Tarihin pususunda yatarken…


Kıymetli Düsünür Arkdaslar,

Toplumların hayatında inancın cok önemli olduğuna inanlardanım.

Cin,Kore ve Japonya yı ele alalım.

Bu toplumlarda ,halk doğus a kutallık atfediyor.
Tailandda halk tabiat a kutsallık atfedermiş.Batı kültürü bu inancı
yok edince,Tabiatta yok edilmeye baslanmıs.

Erkege büyük saygı gösterilen bu toplumlar da,is erkeğe masaj yapma
sektörüne dönüsmüs.Bu kültür bize de girdi.

Gercekten,”Yumurtamı civcivden cıktı,Civcivmi yumurtadan cıktı”Muhtesem bir döngü hayatımızın önemli bir parçasıdır.

Müslüman dünyası,dogus dan
üremenin öneminden ,tabiat nimetinin varlığın dan uzak bir düşünce
icinde.

Hz.Muhammed ,Islam ı yayarken ”Oku ,Yuce Allah ın adı ile oku” diye
halkı Yuce,Tek ve Merhamet sahibi Allahın varlığını kabul etmeye cagırdı.

Bu temek kavramın ,zamanla etkisini kabettigini ve sadece bir takım ibadet
bicimlerinin öne cıktıgını görmeye başladık.

Çocukken ,su içerken ,babamın (Allah Rahmet eylesin),ayakta su icme diye
bana bağırdığını hatırlıyorum.Bunun günah olduğuna inanmıstı.

Aslında çocuğa bağırmak daha büyük günahtır.

Toplum hayatına bakıyorum,adaletsizlik yapmak,insanın insana saygısızlığı,

Tabiatın güzelliklerini tahrip etmek,insanın kendine saygısızlığı
günah olmuyor.

Basit bir takım davranıslar günah olabiliyor.

Genc ve güzel hanımla evlenen bir adam,esi ile tartıştığı zaman esine bıcak çekermis.Daha sonra yastıkla boğmaya kalkısıyormuş.En sonunda,kadını
2 aylık cocugu ile evde kovmus.
Bu kisi ,bana Islam da miras konusu nu anlatıyordu.Islam da kadına mirastan 1/3 oranında pay verildiğini söylüyordu.
Bir yandan ,cinayet ve zalimlik bir yanda Islam da miras konusu.

Bu ,toplumda Islam ın geldiği durumu gösteriyor.

Allah,deyince ne anlıyoruz?

Yaratıcı ,merhamet sahibi ,yüksek akıl sahibi ,geleceği planlıyabilen bir Allah ı mı yoksa,bir takım ritüeller sonucu ;insanları ahirete götürecek Allah ı mı?

Müslümanın geldiği nokta burası.

Gur-Buz

On Saturday, June 20, 2015 5:53 PM, Bülent Esinoğlu <bulentesinoglu@gmail.com> wrote:

Tarihin pususunda yatarken…

Bülent ESİNOĞLU

Ulus-devlet neden yönetilemez yere geldi?

Seçimlerde, dört parti seçmenden ülkeyi yönetmek için yetki aldı.

Koalisyon yapılması zorunluluğu var. Koalisyon olmazsa, azınlık hükümeti kurulacak. O da olmazsa, yeniden seçim zorunluluğu var. Yeni yapılacak seçimden de, aynı sonuçlar çıkarsa, bir seçim daha, o da olmazsa, Amerikan destekli darbe diye bağırmaya…

Görüyor ve yaşıyoruz.

Seçilen dört partinin içinde de halktan kimse yok. Halkın oyu var, kendisi yok.

Örneğin; Mecliste ilaç için, işçileri temsil eden bir tek kişi yok. Ama PKK’yı temsilen bolca milletvekili var. İşverenleri temsil eden milletvekilleri var. Belli sosyal gurupları temsil eden milletvekilleri var.

Bundan doksan yıl önce aştığımız sorunlar, yeniden halkın önüne çözülmesi gereken sorunlar olarak geliyor. Ve bölünme atomize oluncaya kadar devem ediyor.

Partiler arasındaki uzlaşmaz çelişkiler; geçmişte hesaplaşması yapılmış, üç aşağı beş yukarı uzlaşılmış ve ilkelere bağlanmış sorunlar.

Laiklik ve etnik bölünmeler, yeniden sorun olarak önümüzdeyse, 90 yıl önce yaşadığımız savaş dâhil, tüm sorunları yeniden yaşayacağız demektir.

Neden ulus devletimiz yönetilemez duruma geldi?

Yoksa emperyalizm kendi planlarının gerçekleşmesi için tarihin pususunda yatarken, öte yandan da, gizli planlarını mı gerçekleştiriyordu?

Neden halk böyle parçalara bölündü? Ve neden halk bir hedefe doğru yönlenemiyor?

Neden halkımız emperyalizmin geçek saldırısı altındayken, düşmana karşı birlik olamıyor?

Neden ülkemizde ekranları elinde bulunduran elit, ülke çıkarlarıyla halkın çıkarlarını bir bütüne icra edemiyor.

Ulus-devletimiz neden kudretini yitirdi?

Neden yönetilemez konuma geldi?

Ordusu NATO’dan emir alan, ekonomisi OECD, DB, GB ve benzeri kurumlarla yönetilen, özelleştirmelerle, ülke kaynaklarını eline geçirmiş yabancıların istedikleri kadar kar transferi yaptığı bir ülkede, ulus-devletin yetkileri başkalarıyla paylaşılıyor demektir.

Yarım-yamalak olmuş ulus-devlet halkının çıkarları yönünde örgütlenemiyor demektir.

Demokrasi yutturmacasıyla, meclise halkın dışında diğer çıkar gurupları yerleşmişse, halkın yararına işleyemez.

Ulus-devlet halkı yararına yapması gerekenleri yapabilmesi için başka kurumlardan icazet alıyorsa, o ulus-devlet artık kadük olmuş demektir.

Bir ülkeyi maddi manevi savunacak aydınlar, “PKK Meclise girsin iyi olur” diyebiliyorsa, ülkenin asıl akıl ve fikir üretmesi gereken sosyal gurupları PKK’nın kuyruğuna takılmışsa, yakında bölünmeler şiddete dönüşecek demektir.

Ulus-devletin modası geçti diyen işbirlikçiler, neden Amerikan ulus-devletinden yana olurlar?

20.6.2015, bulentesinoglu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: