Kategori arşivi: Kampanyalar

KAMPANYA : Moda’nın son afet toplanma alanı otopark olmasın !


KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

AFET TOPLANMA ALANIMIZA OTOPARK YAPTIRMAYACAĞIZ.

Kadıköy Caferağa Mahallesi’nde Şair Nef’i Sokak ile Bostan Sokak arasında kalan (Muhtarlık binası ve yanındaki yeşil alanın da dahil olduğu), idaresi ve denetimi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan arazinin imara açılmasına yönelik farklı projeler olduğuna dair duyumlarımız vardı. Moda Gezi Bostanı hasat şenliğinde konuyla ilgili bilgilendirme toplantısı da yapmıştık.

31 Temmuz Perşembe sabahı iş makinesi alana girmek üzereyken mahalleli tarafından durduruldu. Geri çekilmek zorunda kaldı.

Araziyi Vakıflardan kiralayan kişi, İBB’den aldığı ruhsata dayanarak mevcut açık otoparkı yeşil alana genişletmek istiyor.

Eski Moda sabit pazarı olarak da bilinen alan, gerek Sivil Savunma Müdürlüğü planlarında gerekse Kadıköy Belediyesi afet planlarında “afet toplanma yeri” olarak gözükmekte. Mahalle sakinleri olarak afet toplanma alanının aynen korunmasını, işlevini belirten bir tabelanın ve deprem malzemeleri konteynerinin konulmasını; bazı hayvan dostlarımızın yaşam alanı olan, bostanımızın da bulunduğu bu alanın hiçbir şekilde imara açılmamasını istiyoruz.

İş makinesini gönderdikten sonra alanda çadır kurup sürekli nöbete başladık. Çalışma durdurulunca alana gelen proje sahibi otopark yapma ısrarını pek de hoş olmayan ifadelerle tekrar etti. Bizler ondan daha kararlıyız. İBB’ce verilen tüm izinler ve ruhsatlar iptal edilene kadar nöbetimize devam edeceğiz. Hukuki mücadelemiz için çalışma grubu kurduk. Yeşil alana yeni ağaçlar dikildi. İmza kampanyamız devam ediyor.

Mahallemizle ilgili bize sorulmadan alınan kararları kabul etmiyoruz. Afet toplanma yeri de olan yeşil alanın imara açılmasına karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.

CAFERAĞA DAYANIŞMASI ve MODA SAKİNLERİ

ŞU YAZ SICAKLARIN DA ONLAR İÇİN KAPINIZA BİR KAP MAMA VE SU BIRAKIN LÜTFEN /// TEŞEKKÜRLER


VİDEO LİNK :

http://www.mailce.com/wp-content/uploads/2014/08/sokak-hayvanlari-0303.mp4?_=1

KAMPANYA : Köktendinciler Türkiyeli Yahudileri açıkça tehdit ediyor ve saldırılara davetiye çıkarıyor /// SEN DE DESTEK VER


KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

Bugün Türkiye’de yükselen İsrail karşıtlığının ardına gizlenen antisemitizmin kanıksanan sesini duymamış gibi yapmak istemiyoruz. 15 Temmuz’da Yeni Akit’te Faruk Köse’nin yazısı ve ardından çok sayıda benzeri, gazetenin tanıdığımız İslamcı antisemit dilinin de ötesinde, Türkiyeli Yahudileri açıkça tehdit ediyor ve saldırılara davetiye çıkarıyor.

Yazılarda, ülkenin tüm tarihi boyunca devletin de, devletin maaşsız memurlarının da dergilerde, gazete köşelerinde yaptığı şey tekrarlanıyor, yani onların gözünde doğuştan potansiyel suçlu Yahudiler sadakatlerini kanıtlamaya çağrılıyor. Kanıtlamayanların hayatının tehlikede olduğu ilan ediliyor.

Hakaret ve tehditler, Yahudilere Türkiye’yi terk etme çağrılarına kadar varmış durumda. Türkiye’deki çeşitli muhalif hareketler Filistin’le dayanıştığını iddia ederken İslamcılığın antisemitizminden ayrı bir dil yaratamadıklarını göremiyorlar. Yanı başımızda, Yahudilere ölüm çağrılarına ses çıkarmamak için 1934 Trakya olaylarını, 6-7 Eylül’ü, Maraş’ı, Çorum’u, Madımak otelini, Hrant Dink’i kısacası bu ülkenin kıyımlarla dolu tarihini unutmuş olmak gerekiyor. Biz hatırlıyoruz. Filistinlilerle dayanışma adına Yahudilere yöneltilen saldırganlığa ve antisemit söylem ve eylemlere aktif olarak karşı durmaya çağırıyoruz.

KAMPANYA : ‘GDO’ya ve Yerel Tohumlarımızın Yok Olmasına Hayır. Temiz Su ve Gıda İstiyoruz’


KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

Avrupa Birliğine uyum adı altında kabul edilen Biyogüvenlik Yasası malesef 26/09/2010’da yürürlüğe girmiştir. Bunun sonucunda GDO’lu ürünler ülkemize serbestçe girmekte, etiket zorunluluğu olmadığından biz ve çocuklar haberimiz olmadan yemekteyiz. Biyogüvenlik yasası ulusal çıkarlarımıza ve halk sağlığına aykırıdır.

Bu nedenle;

1- 26/09/2010’da onaylanan Biyogüvenlik Yasasının iptali ve değiştirilmesi

2 – 08/11/2006 yılında Resmi Gazete’de yayınlanarak yürülüğe giren yasa Anadolu’nun ata yadigari tohumlarının yok olmasına ve biyo çeşitliliğe geri dönülmez zararlar verecektir. Ulusal çıkarlarımıza uygun olmayan 5553 no’lu yasanın iptal edilmesi ve tüketicinin lehine değiştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla konuyu anlatan bilgi ve belgeleri ilgili makamlara sunmak için bir çalışma başlatmak gerekli olmuştur.

Saygılarımla.

KAMPANYA : Gökçeada’nın girişindeki Kuzu Limanı’na, sintine depolama ve arıtma tesisi kurulmasın ! @Gokceada17net


KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

Gökçeada’nın girişindeki Kuzu Limanı’na, sintine depolama ve arıtma tesisi kurulacağı ortaya çıktı. Her yanlış iş gibi sessiz sedasız ve 1. derece SİT alanı olmasına rağmen ÇED süreci de kamuoyundan gizlenerek…

Türkiye’ nin tek organik adası olarak, geleceğini organik tarıma ve turizme bağlayan mavi ve yeşilin huzuru bir adadır Gökçeada. Estikçe kekik kokularını savuran rüzgarı da özeldir.

Bu proje uygulanırsa, rüzgar estikçe kekik yerine sintine kokusu savrulacak, bu özgün kokuyu kaybetmeye değer mi ?

Cittaslow, İtalya’da kurulmuş uluslararası bir belediyeler birliğidir. Cittaslow, Slowcity " Sakin Şehir " anlamında, Yavaş Hareketi’nin bir parçası olarak bilinmektedir. Slow Food hareketini kentsel boyuta taşımak amacıyla kurulmuştur. Birliğe üye seçilenlerin Cittaslow felsefesine uygunluğu denetlenmektedir. 28 ülkede 182 üyeye sahiptir. Bu üyelerden biri de Gökçeada’ dır. Bu kötü proje kararı Gökçeada’ nın bu üyeliğine zarar vererek, üyeliğinin iptaline sebep olacaktır. Uluslararası Bilim Komitesi tarafından bu tanınmayı yakalamışken kaybetmeye değer mi ?

‘’ İmbroz / İmroz / Gökçeada ‘’

Tüm dünya, tarihsel, kültürel, ekolojik özel bölgeleri el üstünde tutarak özenle korur. Burada katman katman birikmiş, tarih, kültür, bioçeşitlilik zenginliklerimizi gözler önüne sererken, bu kötü proje ile yavaşca gözlerden ırak olmaya değer mi ?

‘’ Organik ada Gökçeada ‘’

Türkiye’ nin tek organik adası olarak belirlenmişken, organik tarım ve turizm teşvik yönünden de adanın imar planları da bu yönde belirlenmişken, bu kötü projeler ile ada halkının geçimini ve geleceğini sıkıntıya sokmaya, emek veren organik yatırımcılarını küstürmeye değer mi ?

‘’ Organik Mutlu Keçiler Çiftliği Gökçeada ‘’

Tüm organik üreticileri gibi,burada mutlu olacaklarına söz verilen keçilerin özel isimleri yoktur,tek tek kulaklarındaki küpe numaraları ile anılırlar. Organik ada Gökçeada’ da yaşayan tüm canlara vaat edilenin aksi hayatı dayatmaya, mutluluklarını bozmaya değer mi ?

‘’ Gökçeada Sualtı Parkı ‘’

Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından Gökçeada Sualtı Parkı Türkiye’nin ilk sualtı parkı olma ünvanına sahiptir. Kirlenmemiş ve bozulmamış doğasıyla Gökçeada bir deniz müzesi gibidir. Akdeniz ve Karadeniz arasındaki deniz canlılarının geçiş yolu üzerinde olduğu için ada civarında zengin balık yatakları bulunur. Birçok deniz canlısı bu bölgede üreme ve yumurtlama dönemlerini geçirir.Bu kötü proje ile ne Gökçeada civarında koruma altına alınmış deniz canlılarını ne de feribotlara eşlik eden sevimli fokları, yunusları artık görmemeğe değer mi ?

Sebepler çok ama en azından bu sebeplerden dolayı Kuzu Limanı’ na yapılması düşünülen sintine depolama tesisi yapılmamalıdır. Hukuki süreç başlatılmalıdır. İdare Mahkemesi’ne iptal davası açılmalıdır.

Çanakkale Kepez’ de bir atık kabul tesisi var iken, yoğun deniz ulaşımından bu kadar uzak bir noktaya ikinci bir tesisin yapılmasını istemiyoruz.

SİNTİNE nedir ?

Sintine, gemilerdeki kirli sulara deniyor. Bu kirli suyun içinde makine yağından bulaşık suyuna, kanalizasyondan sıvı yiyecek artıklarına kadar her şey bulunuyor. Gemi yoluna devam ederken ortaya çıkan bu kirli sular, geminin alt bölümünde biriktiriliyor, sonra da arıtma tesislerine boşaltılıyor. Ne kadar arıtılırsa arıtılsın, dikkatsiz kullanımlar neticesinde deniz suyu da kirleniyor.

KUZU LİMANI’NDA SİNTİNE TESİSİNİ KİM KULLANACAK ?

Rusya’dan çıkan tüm gemiler Çanakkale Boğazı çıkışından sonra uğrayacağı yer Gökçeada’nın Kuzu Limanı olacak. Buraya kadar biriktirilen bütün pislik Gökçeada kıyılarına boşaltıldıktan sonra bu devasa gemiler yollarına devam edecekler. Halbuki Çanakkale Kepez’ de bir atık kabul tesisi var iken, yoğun deniz ulaşımından bu kadar uzak bir noktaya ikinci bir tesisin yapılmak istenmesi kabul görmemelidir.

İmza vererek duyarlı olacağınızı düşündüğümüz destekler ile kuvvetten güç doğurmaya ve kararı iptal ettirmeye çalışıyoruz.

Bu güzel ülke bizim, sağlıklı sürdürebilir devamı için duyarlı imzalara teşekkürler …

KAMPANYA /// GREENPEACE : İşte Lego’nun görmeni istemediği video


Greenpeace

Merhaba,

Geçen hafta, en büyük kâbusumuz gerçek oldu. Ölümcül bir petrol sızıntısı, Kuzey Kutbu’nu vurdu.

Neyse ki, petrol sızıntısı sadece Legoland’in mini dünyasını etkiledi. Ancak sana kötü bir haberimiz var: Lego, petrol sondaj planları nedeniyle el değmemiş Kuzey Kutbu’nu gerçek bir felaketle tehdit eden Shell’le ortaklığını bitirmeyi reddediyor.

Videoyu seyret. Kampanyaya imzanı ekle, Lego’dan Shell’le ilişkisini kesmesini iste.

Videoyu seyret. Kampanyaya imzanı ekle, Lego'dan Shell'le ilişkisini kesmesini iste.

Shell, kirlenen imajını temizlemek için Lego’yu kullanıyor. Logosunu milyonlarca çocuğun oyuncağına yapıştırarak, utanmadan çocukların aklına petrol nedeniyle çevrenin yok edilmesinin çok da önemli olmadığı düşüncesini yerleştirmek için çabalıyor.

Şu ana kadar dünya üzerinde 250.000 kişi, çok sevilen bir şirket olan Lego’ya yazı göndererek herkesi çok rahatsız eden bu anlaşmayı sonlandırmasını istedi. Ancak Lego, Salı günü açıklama yaparak, Kuzey Kutbu’nu yok etmeyi planlayan şirketle olan kârlı ortaklığını bitirmeye niyeti olmadığını söyledi.

Demek ki daha fazla ses çıkartmalıyız. Sen de sesini yükselt. Kuzey Kutbu için çok geç olmadan Lego’ya Shell’i bırakmasını söyle.

Shell’in Lego’ya ihtiyacı var çünkü iklim krizinin arkasındaki itici güç olmasından kutup ayılarının yuvasında petrol sondajına kadar, yaptığı her şey o kadar kötü ki, az da olsa sorumlu bir şirket gibi görünebilmek için sevilen markaların pozitif imajlarından yararlanmak zorunda.

Tütün şirketlerinin çocuklara yönelik pazarlama yapması ne kadar yanlışsa, petrol şirketlerinin de oyuncaklarımıza bulaşması o kadar yanlış. Shell gibi bir şirket, ancak toplum kabul ettiği sürece yıkıma devam edebilir. İşte bu nedenle, Lego’dan tüm dünyaya ve aynı zamanda çocuklarımıza, etik değerlere sahip bir şirketin Shell’le birlikte çalışmayacağını göstermesini istiyoruz.

Giderek daha az marka, Shell’in imajını temizlemesine yardım ederse, Shell’in gezegenimizi sorumsuzca sömürdüğünü kamuoyundan saklaması da giderek daha zor olacaktır.

Geçen hafta Lego, "toplum üzerinde ve çocuklara miras kalacak gezegen üzerinde olumlu etki bırakmaya kararlıyız" dedi. Şimdi Lego, bu sözlerinin arkasında durmalı. Lego, çocuklara değer veriyorsa, Shell’le çalışmayı bırakır. Bunu gerçekleştirmek sadece senin elinde.

Sevgilerimle,

Yiğit Erçevik
Online Kampanyalar Sorumlusu

Not: Lego’dan Shell’le ilişkisini kesmesini isteyen kampanya, dünyanın her yerinden ses getiriyor ancak senin sesine de ihtiyacımız var. Sen de imzanı ekle.

Başka neler yapabilirsin?

Facebook’ta bizimle arkadaş ol
Twitterda bizi takip et
Maddi destek ver

Listeden çıkmak isterseniz buraya tıklamanız yeterli.

Greenpeace Akdeniz
bilgi.tr Tel: (212) 292 76 19 Faks: (212) 292 76 22
Asmalı Mescit Mah. İstiklal Cad. Kallavi Sok. No: 1 Kat: 5 Beyoğlu İstanbul

broadcast.record.message.open.do?ea.broadcast.id=48896&ea.campaigner.id=nM34hrwcBkza3xEzZ4tJzA==&ea.client.id=1857&ea_broadcast_target_id=0

KAMPANYA : Türkiye’nin zeytinliklerinin ölüm fermanına hayır ! /// #ZeytinHayattır


KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

Zeytin, kültürümüzün, yemeklerimizin, Ege’nin olmazsa olmazı şimdi bu topraklardan göçüp gitmek üzere. Bölgede en büyük zeytin üreticisi olan Türkiye, kendi elleriyle zeytini öldürmeye kalkıyor.

2006 yılından beri defalarca kez denendiği gibi bu kez de zeytincilik ve doğa katledilmek isteniyor. Meclis’e getirilen yasa tasarısı onaylanırsa, ne sofralarda zeytin eskisi gibi olacak, ne de zeytincilik… Barışın sembolü Anadolu topraklarından sökülüp atılacak!

Şimdi, bu kampanyayı imzalayarak yetkililerden zeytinliklerden ellerini çekmelerini ve zeytinin ölüm fermanı anlamına gelen yasa tasarısını iptal etmelerini isteme zamanı!

Eğer yasa tasarısı onaylanırsa, zeytinliklerimiz madencilerin, enerji şirketlerinin, yol müteahidlerinin ve inşaat devlerinin arka bahçesi haline gelecek. Bugün hepimizi besleyen, yüzlerce aileyi doyuran topraklar birer şantiye, zehir depolama sahası olacak.

Yeni yasa, zeytinlikleri bu faciaya açmakla kalmıyor, zeytinliğin tanımını toptan değiştiriyor. Bu tasarıyla, 25 dönümden (25.000 metrekare) küçük zeytinlikler sıradan arazi olarak görülüyor. Türkiye’deki zeytinliklerin ortalama büyüklüğünün 10 dönüm olduğu düşünülürse, yasa tasarısının çaldığı tehlike çanları daha da yakından duyuluyor.

Hep beraber harekete geçerek zeytinlikleri kurtarabilir, tüm Türkiye’nin bu konudan haberdar olup kenetlenmesini sağlayabiliriz. Lütfen kampanyayı imzala, paylaş, duymayan kalmasın.

Umutla,

%d blogcu bunu beğendi: