyasyon üzerine raporun sonucunda sordu, ` Biz " çirkin bir kanit " için üç nesil beklemek zorunda miyiz? `

Peace ve Emergengy` den Liz Westmoreland son zamanlarda bana Greenham Common`dan birkaç kadin baris mücadelecisinin degisik kanser tiplerinden istirap çektiklerini söyledi. Amerika`nin soguk savastaki bir muhalifinden ögrendigi dersi en yakin müttefiklerinden birisinin vatandaslari üzerine geçirmis olmasi mümkün mü?

Sessiz ses- Birçok kisinin isitmesi için beyinde sesler yani elektronik teknolojisinin yardimiyla insan zihnini degistirme ve/veya etkileme teknolojisi, batidaki özellikle Amerika`daki askeri ve haberalma teskilatlari tarafindan yürütülen çesitli projelerin ve programlarin konusu olmustur. Iste bazi örnekler:

Psiko – Akustik Projektör

Yaygin olarak bu açiklama mücadele durumlari sirasinda, düsmanda isitsel psikolojik karisikliklar ve kismi sagirlik üretmek için bir sisteme yöneltilir. Esasen yüksek bir yönlendirilmis huzme farkli güç çeviricilerin birlikteliginden yayilir ve bir gürültü, sifre veya konusma vuru sinyaliyle tadil edilir. Bulus degisik biçimleri faydali kilabilir, bir araca monte edilen hareketli yayicilari ve tesbit edilmis bir frekansa göre akustik huzmesini tadil etmek için kullanilan vasitalari içerebilir.

Şuur Degistirme Için Metodlar ve Sistem

Savunma Departmani degisik projeler ve programlar vasitasiyla evvelce bu teknolojiyi kazanmisti. Böyle bir programdan hülasa: ` insan suurunun durumlarini degistirmek için bir sistem; katli dürtülerin, tercihan degisik frekanslara ve dalga sekillerine haiz seslerin eszamanli uygulanmasini içerir ` demektedir. Bir digerinden: `Arastirmacilar, hususi beyin dalga ritimleri göstermek ve bu vasitayla bireyin suur durumunu degistirmek için beyni tahrik etmek için bir sistemler çesidini kurdular`.

Sessiz Suuralti Mesajlari

Dr. Oliver M. Lowry, Amerikan Yönetimi için askeri ve haberalma dünyasinda Sessiz Ses Yayilma Spektrumu ( SSSS ), bazen de SQUAD olarak adlandirilan degisik gizli projeler yapti. Sistem Irak` a karsi mevzilendirildi. `Esir alinan ve firar eden Irakli askerlerin söylediklerine göre, en fazla harap eden ve en fazla moral bozan programlama, ultra – yüksek – frekansli, " Sessiz Sesler " veya " Sessiz Suuraltilar " olarak bahsedilen suuralti mesajlarin yeni ileri teknoloji tipinin bilinen ilk askeri kullanimiydi. Insan kulagina göre tamamen sessiz olmasina ragmen, Psikolojik Operasyon ( Psy Ops ) psikologlari tarafindan isitsel programlamanin yaninda bulunan bantlara yerlestirilen olumsuz ses mesajlari, Irakli askerlerin suuralti zihinleri tarafindan açik olarak algilandi ve sessiz mesajlar onlarin moralini tamamen bozdu. Onlarin zihinlerine sürekli bir korku ve ümitsizlik duygusunu tamamen yerlestirdi.

Oliver Lowry bu sistemin daha teknik tanimini kendi patetinden veriyor:

` Içinde isitsel tasiyicilar olmayan, çok düsük veya çok yüksek ses frekansi sahasinda veya komsu ( bitisik ) ultrasonik frekans spektrumunda, bir sessiz iletisim sistemi arzulanan bilgi ile yükseltilir veya frekans modülasyonuna ( tadilatina ) ugratilir ve beyinde tahrik için akustik olarak veya titresimle yayilir. Tadil edilen (modulasyona ugrayan ) tasiticilar gerçek zamanda dogrudan nakledilirler veya dinleyici için tehir edilmis veya tekrarlanan yayinlar için, mekanik, manyetik veya optik ortamlarda uygun sartlarda kaydedilir veya saklanir.`

Özel bir dalga sekliyle modulasyona ugrayan ( tadil edilen ) 100 ile 10.000 Mhz. Araligindaki mikradalgalarla kafayi isinlayarak, bir insanin kafasinda ses hasil edilebilir. Dalga sekli frekans modulasyonlu patlamalardan ibarettir. Her patlama, birbiriyle çok siki gruplanmis on ya da oniki taneden olusan muntazam sirali pulslardan tertip edilmistir. Patlama genisligi 500 nanosaniye ile 100 mikrosaniye arasindadir. Puls genisligi 10 nanosaniye ile 1 mikrosaniye sinirlari içindedir. Patlamalar, kafasi isinlanan kiside isitme meraki uyandirmak için ses girdisiyle sik sik module edilirler.

EEG Klonlama

Korku ve zihin kontrolu teknolojisindeki en son gelisme, hedeflenen herhangi bir kurbanin veya gruplarin zihninin kontrolu amaciyla insan EEG sin i klonlamadir. Güçlü bilgisayarlarin kullanilmasiyla öfke, aci, endise, küçümseme, ümitsizlik, dehset, sikinti, kiskançlik, korku, hayal kirikligi, keder, günahkarlik, kin, ilgisizlik, kizginlik, merhamet, hiddet, pismanlik, gücenme, üzüntü, utanç, garez ve terörü içeren insani duygularin kisimlari teshis edilmis ve ` duygu imza kümeleri ` olarak EEG den ayrilmistir. Bunlarin ilgili frekanslari ve genlikleri ölçülmüstür ve sonra muayyen frekans / genlik kümesi sentezlenip ve diger bir bilgisayarda biriktirilmektedir. Bu olumsuz duygularin her biri uygun bir sekilde ve ayri ayri etiketlenmektedir. ` Bunlar daha sonra Sessiz Ses Tasiyici frekanslara yerlestirilir ve diger bir insanda bazi temel duygularin ortaya çikmasi için tetiklenecektir.`

Kafasinda sesler duydugunu iddia eden, birçok zihin kontrol kurbaninin psikiyatrik yardima ihtiyaç duymasina yol açilmistir. Fakat eldeki kanit ` kafada sesler ` üretmek için gerekli teknolojinin mevcut oldugu fikrini vermektedir. Benim burada tanimladigim sey muhakkak ki ordunun gelistirmis oldugu veya halen gelistirmekte oldugu seylerin bir kismidir.

Her akili insanin uyandirilmasi ve gerçeklerin teslim edilmesi bizim için önemlidir. Gerçek ` Mançuryali Aday ` çagi simdiden buradadir. Verdigi destekler ve deneme yazisinda yer alan bazi bilgiler için, Resonance`den Judy Wall`a tesekkür ederim. Zihinleri degistirmek için ön lop lobotimisini tatbik eden ilk kisi Dr. Walter Freeman`dir. Freeman 3.500 den fazla lobotomi yürütmüstür. Lobotomi, bugün hala genis ölçüde Iskoçya`da ve Isveç`te kullaniliyor. Bilhassa V. P. Kaznachayev ve arkadaslari, ` Iki Hücre Grubu Arasinda Görülür Bilgi Aktarimi `, Psiko-enerjik Sistem, Cilt 1, Aralik 1994 ve ` Iki Doku Kültüründen Olusan Bir Sistemde Farkli Hücrelerarasi Etkilesimler ` , Psiko-enerjik Sistem, Cilt 1, Sayi 3, Mart 1996. Ölümcül Olmayan Silahlar kavraminin kurucusu olan John Alexander`in da bu konuya ilgisi kuvvetlidir. Uzak mesafeden hastaliga neden olan imkanlari inceleyen, degisik Amerikali arastirmacilarla yaptigi kaydedilmis konusmalarindan bazilari, benim Savunma Haberalma Servisi Raporum, DST-1805-387-75, ` Sovyet ve Çekoslavak Parapsikoloji Arastirmalari `,1988 de verilmistir.

4 The Atlantic, Cilt 259, Mart 1987, sayfa…

Ticari radyo sistemlerinin yayinlarini bozan günes lekelerinin faaliyete geçtigi onbir yillik günes döneminin baslangicinda çalistirilmaya baslanan ` Agaçkakan ` sinyalleri kendi zirve noktasindadir. Bunun, ` Agaçkakan`i günesin bu faaliyeti ile gizlemek için Sovyetler tarafindan yapilan bir tesebbüs mü yoksa Agaçkakanin etkilerini arttirmada günes faaliyetinin katalizör rolü mü oynadigi bilinmemektedir.

5 Savunma Haberalma Servisi Raporu, Sovyetler Birligi; Askeri Isler, 3 Mayis 1991, F. C. Judd, ` Rus Agaçkakani: Bu soyu tükenmis bir tür mü oldu?` Short Wave Magazine Mart 1991.

Lawrence Livermore Ulusal Laboratuarlari ( LLNL )`in bu programinin bazilari insan zihnini etkileyen öldürücü-olmayan silahlarin gelistirilmesi için sarfedilen gayretlerle daha uyumlu oldugu görünse bile, acayip bir sekilde, LLNL`nin de ` Agaçkakan ` ismi verilmis bir programi vardir. ( Lawrence Livermore ile muhtelif muhabereler Ingiliz Ordusu`nun üniversitelerdeki faaliyetleri üzerine daha fazla bilgi için Kampüs Baglantisi- – Kampüste Askeri Arastirma, Rob Evans, Nicola Butler ve Eddie Gonsalves, Ögrenci Kanada, Londra 1991 – -`na bakin.

Pensacola, Florida`daki Donanma Uzay ve Hava Tibbi Arastirma Laboratuari, Clam Lake`te SANGUINE Projesi`nde gerçeklestirdikleri deneyler sonucunda, SANGUINE anteninin, 45-75 Hz. araligindaki asiri düsük frekansli alanin manyetik bilesenine maruz kalmanin asiri alkol tüketiminde karsilasilana benzer bir strese yol açtigini tespit etti. SANGUINE Projesinde yapilan ölçümler Amerikan Donanmasi tarafindan bu makalenin yazarina verildi. Robert Becker, Cross Currents, Jeremy P. Tarcher Inc., Los Angeles, USA, 1990, sayfa 202 ye de bakin. Benim Open Eye sayi 3, 1995 te yayinlanan ` Robert Strom`un Öldürülmesi ` isimli yazima bakin. Strom`un hikayesi, 5 Mart 1989 da David Aummel tarafindan yapilan CBS haberlerinin ` Altmis Dakika`sinda, `Strom Boeng`e karsi` da verildi. TERP kuruldugu zaman 21 Temmuz 1980 tarihli ilgili muhtira, askeri temsilciler tarafindan imzalandi.

Uluslararasi Af Örgütü`nün Merkezi ve Iskence Kurbanlarinin Himayesi için Tip Kurumu (the Medical Foundation For the Care of Victims of Torture) ile olumlu sonuçlar vermeyen mektuplasmalarimiz oldu. Arsivimde, elektromanyetik araçlarla günlük iskencelere maruz kalan ve bazi durumlarda hala bu iskencelere maruz kalmaya devam eden, üstün zekali bazi kisilerin dosyalari vardir. Bugüne kadar hiçbir organizasyon bunun sorumlulugunu kabul etmemistir. Bunlarin kötü hali hiçbir kurbanlara destek organizasyonu tarafindan dinlenmemistir.

TERP`in toplanti Raporu, 1 Mayis 1989

Iyonlastirmayan Elektromanyetik Radyasyonun Biyolojik Etkileri, cilt XII, sayilar 1 den 5e , Aralik 1988; Donanma Arastirma Baskanligi Dairesi, Arlington,Virginia, Nisan 1989 da yayinlandi.

Bir bilim-kurgu tipi proje örnegi, 441k708-04 Proje kodludur.

Elektronakil ( Elektroportation ): Temel Mekanizmanin Teorisi – Ilerleme: nicel teori, iki tabakali zarin büyük elektrik pulsuna bagli olarak tersinir elektriksel çöküntüsünü ve küçük pulsa bagli olarak yüklerin alikonmasi ile pasif yüklenmesini basariyla tanimlar.

Bir nükleer arastirma merkezi olan Lawrence Livermore Ulusal Laboratuarlarindaki bilim adamlari, böyle seylerden nükleer silahin enerjisini tutabilen ve bunu elektromanyetik spektrumun daha düsük ucunun seçilme kismina odaklayabilen ve bu enerjiyi düsmanin beynini etkilemek içn kullanabilen beyin bombalari olarak söz etmektedir. Düsünce düsman askerlerine kendi izlerini ziyaret ettirecektir. ` The Atlantic, cilt 259, Mart `

` Bir Infrases Sistemi ` , B. D. Ordu Hareketlilik Donanim Arastirma ve Gelistirme Merkezi, Fort Believer, Va, 1969. ` Etkiler Insan ` bölümüne bakin.

Yakinda çikacak olan kitabi, Gelecek Savas`ta – öldürücü olmayan silahlar kavraminin destekçilerinden, önde gelenlerinden ve kurucu babalarindan birisi olan – John Alexander bu yikici silahlarin iktisabini ve mevzilendirilmelerini mesrulastirmak için çalismaktadir. LA-CP-94-0061, Mikrodalga Silah Tasarim ve Icra Zarfi; B. D. Ordu Arastirma Gelistirme ve Mühendislik Merkezi ( ARDEC ), Picatinny Arsenal, New Jersy – tarafindan desteklenen is.

Yüksek Güç Mikrodalga Teknolojisi Konferansi ( Harry Diamond Laboratuari, Aldephi, Maryland, 1-3 Mart 1983)`na sunulan LA-UR-83-150, ` Los Alamos Ulusal Laboratuari`nda Mikrodalga Ile Ilgili Çabalar `

Deniz Kuvvetleri Sistemler Komutanligi vekili William A. Longwell`den yazara gelen ve 1994 te dosyalanan bir istekle ile ilgili 2 Ekim 1997 tarihli mektup. Inside the Air Force`daki ` öldürücü – olmayan Teknolojilerdeki önceligi tayin etmek için Pentagon: Hava Kuvvetleri programlari, tedarik ve politika olusturma üzerine gizli haftalik rapor-Cilt 5, sayi 15, Nisan 1994e bakin. Grant, saglik için tehlike yaratabilecek yerlerde mikrodalga kulesinin yerlestirilmesine müsaade etmek için Manchester Sehir Konseyi tarafindan verilen red cevabina karsi 1971 Sehir ve Kir Planlama Hareketi altindaki basarili temyizinde Mercury Haberlesme Ltd. Sirketi`nin baslica bilimsel sahidiydi. FCO`dan yazara mektup, 1993

Donanma Satih Silahlar Merkezi, USN`de çalisan bir bilimadami olan Eldon Byrd, mikrodalganin etkileri üzerine 1986 da verdigi bir konferansta sunlari söyledi: ` Biz dokularin, hücrelerin, organlarin ve bütün organizmanin davranisini degistirebiliriz… Laboratuar hayvanlarinda alti kat daha fazla cenin ölümlerine ve dogum kusurlarina neden olabilirsiniz ve bu manyetik alanlar öyle zayiftir ki bunlari güçlükle sezebilirsiniz… Genetik mühendisligi yapmak için sik sik uygulanan mikro-cerrahi teknikleri olmaksizin, ELF ( asiri düsük frekans ) li zayif manyetik alanlarla genetik mühendisligi yapabilirsiniz. Insan hücrelerinde ölümcül hastaliklarin nasil hasil edildigi ve bunlarin nasil iyilestirildigi bilinmektedir. Insanin beyin dalgalarini bir odanin içinde çok düsük bir manyetik alanla dolastirabilirsiniz.` Yazar`in mülkünde teybe kaydedilen konferanslar

Ön Rapor-Arka plan malumati

Mikrodalga / Elektromanyetik Kirlilik: az bilinen bir tehlike

Ekim 1986, güncellestirilmis Haziran 1988

Besly 1996 da kanserden öldü.

30 Psiko- Akustik Projektör, Patent 3, 566,347, B. D. Patent Dairesi, 23 Subat 1971

31 32 33 Suuru degistirmek için Metod ve Sistem, Patent 5, 123, 899, 23 Haziran 1992 tarihli

34 ` Yüksek Teknolojik Psikolojik Savas Orta Dogu`ya ulasti `, Bülten, 23 Mart 1991, ITV ( Londra ) News Bureau Ltd.“en. Newsweek 30 Temmuz 1990, sayfa 61

35 Sessiz suuralti Takdimi, Patent 5, 159, 703, B. D. Patent Dairesi, 27 Ekim 1992

36 Bu paragraf, ` Sentezlenmis Sessiz Beyindalga Demetleri TM `, – Silent Sound Inc., 5188 Falconwood Court, Narcross, GA 30071, USA`dan alinan iktibaslarin bir tefsiridir.

/// ÖNEMLİ /// ERGENEKON HÜKÜMLÜSÜNDEN KARANLIK OPERASYONLARIN DEŞİFRESİ VE MK ULTRA PROJESİ


Tüm Kamuoyuna Merhaba;

Ergenekon Operasyonu öncesinde meşhur HAHAM ÇAKMASI, eski oto hırsızı TUNCAY GÜNEY, MİT MÜSTEŞARLIĞI’nın 09.03.2009 tarihinde 13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’ne gönderdiği belgeye göre MİT tarafından kontrol altına alınmış.

Gönderilen belgeyi aşağıda görebilirsiniz.

Ben de bir MK ULTRA Araştırmacısı eski bir istihbaratçı olarak hem kamuoyuna hem MİT’e hem de siz sayın basın mensuplarına soruyorum.

Bu “KONTROL ALTINA ALINMA” dedikleri yöntem MK ULTRA PROJESİ midir ? Bunun açıkça kamuoyuna deklare edilmesi gerekiyor. Tuıncay Güney bu kontrolden dolayı mı bildiklerini anlatmaktan çekiniyor ? Ergenekon Operasyonuna sızdırılarak kullanılmasının bu kontrol ve kontrol eden grupla ne gibi bir ilişkisi vardır ?

Edindiğimiz bilgilere göre MK ULTRA yeni bir askeri gizliliği olan bir teknoloji ve ne gibi bir kullanım alanları olduğu aşağı yukarı biliniyor. (tıklayın) İsmi, bende gizli olan A.A. adlı kişinin kendi ağzından yapılan kontrol detaylı olarak ek’te anlatılmaktadır. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. MK ULTRA KONTROLÜ sıradan vatandaşlara uygulandığında ne gibi bir psikolojik yıkım yapıyor belki biraz anlayabilirsiniz. Lütfen yazıyı okurken empati yapın. Kendi başınıza geldiğini düşünmeye çalışın.

Bu konuda tarafımızdan yapılan çalışmalar da gerek 13. Ağır Ceza Mahkemesi gerek Savcılıklar gerekse istihbarat teşkilatları tarafından biliniyor. (tıklayın)

Bu konuda elimizde oldukça kapsamlı bir dökümanter ve video arşivi var. (tıklayın) Bu dökümanteri gerek Ergenekon Operasyonu öncesinde gerekse tahliyemden sonra hem MİT ile hem de bölge savcılığı ile paylaştım. Tarafıma çok sayıda mağdur başvuru yaparak yardım talep etti ve bende şu anda mağdurlara gerekli yardımı yapmaktayım.

Ancak Emniyet İstihbarat Dairesi 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği resmi yazı da (Yazı ek’tedir) “Ergenekon Operasyonu çerçevesinde sanıklara yönelik ortam dinlemesi yapılmamıştır” diyor. O zaman TSK’nın üst kademesindeki Paşalara, eşlerine ve vatanseverlere karşı Ergenekon sürecinde sızdırılan ortam dinleme kayıtlarını ABD İSTİHBARATI destekli F TİPİ PARALEL YAPININ yaptığı ortaya çıkıyor. Aşağıda yapılan ORTAM DİNLEME kayıtları yer alıyor. Lütfen tıklayıp izleyin.

Emniyetin iç teftişinde halen PARALEL DİNLEME YAPAN KOZMİK DİNLEME CİHAZLARININ kayıp olduğunu düşünürsek bu kontrolün gerek MİT’te gerekse Emniyet İstihbaratında aynı grup tarafından yapıldığı belirginleşiyor. Eğer böyle değilse o zaman sorumlularını bulup yargı önüne çıkarsınlar.

ERGENEKON VE İLLEGAL DİNLEME & İZLEME FAALİYETLERİ (tıklayın)

VATANSEVERLERE KARŞI TELE-KULAK-ORTAM DİNLEMELERİ OPERASYONLARI (tıklayın)

Tarafıma yapılan kontrolün nedeni beni karanlık operasyonlarda kullanmaktır.

Ben Muhsin Yazıcıoğlu ve Hrant Dink’i ortadan kaldıran grup tarafından yıllarca 7/24 kontrol altında tutuldum ve bu operasyonlarda kullanılmak amacıyla rezerve edildim ama hiçbir zaman bu grupların bir piyonu olmadım. Zaten MİT tarafından yapılan istihbari çalışmada (resmi yazı ek’tedir) benim hiçbir yabancı istihbarat servisiyle irtibatım olmadığı anlaşılmıştır. Yine Emniyet İstihbaratı tarafından yapılan istihbari çalışmada hiçbir terör örgütü ile bir irtibatım olmadığı ortaya çıkmıştır.

Ben sadece Ergenekon Operasyonu öncesinde bana kendilerini ABD Gizli Servisi için çalıştıklarını beyan eden kimliği meçhul grubun gönderdiği maillerin operasyon öncesinde kullandığım e-posta hesaplarının deşifre edilmesiyle ortaya çıkacağını biliyorum ancak mahkeme heyeti bu taleplerimi defalarca arz etmeme rağmen red ederek hem HRANT DİNK operasyonuna hem de MUHSİN YAZICIOĞLU operasyonuna giden yolu tıkamıştır. Eğer bu adresler operasyon öncesinde deşifre edilseydi belki de bu menfur olaylar olmadan engellenebilinecekti.

Ama halen tehlike geçmiş değildir. İleride bu tür siyasi cinayetler üzerinden başkaca manipülasyonların yapılmaması için hem kaybolan (!) teknik takip cihazlarının akıbeti bulunmalı, hem resmi kurumların mahkeme kararı olmadan tamamen iç dinamiklerle yapılan İSTİHBARİ KONTROL çalışmaları durdurulmalıdır.

Vatandaşlara sadece kanunlar nezdinde teknik takip yapılmalıdır. Kafadan uydurma sözde delillerle, yaratılmış suni sebeplerle, Kod isimlerle, tanıdık hakimlerle, kafaya göre teknik takip yapılamaz. Hele hele yazı ekinde bulunan A.A. adlı vatandaşa yapıldığı gibi sıradan vatandaşlara psikolojik taciz kontrolleri hiç yapılamaz.

Amacım tüm resmi kurumların daha demokratik bir biçimde vatandaşına zorluk çıkarmayıp yön gösterici ve yardımcı olduğu bir Türkiye’dir. Bu kapsamda yasal olarak hem ülkeme hem kurumlarına elimden gelen hizmeti bugüne kadar olduğu gibi vermeye çalışıyorum. Mağdurlara ÖZEL BÜRO GRUBU olarak her zaman destek vermeye devam edeceğiz. Bunun da böyle bilinmesi rica olunur.

MK ULTRA mağdurları hakkında eğer ilgilenen olursa ayrıntılı olarak herkesle konuşmaya hazırım.

Teşekkürler,

Erkut ERSOY

ERGENEKON DAVASI HÜKÜMLÜSÜ

MK ULTRA Araştırmacısı

BR ZHN KONTROL KURBANININ BAINDAN GEENLER.pdf

ORTAM DNLEMES.pdf

48) 17.12.2010-(1-E).pdf

MK ULTRA PROJESİ /// MALEZYA’DA BİR MK ULTRA PROTESTOSU /// MK ULTRA VICTIMS PROTEST FROM MALAYSIA


MK ULTRA PROJESİ : Uçaklara zihin kontrolü


Almanya’da uçaklar, zihinden verilmekte olan komutla başarılı bir şekilde indirildi.

Münih Teknik Üniversitesi’nin geliştirdiği cihazı kullanan 7 katılımcı, sadece zihinlerinden lazım gelen komutları geçirmek yoluyla uçakları başarılı bir şekilde indirmeyi başardı

Zihinden geçirilen komutlarla idare edilen uçaklar sayesinde artık daha çok kişi uçak kullanma imkanına kavuşabilecek.

Bu mevzuda mühim bir başarıya imza atan Alman bilim adamlarının geliştirdiği cihazı kullanan çeşitli seviyelerde pilotaj bilgisi sahibi katılımcılar, sadece zihinlerinden komutlar geçirmek yoluyla uçakları başarılı bir şekilde indirmeyi başardı.

Bilgisayar simülasyonu yardımıyla Almanya’daki Münih Teknik Üniversitesi’ne (TUM) bağlı Uçuş Sistemi Dinamikleri Enstitüsü’nde gercekleşen denemede, çeşitli seviyelerde uçuş bilgisi olan 7 katılımcı, elleri ve ayaklarını kullanmadan sadece lazım gelen komutları zihinlerinden geçirmek yoluyla uçakları şaşırtıcı bir mükemmellikle indirdi.

Katılımcılar arasındaki bir kişinin ise hiçbir uçuş kabini deneyimi olmamasına rağmen verilmekte olan görevi başarıyla tamamladığına tüm dikkatleri üzerinde toplayan araştırmacılar, denemede elde edilen sonuçların "uçuş ehliyeti şartlarının bir bölümünü karşılayacak ölçüde mükemmel" olduğunun altını çizdi.

Denemede kullanılan cihaz, Profesör Florian Holzapfel başkanlığındaki bilim ekibinin geliştirdiği elektroenselografi (EEG) elektrotları bağlı bir başlıktan oluşmakta . AB fonlarıyla yürütülen Brainflight (Beyin uçuşu) projesi kapsamında geliştirilen cihaz, beyindeki elektriksel gerilimleri çözümleyerek yararlı komutlara çeviren özel bir algoritma kullanıyor. Berlin Teknoloji Enstitüsü, Biyolojik Psikoloji ve Nöroergonomi Bölümü bilim adamlarının geliştirdiği bu özel algoritma sayesinde cihaz, beyindeki elektriksel gerilimleri uçak kullanmak için lazım gelen komutlara çevirebiliyor.

Cihazın beyin kontrollü arayüzünde sadece son derece belli şekilde tanımlanmış elektriksel titreşimlere gereksinim duyduğunu ifade eden araştırmacılar, bu cihaz yardımıyla zihin okumanın ise mümkün bulunmadığı vurguladı.

TUM’daki projeyi yürüten ekibin başındaki uzay mühendisi Tim Fricke, denemeye ait yapmış olduğu açıklamada, "Projenin uzun dönemli hayali, daha çok kişiye uçak kullanma fırsatı arz etmek . Beyin kontrolü sayesinde uçak kullanmak çok fazla daha basit olabilir. Bu, pilotların faaliyet yükünü azaltacak böylece güvenliği artıracak. Ayrıca pilotlar uçuş kabininde elle yapılacak olan diğer faaliyetler için daha çok hareket serbestliğine kavuşacak" diye belirtti .

TUM’un internet sitesinde bulunan haberde, araştırmacıların şimdi olağan kontrol sistemi ve uçuş dinamikleri şartlarının, yeni kontrol metoduna makul hale getirilmesi için lazım gelen değişiklikleri belirleme konusuna odaklandıkları söylendi .

MK ULTRA PROJESİ : TEMEL ANLAMDA ZİHİN KONTROLÜ NEDİR ?


ZİHİN KONTROLÜ

İnsanları kontrol etmenin verdiği haris tamahın iç gıcıklayıcı baskısı, eh bir de konunun esrarengiz yapısı zihin kontrolünü müthiş çekici yapmakta.

Tek kelimeyle tetik çekenler, hayvanları silaha dönüştürenler ezoterik bilgiler, gizli servisler ve daha neler neler! Günümüzdeki alt kolları birer ahtapot gibi yerküreyi saran psikolojik operasyonlar için, çok ama çok eski tarihi vakalar var. Hasan Sabbah’ın haşhaşi Tarikatında, müritlerin, haşhaş etkisiyle intihar ve suikastları kolayca yapmaları gibi. Size ne ifade eder bilemeyiz, ama cennete inandırılan Haşhaşinler, mutlulukla ölüme/öldürmeye koşuyorlardı. Bu tarihsel olayın etkileri öyle derin oldu ki, günümüzde suikast anlamına gelen İngilizce ”assassination” kelimesi bile haşhaşin’den türetildi.

Zihin Kontrolü Araştırmaları

Soğuk savaşın Demir perde arkasında kalan laboratuarlarında, pis savaşların akla ziyan zihin savaşlarına giden yolu açan etikette yazılı dört harf var.SSCB… Yani,Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Günümüzde bazı çok basit sorular sorulabilir. İnsan zihni nasıl kontrol edilebilir?

Peki ama ne için? gibi. Bilinen o ki, masum bilimsel meraklar, kısa sürede tehlikeli fantezilere yol açabiliyor. Askeri, politik ve istihbarat alanlarında zihin kontrolü yapılması örneklenebilir. Niyet masumdu başlangıçta. Zihin kontrolü ile hastalıklar tedavi edilebilirdi.

Ancak soğuk savaş ve devamındaki yıllarda masumiyet yitirildi. Sonuç dramatik konu zihin olunca, psikoloji ve psikiyatri ivme vermiş. Hemen ardından parapsikoloji, dinsel motifli uygulamalar, medyumluk, duru görü, 6. his, 7. his, 8. his (17’ye kadar gidiyor), uyuşturucular, vücuda elektronik implantlar takılması, enerjinin tahrip amacıyla hedeflere yöneltilmesi, radyasyon, duyu azaltılması, hipnoz, propaganda teknikleri, beyin yıkama vb. kavramlar virüs gibi yayılmış gizli merkezlerde. Alt başlıklar böyle olunca, derinliği ve çapı bilinmeyen bir alana milyonlarca dolar, yüzlerce proje ayrılmasının sonuçları pek iyi olmamış. Bugün hangi tehlikeyle karşı karşıya insanlık? derseniz eğer…

İlk bilgilerin izi 20. yüzyılın ilk çeyreğine, SSCB’de, Prof. Vassiliyev’in l930´larda yaptığı araştırmalara kadar sürülebiliyor. Onun ulaştığı bilgiler, Zihin Telkini Tecrübeleri adı altında l962 yılında yayınlandı. Vassiliyev, çalışmalarını, telepati yoluyla düşüncelerin beyinler arasındaki nakline yöneltmişti. Vassiliyev, ruhen hasta olan iki denek üzerinde çalışmaya başlar. Deneklere beyin dalgaları, cilt direnci ve diğer biyolojik fonksiyonlarını ölçecek aletler bağlayıp, telkinle hipnoza sokar.

Önceleri ayrı ayrı odalarda, sonra da uzak mesafelerde transa giren deneklerin düşünce yoluyla birbirlerine gönderdikleri mesajlar kaydedilir. İki kadının kurşun levhalardan bile geçen telepatik zihin dalgalarını izleyen Vassilyev, ruhi olayları mekanik görüşe bağlayamayınca endişelenir. Çünkü tanrıyı reddeden rejim açısından geçerli bir açıklama yapma olanağı yoktur. Önceleri deneklerin trans halini şartlı refleks olarak değerlendiren Vassiliyev, değişik insanlarla deneyi tekrarlar. Sonuç aynıdır. Tüm deneklerde önce şuur kaybı olur, sonra transa girerler. Denekler arasındaki uzaklığı 1.500 kilometreye kadar çıkaran Vassiliyev, neticenin değişmediğini görür. Telepatik iletişim sürmektedir.

ZİHİN KONTROLÜ NASIL YAPILIR ?

İnsan toplulukları ölçeğinde zihin kontrolü teknolojisi şu anda kesinlikle mevcuttur. Akıl okuma makineleri, uydular ve süper bilgisayarlar, biri nsanın beynine herhangi bir zihinsel, duygusal ve fiziksel durumunu telkin etmek için mikrodalga ve sayısal dalgalar gönderebilir.

Paranoid şizofreni hastaları güçlü sanrıların(halüsinasyon) ne demek olduğunu çok iyi bilirler ve bu insanların çoğu gizli polis servislerinden şüphelenirler. Telepati, psikotronikler ve şizofreni arasındaki farkı anlatmak oldukça güçtür. Beyin, tüm vücuda hükmeder. Meditasyon ustaları kendi kalp atışlarını durdurabilir; nefes alışverişlerini kontrol edebilirler.

Elektronik zihin kontrolü ile bir kişiyi mutlu, üzgün, yorgun, uyanık, intihara meyilli, yürüyen bir ölü, ölümcül hasta, etkisiz, nefret dolu yapabilirsiniz. Bu listeye her türlü zihinsel ve duygusal durumu ekleyerek uzatabilirsiniz. Belirli bir hareketin frekans dalgasını yönlendirerek bir kişiyi dışarıdan yönetebilirsiniz. Bu şekilde düşünce, fikir, hipnotik tetiklemeler ve beyin programlamalarını insan aklına sokmanız mümkündür.

Timothy McVeigh’in (Oklahama saldırısını yapan kişi) uzaktan idare edildiği ve suikasta programlandığı iddia edilir. Buttons ve Svoboda isimli pilotların kullandığı uçağın 1997de bir dağa çakılması ya da Kaptan Hessin birden oturup kendini 26 defa bıçaklaması da diğer gizemli vakalar arasındadır örnekleri çoğaltabiliriz.

Frekans silahları 6.6 hz ile depresyona yol açabilir. 7.83 Hz (Schumann Rezonansı, yeryüzünün doğal titreşimi) kendini iyi hissettirir. 10.80 Hz panik hali oluşturur. 16-25 Hzlik ölümcül ELF ise hayata kasteder. (ELF: Fazladan Düşük Frekans, ULF: Aşırı Düşük Frekans).

Titreşimi hafifletilmiş mikrodalgalar doğal beyin frekanslarını taklit eder mesela frekans dalga boylarına maruz bırakarak uyuşturucu kullanmayan bir kişiye ketamin kullanmış etkisi verilebilir.

İbadet eden kişilerin beyinlerinin ilahi bölümünün salgıladığı kendini iyi hissetme kimyasalları salgılatılarak bir keyif hali yaşadıkları kanıtlanmıştır. Bir insanı bu frekans dalga boyuna maruz bırakırsanız o kişide yapay bir dindarlık ve derin bir mutluluk hissi uyandırabilirsiniz.

Ayrıca hükmedilen rüyalar, görüntüler ve kısa süreli hafıza silmeyle bir kişiye UFO deneyimi yaşamış biri gibi yapabilirsiniz. İçten geçen düşüncelerin oluşumları gözlemlenebilir ve çözümlenebilir. Düşünceler ve fikirler aklınıza sokulabilir. Artık ne düşünüp hissedeceğimize kendimiz karar veremeyebiliriz.

ELEKTRONİK ZİHİN KONTROLÜ & TİTREŞİMLER, FREKANSLAR VE DALGALAR

Kainat, titreşim ve dalgaların ahenginden müteşekkildir. Her şey, kendi frekans ve titreşiminden oluşan birer enerjiden ibarettir. Titreşimler vasıtasıyla en hayret verici şeyleri bile başarmamız mümkündür. Titreşimler, günlük hayatımızın bir parçasıdır.

Hepimiz neşeli ve tasasız, karamsarlık ve uyuşukluk arasındaki farkı biliriz Medyumlar kendi titreşimlerini o kadar arttırırlar ki çıplak ellerini insanların mideleri sokabilirler. Yüksek titreşim, daha düşük yoğunluk ve geçirgenlik demektir. Medyumlar (ruhsal cerrahlar)enerjiyi kullanarak çalışırlar; hastalıkların teşhisi ve tedavisinde enerjiyi ve titreşimleri kullanırlar. DNA, titreşim ve enerjidir. DNA, ışığı emer ve yayar.

Aura, elektrostatik bir alandır. Auralarımız ve yeryüzünün manyetik alanı birbiriyle iç içedir. havadan ve yıldızlardan etkilendiğimiz kadar zihinsel ve duygusal durumumuzda gezegenimizi etkiler. Bu çift yönlü bir alışveriştir.

BEYİN

Beyin, çok yönlü bir kontrol merkezidir: Tüm vücut işlevlerini yönetir ve aralarında işbirliği sağlar. Bütün zihinsel durumlar, düşünceler, duygular, fiziksek duyular ve hareketler ayrı frekanslara sahiptir. Bunlar EEG testleri ve MRI taramaları ile görüntülenebilen elektromanyetik işaretlerdir.

(EEG: Electro Encephal Graphy Elektro Beyin Grafisi, MRI: Magnetic Resonance Imaging Manyetik Rezonans (yankılanma) Görüntüleme)

Beş duyu organımızla algıladığımız her şey, belirli bir beyin faaliyeti meydana getirir. Tüm hastalıklar kendi dalga şekillerine sahiptir. Her kelime ve düşünce beynimizde kendi frekans dalgasını meydana getirir. Tüm hareketler, düşünceler, duygular ve algılamalar kendi frekans işaretlerine sahiptir. Birinin beyin faaliyetleri, bilgisayar ekranına çıkarılabileceği gibi, bunlar tam aksi yönde de göndere bilinir. Bir bilgisayar herhangi bir beyin faaliyetini çözümleyebilir ve bunu aynı yoldan geri iletile bilinir.

Geçmişte, bu verilere ulaşmak için insanların kafalarına elektrotlar yerleştirilirdi ama günümüzde her şeyi kablosuz olarak yapmak mümkündür. Beyinlerimizin uzaktan idare edilebilmesi, uçsuz bucaksız bir çalışma alanıdır. Her beyin kendine özgüdür. Beyin taraması, beyin tanımlaması, uydudan takip, gözetleme ve süper bilgisayarlar bir araya getirilerek insan davranışları, tüm yönleriyle, uzaktan idare edilebilir. Beyne ait parmak izlerimiz, bilindik nesnelerin tanınmasıyla alakalı beyin bölümünde bulunur.

%d blogcu bunu beğendi: