ERMENİLER “VOÇ TALANİN” DİYOR // Ahmet Kılıçaslan Aytar


ERMENİLER "VOÇ TALANİN" DİYOR

Ermenistan elektriğinin yüzde 40’ını nükleer santralinden, yüzde 30’unu hidroelektrik santrallerinden, bakiyeyi termik santrallerinden sağlıyor ve bu alanda kendine yetiyor.
Ancak elektrik fiyat uygulamasında sosyo-ekonomik durumun göz ardı edilmesi bir süreden beri halk nezdinde yaygın protestolara neden oluyor.

*
Rus Inter RAO UES enerji şirketi, enflasyon ve milli para Dram’ın değer kaybetmesi üzerine alt kuruluşu Ermenistan Elektrik şirketinden elektrik fiyatlarında yeni bir değerlendirme istiyor.
Ardından Kamu Hizmetleri Düzenleme Komisyonu yüzde 16 zam yapıyor ve bu zamla birlikte son üç yılda elektriğe yapılan zam oranı yüzde 60’a ulaşıyor.
Aynı zamanda Ermenistan Elektrik Şirketi üst düzey yöneticilerinin lüks yaşamları da bir bir ortaya dökülüyor.

*
Zam’a karşı 27 Mayıs’ta düzenlenen protestolar, talepler yerine getirilmediği için 19 Haziran’da Opera Meydanı’nda "Voç Talanin- Talana Hayır" sloganlarıyla yineleniyor.
Polisin eylemcilere orantısız güçle saldırması ve gazeteciler dahil yüzlerce kişiyi gözaltına alması üzerine, alandaki kalabalık günden güne artıyor.
Ermenistan’ın farklı şehirlerinde, Tiflis’te, Washington’da, Almanya ve Fransa’da da eylemler yapılıyor.
Bugün başkent Erivan’da "elektrik protestoları " birinci haftasını doldurmuş bulunuyor.

*
Şimdi protestocular fiyatların indirilmesi görüşmelerin başlatılması, elektriğe yapılan zammın geri alınması, gösterici ve gazetecilere karşı güç kullanan polis yetkililerinin cezalandırılması taleplerinin yerine getirilmesini, aksi takdirde Bagramyan Caddesi’nden ayrılmayacaklarını söylüyor.
Rağmen, ne göstericilerden ne de hükümet kanadından henüz bir geri adım sinyali gelmiyor.

*
Gösterilere ilişkin iki söylenti dolaşıyor.
İlkinde, Rusya’da yaşayan Ermeni milyarder Samvel Karapetyan’ın, İnter RAO UES şirketine bağlı Ermenistan Elektrik Şirketi’ni gizli bir anlaşma ile satın almasıyla ilgilidir.
Buna göre Ermenistan halkının talep ettiği gibi elektrik kamulaştırılmıyor, fakat eski tarifeden satılmaya devam edilirken halkın bu özelleştirmeye göz yumması bekleniyor.

*
İkinci söylentiyi hükümet yanlısı Rus analistler dile getiriyor.
Buna göre Ermenistan’daki olaylar yeni bir "renkli devrimin" habercisidir.
Olayların büyümesini sağlayan yabancı fonların faaliyetleri buna açık kanıt olarak ileri sürülüyor.

*
Nitekim Rusya, yakın çevresini kendi çıkar alanı olarak, ABD ise Kafkasya’yı sorumluluk alanı olarak gören bir politika izliyor.
Almanya’da Batı’daki statüsünü güçlendirme yönünde bir gidişat sergiliyor ve Güney Kafkasya’yı da çıkar alanlarından biri olarak görüyor.

*
Başta ABD ve Almanya olmak üzere Batılılar ayrı ayrı bölgelerdeki çıkarlarını korumak için siyasi etki araçlarından yararlanıyor.
Bu araçlar dış yardım, demokrasi ve insan hakları talepleri şeklinde kendini gösteriyor.
Çıkarı olan güçlerin dış yardımlarının da, demokratikleşme taleplerinin de sonuçta kendi hırslarına hizmet etmekten başka bir işe yaramadığı görülüyor…

*
Almanya için bu görevi siyasi vakıflar yapıyor.
Hepsi siyasi partilere doğrudan bağlı olan, işte Konrad Adenauer Vakfı Hıristiyan-Demokrat Birliği’ne: Friedrich Ebert Vakfı Sosyal-Demokrat Parti’ye: Henrich Böll Vakfı Yeşiller Partisi’ne: Friedrich Naumann Vakfı Özgür Demokrat Parti’ ye: Hans Zaidel Vakfı Hıristiyan-Sosyalist Birliği’ne: Rosa Luksemburg Vakfı Sol Parti’ye yakınlığı ile tanınıyor.
ABD ise bu görev çok sayıdaki siyasi vakıfların yanında şirketlerinin lobiciliği vasıtasıyla yapılıyor.

*
Mesela, bir düşünce kuruluşu olarak tanınan, kurulduğu dönemde ABD Dışişlerine anti-Sovyetik eksende strateji üreten Jamestown Vakfı’nın,
Şimdilerde ki misyonu pek çok eski diplomat, istihbaratçı, politikacı, gazeteci ve bazı sivil gruplar ile ortak çalışmalar yürüterek ABD’nin yeniden dizayn operasyonlarına çözüm getirmektir.
Nitekim ABD’nin Kafkasya’da kendine yeni koridorlar açmak üzere Gürcistan’da iktidarı örtülü olarak, özellikle Jamestown Vakfı’nın çalışmalarıyla "Kadife Devrim"le değiştirmesi unutulmuyor.

*
Azerbaycan ise Batı yanlısı bir politika izliyor ama Rusya’ya da sırtını dönmüyor.
Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle Ermenistan’la savaşan ve halen topraklarının yüzde 20’lik kısmı işgal altında olan Azerbaycan, ülkesinde bir Rus üssü kurulmasına izin vermiyor.
Ne ki Azerbaycan’ın petrole dayalı yürüttüğü dış politikasında ABD’li Amoco, İngiliz BP, Norveç’in Statoil gibi petrol şirketlerinin Washington’da yürüttüğü lobicilik faaliyetleri karşılığında, ABD Azerbaycan politikasında olumlu adımlar atıyor.

*
Azerbaycan ve Türkiye’nin ambargo uygulamakta olduğu Ermenistan’ın ise yayılmacı-milliyetçi politikaları nedeniyle, İran hariç komşularıyla ilişkileri pek iyi değildir.
Ermenistan bir taraftan Güney Kafkasya’da Rusya ile ilişkilerini geliştirmeye heveslidir.
Öte tarafta Rusya’nın Güney Kafkasya politikasının temel dayanağını oluşturmaktadır ama bulunduğu izolasyondan ve Rusya’ya olan zorunlu bağımlılıktan kurtulmaya da çok istemektedir.
Bu hevesle yakın zamanda Ermenistan’ın NATO üyeliği, hatta Batı ile entegrasyonunu arttırması pek mümkün görülmese de bir kısım Ermeni siyasetçinin Ermenistan’ın bugüne kadar izlediği zorunlu Rusya temelli politikanın sakıncalarını dile getirmesine neden oluyor.
Bu heves Ermenistan’ın Rusya bağlılığını kırmaya kapı aralıyor.
Bu noktada başta ABD ve Almanya Kafkasya’da nüfuzunu artırmak, Kafkasya’daki Rus etkinliğini azaltmak, Rusya’nın bölgeden çekilmek zorunda kalacağı yönde politikalarına Ermenistan’da açık bir kapı buluyor.

*
Benzer şekilde Rusya’ya Ukrayna kriziyle birlikte uygulan özellikle ekonomik yaptırımlar Kafkasya’da da etkisini göstermekte,bu fırsattan yararlanan Batılı vakıflar ve sivil toplum kuruluşları bölgede cirit atmaktadır.
Nitekim ekonomik krizin, mesela Kuzey Kafkasya’nın bazı bölgelerini sanayisizleştirmesi bu kuruluşların misyonlarını yerine getirmesinde kolaylık sağlarken,
Etnik Ruslar’ın dalga dalga göç ettiği gözleniyor,bazı cumhuriyetlerde etnik denge kökten değişiyor…

*
Ama Ermenistan’ın Rusya bağlılığını kırmak, Türkiye-Ermenistan arasında imzalanan protokollerle gündeme gelen, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ve işgal altındaki Azerbaycan topraklarını terk etmesi şartına bağlı olan Türkiye-Ermenistan yakınlaşması hedefi, en sonunda Ermenistan’ın 1915 olaylarıyla ilişkin söylemine tosluyor.
Bu noktada Türkiye’den tazminat ve toprak talebi baş ağrıtıyor…
Ve Türkiye’nin çok büyük dikkatine mazhar olması gerekiyor…

27.6.2015
cleardot.gif

publicize twitter]

cleardot.gif

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: