Etiket arşivi: Irak

TÜRKMEN DOSYASI /// VİDEO : IRAK’TAKİ == TÜRKMEN SOYKIRIMI == SON AŞAMAYA GİRDİ !!! /// LÜTFEN TÜM İRTİBATLARIMIZA YAYALIM !!!


LÜTFEN BU FİLMİ MUTLAKA DİKKATLİCE İZLEYİN !!! VE MUTLAKA İZLENMESİNİ SAĞLAYIN !!!

BASINDA YER ALMAYAN ÇOK ÖNEMLİ GERÇEKLER ANLATILIYOR !!!

HER AN YAYINDAN KALDIRILABİLİR !!! LÜTFEN İNDİRİN, KOPYALAYIN VE DAĞITIN !!!

VİDEO LİNK :

IŞID TÜRKMEN KATLİAMINA DEVAM EDİYOR !!!

ANKARA’DAN, TÜRKİYE’DEN, TÜRK DÜNYASINDAN ÇIT YOK !!!

BAĞDAT VE ERBİL TÜRKMENLERİ YOK ETMEK İÇİN GİZLİCE ANLAŞTI !!!

ANKARA’DAN, TÜRKİYE’DEN, TÜRK DÜNYASINDAN ÇIT YOK !!!

TÜRKMEN KAYIPLARI SOYKIRIM BOYUTUNA ULAŞTI !!!

ANKARA’DAN, TÜRKİYE’DEN, TÜRK DÜNYASINDAN ÇIT YOK !!!

KÜRTLER TARAFINDAN ASİMİLASYON BAŞLATILDI !!!

ANKARA’DAN, TÜRKİYE’DEN, TÜRK DÜNYASINDAN ÇIT YOK !!!

IRAK TÜRKMENLERİ 1920’DE BAŞLAYAN SOYKIRIMA HALA DİRENİYOR !!!

ANKARA’DAN, TÜRKİYE’DEN, TÜRK DÜNYASINDAN ÇIT YOK !!!

BATI FAŞİZMİ IRAKTAKİ TÜRKLERİ TARİHTEN SİLMEYE KARARLI !!!

ANKARA’DAN, TÜRKİYE’DEN, TÜRK DÜNYASINDAN ÇIT YOK !!!

KÜRT, ARAP, Şİİ VE SÜNNİ DEVLETLERİ KURULURKEN TÜRKLER YOK SAYILIYOR !!!

ANKARA’DAN, TÜRKİYE’DEN, TÜRK DÜNYASINDAN ÇIT YOK !!!

AKILLARDA KALAN TÜRKMEN KATLİAMLARI

Kaçakaç Katliamı, Telafer- 1920

Levi Katliamı, Kerkük- 1924

Gavurbağı Katliamı, Kerkük – 1946

Kerkük katliamı, 14-17 Temmuz 1959

Tazehurmatu Katliamı-1, 1979

Türkmen Liderlerin Katliamı, 16 Ocak 1980

Tazehurmatu Katliamı-2-25 Mart 1991

Altunköprü Katliamı 28 Mart 1991

Erbil Katliamı, 31 Ağustos 1996

Tuzhurmatu Katliamı 22 Ağustos 2003

Telafer katliamı-1-09 Eylül 2004

Telafer Katliamı-2-21.02.2005

Musul katliamı, 24 Eylül 2005

Yengice Katliamı, 10 Mart 2006

Karatepe Katliamı, 04 Haziran 2006

Kerkük Terör Katliamı, 13 Haziran 2006

Tavuk Katliamı, 8 Haziran 2007

Amirli Katliamı, 7 Temmuz 2007

Tazehurmatu Katliamı-3-20 Haziran 2009

Telafer Katliamı-3, 9 Temmuz 2009

EY İNSAFSIZLAR, EY VİCDANSIZLAR IRAK’TA TÜRKMENLERİN YAŞADIĞI DR AMI VE TRAJEDİYİ GÖRMÜYOR MUSUNUZ ?


Ali_Kerkuklu03

Ey insafsızlar, ey vicdansızlar Irak’ta Türkmenlerin yaşadığı dramı ve trajediyi görmüyor musunuz?

19 Mart 2003 tarihinde Ankara‘da yapılan toplantıda başta ABD olmak üzere Iraktaki bütün taraflar Kürtler‘in Kerkük ve Musul’a girmeyeceklerini garanti etmişti. Bugün ise Türkmen şehri Kerkükte ve Türkmen ilçeşi Tuzhurmatu’da Kürtler, Musul‘da ve Türkmen ilçesi Telafer’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)hâkim olmuştur.Hedefte ise Türkmenler vardır. Gerçekte, Türkmenler kaderlerine terk edildi.Hani Musul ve Kerkük Türkiye’nin milli meselesi ve kırmızı çizgisiydi. Hani “Kerkük’e ve Telafer’e dokunan Türkiye’ye dokunur” sözü nerde kaldı?

Turkmenler_05

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 2 Ağustos 2012’de Türkmen şehri Kerkük’e yaptığı ziyarette aynen şöyle demişti: "(Irak Türkmenlerine) Sizin burada tırnağınıza küçük bir diken batsa, onun acısını 75 milyon Türk Anadolu’da hisseder.”

Turkmenler_04

Zihnimiz ve Gönlümüz Gazze ile Meşgul

Konya’nın Beyşehir ilçesinde bir düğün salonunda bayramlaşma programları kapsamında konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu:"Bir taraftan Türkiye’de bayramı idrak ediyoruz, bir taraftan da bayramı idrak edemeyen Gazzeli kardeşlerimizle dertleşiyoruz. Onların derdini yüreğimizde taşıyoruz. 10 Ağustos seçimini sizler ne kadar yakından takip edecekseniz, aynı şekilde Gazze’deki her bir ev, her bir aile, her bir fert sizler kadar yakından takip edecek. Çünkü Gazze’dekiler biliyorlar ki; Türkiye’de onlara sahip çıkan bir lider cumhurbaşkanıysa, onlar da kendi evlerinde daha huzur içinde olacaklar. Başlarına bir bomba değil, bir küçük çakıl düşse Ankara’da oturan liderler, onlarla birlikte ağlayacaklar. Onun için günlerdir Gazze ile zihnimiz ve gönlümüz meşgul. Onlar bu huzura kavuşana kadar da gece gündüz çalışmaya, rüyalarımız da dahil Gazze’yi görmeye kararlıyız." diyor.

IŞİD Türkmen illerinde katliam yaparken, Peşmerge’de Türkmenlere zulüm yaparken, Türkiye’de "Türkmen" ismini sahip çıkma manasında telaffuz eden bir devlet yetkilisi dahi yoktur.

Turkmenler_03

Türkmenlerin Sahibi Yok

Terör ve çatışmalardan evlerini terk etmek zorunda kalan Türkmenler, derme çatma çadırlarda, depolarda, mezarlarda, inşaatlarda, yol kenarlarında yaşam mücadelesi veriyor.50 dereceyi bulan sıcaklık, açlık, susuzluk, zehirli akrepler ve salgın hastalıklarla boğuşarak barınaksız ve korumasız yaşamaya çalışan Iraklı Türkmenler, çöl ortasında kimsesiz… Türkmenler, “Burada Arap’ın, Kürt’ün sahibi var, bir tek Türkmenlerin yok. Türkiye neden bize sahip çıkmıyor?” diye isyan ediyor.

Türkmenler öldürülüyor ve göçe zorlanıyor, Türkmeneli’nin şeref, namus ve iffeti hedef alınıyor. Irak Türkmenleri tarihin en büyük dram, acı ve zulmüyle karşı karşıyadır.Bugün Irak Türkmenleri de kendi evlerinde huzur içinde yaşamak istiyorlar!

Turkmenler_02

Türkmenler kan ağlıyor görmüyorsunuz, Türkmenler yardım için yalvarıyor duymuyorsunuz, Türkmenler çaresiz ama el uzatmıyorsunuz, kimsesiz ve sahipsiz Türkmenler korku ve panik içinde, yerinden yurdundan göçe zorlanıyor sizden ses yok, 12-13 yaşındaki Türkmen kızlarına ayan beyan, ortalarda tecavüz ediyorlar ve o körpe kızları elektrik direklerine asıp öldürüyorlar ve siz bunları görmezlikten geliyorsunuz, Allah aşkına siz ne biçim insansınız!Gazze için destek olanlar, Türkmenleri niye görmüyorlar?

Turkmenler_01

Not: Görünen o ki Musul’da IŞİD’in kaçırdığı Türk konsolosluğu çalışanları 10 Ağustostan önce serbest bırakacak ve bu olay Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimleri için de propaganda malzemesi olarakkullanılacak.

Ali KERKÜKLÜ
(Irak’a Özgürlük Operasyonu ve Kerkük Kitabının Yazarı)

IRAK DOSYASI : Irak’ta Yeni Cumhurbaşkanı ve Siyasi Denge


Bilgay Duman

Araştırmacı, ORSAM

30 Nisan 2014 genel seçimlerinin ardından yaklaşık üç ay sonra Irak Parlamentosu, 24 Temmuz 2014 tarihinde yaptığı oturumla yeni cumhurbaşkanını seçmiştir. Irak Cumhurbaşkanlığı için 93 kişinin kendisini aday göstermesine rağmen ilk oylama turuna 4 kişi katılmış, ancak oylama yapılmadan önce Cumhurbaşkanı adaylarından Faik Şeyh Ali, oylamaya girmeyeceğini açıklamıştır. Böylece ilk tur oylaması Kanun Devleti Koalisyonu’ndan Hanan Fetlavi, bağımsız aday Hüseyin El-Musevi ve KYB’li Fuad Masum arasında yapılmıştır. 275 milletvekilinin katıldığı ilk oylamada hiçbir aday üçte iki çoğunluğa ulaşamamış ve oylama ikinci tura kalmıştır. 37 oy alan Hanan Fetlavi ikinci tur oylamasından çekilmiş ve böylece ikinci tur oylaması Hüseyin El-Musevi ve Fuad Masum arasında yapılmıştır. 269 milletvekilinin katıldığı ikinci tur oylamasında 211 oy alan Fuad Masum, Irak’ın yeni cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Hüseyin El-Musevi ise 17 oy almıştır. Irak’ta cumhurbaşkanının seçilmesiyle yeni bir süreç başlamıştır. Cumhurbaşkanın seçilmesinin ardından hükümet kurma görevini 15 gün içerisinde hükümeti kuracak kişiye vermesi gerekmektedir. Bu nedenle Irak’ta yeni bir siyasi pazarlık sürecinin başladığı görülmektedir.

2003 sonrası Irak’taki siyasi sürece bakıldığında, siyasi pazarlık ve uzlaşmaların siyaseti yönlendirdiği görülecektir. Irak’taki hükümet kurma süreci ile görev ve makamların paylaşımı siyasi grupların arasındaki anlaşma ve uzlaşmayla belirlenmektedir. Nitekim Fuad Masum’un cumhurbaşkanı seçilme süreci de bu pazarlık ve anlaşmanın bir ürünü olarak ortaya çıkmış görünmektedir. Bu anlamıyla Fuad Masum’un cumhurbaşkanı seçilmesini Irak’taki siyasi dengeler, Kürt iç politikası ve bölgesel denklem üzerinden değerlendirmek mümkündür.

Irak iç politikası açısından bakıldığında, IŞİD operasyonlarının gölgesi altında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi, her şeye rağmen Irak’ın bütüncül yapısını koruma isteğinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. IŞİD operasyonlarıyla gündeme gelen bölünme senaryoları, cumhurbaşkanın seçilmiş olmasıyla rafa kaldırılabilir düzeye gelmiştir. Ancak bu durum senaryoların tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmeyecek, yeni siyasi ya da güvenlik krizleri, önümüzdeki dönemde bölünme senaryolarını tekrar gündeme getirecektir. Bununla birlikte geçtiğimiz haftalarda Selim Cuburi’nin parlamento başkanı olarak seçilmesi, son olarak da Fuad Masum’un cumhurbaşkanı seçilmesiyle Irak’taki fiili siyasi dengenin kurulduğu ve yerleştiği görülmektedir. Zira 2003’ten bu yana kadar Irak’ta parlamento başkanı Sünni, cumhurbaşkanı Kürt ve Başbakan Şii olmuştur. 2005 ve 2010 seçimlerinin ardından bu şekilde etnik ve mezhebi yapıya göre belirlenen makamların, 2014 seçimlerinden sonra da aynı yapıya kavuştuğu görülmektedir.

Yazılı bir anlaşma olmasa da üçüncü kez aynı yapının korunması, bu durumun bir teamül haline geldiğini gösterir niteliktedir. Bir dönem Irak cumhurbaşkanlığını isteyen Sünni gruplar da bu teamüle uyduklarını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, Fuad Masum kişisel özellikleri nedeniyle de tercih edilebilir bir figür olmuştur. Liberal bir düşünce yapısına sahip olan Fuad Masum, gruplar arasındaki dengenin gözetilmesine katkı yapabilecek bir siyasi kişilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca Fuad Masum’un daha önce Irak Geçici Yönetim Konseyi Başkanlığı ve Irak Parlamento Başkanlığı yaptığı düşünüldüğünde, Irak’taki tecrübeyi yakından bilen bir siyasetçi olduğu görülmektedir. Dahası Basra Üniversitesi’nde bir dönem öğretim üyeliği yapan Fuad Masum, nüfus oranları itibariyle Irak siyasetinin yürütücü gücü olan Şiileri de yakından tanımakta ve bu anlamda gruplar arası uyumun ve uzlaşmanın sağlanmasında önemli rol üstlenebilecektir.

Öte yandan Fuad Masum’un cumhurbaşkanı seçilmesi asıl olarak Kürtler arasındaki siyasi dinamikleri gün yüzüne çıkartmıştır. Öncelikle, cumhurbaşkanının Kürtlerden olacağının anlaşılması üzerine Kürtler arasındaki aday belirleme sürecinin özellikle KYB üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu anlamıyla Kürt siyasi partilerin de bu makamın KYB’ye verilmesine karşı çıkmadıklarını söylemek mümkündür. Ancak KYB içerisindeki liderlik tartışmasının Kürtlerin cumhurbaşkanı adayını belirleme sürecini etkilediği görülmektedir. KYB içerisindeki kamplaşma ve kutuplaşmalar dikkate alındığında iki farklı aktör olarak karşımıza çıkan Berham Salih ve Necmettin Kerim’in aday olacağı kulislerin en çok konuşulan konularından biri olmuştur. Ancak diğer Kürt partilerin de Kürtlerden bir kişinin aday olması yönünde tavır benimsemesi, KYB’yi zor duruma düşürmüştür. Burada hem Berham Salih hem de Necmettin Kerim’in adaylık konusunda geri adım atmaması, KYB’deki dengeleri bozmuştur. Nitekim Necmettin Kerim, KYB politbürosu tarafından kabul edilmemesine rağmen adaylıktan son dakikaya kadar çekilmemiş, KYB tarafından görevinden alınacağı yönünde verilen beyan sonrasında KYB’den kopmayı göze alamayarak adaylığını koymamıştır. Ancak Berham Salih’in de KYB dışındaki siyasi gruplar tarafından kabul görmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle KYB, Kürt partilere iki aday sunmuş ve Kürt milletvekilleri bu adayları oylamıştır. 55 Kürt milletvekili arasında yapılan oylamada Fuad Masum 30, Berham Salih ise 23 oy almış, 2 milletvekili kararsız oyu kullanmıştır.

Böylece Fuad Masum Kürtlerin cumhurbaşkanı adayı olmuştur. Alınan oylara bakıldığında Kürt partilerin oylarının her iki aday arasında dağıldığını söylemek mümkündür. Zira Irak parlamentosunda 21 milletvekili bulunan KYB’deki bir kısım milletvekillerinin parti içerisindeki kamplaşmanın etkisiyle Berham Salih’e destek vermemiş olabileceğini söylemek mümkündür. Bununla birlikte Fuad Masum’un, Celal Talabani’yle çocukluğa dayanan dostluğunun yanı sıra, Celal Talabani’nin hastalanmasının ardından KYB içerisindeki denklemde bir taraf olarak ortaya çıkmaması ve Celal Talabani’nin karısı Hero Talabani’nin safında yer alması, Fuad Masum’u ön plana çıkarmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Celal Talabani’nin Irak’a dönmesinin de Fuad Masum’un ön plana çıkmasında etkili olduğu düşünülmektedir. Ayrıca KYB içerisinde liderlik mücadelesi içerisinde Celal Talabani sonrası liderlik pozisyonu için ismi geçen Berham Salih ya da Necmettin Kerim gibi bir figürün Irak Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi durumunda bu görevi iki dönem yürüten Celal Talabani’nin halefi gibi bir izlenim yaratacak olmasından dolayısıyla KYB içerisindeki dengeleri bozacağından, Fuad Masum’un cumhurbaşkanı olarak seçilmesi, Talabani ailesinin KYB’deki ağırlığını da sağlamlaştıracak bir hamle olmuştur.

Fuad Masum’un cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından ilk kutlayan ülkenin Türkiye olması, Türkiye’nin Irak’ın istikrarına verdiği önemi ortaya koyduğu gibi, Fuad Masum’un alacağı bölgesel destek açısından da önemlidir. Ayrıca Fuad Masum’un, İran ile de iyi ilişkileri olduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra, ABD nezdinde Berham Salih’e nazaran daha az desteğe sahip olsa da ABD’nin Irak işgali döneminde Irak’ta kurulan hükümetlerde görev almış olması Fuad Masum açısından önemli bir avantaj olarak ifade edilebilir. Bu anlamıyla Fuad Masum’un cumhurbaşkanlığı Kürt iç siyasi, Irak’taki siyasi dengeler ve bölgesel denklem açısından bir uzlaşının yansıması olarak görülebilir. Ancak bundan sonra Irak’ı daha karmaşık bir sürecin beklediği açıktır. IŞİD’in ülkedeki etkinliği devam ederken, hükümet kurma pazarlıklarının yanı sıra, Şiilerin Nuri El-Maliki’nin yeniden başbakanlığı konusunda göstereceği tavır ve Nuri El-Maliki’nin tutumu, Sünni Arapların IŞİD karşısındaki duruşu ve hükümete katılma isteği ile Kürtlerin bağımsızlık yönündeki hamlelerinin ciddiyeti, Irak’taki uzlaşma sürecinin de geleceğini belirleyecek nitelikte olacaktır.

ENERJİ DOSYASI : ABD’NİN IRAK’TAN ÇEKİLMESİ SONRASI ÜLKENİN HİDROKARBON YAKITLARI ÜZERİNE EN ERJİ-POLİTİK HAMLELER


ABD’NN IRAK’TAN EKLMES SONRASI LKENN HDROKARBON YAKITLARI ZERNE ENERJ- POLTK HAMLELER.pdf

IRAK DOSYASI : Türkiye Irak’tan El Çekmeli mi ?


Irak’taki gelişmeler bitişik evdeki yangından farklı değil. Üstelik rüzgar da bizim aleyhimize esiyor, ateşi bize doğru sürüklüyor. Böylesi durumlarda hiç şüphesiz soğukkanlılığı muhafaza ederek öncelikle kendi evimizi kurtarmamız aklın emrettiği doğru ve isabetli yoldur. Hatta iki evin birden yanmasından ise bir evin ayakta kalması yangından çıkan komşuya da fayda verir.

Ancak bugün görünen o ki, komşudaki yangın kısmen bize de sıçramıştır. Bu durumda iki kat dikkat kesilmemiz ve hem zarardan kurtulmanın yollarını aramamız ve hem de yangın sonrası küllerden doğacak yeni yapıyı da hızlı bir şekilde tahayyül etmemiz gerekiyor. Hülasa bugün Türkiye Irak’ta sadece kendisini ilgilendiren kriz ile yetinerek yangından çıkamaz. Çok daha fazlası lazım. Bunun için elbette daha önce oluşturulmuş dosyalar ve bilgiler hızlı ama dikkatli bir şekilde gözden geçirilmeli. Kendi siyasetimizin artı ve eksileri açıklıkla masaya yatırılmalı. Yangının daha fazla yaklaştığı sırada her kafadan bir ses çıkacak, çığırtkanlar çoğalacak akıl verenler artacaktır. İşte başarılı olup olmadığımızı ölçmenin zamanı bu zamandır. Kendi işimize odaklanırken dışardan gelen seslerin hangisi doğru hangisi yanlış onu da ayırt edebilecek bir mekanizma oluşturmalıyız.

Türkiye’nin Irak Politikaları

Modern Irak’ı Türkiye kurmadı. Tam aksine Irak, Türkiye hesabına kurulan yapay bir devlet oldu. Ama ne hikmetse Irak’ın bütünlüğünü en çok savunan ülke yine Türkiye olmuştur. Hiç şüphesiz yapay bir şekilde bölgemizde oluşan sözde “ulus devletlerin” bir şekilde dağılmasının bize de yansıyacağı korkusu bu siyasetin belki de temelini oluşturuyordu. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusuna karşı savaşan yegane Arap Lider olan Faysal b. Hüseyin (Irak kralı) ve oğulları ile en iyi ilişkiyi Türkiye kurdu. Onları Türkiye’de ağırladı. Geçmişe set çekilerek iyi komşuluk örnekleri verildi.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Irak için endişelenen ülke yine Türkiye oldu. Hatta savaş sonrasında bu kaygısından hareketle ve yanlış bir hesapla Irak ile Bağdat Paktı’nın kurulması için can atan ülke de Türkiye olmuştur. İran-Irak Savaşı boyunca her iki tarafa kırk ülke birden silah satarken, üstelik müttefikleri de Irak’ın yanında yer alırken Türkiye barışı önermekte, iki taraf karşısında tarafsızlığını korumaktaydı. Halepçe katliamından sonra dünyanın gözü önünde cereyan eden hadislere ağlayan yegane ülke Türkiye idi. Kapılarını sonuna kadar açtı ve Irak’tan Türkiye’ye iltica edenlerin doğuracakları zararı bile bile insanî katkıyı sağlayan ülke oldu. Kendi vatandaşına veremediği imkanları mültecilere sunan o günkü yönetimin dünyanın aymazlığı karşısındaki haykırışları hala canlıdır. Hatta Irak’ın kuruluşunda İngilizlere yakınlık gösteren ancak daha sonra merkezi hükümetle başı derde düşen Kürt liderlere Türkiye sahip çıktı. Onlara dünyada Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ile dolaşma imkanı sağladı.

ABD ve Avrupa’nın Irak politikalarından çark ederek oluşturdukları çekiç güçten ve 32. paralelden olumsuz anlamda etkilenen ülke de Türkiye oldu. O tarihlerde açık pazar ekonomisini keşfeden ve dış dünyaya açılmaya başlayıp ihracata yönelen Türkiye’nin önünü kesen I ve II. Körfez Savaşları’nın doğurduğu sıkıntılar hala mevcuttur. Türkiye’nin bölgeye olan ihracatı tamamen dururken, ABD ve Avrupalı şirketler ambargoyu delmek için Ürdün’de adeta üs kurarak ticaretlerini sürdürdüler. 2003’te ABD’nin bütün dünyayı hatta Irak’ın diğer Müslüman komşularını ikna ettiği bir zamanda Türkiye, hem insani gerekçeler ve hem de geleneksel refleksleri ile Irak’a yapılacak askeri harekatın karşısında durdu. O tarihte Arap liderleri ile yapılan temaslardan bir sonuç alınamadı ama meclis ilkeli duruşunu 1 Mart tezkeresi ile bir kere daha göstererek, ABD’ye Türkiye üzerinden bir cephe açmasına izin vermedi. Bunun bedelini de Türkiye ağır bir şekilde ödedi.

Türkiye Bugün Nerede Durmaktadır?

NATO’nun da iştiraki ile uçuşa yasak bölgeler bile oluşabilecektir ve oluşmalıdır da. Nitekim bugün bile taraflara sunulan bu destek sahada açıkça görülmektedir. Bütün mesele Türkiye’nin bu denge oyununda nerede yer alacağıdır?

Irak fiilen bölünmüştür. Kuzey’de Kürdistan Devleti sadece bağımsızlık törenini yapmamıştır. Güney’de zaten ortaçağlardan beri var olan Şii geleneksel idaresi Necef ve Kerbela’da yaşayan müçtehitlerin yeni fetvalarıyla İran ile irtibatı kumuştur. Belki de yakın gelecekte, İran himayesinde, tarihte ilk defa bir mezhep adı ile anılabilecek bir devlete (Şii Irak Devleti) doğru gitmektedirler. Zaten burada yaşayan halk, fiilen Irak Devleti’nin vatandaşı ise de esasında taklit ettikleri Şii müçtehitlerin tebaalarıdır. Onlara itikatlarının mecbur kıldığı humusu (kazançlarının 1/5ini) öderken, vatandaşlıklarından dolayı da Irak Devleti’ne karşı sorumluluklarını zorunlu olarak yerine getirmektedirler. Aslında bu ikilem Şiiler için bir zulümdür. Bu yüzden belki de ilk defa Maliki yönetimi ile -başkasının hesabına- bu ikilemden kurtulabilecekleri zehabına kapılmışlardır.

Türkiye’yi birinci derecede ilgilendiren Musul, Anbar ve Tikrit’te ise şimdi Bağdat’ı tehdit edebilecek potansiyele sahip yeni bir güç ortaya çıkmıştır. (Biz IŞİD terör örgütü desek de çoktan diğer partnerlerimiz onun Irak-Şam İslam Devleti veya sadece “İslam Devleti” adını benimsemişlerdir. Türkiye ile kan bağı olan Türkmenlerin konumu ise belirsizliğini korurken, Kerkük Barzani ve Talabani arasında geleceğin münazaalı konuları arasında yerini almıştır.

Bu manzara karşısında Türkiye’nin geleneksel politikalarını masaya yatırması zarureti doğmuştur. Bunun yapılmadığını söylemek büyük bir haksızlık olur. Ancak meseleyi sınırlı ve bugün için hayati önem taşıyan konu(lar) üzerinde yoğunlaşıp kapalı kapılar ardında sürdürmek yeterli olmayacaktır. Türkiye’nin zihin dünyasında mevcut olan Irak algısı yeniden tartışılmalı ve yeni gelişmeler topyekûn Türkiye’nin inanacağı ve karar verebileceği siyaset(ler) ile karşılanmalıdır.

Türkiye kendi Kürt meselesinde yakaladığı açılımı Irak konusunda da sürdürebilecek midir? Barzani bir devlet başkanı gibi hareket ediyor. Bu konuda Türkiye’nin her ne kadar tavrı net görülse de fiili durum karşısında ne yapacaktır? Kürdistan Devleti’ni ilan etmeye hazırlanan Barzani hangi rejimi planlamaktadır. Aşiret geleneklerinden gücünü alan üstü örtülü bir krallık mı, demokratik bir Cumhuriyet mi? Bu durumda bütün Kürtler onun etrafında birleşecekler midir? Her ne kadar başkanlığını iki yıl daha uzatan izni yerel parlamentodan almış ise de gerek kendi tabanı arasında ve gerekse Talabani taraftarları ve daha bir çok Kürt guruplar tarafından itirazlar yükselmektedir. Türkiye yangın yerindeki bu sesleri net bir şekilde duymakta mıdır?

Maliki ile en azından enerji nakli meselesi açısından önemli bir uzlaşma sağlayan Türkiye bu durumu gelecekte nasıl idare edecektir? Zira bu konuda Barzani veya diğer Kürt liderler ile yeniden masaya oturmak gerekecektir. Türkiye’nin “Irak’ta çekişen tarafların üstünde bir nüfuzunun olmadığını” kabul edelim, bunun böyle sürdürülmesi ne kadar isabetli olacaktır? 1920’lerde Modern Irak suni bir şekilde yaratılırken o tarihlerde bile sahadan çekilmekte olan Osmanlı Devleti veya İttihatçılar, kurdukları ilişkiler ile kendilerinden olan Nuri Said Paşa ve daha pek çok kişiyi yönetimin kilit noktalarına yerleştirebilmişlerdir. Bu örneğin ne kadar başarılı olduğu tartışmalıdır, ancak zannımızca Türkiye’nin bugünkü imkan ve şartları bundan daha ilerdedir ve oluşacak Yeni Irak’ın siyasi coğrafyasının oluşmasında etkili olabilecek güçtedir. Bugün Irak’ta yaşanan savaşın sınır çizme savaşı olduğunu anlamak gerekmektedir. Eğer Türkiye başta olmak üzere çevre ülkeler meseleye daha duyarlı yaklaşabilirler ise bu sınırların çizimi gurupların sadece nüfuz sahalarının tespiti ve kaynakların paylaşımı ile sınırlı kalabilir. Ancak kendi haline terkedilirse Irak uzun yıllar iç savaşlar ile boğuşmak zorunda kalacaktır.

Hiçbir tarafın diğerini alt edemeyeceği ve şehirlerin sık sık el değiştireceği bu savaş, başta Irak halkına ama aynı zamanda komşularına da büyük zarar verecektir. Bu durumda müdahil olan ülkeler (ABD, Rusya, S. Arabistan, İran) hiç şüphesiz bölge petrolünün sorunsuz bir şekilde pazarlanması için taraflara çatışmayı dengede sürdürebilecekleri yeterlilikte bir destek vereceklerdir. Hatta NATO’nun da iştiraki ile uçuşa yasak bölgeler bile oluşabilecektir ve oluşmalıdır da. Nitekim bugün bile taraflara sunulan bu destek sahada açıkça görülmektedir. Bütün mesele Türkiye’nin bu denge oyununda nerede yer alacağıdır?

The post Türkiye Irak’tan El Çekmeli mi? appeared first on ORDAF.

ARAŞTIRMA DOSYASI : Irak’ta 2014 Seçimleri, IŞİD Operasyonları ve Irak’ın Geleceği Raporun un Türkçesi ve İngilizcesi Ek’tedir


Irak’ta 2014 Seimleri, ID Operasyonlar ve Irak’n Gelecei Raporunun Trkesi.pdf

Irak’ta 2014 Seimleri, ID Operasyonlar ve Irak’n Gelecei Raporunun ngilizcesi.pdf

AK PARTİ, IRAK’LI TÜRKMENLERİ ÜMMETİNDEN DEĞİL DİYE YALNIZ BIRAKTI


%d blogcu bunu beğendi: