Etiket arşivi: Ergenekon

PKK DOSYASI : Ergenekon Çökmeden PKK Bitmez


Öcalan: ‘PKK’yı kurduk, silah ve ekmeğimizi devlet verdi. Korumamızı üç yıl devlet sağladı. Bizden istenen Kürt örgütleriyle savaşmaktı.’

Kürt siyasetçi Kemal Burkay, terör örgütü PKK ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

PKK’nın 1977 yılında derin devlet tarafından kurulduğunu, 1980’den sonra ise Suriye’nin kontrolüne girdiğini belirten Burkay, Abdullah Öcalan’ın, yakalandıktan sonra Ergenekon üyesi komutanlar tarafından yönlendirildiğini kaydetti.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan terör alt komisyonu, 30 yıl aradan sonra Türkiye’ye dönen Kürt siyasetçi Kemal Burkay’ın ifadelerine başvurdu. PKK’ya ilişkin görüşlerini ayrıntılarıyla anlatan Burkay, örgütün çıkış sebebi olarak 1960’lı yıllarda Kürtçü ve sol düşünceye hakim kesimlere siyaset hakkı tanınmamasını gösterdi. Bu nedenle bazı örgütlerin silahlı mücadeleye başladığını anlatan Burkay, PKK’nın 1977 yılında devlet tarafından diğer örgütleri etkisiz kılmak amacıyla kurulduğunu ve finanse edildiğini savundu. PKK’yı bitirmek için örgütün nasıl ortaya çıktığının aydınlatılması gerektiğini belirten Burkay şunları söyledi; "PKK, bir devlet projesidir. Öcalan, Mahir Sayın’ın ‘Erkeği Öldürmek’ adlı kitabında eşi Kesire’nin ve yüzbaşı pilot Necati’nin ajan olduğunu ve onları kullandığını söylüyor. Öcalan, ‘PKK’yı kurduk, silah ve ekmeğimizi devlet verdi. Korumamızı üç yıl devlet sağladı. Bizden istenen Kürt örgütleriyle savaşmaktı.’ diyor."

PKK’yı bitirmek için derin devletin de çökertilmesi gerektiğini kaydeden Burkay, Ergenekon sürecini bu anlamda önemsediğini kaydetti. Sürecin tamamlanması için muhalefet partilerinden iktidara destek olmalarını isterken, NATO ülkelerinin ‘gladyo’larını bitirdiklerini, Türkiye’de de bu sürecin tamamlanacağına inandığını söyledi. Kürt aydın ve siyasetçilerine yönelik geçmişte çok sayıda suikastın olduğuna da değinerek, Ergenekon sürecinde Fırat’ın doğusuna geçilmesi ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasının önemli olduğunu vurguladı.

PKK’nın 1980 yılından 1999’a kadar Suriye’nin kontrolünde olduğunu belirten Burkay, Öcalan’ın kendisine Hafız Esed’ın kardeşine bağlı olduklarını söylediğini, bu kişiyle iki kez birlikte görüştüklerini anlattı. 1999’da yakalanan Öcalan’ı 12 yıl boyunca Ergenekon’a bağlı paşaların yönlendirildiğini kaydeden Burkay, teröristbaşının tutuklandıktan sonra PKK güçlerini sınırın güneyine çekmek istediğini ancak bir komutanın, "En azından 500’ü içeride kalsın, belki bize lazım olur." diyerek karşı çıktığını kaydetti. Burkay, 2004 yılına kadar neredeyse silah bırakma durumuna gelen örgütün, darbe planlarının yapıldığı bu dönemde yeniden eylemlerine başladığını kaydetti.

Kemal Burkay, PKK’nın Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’da da Kürtlere karşı suç işlediğini vurgularken, "Birçok Kürt siyasetçi ve aydın Avrupa’da PKK tarafından öldürüldü. O yıllarda Avrupa’daki Türkiye karşıtı muhaliflere PKK’nın yanı sıra Abdullah Çatlı tarafından da suikastlar oluyordu." diye konuştu. PKK ile uzlaşmanın bugün bile çok zor olduğuna vurgu yapan Kürt siyasetçi, Öcalan’ın tutuklandıktan sonra Ergenekon’un kontrolünde olduğunu, bu süreçte silahları bırakmayı çok düşündüğünü ancak Ergenekon’un buna izin vermediğini savundu. Burkay,"Şimdi birileri bizi devlet siyaseti yapmakla suçluyor. PKK ile Ergenekon arasındaki ilişkiyi gizlemeye çalışıyorlar. Silahlı mücadelenin faydası yok. BDP dışındaki Kürt siyasi hareketlerine de olanak verilmeli" dedi.

Kürt sorununun çözümü için PKK ve BDP’nin dikkate alınması gerektiğini belirten Burkay, Öcalan’ın cezaevinde altını dolduramadığı projeler ürettiğini, PKK ve BDP’nin de bunları sahiplendiğini kaydetti. Burkay, çözüm önerisini şöyle anlattı: "Devlete ‘operasyonları durdur’ demek yetmez. PKK’da silahları susturmalı. PKK geçmişte silahları susturdu, ‘devlet tanımıyorum’ dedi ve silah kullanmaya mecbur etti. Ancak Oslo’da diyalog varken PKK silahlı eylem başlattı. Süreci sabote etti. Kürtler PKK’yı silah bırakmaya zorlamalı."

http://www.aktifhaber.com/ergenekon-cokmeden-pkk-bitmez-548407h.htm

ERGENEKON VE BALYOZ DAVALARI /// VİDEO : ORDUYA KUMPASA HAYIR


VİDEO LİNK :

MUHSİN YAZICIOĞLU DOSYASI : Yazıcıoğlu kazası Ergenekon’un işi, aksini düşünmek saflık olur


Eski BBP Yüksek İstişare Kurulu Başkan Yardımcısı Nihat Eren, Muhsin Yazıcıoğlu kazasına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Helikopter kazasının ‘suikast’ olduğunu savunan Eren, olayın arkasında ‘Ergenekon terör örgütü’nün olduğunu söyledi ve ekledi: "Bu suikastın Ergenekon dışındaki bir gücün işi olduğunu söylemek saflıktır."

Eski BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin savcılık soruşturması sürüyor. Kazayla ilgili bugüne kadar çok sayıda soru işareti gündeme geldi. Savcılık da bu kapsamda birçok ismi dinledi. Bu isimlerden biri de eski BBP Yüksek İstişare Kurulu Başkan Yardımcısı Nihat Eren. Zaman’ın sorularını cevaplayan Eren, kazanın suikast olduğu görüşünde. Bu olayın arkasında da ‘Ergenekon terör örgütü’ olduğunu belirterek, "Bu örgütü ‘Türk gladyosu’ olarak adlandırıyorum. Çünkü bu örgütün uluslararası bir boyutu olduğunu düşünüyorum. Buradan da yola çıkarak bu suikastın Ergenekon dışındaki bir gücün işi olduğunu söylemek saflıktır. Nitekim bu boyuttaki bir suikastı uluslararası bir bağlantı olmadan becermek mümkün değil. Korkarım ki birçok insanımız da bu cinayete alet oldu." diye konuştu.

Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasından önce geçirdiği trafik kazalarının da bu kapsamda manidar olduğunu kaydetti. Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatından hemen sonra bir yabancı ajansın ‘Türkiye de bir İslam milliyetçisi öldü’ şeklindeki duyurusunu hatırlatan Eren, olayın şifresinin ise bu sözlerde yattığını savundu: "Gladyonun veya Türk milleti karşıtı güçlerin Muhsin Bey’i gözden çıkarmaları için bu kimliği yeterliydi."

Nihat Eren, Kızıl Elma koalisyonuna da temas etti. Bu grubun Yazıcıoğlu’nu da yanlarında görmek istediğini ancak olumsuz cevap aldıklarını anlattı. Eren, şunları kaydetti: "Bunlar, milliyetçi ve ulusalcı güçleri bir araya toplayarak toplumsal bir çalışma yapan etkili bir gruptu. Milli hassasiyetinden dolayı Yazıcıoğlu’nu da yanlarında görmek istediler. Ama Muhsin Bey, onlarla birlikte olacak biri değildi. İslami inançları çok kuvvetli olan yönüyle ırkçılığa varan bu söylemleri reddediyordu. Bu manada her mahfilde muhataplarına mesaj veriyordu. Ulusalcı grubun da Muhsin Bey’den istediği desteği alamadıklarını düşünüyorum."

YAZICIOĞLU’NA TÜRKİYE’NİN HER YERİNDEN BELGE YAĞIYORDU

Nihat Eren, merhum Yazıcıoğlu’nun milletin ‘yeddi emin’i olduğunu da ifade ederek, devletin her kademesinden kendisine bilgi ve belge yağdığını dile getirdi. Yazıcıoğlu’nun da bu donanımıyla toplumun her katmanı için güvenilir bir insan olduğuna işaret etti. Merhum BBP liderinin etrafındaki insanların en ufak detayları dahi savcıya anlatması gerektiği çağrısında bulunarak, en ufak bilgi kırıntısının bile ‘cinayeti’ çözebilecek etkiye sahip olabileceğini söyledi. Eren, "Özellikle genel merkezdeki arkadaşlardan bu hassasiyeti yerine getirmeyenlerin ciddi bir vebal altında olduklarını hatırlatmak isterim. Onun canına kasteden bu suç örgütüne ulaşmak ve failleri ortaya çıkarmak bana göre mümkün. Soruşturmayı yürüten savcıların bu olayı çözecek yetenekleri ve güçleri var. Yeter ki herkes bildiğinin gramına bakmadan onlara iletsin." şeklinde konuştu.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1234255&title=yazicioglu-kazasi-ergenekonun-isi-aksini-dusunmek-saflik-olur

GLADIO DOSYASI : Türkiye’de Ergenekon, İtalya’da Gladio


AZİZ ÜSTEL STAR

Özel Harp Dairesi, Kontrgerilla ya da Ergenekon’un uluslararası bir tasarım olduğunu iyice anlamak için İtalya’daki Gladio yapılanmasını ve yaptıklarını incelemek gerekiyor. Gladio üyesi 622 kişinin hiçbiri teröre bulaşmak ya da terörü yönlendirmekle suçlanmadı, yargılanmadı ama Gladio, İtalya’da terör yönetiminin kısa adı haline geldi. Ancak darbe girişimleri ve intihar süsü verilen cinayetlerle faili meçhuller Rosa dei Venti (Rüzgar Gülü), Nuclei di Difesa Dello Stato (Devlet Savunma Birimi) ve de L’anello (Halka) gibi derin devlet birimlerince örgütlendi. Bunların hepsi SIFAR’ın şemsiyesi altındaydı. Türkiye’de JİTEM’in tetikçileri tarafından işlendiği öne sürülen cinayetlerle SIFAR olarak bilinen, İtalyan Silahlı Kuvvetler İstihbarat Birimi’nin sorumlu tutulduğu cinayet ve intiharlar birbirine çok ama çok benziyor. Bunların ilki Albay Renzo Rocca’nın intiharıdır.

Sözde emekliye ayrılan albay 1968’de, Fiat’da çalışırken, ofisinde ölü bulundu. Asıl görevi SIFAR’la İtalya’yı kana bulayacak terör örgütleri arasında köprü kurmak, kendi adamlarını bu örgütlere yerleştirmek olan emekli Albay Rocca’nın ölümü intihar olarak açıklandı. Derken 1969 yılında “Piano Solo” adlı post-modern darbe ortaya çıkarıldı. Gözaltına alınan üç askeri görevli öldürüldü; katilleri bulunamadı. General Carlo Ciglieri, 27 Mayıs 1969’da bir trafik kazasında öldü. Hemen ardından General Manes, Darbe Soruşturma Komisyonuna kanıt sunmaya hazırlanırken kalp krizi geçirip öldü; üç hafta sonra yaveri Teğmen D’Ottavio tabancayla intihar etti. Ve 12 Ağustos 1977 de Orgeneral Antonio Anza, silahla kendini şakağından vurdu. Anza intihar etmeseydi Askeri Polis Carabinieri’nin başına getirilecekti ve Gladio karşıtlığıyla tanınıyordu. Askeri Polis’in başında kalan General Mino, bir helikopter kazasında yaşamını yitirdi! İnsanın tüylerini ürperten, GLADİO’yla Ergenekon arasındaki benzerliğin belki de en çarpıcı örneği, İtalya’nın ünlü araştırmacı gazetecilerinden, Gladio ve SIFAR’la ilgili yazılar yazan, önemli belgelere ulaştığı söylenen Mino Perocelli’nin, kimliği hala bilinmeyen kişilerce öldürülmesidir!

SIFAR, savaş sonrasında, Özel Harp Dairesi olarak kuruldu. Daha sonra adı SID, ardından da SISMI olarak değiştirildi. Şimdilerdeyse adı AISI olarak biliniyor.

İtalya’da, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, birçok siyasetçi, akademisyen, gazeteci ve askeri görevliyle savunma sanayinin araştırma geliştirme bölümlerine görev yapan mühendisler ya öldürüldü ya da intihar etti! Bunların sorumluları olarak hep teröristler manşetlere taşındı ama sonradan birçok cinayet ve bombalama eyleminin derin devletçe örgütlenmiş, içinde ajanların cirit attığı çetelerce gerçekleştirildiği anlaşıldı. Burada amaç, hükümetin halkını korumaktan aciz olduğunu vurgulamak ve itibarını zedelemek elbette. Aynen Türkiye’de olduğu gibi! İtalya’da oynanan oyunun perdesi kapanmış gibi görünüyor. Türkiye’deyse oyunun üçüncü, son perdesi oynanıyor hala…

Kaynak: http://www.samanyoluhaber.com/dunya/yazar/aziz-ustel/Turkiyede-Ergenekon-Italyada-Gladio/730046/#ixzz1kmhA1r7B

BAZI MEDYA ORGANLARI HALA ERGENEKON İLE İLGİLİ YALAN HABER YAPIYOR /// İŞTE BİR TANE DAHA /// Tü rk bayrağını indiren Rum’u ETÖ timi vurmuş


Ergenekon İddianamesi eklerindeki Adem Yılmaz’ın ifadesi, örgütün adaya bir tim göndererek cinayet işlediğini ortaya koydu

Ergenekon iddianemesinin eklerinde 13 yıl önce Kıbrıs’ın Derinya bölgesindeki anti-işgal etkinlikleri sırasında Türk bayrağını indirmeye kalkışan Rum genci Solomos Solomu’yu Türkiye’den giden bir timin öldürdüğü öne sürüldü.

Kıbrıs’ın Derinya bölgesinde 14 Temmuz 1996’da Türk bayrağını indirmeye kalkışırken öldürülen Rum genci Solomos Solomu’yu Ergenekon tarafından öldürüldüğü iddia edildi. İddianame eklerinde yer alan belgeye göre, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ercan Şafak’a sözlü ve yazılı ifade veren sahte hakimlik ve avukat yapmaktan sabıkalı Adem Yılmaz, Ergenekon soruşturmasıyla adı gündeme gelen Tuncay Güney’in, sınırdaki anti-işgal etkinlikleri sırasında 23 kişilik bir ekiple Kıbrıs’ın Derinya bölgesinde görev yaptığını anlattı.

Kendisinin de Güney’in 23 kişilik ekibi içinde yer aldığını belirten Yılmaz, olaydan bir kaç gün önce Adana İncirlik Üssü’nden Kıbrıs Yavrukuş Askeri Havaalanı’na uçtuklarını, Kıbrıs’ta başbakanlık binasında kaldıklarını ve bu süre zarfında Rauf Denktaş ile oğlunun kendileriyle yakından ilgilendiğini anlattı.

Rum gencinin vurulmasının ardından Girne’de Türk kontolündeki Yılanlı Ada’da, Rauf Denktaş’ın oğlunun evinde kaldıklarını öne süren Yılmaz şöyle devam etti: "1995’in son aylarında Kıbrıs’da Yavru Kuş Askeri Havaalanı’na Adana İncirlik üstünden uçmuştuk. Kıbrıs’ta Mücahitler Parkı’nın karşısında bulunan Başbakanlık binasına gidip bir hafta orda kaldık. Kaldığımız müddetçe Rauf Denktaş’ın kendisi olsun, oğlu olsun bizlerle çok ilgilendiler.

Lefkoşe sınırına yığılan Rumlar’a karşı 23 arkadaşımızı Tuncay Güney belirli bölgelere yerleştirdi. Hatta o tarihte bir Rum sınırında bayrağımızı indirmeye çalışırken yanımda bulunan Siirt’de görevli olduğunu söyleyen Mehmet Bey vurdu. Ama medyada bir Kıbrıs askerinin vurduğu beyan edildi. Olaylar yatıştığında Yılanlı Ada’da Rauf Denktaş’ın oğlunun evinde kaldık. Diğer bir çok eylemlerde Tuncay Güney hep talimatları bildirdi."

Kaynak: Taraf

LİNK : http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&ArticleID=76223

ÖZEL BÜRO NOTU : TUNCAY GÜNEY NAMI DİĞER ÇAKMA HAHAM, EŞCİNSELDİR. AYNI ZAMANDA SABIKALI DOLANDIRICIDIR. BAZI FETULLAHÇI VE AKP MEDYASI, GÜNDEMİ DEĞİŞTİRMEK VE ASKERİ KONTROLÜNE ALMAK İÇİN GERÇEK VATANSEVER SUBAYLARIN İÇİNDE OLDUĞU SÖZDE ERGENEKON ÖRGÜTÜN ÜZERİNE ÇAMUR ATMAYA DEVAM EDİYOR. KENDİLERİNE NE İDÜĞÜ BELİRSİZ TANIK VE SANIKLAR BULUP ÇEŞİTLİ VAADLERLE İSTEDİKLERİ YALANI SÖYLETİYORLAR. TUNCAY GÜNEY DENEN ADAM BIRAKIN OPERASYONA KATILMAYI 7-8 SENEDİR KORKUSUNDAN TÜRKİYE’YE GELEMİYOR. LÜTFEN SİZ DE HER KONUŞANA İTİBAR ETMEYİN.

KİTAP TAVSİYESİ : ERGENEKON KAZANINDA KURBAĞA /// ERGENEKON SANIĞI VATANSEVER BİR SUBAYIN AĞZINDAN KOM PLO


Kurbağayı sıcak su dolu bir kaba atarsanız, hemen sudan fırlar ve çıkar.

Ancak soğuk bir kaba koyup, suyu yavaş yavaş ısıtırsanız, suyun ısındığını anlamaz, su kaynayınca ölür.

İşte Türkiye’de oynanan büyük oyun budur.
Türkiye’nin suyu her geçen gün biraz daha ısınıyor.

Önce devlet kurumlarının bazı kilit yerleri ele geçirildi.
Ulusal varlıklar satıldı ve kalanlar da satılıyor.
Saldırının hedefi Atatürk Cumhuriyeti’dir.

Hedefte;

Yargı, Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere tüm kurumlar ve aydınlar var.
Önce çamur atıp, şüphe uyandırıldı.
Çuval geçirildi, sonra komplolarla zindanlara atıldılar.

Hukuk var diye beklerken ancak hapse girenler hukukun olmadığını anladı.

Ergenekon yalanına inanıp kitap yazanlar, cemaat kitabı yazmağa kalkınca Ergenekon üyesi diye hapse atılınca bile gerçeği göremedi “Ben Ergenekon üyesi değilim” diyor.

Ben Silivri zindanından gerçekleri yaşarken,
Türkiye kaynayan suda haşlanmasın diye sizleri uyandırmayı vatan borcu bildim.

Ergenekon, Malta Sürgünlerinin daha kötü bir kopyasıdır!

Kuzey Irak’ta ABD Jetleri, TSK’nin Kandil harekâtını nasıl önledi
Endonezya ordusuna yapılanlar TSK’ne de yapılıyor mu?
Genlerimiz nedir? Etnik ayırım yapılabilir mi?

Hrant Dink cinayeti, diğer Ermeni ve azınlıklara saldırıları kimler yapıyor?
Suikast ve tedhiş timlerinin aslı nedir?
Seçimlerde bilişim sistemlerinin kontrolü.
Bu özel davalar zincirinde, size de komplo olursa;
Başıma gelmez demeyin;
Arama gözaltı, savcılık ve mahkemelerde bilmeniz gerekenler?

Cezaevi yaşamı.

· Sözde örgütün sözde sahte cephanesi!

· Ümraniye, Poyrazköy, Zir vadisi, Gölbaşı ve diğerleri!

· Yarbay Mustafa Dönmez’in silah ve mühimmatı gerçek mi?

· Sahte delillerde neden “Parmak İzi İncelemesi” yapılmadı! Sahte DVD51?

· Sahte Dijitaller ve Bilgisayar Teknolojisinde Yapılabilecek Sahtekârlıklar!

· Sehven Hatalar!

· Yandaş ve yanaşma medya ile sözde aydınlar!

· Komploya Karşı neleri bilmelisiniz?

Bu davalara özgü özel yargılama usulleri!
Arama ve Gözaltı. Emniyet, savcılık sorgusu, nöbetçi mahkemede duruşma, tutukluluk ve iddianame konularında bilmeniz gereken her şey.
1, 2, 3.Ergenekon iddianameleri ve savunmam.
Silivri duruşmaları, meşhur 2 ye 1 kararları.

Beni köprü kullanıp, Deniz Kuvvetlerinin pırlanta subayları nasıl tutuklandı?
Şule ablaya sahte mektup ve İşçi Partisi’ne zoraki bağlantılar?
Ergenekon’da yargılanan Kuvayı Milliye Derneği’nin kuruluşunda
destek verdiği iddia edilen Nuri Vardarbaşı ile R.T. Erdoğan’ın akrabalığı var mı?
ADD üyelikteki vesikalık fotoğrafım suç kanıtı mıdır?
Diğer Ergenekon sanıkları
Kent Otel toplantıları
Küfürlü konuşma yok ise telefon çözümleri de yok mu?
Kopya ve İmaj Nedir?
Bilgisayarla İlgili Önemli Hukuk Maddeleri

Sahte dijitallerle TSK ve DENİZ KUVVETLERİNE KOMPLO
Haliç’te Yaşayan Simonlar
TSK’nden Gizli Bilgiler Nasıl Çalınıyor?
Alevileri Kaşıma Tuzağı!
MASKESİ DÜŞENLER ve ABD UTAH bağlantısı!
Neden, HEDEFTE TSK ve özellikle DENİZ KUVVETLERİ?
TSK ve Deniz Kuvvetleri Hata Yaptı mı?

Silah ve Mühimmat Neden Önemli?

1, 2, 3. ERGENEKON İDDİANAMELERİ
4. POYRAZKÖY
5. DENİZ TEĞMENLER
6. KAFES
7.1 İlhan Cinaner, Erzincan ve Erzurum’da neler oluyor?
7.2 ISLAK İMZA ve İnternet Andıçı Dursun ÇİÇEK, Serdar ÖZTÜRK
8. BALYOZ ve Donanma Komutanlığı araması!
9. CASUSLUK (TÜBİTAK, Deniz Kuvvetleri
10. Avukat Yusuf Erikel ve Ergenekon’un Hayali Finans Kaynakları! (2&3 ile birleşti)
11. Üniversite Rektörleri, BBOG, ÇYDD, ÇEV, ADD, CUMOK

MEDYA dalgaları (Nedim Şener, Ahmet Şık ve devamı)

KONYA merkezli ve ADANA özel yetkili Ergenekon dalgası neden fos çıktı!

Topluma, Yargıya Baskı, Anayasa Değişikliği, Avukatlara Baskı
Onur İntiharları, Cinayet ve Ölümler

Türkiye Nereye Götürülmek İsteniyor?
Nasıl önlerim? Cevabı Ata’nın Gençliğe Seslenişi’ndedir.

E.Dz.Yzb. Bilgisayar Yüksek Müh.
Hasan Ataman YILDIRIM
Silivri L1 Cezaevi B1 Koğuşu

KİŞİSEL WEB SITE : http://www.atamanyildirim.com/

VİDEO : SİLİVRİ CEZAEVİ – ERGENEKON MAHKEMESİ GÖRÜNTÜLERİ /// DOĞU PERİNÇEK’İN SAVUNMASINDAN


VİDEO LİNK :

%d blogcu bunu beğendi: