Etiket arşivi: IŞİD

IŞİD DOSYASI /// NECDET BULUZ : “IŞİD’ın yüzde 10′u Türk…”


IŞİD konusu öyle görünüyor ki daha çok baş ağrıtacak. Bir kısmı Suriye’de, bir kısmı Irak’ta İslamiyet adına vahşet sergileyen, yaptıkları eylemlerle İslam ülkelerinin de tepkilerini çekmeye başlayan IŞİD’ın, Türkiye tarafından desteklendiği iddiaları da özellikle dış basında yankılanmaya devam ediyor.

Geçenlerde Alman Die Welt Gazetesi IŞİD ile ilgili yaptığı analizde “Militanların % 10’u Türklerden oluşuyor. Arapların dışında IŞİD’a en çok Türkler katılıyor” diye yazıyor.Daha önce de gerek Amerika’da,gerekse Avrupa’nın çeşitli yerlerinde yayın yapan gazeteler IŞİD konusunda benzer yazıları okurları ile paylaşmışlardı. Yerli basında da konu ile ilgili haber ve yorumlarla karşılaşıyoruz.

Daha önce Dış basında IŞİD ile ilgili çok yazı çıktı. Gözlerden kaçan bir ayrıntıyı bu kez Die Welt yeniden gündeme taşıdı. Gazete bu ayrıntıyı “IŞİD’a katılanların dışında Türkiye’de bu örgüte sempati duyan ve pasif durumda kalan militanlar da var. Bunların kesin sayıları bilinmiyor” diyor.

Bizim için de korkutucu olan ve endişe duymamıza neden olan bu konudur. Çünkü IŞİD’ın çok tehlikeli eylemlere başlayabileceği haberleri de çıkıyor. Geçmişte Türkiye’nin de IŞİD tarafından tehdit edildiğini göz önünde bulunduracak olursak, bu konudaki sıkıntıların daha da artabileceğini sanıyoruz. Bugüne kadar bu örgüte, özellikle Suriye’de Esad’a karşı savaşması için destek verenlerin şimdi bu tehlike ile karşı karşıya kaldıklarına da dikkat çekiliyor.

Nitekim Alman Die Welt, analizindeIŞİD’e, Esad’a karşı savaşması konusunda başından beri destek verdiği belirtilen Die Welt’in analiz haberinde, şimdi IŞİD’in Türkiye’yi tehdit eder hale gelmesinin tam bir ironidirdeniliyor.

IŞİD komutanlarına ait olduğu öne sürülen bazı iddialarda da çok sayıda Türk kökenlinin IŞİD tarafından eğitildikten sonra Türkiye’ye döndüğü anımsatılıyor ve “Pasif durumdaki militanlar da zamanı geldiğinde Türkiye içerisinde harekete geçebilecek” deniliyor.

Almanya, Fransa, Belçika ve Avusturya ve diğer bazı Avrupa ülkelerinin vatandaşları olan Türk kökenlilerden de IŞİD’a katılanların sayısının 1500 olduğu, Türkiye’den katılan sayısının 1000 olarak tespit edildiği, halen IŞİD’ın militan sayısının 16-17 bin civarında bulunduğu da tahmin ediliyor. Gazetenin ve dış istihbarat birimlerinin haberlerine göre Avrupa’daki Türk kökenli militanlar önce Türkiye’ye geliyor, Türkiye üzerinden de Suriye’ye giriş yapıyorlar.

İşin en önemli tarafı da, IŞİD militanlarının savaştıktan sonra Türkiye üzerinden yeniden Avrupa’ya dönmeleri halinde Türkiye ile Avrupa Birliği arasında sorunların yaşanabileceğine de dikkat çekiliyor. Zaten AB’nin bu konuda sık sık Türkiye’nin dikkatini çektiğini de söylemliyiz.

Şimdi asıl sormak istediğimiz konuya geçelim:

IŞİD’ın bugüne kadar gerek Irak’ta gerekse Suriye’de yaptığı vahşet görüntüleri ortadadır. Öldürdükleri insanların kafalarını gövdelerinden ayıran, kanlı infazlara imza atan, kadınları sünnet etmeye başlayan ve etrafa korku salan bu militanlara halen Türkiye’nin destek verdiği iddiaları Türkiye’nin imajını da altüst etmektedir. İslamiyet adına, Islama yakışmayan görüntü çizen IŞİD’a bugüne kadar destek verenlerin, şimdi bu örgütün karşısında olduklarını görüyoruz. Kaldı ki IŞİD, sadece Şii’lere değil, Sünnilere karşı da aynı acımasızlığını sergiliyor. Peygamber mezarlarını, camileri, kutsal yerleri bombalarla ortadan kaldırıyor. Giderek de İslam dünyasının tepkisini çekiyor.

Hedefleri daha önce Bağdat olan IŞİD’ın bu atakta başarılı olamaması ve bulundukları yere sıkışmaları da örgütün gücünün abartıldığı gibi büyük olmadığı da görülmüştür. Eğer böyle bir eylem başarılı olsaydı, bölgede görülmemiş bir mezhep savaşı çıkmış olacaktı. Çünkü işin içine İran’ın da girmesi an meselesiydi. Bunun yansında Kerbela ve Necef’teki Şii’ler de silahlanarak IŞİD ile savaşmaya hazır bekliyordu.

Burada önemli bir noktaya daha değinelim:

IŞİD, tam bir Türk düşmanıdır. Kuzey Irak’taki Türkmen köylerine yapılan baskınlar, Türkmenlerin topluca katliamları, soydaşlarımızın evlerinin, topraklarının terk etmek durumda kalması IŞİD’ın korku ve baskısı sonunda gerçekleşmiştir. Üzücü olan da bugünkü AK Parti Hükümeti’nin bu olup bitenler karşısında Türkmenlere sahip çıkamamış olmasıdır.

Bu örgütün hedefinde sadece Şii’lerin olmadığını da yaptığı eylemler sonunda açık biçimde gördük.

Dikkat edilecek olursa, IŞİD’ın ilk günlerdeki hızı kesildi. Çünkü çok militan kaybetti. Örgüte destek verenlerin şimdi IŞİD’ın karşısında yer almaya başlaması da bu vahşet sergileyenlerin önünde set oluşturdu. Birçok yerde ele geçirdikleri yerleri de birer birer terk etmeye başladılar. Bazı noktalarda da savaşı kaybediyorlar. Halen Suriye’nin Güney sınırında PKK’nın kolu PYD ile çatışma halindeler.

Nereden bakılacak olursa olsun, IŞİD yanı başımızda en büyük tehlike ve tehdit olarak kalacak gibi görünüyor. Hükümet olanların bunu önleyebilecek planları var mı bilmiyoruz? Ancak, iddialar doğruysa halen bu örgüte destek veriliyorsa bunun bedelinin de çok ağır olabileceğini söylemeliyiz. Temennimiz geç de olsa gerçeklerin tümüyle görülmesi ve gereken önlemlerin de zaman geçirilmeden alınmasıdır.

IŞİD DOSYASI : IŞİD’in Çakma Halifesi Bakın Kimmiş ?!


Değerli dostlar, grupdaşlarım,

IŞİD’in, CIA ve Mossad yönlendirilmesinde gaddar ve acımasız bir terörist grubu olduğuna dair sağcısı, solcusu ve muhafazakarı tarafından iddia edildiğini okudukça İsrail’de yaşayan bir Türk olarak çok üzülüyorum.
CIA’nın geçmişte köktendinci İslami grupları destekleyip, yüzüne gözüne bulaştırdığını bazı durumlarda Mossad’dan destek aldığını ben de biliyorum. (Daha doğrusu çok okudum) Ancak IŞİD’ta durum çok değişik.
Tamamen kompleksiz ve tarafsız olarak soruyorum. Bir ülke düşünün ki (ABD veya Israil) Ortadoğu’da milyonlarca ırkdaşı yaşayan bir millete (Kürtlere) bir ülke kurdurmak istiyor ve bu milleti (Kürtleri), aynı mezhepten olmasına karşın bu azılı katillerle savaştırıyor!
Bu bağlamda altta belirtilen misyonu: Doğu İsrail’in Yahudi Kürdistan Ayağını Gerçekleştirmek nasıl oluyor, benim aklım almıyor. Biri beni ikna edebilir mi?

Bu terörist grubun Türk, Arap dinlemeden Sünni olmayan toplumlara savaş açtığını biliyoruz. Son günlerde bu savaşlarını Suriye-Lübnan sınırındaki Şii Hizbullah’a kadar dayandırdılar.
Peki bu mezheplerden nefret eden kim? Suudiler değil mi? Buna RTE’nin, Müslüman Kardeşler (İhvan) hayranlığını da eklersek bulmacayı çözmek daha kolay olmaz mı?

Son gelişmeleri takip ediyorsanız ABD ‘İsrail’in muhalefetine karşın’ İran’la ilişkileri arttırmak, boykotu hafifletmek, o bölgedeki ağırlığını kaybetmemeye çalışıyor. İran’ı, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne kaptırmak istememesi de ikincil bir neden.
Peki, eğer iddia edilenler doğruysa her iki ülkenin istihbarat kurumları, ülkelerinin aleyhine çalışıyor sayılmazlar mı?
İsterseniz bu konuda Jonathan Spyer’in ”İslam devleti Gazze gölgesinde ilerliyor” adlı analizini de okuyabilirsiniz. http://www.hasturktv.com/dunyada_bugun/6697.htm

Saygıyla
Menteş Azuz

5 Ağustos 2014 23:59 tarihinde DIGI SECURITY (İŞNET) <digi.security> yazdı:

Adı : Simaun

Soyadı : Eilot

Milliyeti : Yahudi

Kod Adı : İbrahim Bin Avad Bin İbrahim El-Hüseyni El-Badri Razavi

Sahte Adı : Abu Bekir El-Bağdadi

Mesleği : Mossad Ajanlığı

Kurumu : IŞİD

Misyonu : Çakma Halifelik

Görevi : Şii Türklerin İmhası ve Topraklarından Tasfiyesi

Misyonu : Doğu İsrail’in Yahudi Kürdistan Ayağını Gerçekleştirmek

* * *

Deşifrasyon : İran İstihbaratı VEVAK (Vezaret-i Ettela’at Ve Amniyet-i Kisvar)

* * *

Uzmanlar, IŞİD liderinin Amerikalılarla bir şekilde temasları sürdürdüğünü iddia ediyorlar:

İŞİD lideri Ebu Bekir el Bağdadi, Amerikan askerleri tarafından tutuklanıp bir süre Camp Bucca hapishanesinde bulunmuş, ama sonra serbest bırakılmıştı. Pentagon’un resmi verilerine göre el bağdadi, Şubat-Aralık 2004 döneminde tutuklu bulunuyordu. Ancak bu resmi veriler doğru görünmüyor. Bu hapishanenin eski müdürü albay Kenneth King, el-Bağdadi’nin 2009 yılına kadar hapishanede yatmış olduğunu iddia ediyor. King’in sözlerine göre bunun ardından Bağdadi Irak yönetimine teslim edilmiş ve Irak yönetimi de onu serbest bırakmış. İşte El-Bağdadi’nin IŞİD örgütündeki hızlı yükselişi bundan hemen sonra başlıyor!

* * *

Suriye’li siyaset uzmanı Taleb İbrahim konuyla ilgili şunu söylüyor:

“Buna hiç şüphem yok. Suriye ve Irak’taki krizler CIA’nın işidir. Washington bu konuda çok büyük deneyime sahip. Sovyet askerleri Afganistan’da bulunurken, Amerikalılar El Kaide örgütünün kurulmasıyla uğraşıyorlardı. Şu an da aynı senaryo tekrarlanıyor. Gelecekte belki de İran’da da aynı gelişmelere tanık olacağız.”

* * *

Rus doğu bilimci Viyaçeslav Matuzov bu görüşü paylaşıyor ve şöyle söylüyor:

“Elde edilen veriler Al-Bağdadi’nin CIA ile alakalı olduğuna işaret ediyor. Büyük bir ihtimalle hapishanede geçirdiği yıllar içinde o, Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı için çalışmaya başlamıştır. İŞİD liderinin hikayesi El Kaideci Abdulhakim Belhac’ın hikayesine çok benzer aslında. O da zamanında Amerikalılar tarafından tutuklanıp uzun zaman boyunca ABD’de hapishanede bulunuyordu. Sonra da Belhac Muammer Kaddafi yönetimine teslim edilmiş, 2010 yılında af kararı üzerine serbest bırakılmıştı. Libya devrimi başlar başlamaz adamlarıyla birlikte Kaddafi’ye karşı silaha sarılmıştı. Trablus Askeri Konseyi’nin başına geçen Belhac Trablus’un Kaddafi güçlerinden alınmasında büyük rol oynamıştı.

Sonrasında da Beşar Esad’a karşı yapılan operasyonlara aktif şekilde katılmıştı. Yani Al-Bağdadi ve Belhac’ın biyografileri birbirine çok benzer. Ve onların arkasında ABD istihbaratının bulunduğu olasılığı dışlanmamalıdır.” Uzman, Amerikan istihbaratının IŞİD ile olası ilgisinin ABD’nin Irak’a F-16 uçaklarını teslim etmekte acele etmemesinin ana nedenlerinden biri olabileceğini düşünüyor. Bu arada Amerikalılar istese kendileri de İŞİD liderlerine ulaşabilirlerdi. Bunun için sadece bölgenin üzerinde devriye gezen İHA’ların uçuş güzergâhlarında değişikliklerin yapılması gerekiyordu. Ama Pentagon’un böyle bir emri yoktur herhalde. (Rusya’nın Sesi)

* * *

* * *

İZLENMESİ ELZEM BİR VİDEO: IŞID İçindeki Türk Mücahitler

http://www.youtube.com/watch?v=Z4sCkCPByxg

Ve Orijinal Bir Yapım: Golobal Terörün Yeni Suratı Abu Bekir El-Bağdadi

http://www.youtube.com/watch?v=V92AahO0twQ

KAYNAK : https://www.facebook.com/notes/ali-aslan-dumanol/i%C5%9Fidin-%C3%A7akma-halifesi-bak%C4%B1n-kimmi%C5%9F-/898390226855558

ÖZEL BÜRO NOTU :DEĞERLİ ÜYELER, TAKDİR EDERSİNİZ Kİ İNTERNET BİR GAYYA KUYUSU VE BU GAYYA KUYUSUNDA DOĞRU HABERLER OLDUĞU GİBİ TAMAMEN YALAN VE KASITLI OLARAK ABARTILMIŞ VEYA YALAN HABERLER DE YER ALIYOR. ÖZELLİKLE İSTİHBARAT SERVİSLERİ KONU OLDUĞUNDA DOĞRU İÇERİK BULMAK OLDUKÇA ZORLAŞIYOR VE HELE SÖZ KONUSU İSRAİL VE MOSSAD OLIUNCA BU 10 KAT DAHA DA ZORLAŞIYOR. ÇÜNKÜ RADİKAL DİNCİ GAZETELER, WEB SİTELERİ VE DERGİLERİ EBEDİ DÜŞMANLARI İSRAİL VE MOSSAD HAKKINDA MASABAŞI FANTEZİLER KURMAKTA OLDUKÇA MAHİRLER. HATTA ZAMAN ZAMAN BİZ DE BU KONUYA DİKKAT ÇEKEREK YAPILAN YALAN HABERLERİ SİZİNLE PAYLAŞIYORUZ. ÇÜNKÜ DOĞRU İÇERİK OKUYUCUNUN HAKKIDIR AKSİ İSE SADECE DÜŞÜNSEL MASTÜRBASYONDUR. BU HABERİ DE BU ÇERÇEVE DE OKUMANIZI TAVSİYE EDERİZ. AYRICA BU HABERİ İSRAİL KONUSUNDA UZMAN İKİ DOSTUMUZ MENTEŞ BEY VE RAFAEL BEY İLE DE PAYLAŞIYORUZ. UMARIZ BİZİMLE DEĞERLİ YORUMLARINI PAYLAŞIRLAR. SAYGILARIMIZLA.

IŞİD DOSYASI : IŞİD’in Çakma Halifesi Bakın Kimmiş ?!


Adı : Simaun

Soyadı : Eilot

Milliyeti : Yahudi

Kod Adı : İbrahim Bin Avad Bin İbrahim El-Hüseyni El-Badri Razavi

Sahte Adı : Abu Bekir El-Bağdadi

Mesleği : Mossad Ajanlığı

Kurumu : IŞİD

Misyonu : Çakma Halifelik

Görevi : Şii Türklerin İmhası ve Topraklarından Tasfiyesi

Misyonu : Doğu İsrail’in Yahudi Kürdistan Ayağını Gerçekleştirmek

* * *

Deşifrasyon : İran İstihbaratı VEVAK (Vezaret-i Ettela’at Ve Amniyet-i Kisvar)

* * *

Uzmanlar, IŞİD liderinin Amerikalılarla bir şekilde temasları sürdürdüğünü iddia ediyorlar:

İŞİD lideri Ebu Bekir el Bağdadi, Amerikan askerleri tarafından tutuklanıp bir süre Camp Bucca hapishanesinde bulunmuş, ama sonra serbest bırakılmıştı. Pentagon’un resmi verilerine göre el bağdadi, Şubat-Aralık 2004 döneminde tutuklu bulunuyordu. Ancak bu resmi veriler doğru görünmüyor. Bu hapishanenin eski müdürü albay Kenneth King, el-Bağdadi’nin 2009 yılına kadar hapishanede yatmış olduğunu iddia ediyor. King’in sözlerine göre bunun ardından Bağdadi Irak yönetimine teslim edilmiş ve Irak yönetimi de onu serbest bırakmış. İşte El-Bağdadi’nin IŞİD örgütündeki hızlı yükselişi bundan hemen sonra başlıyor!

* * *

Suriye’li siyaset uzmanı Taleb İbrahim konuyla ilgili şunu söylüyor:

“Buna hiç şüphem yok. Suriye ve Irak’taki krizler CIA’nın işidir. Washington bu konuda çok büyük deneyime sahip. Sovyet askerleri Afganistan’da bulunurken, Amerikalılar El Kaide örgütünün kurulmasıyla uğraşıyorlardı. Şu an da aynı senaryo tekrarlanıyor. Gelecekte belki de İran’da da aynı gelişmelere tanık olacağız.”

* * *

Rus doğu bilimci Viyaçeslav Matuzov bu görüşü paylaşıyor ve şöyle söylüyor:

“Elde edilen veriler Al-Bağdadi’nin CIA ile alakalı olduğuna işaret ediyor. Büyük bir ihtimalle hapishanede geçirdiği yıllar içinde o, Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı için çalışmaya başlamıştır. İŞİD liderinin hikayesi El Kaideci Abdulhakim Belhac’ın hikayesine çok benzer aslında. O da zamanında Amerikalılar tarafından tutuklanıp uzun zaman boyunca ABD’de hapishanede bulunuyordu. Sonra da Belhac Muammer Kaddafi yönetimine teslim edilmiş, 2010 yılında af kararı üzerine serbest bırakılmıştı. Libya devrimi başlar başlamaz adamlarıyla birlikte Kaddafi’ye karşı silaha sarılmıştı. Trablus Askeri Konseyi’nin başına geçen Belhac Trablus’un Kaddafi güçlerinden alınmasında büyük rol oynamıştı.

Sonrasında da Beşar Esad’a karşı yapılan operasyonlara aktif şekilde katılmıştı. Yani Al-Bağdadi ve Belhac’ın biyografileri birbirine çok benzer. Ve onların arkasında ABD istihbaratının bulunduğu olasılığı dışlanmamalıdır.” Uzman, Amerikan istihbaratının IŞİD ile olası ilgisinin ABD’nin Irak’a F-16 uçaklarını teslim etmekte acele etmemesinin ana nedenlerinden biri olabileceğini düşünüyor. Bu arada Amerikalılar istese kendileri de İŞİD liderlerine ulaşabilirlerdi. Bunun için sadece bölgenin üzerinde devriye gezen İHA’ların uçuş güzergâhlarında değişikliklerin yapılması gerekiyordu. Ama Pentagon’un böyle bir emri yoktur herhalde. (Rusya’nın Sesi)

* * *

* * *

İZLENMESİ ELZEM BİR VİDEO: IŞID İçindeki Türk Mücahitler

http://www.youtube.com/watch?v=Z4sCkCPByxg

Ve Orijinal Bir Yapım: Golobal Terörün Yeni Suratı Abu Bekir El-Bağdadi

http://www.youtube.com/watch?v=V92AahO0twQ

KAYNAK : https://www.facebook.com/notes/ali-aslan-dumanol/i%C5%9Fidin-%C3%A7akma-halifesi-bak%C4%B1n-kimmi%C5%9F-/898390226855558

ÖZEL BÜRO NOTU :DEĞERLİ ÜYELER, TAKDİR EDERSİNİZ Kİ İNTERNET BİR GAYYA KUYUSU VE BU GAYYA KUYUSUNDA DOĞRU HABERLER OLDUĞU GİBİ TAMAMEN YALAN VE KASITLI OLARAK ABARTILMIŞ VEYA YALAN HABERLER DE YER ALIYOR. ÖZELLİKLE İSTİHBARAT SERVİSLERİ KONU OLDUĞUNDA DOĞRU İÇERİK BULMAK OLDUKÇA ZORLAŞIYOR VE HELE SÖZ KONUSU İSRAİL VE MOSSAD OLIUNCA BU 10 KAT DAHA DA ZORLAŞIYOR. ÇÜNKÜ RADİKAL DİNCİ GAZETELER, WEB SİTELERİ VE DERGİLERİ EBEDİ DÜŞMANLARI İSRAİL VE MOSSAD HAKKINDA MASABAŞI FANTEZİLER KURMAKTA OLDUKÇA MAHİRLER. HATTA ZAMAN ZAMAN BİZ DE BU KONUYA DİKKAT ÇEKEREK YAPILAN YALAN HABERLERİ SİZİNLE PAYLAŞIYORUZ. ÇÜNKÜ DOĞRU İÇERİK OKUYUCUNUN HAKKIDIR AKSİ İSE SADECE DÜŞÜNSEL MASTÜRBASYONDUR. BU HABERİ DE BU ÇERÇEVE DE OKUMANIZI TAVSİYE EDERİZ. AYRICA BU HABERİ İSRAİL KONUSUNDA UZMAN İKİ DOSTUMUZ MENTEŞ BEY VE RAFAEL BEY İLE DE PAYLAŞIYORUZ. UMARIZ BİZİMLE DEĞERLİ YORUMLARINI PAYLAŞIRLAR. SAYGILARIMIZLA.

IŞİD DOSYASI /// NECDET BULUZ : Erdoğan, Kürtler ve IŞİD.


Başbakan ve Cumhurbaşkanı Adayı Erdoğan, yaptığı hesaplarda Doğu ve Güneydoğu’dan Kürt oylarından % 5 oranında oy alabileceğini hesaplıyor. Kurmayları da yaptıkları açıklamalarda bu beklenti içinde olduklarını söylüyor. Bu hesaplar tutar mı? PKK’nın siyasi uzantısı olarak HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş “Erdoğan Doğu’dan da Güneydoğu’dan da tek bir oy alamaz” diye meydan okuyor.

Demirtaş, açıklamalarında bu kadarla da sınırlı kalmıyor. “Hiç kimsenin beklemediği bir Cumhurbaşkanlığı seçim sonucuna hazır olun” diyor.

Şu noktaya dikkatlerinizi çekelim:

Eğer Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa, bu turda Doğu ve Güneydoğu’daki Kürt oylarının önemi ortaya çıkacak. Yurt dışından beklenen oy akışının olmaması da Kürt oylarını daha da önemli duruma getiriyor.

Peki, Kürt’ler Erdoğan’a oy verirler mi? Selahattin Demirtaş, “Tek bir oy vermeyeceğiz” diyor. Bunun gerekçelerini de açıklayalım.

Erdoğan’ın Kürt oylarında en büyük kozu “ Kürt Açılım politikası” olarak değerlendiriliyor. Ancak, IŞİD’e destek vererek, Suriye’deki PYD’lilerle çatışma noktasına getirenin Erdoğan olduğu söyleniyor. Demirtaş bunu açık açık ifade ediyor. Erdoğan’ı “ikiyüzlü politika” izlemekle suçluyor. “Bir yandan açılımla şirin görünmeye çalışıyor, öte yandan IŞİD’a destek vererek Suriye’deki Kürtler’in katledilmesine destek veriyor” diyor.

Dikkat edilecek olursa gerek Demirtaş, gerekse PKK ve yandaşları aylardan bu yana IŞİD’dan olan sıkıntılarını dile getiriyor. IŞİD’a destek verdiği için Erdoğan’ı eleştiriyor. Özellikle de Hatay’daki olaylara dikkat çekiyorlar. IŞİD militanlarının sınırda rahat hareket ettiklerini, Türkiye’yi “kapı komşusu” yaptıklarını söylüyorlar.

Bu satırlar yazılırken Suriye’nin Güney sınırında PYD ile IŞİD arasındaki çatışmaların şiddetlendiği haberleri geliyordu. Son haberlerde de PYD’nin IŞİD militanlarının püskürttüğü ifade ediliyordu. Suriye’deki IŞİD saldırılarının artması üzerine Kuzey Irak’taki PKK kamplarından silahlı güçlerin PYD yanında çatışmak için Suriye’ye geçtiği de belirtiliyor.

“Çatı aday” İhsanoğlu’nun giderek kendisini daha iyi tanıtması, Erdoğan’ın yurt dışından beklediği oyların gelmemesi ve Kürt oylarının da “çantada keklik” görülmemesi nedeni ile Cumhurbaşkanlığı seçimi daha da kritik bir noktaya taşınmış olacak. Eğer, seçim ikinci tura kalırsa, çok önemli pazarlıkların da gündeme oturabileceğini sanıyoruz. Çünkü PKK ve yandaşları bugüne kadar bekledikleri adımların atılmadığından yakınıyor.

Bütün bunlara rağmen, Erdoğan’ın Doğu ve Güneydoğu’dan oy alabileceğini düşünenler de var. Ancak, İhsanoğlu da bu konuda çok iddialı açıklamalar yapıyor. “Ben de Doğu’dan ve Güneydoğu’dan beklenenin üzerinde oy alacağım” diyor. İhsanoğlu % 60 oy alarak ilk turda seçimi kazanacağını da vurguluyor. Hiç kuşkusuz Kürt oyları için çok değişik hesaplar yapılıyor. Özellikle büyük kentlere dağılmış olan Kürt oylarının da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önemli rol oynayacağını da gözlerden uzak tutmamak gerekiyor.

PKK ve yandaşlarına bugüne kadar hoşgörü ile yaklaşan, Doğu ve Güneydoğu’yu neredeyse örgüte bırakan Erdoğan’a Kürtlerin hala öfkeli oluşu ve kızgınlıklarını dile getirmesi küçümsenmemelidir. Bu yörede, HDP ve KCK hala etkili durumda bulunuyor. Buradaki oylarda da örgütün hâkimiyeti var.

Erdoğan’ın IŞİD’a destek verdiği iddiaları yeni değil. Daha önce de Amerika’nın bu konuda Erdoğan’ın ve Davutoğlu’nun dikkatini çektiği söyleniyor. Şimdi ise Kürt oyları için bu desteğin çekilmesi gündeme gelebilir mi? Bugüne kadar gelmediğine göre geleceğini de sanmıyoruz. Öyle sanıyoruz ki IŞİD üzerinden bazı hesaplar da yapılıyordur. Bunları da gün geçtikçe daha açık biçimde hep birlikte göreceğiz.

Erdoğan, seçimler yaklaştıkça daha sert mesajlar veriyor. Rakipleri üzerinden daha ağır yükleniyor. Rahat olmadığı da çok açık biçimde görünüyor. Son yapılan kamuoyuna araştırma sonuçları da ilk turda hiçbir adayın % 50’nin üzerine çıkamayacağı tahminler arasında. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da yaptığı açıklamada “Bütün sonuçlar elimizde hiçbir aday ilk turda seçimi kazabilecek oy alamıyor görünüyor” diyor.

Muhalefet ve Erdoğan karşıtları, Erdoğan seçilse bile ikinci turda seçilmesinin, bazı konularda Erdoğan’ın önünün tıkanması için gerekli olduğu görüşündeler. “En azından dengeler alt-üst olmaz” diyorlar. Erdoğan ve taraftarları ise var güçleri ile işi ilk turda bitirme peşindeler. Çünkü ilk turda bir de yüzde fazlası ile seçilme anayasa değişikliğini, Başkanlık için referandumu da gündeme taşımış olacak.

Ne olursa olsun, ortada bir seçim ve sandık var. Seçim için rakip küçümseme, karalama ve seviye düşürmemek gerekiyor. Seçmen her zaman olduğu gibi sandığa gidecek, hür iradesini yansıtacaktır. Biz, her seçim döneminde yazdığımızı yineleyelim: Seçimde oyunuzu kime verirseniz verin, buna saygı duyarız ama mutlaka sandığa gidin ve oyunuzu kullanın.

TÜRKMEN DOSYASI : AKP SONUNDA BUNU DA YAPTI /// IŞİD’den kaçan Türkmenleri Türkiye geri çevirdi


Terör örgütü IŞİD’den kaçan Türkmenler ortada kaldı. Irak’ta güven ortamı sağlanana kadar Türkiye’de bir kampta kalmak isteyen Türkmenler Habur sınır kapısına geldiler. Ancak pasaportları olmadığı gerekçesiyle yurda alınmadılar.

Resmi rakamlara göre yaklaşık 1 milyon 385 bin Suriyeliyi Türkiye’de barındıran hükümet, IŞİD teröründen kaçan 450 Türkmen ailesine sınırı kapadı.

IŞİD’in Tel Afer’i ele geçirmesinin ardından evlerini terk ederek Sincar’a sığınan 450 Türkmen aile, şehir IŞİD’in kontrolüne girince can havliyle kaçarak Habur sınırına geldi.

Pasaportları olmayan Türkmen Aileler "Suriyeliler gibi sığınma" talep etti. Irak Türkmen Cephesi Telafer sorumlusu Kasım Kara, Türkiye’nin Türkmenlere sınır kapısını açması için hâlâ Türkiye’de bulunan Cephe Başkanı Erşad Salihi aracılığı ile talepte bulundu. Ancak Türkmenlerden pasaport istendi.

Haziran ayından bu yana başta Musul olmak üzere yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kalan ve Erbil’e kadar ulaşan Türkmenlerin çoğu Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu’na Türkiye’ye gelmek için başvurdu. Ancak konsolosluktan "pasaportunuzla geçebilirsiniz" yanıtını aldılar.

Sınır kapısında bekleyişleri süren Türkmen aileler, Irak’ta güvenlik sağlanana kadar Türkiye’de bir kampa yerleştirilmek istiyor.

ulusalkanal.com.tr

IŞİD DOSYASI /// İŞİD : “KURAN-I KERİM DEĞİŞTİRİLECEK…”


Kabe’yi yıkacaklarını belirten işid Kuran-i Kerimin bazı bölümlerinin ve bazı ayetlerini de değiştireceklerini söylediler.

Buda işidin siyonistlerin emrinde maşa bir örgüt olduğunu ispatı oldu… Çünkü kıyamete kadar değişmeyecek tek kitap Kuran’dır.Bu da ayetlerle sabittir…
IŞİD, Kur’an-ı Kerim’in Bazı Bölümlerini Değiştirecek…

Irak’ta yaptığı katliamlarla gündeme gelen IŞİD’in Kur’an-ı Kerim’de değiştirilmiş bölümler olduğunu ileri sürerek bu bölümleri yeniden yazacağı belirtildi.

IŞİD, Kur’an-ı Kerim’de bazı din adamları tarafından değiştirilmiş bölümler olduğunu öne sürerek bu bölümlerin değiştirileceğini açıkladı.

BAZI BÖLÜMLER SİLİNİP BAŞTAN YAZILACAK

ABNA Haber Ajansı’nda yer alan habere göre; Kur’an-ı Kerim’in bazı bölümlerini düzeltmek adına silip baştan yazacağını açıklayan IŞİD, Kâfirûn Sûresi’ni değiştirmek istediğine de değinildi.

HABERİN KAYNAĞI AÇIKLANMADI

IŞİD kaynaklarına dayandırılarak Afak El Irak televizyonunda yayınlanan haberin kaynağının ismi güvenlik gerekçesiyle açıklanmadı. Bölgede tirajı yüksek olan Sahifet el Mirsad gazetesi de aynı haberi okuyucularına sundu.

IŞİD’E AĞIR DARBE

Musul’dan Suriye sınırına koridor açmak için peşmerge kuvvetlerine saldıran IŞİD militanları ile sınırda büyük bir çatışma yaşandı. Çatışmada ilk belirlemelere göre 40′ın üzerinde IŞİD militanı öldürüldü. Çatışmada, 3 peşmergenin de öldüğü çok sayıda yaralı olduğu bildirildi.

İŞTE KAFİRUN SÜRESİ ANLAMI ve TEFSİRİ

Kâfirûn Sûresi okunuşu ve anlamı

Okunuşu: Kul yâ eyyühel kâfirûn. Lâ a’büdü mâ ta’büdûn. Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd. Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm. Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd. Leküm dînüküm veliye dîn.
Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: Ey inkârcılar! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim. Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

Kaynak: ezan.vakti.com

BU SUREYLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER

Adı: Birinci ayetteki “kafirun” (kafirler) kelimesi sureye isim olmuştur.

Nüzul zamanı: Abdullah b. Mesud, İkrime, Hasan Basrî bu surenin Mekkî olduğunu söylemektedir. Abdullah b. Zübeyr ise Medenî olduğunu söylemişlerdir. İbni Abbas ve Katade’den iki kavil mervidir. Birincisine göre bu sure Mekkîdir, ikincisine göre ise Medenîdir. Ama cumhur müfessire göre bu sure Mekkîdir. Zaten surenin muhtevası da buna delalet etmektedir.
Tarihî arkaplan: Mekke dönemi, Rasulullah’ın daveti karşısında, Kureyş müşrikleirinin şiddetli muhalefet fırtınası estirdikleri bir dönemdi. Bunun yanı sıra Kureyşin ileri gelenleri, Rasulullah ile uzlaşma düşüncesinden de geri kalmıyorlardı. Bu nedenle onlar, Resulullah’a ara sıra uzlaşma teklifi götürüyorlardı. İstiyorlardı ki, böylece bu ihtilaf ortadan kalksın. Buna ilişkin müteaddit hadisler rivayet edilmiştir.

İbn Abbas’ın rivayetine göre, Kureyşliler Rasulullah’a şöyle diyorlardı: “Biz sana o kadar mal veririz ki Mekke’de herkesten zengin olursun. Eğer bir kadın istersen onunla seni evlendiririz. İstersen seni önder olarak kabul ederiz. Yalnız tanrılarımızı kötülemekten vazgeç. Eğer bu teklifi kabul etmezsen başka bir teklifimiz var. Bu, senin için de bizim için de hayırlı olur.” Rasulullah onlara: “O nedir?” diye sordu. Onlar: “Sen bir sene tanrılarımız olan Lat ve Uzza’ya ibadet et. Biz de bir sene senin tanrına ibadet edelim” dediler.
Rasulullah: “Bekleyin. Rabb’im ne emir verecek” dedi. Bu olay üzerine bu sure nazil oldu: “Ey kafirler…” ve ayrıca Zümer suresinde 64. ayette de şöyle buyurulmuştur: “De ki ey cahiller, bana Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi emredersiniz?” (İbn Cerir, İbn Ebi Hatim, Taberanî) İbn Abbas’ın bir diğer rivayeti şöyledir: Kureyşliler Rasulullah’a, “Ey Muhammed! Eğer tanrılarımıza saygı gösterirsen biz de senin tanrına ibadet ederiz” dediler. Bunun üzerine bu sure nazil olmuştur. (Abd b. Humayd) .

Said b. Bina (Ebu’l Bahterî’nin azad ettiği kölesi) rivayet etmektedir ki, Velid b. Mugire, As b. Vail, Esved b. Muttalib ve Ümeyye b. Halef Rasulullah ile görüşerek şöyle demişlerdir: “Ey Muhammed, gel biz senin tanrına ibadet edelim ama sen de bizim tanrılarımıza ibadet et. Seni işlerimizin hepsine ortak ederiz. Eğer getirdiğin şey iyi ise biz de ona katılırız ve ondan payımızı alırız. Eğer bizdeki, senin getirdiğinden daha iyi ise sen ondan payını alır ve ona ortak olursun.” Bunun üzerine bu sure nazil olmuştur. (İbn Cerir, İbn Ebi Hatim, İbn Hişam da Siret’inde bunu nakletmiştir.)

Vehb b. Münebbeh rivayet etmiştir ki, Kureyşliler Rasulullah’a “eğer istersen bir sene senin dinini kabul edelim, bir sene de sen bizim dinimizi kabul et” demişlerdir. (Abd b. Humayd, İbn Ebi Hatim)

Bu rivayetlerden anlaşılıyor ki, bu teklifler bir oturumda değil, değişik zamanlarda Resulullah’a getirilmiştir. Onun için, kafirlere kesin bir cevap vermeye ve din konusunda uzlaşma olmayacağını belirterek ısrar etmelerini önlemeye ihtiyaç vardı.

Konusu: Eğer surenin arkaplanı göz önüne alınırsa bu surenin, dinî bakımdan hoşgörü konusuna açıklık getirmek için nazil olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, diğer dinlerin de doğru olabileceği ihtimalini telkin etmek için bu sure nazil olmamıştır. Konu, bugün bazı aydınların zannettiği gibi değildir. Aslında surenin nüzulü, bu vesile ile kafirlerin dininden ve taptıklarından beraati ilan etmektedir.

Aynı zamanda sure, küfür dini ile İslam dini arasında hiçbir ilginin bulunmadığını ve herbirinin başlı başına ayrı bir düşünce olup uzlaşma imkanının da bulunmadığını açıklamaktadır. Başlangıçta bu surenin muhatabı Kureyşli kafirlerdir ve sure onların teklifleri üzerine nazil oldu. Ama surenin geçerliliği o günler ile sınırlı değildir. Kur’an’a geçen bu talimat müslümanlar için kıyamete kadar geçerlidir. Küfür dini ne şekilde olursa olsun, hem sözle hem de amelle ondan beraat etmek gerekir. Bu surede, küfür dininin ilkelerine riayet edilemeyeceği ve din konusunda hiç bir anlaşma olamayacağı kafirlere bildirilmiştir. Bu nedenle, surenin ilk muhatabları toprağa karıştıktan sonra da bu sure hâlâ okunmaktadır. Müşrikler, haklarında nazil olan bu sureyi müslüman olduktan sonra da okumaya devam ettiler. Onlar bu dünyadan gittikten asırlar sonra da Müslümanlar bu sureyi okumaktadırlar. Çünkü küfür ve kafirlerden beraat ve onlarla ilişkili olmadan iman etmek kıyamete kadar sürecek bir davadır.
Rasulullah’ın indinde bu surenin ne kadar önemli olduğu aşağıdaki hadislerden açıkça anlaşılmaktadır.

Abdullah b. Ömer’den rivayet edilmiştir; “Ben pek çok defa Rasulullah’ı, sabah namazından önceki iki rekat ve akşam namazından sonraki iki rekatta Kafirun ve İhlas surelerini okurken gördüm.” (Bu konudaki pek çok rivayeti bazı lafzî farklılıklar ile İmam Ahmed, Tirmizî, İbn Hibban ve İbn Merduye, İbn Ömer’den nakletmişlerdir.)

Habbab şöyle diyor: Nebi (s.a) bana dedi ki: “Uyumak için yatağa girdiğin zaman Kafirun suresini oku!”, Rasulullah (s.a) da bu adeti yerine getirirdi. (Bezzar, Taberanî, İbn Merduye) .
İbn Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah, “Ben, şirkten kurtulacağınız kelimeleri size öğreteyim mi?” dedi. Ve “o kelimeler, uyumadan önce Kafirun suresini okumanızdır” buyurdu. (Ebu Ya’la, Taberanî) .

Enes diyor ki, Rasulullah Muaz b. Cebel’e şöyle dedi: “Uyumadan önce Kafirun suresini oku, çünkü bu, şirkten beraattir.” (Beyhaki Şa’b’ta) .

Ferva b. Nevfel ve Abdurrahman b. Nevfel, babaları olan Nevfel b. Muaviye eş-Şuc’ayî’den şöyle rivayet etmişlerdir: “Ben Rasulullah’a, uyuyacağım zaman okuyacağım bir şey tavsiye etmesini rica ettim. Rasulullah, Kafirun suresini sonuna kadar okuduktan sonra uyumamı tavsiye etti. Çünkü bu, şirkten beraati ilan etmektir.” (Müsned-i Ahmed, Ebu Davud, Tirmizî, Neseî, İbn Ebi Şeybe, Hakim, İbn Merduye, Beyhakî Şa’b’ta) Benzer bir rica da Zeyd b. Harise’nin kardeşi olan Cebla b. Harise’den gelmiş ve Rasulullah da aynı karşılığı vermiştir. (Müsned-i Ahmed, Taberanî). (Tefhimü’l-Kur’an, Mevdudi)

IŞİD DOSYASI /// BESSAM ABU ABDULLAH : IŞİD ve Vahhabizm


Eminim Arap ve İslam kamuoyu, IŞİD’in insanlık dışı fetvaları, yargısız infaz, cinayet, tarihi eserleri yağmalama, kabirleri deşme, tarihi şahsiyetlerin makamlarını yıkma, talan ve bebek yaştaki kızları sünnet ettirme fotoğraflarını seyrederken, bu tür haberleri duyarken, bunun mümkün olabileceğine inanmak istemiyor, dehşete düşüyor. IŞİD’in Irak ve Suriye’de insanlara, ağaçlara, taşlara yaptıklarını kelimeler anlatamaz. İnsanları geçtik, ağaçlar ve taşlar kan ağlıyor.

DAVUTOĞLU’NUN KAHRAMANLARI !

Bunları şimdi idrak edenler aslında Davutoğlu’nun “kahramanlarım” olarak addettiği bu insan kılığındaki ruh hastaları bu vahşeti başından itibaren uygulamaya koymuşlardı. Türkiye’den gelerek onlarca polisi Cisr el-Şuğur’da katleden, canlı canlı toprağın altına gömen zihniyeti “devrimciler ve mazluma karşı savaşan özgürlük savaşçıları olarak” pazarlayanlar, süren katliamlara halen destek olmaktadırlar. Suriye’deki kirli savaşı “Der’a da duvara yazı yazan çocukların tırnaklarını söktüler. Olaylar öyle patlak verdi” yalanları ile tedavüle sokan medya IŞİD’in katliamlarına çanak tutmuştur.

SADECE SURİYE VE IRAK’LA KALMAZ

Türkiye’de aleni çalışan ve artık meydan okurcasına faaliyetlerini toplu gösterilere götüren bu karanlık zihniyeti sadece Suriye ve Irak’ta kan dökeceklerini sananlar bir defa daha düşünmeli. Bu zihniyet piyasada yeni değildir. Tarihi kökleri Arabistan yarım adasında zuhur eden Vahhabi terbiyesi ile güçlü bağları vardır. İngilizler tarafından devşirilen ve maddi kazanım için Allah ile aldatan, yakan ve yıkan bu zihniyet varlığına güç katan siyasi-dini otorite ve zenginlik kaynakları dışında hiçbir şeye inanmaz. Bugünde IŞİD, ABD, Vahhabizm ve “Neo-Osmanlı” temsilcileri tarafından aynı amaçlar için kullanılmaktadır.

VAHHABİ NAZİZMİ

Musul’da Hıristiyanların en eski tarihi makamı olarak bilinen St. Georges mezarını parçaladılar. Peygamber Şit Camii yakıldı. Medeniyet tarihinin en önemli şahsiyeti olarak telakki edilen Yunus Peygamber Camii havaya uçuruldu. İmam Ebu Ali Hayriye vakfı ve camii, Abdullah Bin Asım Bin Ömer Bin el-Khattab mezarı ve makamı ve Irak’ın en yenisi 1500 sene öncesine giden kiliseleri ateşe verdiler. İçinde mevcut olan binlerce kitap ve paha biçilmez eserler yakıldı. IŞİD’in emsal aldığı Vahhabiler de Arabistan yarım adasında önlerine çıkan her şeyi dümdüz ettiler. Kitapları ve insanları yakan Naziler bilinir de Vahhabilerin yaktığı kitap ve insan sayısı kanlı Petro-doların suyu hürmetine zikredilmez.

PEYGAMBERİN MEZARINI DEŞMEK

Vahhabiler 20. Yüzyılın başında bütün maruf imamların mezarlarını yıktı. Şevval ayının 1345 hicri tarihinde, IŞİD’in ataları Suudililer İmam Hasan el-Mucteba, İmam Zeynel Abidin, İmam Muhammed el-Bakır ve büyük alim İmam Cafer el-Sadık’ın mezarlarını tahrip ettiler. Bununla yetinmediler, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in kızları Zeynep, Um Kalthum, Rukiye, oğlu İbrahim, halaları Sofiye ve Atike’nin mezarları, Cafer el-Sadık’ın oğlu İsmail ile bütün sahabeleri ve Peygamber efendimizin hanımları ve hayatına refakat eden önemli şahsiyetlerin makam ve mezarlarını paramparça ettiler. Bununla yetinmediler Peygamber efendimizin kabrini deşmek istediler. Bu haber toplumda büyük bir infial yarattı. Bunun üzerine Suudi ticaret aklı devreye girdi ve Peygamberin kabrini ziyaret edecek müminlerden haraç almaya başladı.

HZ. MUHAMMET’İN KABRİNİ YIKMA EMRİ

Bütün bu kıyımlar ve İslam düşmanlığı İbn Teymiye ve Muhammed Bin Abdulvahhab adlı iki deccalın fetvaları ile yapıldı. Bu iki deccal Hz. Muhammed’in kabrinin yıkılması emrini veren kişilerdi. Bunların fetvası üzerine Suudili lejyonerler Kerbela kentini işgal ettiler. Ahaliden bir günde beş bin kişiyi katlettiler. Hüseyniye olarak bilinen Hayır Vakıflarını yağmaladılar. Kutsal makamları ateşe verdiler. Aynı şeyi Hz. Muhammed’in doğduğu evine yaptılar. İlk kadın mümin Peygamber efendimizin ilk eşi ve soyunu devam ettiren neslin anası Hz. Hatice’nin evini yıktılar. Bununla yetinmeyen dönemin IŞİD’i Suudi kabilesi, Peygamberin amcası İslam’ın ilk şehidi Hz. Hamza Bin Abdulmuttalip’in evi, “Rakamlar Evi” olarak bilinen, Hz Muhammed’in dostları ile gizlice buluştuğu evi de yaktılar. Bedir şehitlerinin mezarlarını parçaladılar.

İmam Hz. Ali’nin çocukları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile yaşadığı evi yıktılar. Bugün halen Suudi hanedanlığında bu yönde fetva veren Suudi Müftüsü Bin Baz bu zihniyeti temsil etmektedir. Bundan dolayı hiç kimse IŞİD’in Suriye ve Irak’ta yaptıklarına şaşırmasın. İnsanlık ve medeniyetine düşman olan Suudi Vahhabizmi ruhu günümüz cani ve harami örgütlerin ruhunda yaşamaktadır. İslam adına İslam’ın içi boşaltılmaktadır. İslam adına İslam tarihine tecavüz edilmektedir. “Ya Allah Ya Muhammed” denilerek, Allah ve Muhammed katledilmektedir. ABD Emperyalizmi, İsrail Siyonizm’i, Suudi Vahhabizmi ve Davidoğlu’nun Neo-Osmanlizm’i IŞİD cesedine üflenmiş deccalın tezahürüdür.

%d blogcu bunu beğendi: