akilcagi_1919 MEMLEKETİN AHI GİTMİŞ VAHI KALMIŞ // Ah met Kılıçaslan Aytar


Kıymetli Düsünür Arkadaslar,

Yuce Allah ı,onun yarattıklarını görerek anlıyabiliyoruz.
Yıdızlar,Günes , ay,Gece-Gündüz,yagmurlar,bitkiler ve ve bizahiti insanın kendisi. yaratıcının mucizeridir.
Musluman Dunyası,Batı Emperyalizmi karsında ezilmis,bu eziklikten de kurtuluşun yolu olarak ta,zikr yolunu secmiştir.
Allah a inanıyorum diyen bazı Müslüman gruplar,Allah ı temsil ettiğine inandıkları bazı dincileri Put yerine koymuslardır.
Ülkede çıkan Mermer Madenlerini ,emperyalist güclere teslim edip burdan gelen gelirleri gösterişli yaşantısına aktaran,veya gösterisli, binalar yapan yöneticiler ,kutsal put haline getirilmisdir.

Hz. Muhammedin ,tastan yapılan putları yıkmasından sonra,bazı insanlar , put yerine konmuştur.Seyh ler,Sıhlar,Tarikat liderleri,acımasız siyasetçiler,kutsallastırılmıstır.Bunlar bir kusun ,tüyünün bir kılını mı yapmışlardır?

Maddi dünya ya söyle bir bakalım.Burda yüce bir matematik,fizik ,kimya ve biyoloji ye dayalı bir hesap mekanizması görüyoruz.

Havada ucan bir güvercinin dıs tasarımı tamamen AdroDinamik bir hesap islemine dayanıyor.
Bir insanın vücut yapısı,onun organlarının calısma mekanizması,ancak koca bir sehir kadar alanda fabrikalaın kurulması ile
gerçekleştirilebilir.

Bundan ,1000 sene önce Islam alimlerinin Allah ın sıfatlarını 99 sayısı ile sınırlayan açıklamaları bugün yetersiz kalmıstır.

Yüce Allah,kusursuz tasarım yapandır,planlıyandır,hesap yapandır,kimyevi,fiziki ,biyolojik düzenler kurandır.
Insana ,hayvana bitkiye cevresini anlama gücü verendir.Insana ,alet yapma zekası verendir,gibi cok yeni tanımlar da
eklenebilir.

Masonlar,Yuce Allah a,ulu Mimar derler.Allah ulu mimardır .Müslüman inancında Yüce Allah hem bu dünya yı hemde
Ahret i planlar.
Masonlar ise ,sadece Bu dünya yı düzenliyen ulu mimara inanır.

Yuce Allah ,bu dünya da yaratandır.Öbür dünya yı da yaratandır.
Biz bu dünyayı görürüz,öbür dünya nın varlığına inanırız.
Dünyamız ,matematik hesaplar üzerinde kurulur.
Sosyal yapı bir cok temele bağlıdır.

Yalan ,dolan ,sahtekarlık pesinde gidenlerin sonu felakettir.
Toplumlar ,istikrar gelsin diye zalimlere teslim olamaz.Zulum, bugün ve yârin toplumu ezer.
Gur-Buz

On Thursday, June 11, 2015 12:02 AM, “Ahmet Kılıçaslan Aytar ahmetkilicaslanaytar@gmail.com [akilcagi_1919]” <akilcagi_1919@yahoogroups.com> wrote:

MEMLEKETİN AHI GİTMİŞ VAHI KALMIŞ

Batıcı-lâik burjuvazi, gelecek çıkarlarını ABD ve AB önderliğinde Batı emperyalizmiyle bütünleşmede görüyordu.
Doğu ve Güneydoğu illerinde ekonomi alanında faaliyet gösteren bir grup işadamı ve sanayici, Kürdistan coğrafyasında yaşayan halkların birliği, ekonomik ve sosyal kalkınmada bölgesel ve sektörel potansiyelleri en iyi şekilde değerlendirmek, Kürt sermayesinin küresel rekabet düzeyinde sahada yer alması amacıyla bölge kaynaklarından pay istiyordu.

*
İki grup da karşılarında kendilerini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan İslamcıların kurduğu ve Türkiye’deki sermaye birikimini rejimin mantık ve yapısı dışında, demokratik olmayan yollarla gerçekleştiren AKP iktidarını buldular.
AKP İslam dünyasına yönelik ekonomik bütünleşme, uluslararası politikada İslami devletler ittifakı peşinde olan bir sermaye ve bu anlayış doğrultusunda oluşturulan bir devlet inşa etti…

*
Türkiye, AKP iktidarları sürecinde bir yaşam tarzı, ideoloji ve zihniyet dünyasına ait bir ayrışmadan çok ekonomik ve politik tercihlerle ilgili bir ayrışmaya uğradı.
Kendi çıkarlarını din kisvesi altında ifade eden bir sermaye kesimi, diğer sermaye kesimlerini stratejik olarak farklı tercihler izlemeye zorladı.
Doğrusu, AKP iktidarı Ortadoğu ve AB’ ye ilişkin politikalarda gerilimler yaşıyordu ama kurduğu taktiksel işbirliği ile radikal İslam’ı durdurmak isteyen ABD’nin kendisiyle ılımlı bir ilişki sürdürmesine neden olabiliyordu!

*
Emperyalizm karşısında kendini güncelleyemeyen, bu yüzden demokratikleşemeyen ve tıkanan Türkiye Cumhuriyeti’nin Kemalist temelleri erozyona uğradı.
İslam ülkelerine yayılmacı felsefede istihbarat, emniyet, yargı, merkezi, yerel, özerk idareler, üniversiteler, medya ve TSK üzerinden yeni bir devlet ve yeni bir bürokrasi oluşturuldu.
Recep Tayyip Erdoğan’ın 12. cumhurbaşkanı seçilmesiyle Atatürk’ün Cumhuriyeti’nden tamamen boşanıldı ve Yeni Türkiye kuruldu.

*
Bu sırada, ekonomik büyümenin kısa dönemli sermaye girişleri ile beslenen dış borçlanmaya dayandığı gerçeği kendini gösterdi.
Dışarıdan yeni borçlar bulundukça tüketim ve yatırım artıyor, ulusal gelir büyüyordu ama Türkiye ekonomisinin kırılgan yapısı küresel piyasalarda şampiyon olmuştu.
Ekonomik büyümenin sürdürebilmesinin yeni borç bulunmasına ya da sermaye girişlerine bağlı olduğu, aksi halde Türkiye’yi büyük bir ekonomik krizin beklediği anlaşıldı…

*
7 Haziran seçimleri “Güçlü Cumhurbaşkanı, Güçlü Başbakan ve Güçlü Kabine” üçlemesi bir tarafa,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Türkiye’yi bir zaman Selçuklu’nun, Osmanlı’nın egemen olduğu İslam toplumlarındaki siyasal kültürün kadim kurumları ve kültürel kodları yönünde değişiminden yana olan politikalarında sona geldiğini gösterdi.

*
Osmanlı zımnî sözleşmesini bir demokrasi kuramı haline getirmek, Osmanlı liberalizminin felsefi dayanaklarını sürdürmek, İslami lehçenin siyasallaşma ve örgütlenme potansiyelini arttırmak, sosyal seferbercilikle İslamcı kodları bütünleştirmeci, giderek Osmanlı Devletinin yıkılması ve halifeliğin kaldırılmasıyla başsız ve karmakarışık kaldığı düşünülen İslam ülkelerinin, ümmetçi anlayışla güçlü kentler üzerinden devletler konfederasyonu oluşturmak hedefi,

*
Giderek Türkiye’nin mevcut bütünlüğünü, ulusal birliği ve tam bağımsızlığını belirleyen, bunlarla bağdaşmayan ödünlerde bulunulmasını engelleyen Türkiye 1.Meclisinin Misak-ı Milli’si​ni​
değil,
​Ondan verilen ödünlerle Türkiye Cumhuriyeti’nin İstiklali Hukukunu rencide eden,

son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin ülke sınırlarını Suriye ve Irak’ın kimi bölgelerini de kapsar biçimde belirlediği Misak-ı Milli çerçevesinde,
Farklı kimliklerin ve farklı inançların bir ulus devletle değil Ortadoğu’da devletler konfederasyonu sistemi içinde bir arada yaşayabilecekleri,
Bu suretle bölgenin ekonomik kaynakları su, tarım toprağı ve petrolün araştırma-üretim aşamasında kullanımında egemen olunacağı hayali​ de​
tükendi​ ki;​

​Bu bir ülkenin başına gelebilecek en önemli felakettir​.

*
Şimdi yeni Türkiye; toplumsal hayatın ve kültürün bir kesiminde tarikatlar,cemaatler ve dini kurumlar vasıtasıyla dini ritüellerin yaşandığı, fakat din siyasetinin yapılmayacağı bir lâik anlayışa çekilecektir.
HDP ile Kürtler toplumsal hayat, siyaset ve kültürde statüleşecek, demokrasinin insan hakları, ifade özgürlüğü, azınlık hakları, serbest seçimler ilkesi doğrultusunda özgür siyaset yapabilecektir.
​Güya
Devlet, böyle bir toplumu küresel siyasi ve ekonomik kriterler dengesinde tutmak üzere kendini olanca hızıyla revize edecektir​!

*
Ama devletin bu dengeyi sağlaması, AKP ile koalisyona katılacak bir diğer siyasi partiyle birlikte, İslamcıların sermaye birikimlerini rejimin mantık ve yapısı dışında ve demokratik olmayan yollarla nasıl gerçekleştirdikleri sorusuna bir yanıt teşkil etmeyecektir.
Mesele AKP tipi sosyal devletin nasıl oluşturulduğu, yatırım ve ihale dinamikleri, vergi sisteminin nasıl işlediği​,apartman dairelerindeki paraların kaynağı ​
öğrenilemeyecektir.
Bu ve benzeri meraklar AKP’nin kırmızı çizgilerine çarpacaktır.

*
O halde, devlet etliye-sütlüye dokunulmadan, sıradan kimi yolsuzluklar, usulsüzlükler, rüşvet, irtikap, casusluk ve paralel yapı gibi Ceza Yargılama Yasası hükümleri ve ilkelerini gözardı eden keyfiyetlerden sözde ama alâ-ı valâ ile arındırılacaktır.
Bu sırada koalisyona ortak olan diğer siyasi parti, yeni devlette AKP’ciliğin kazan-kazan politikasıyla hemhâl edilerek ehlileştirilecektir.

*
Türkiye toplumunun bütününe nüfuz eden, hep daha fazla kâr adına devreye sokulan disipliner tekniklerin getirdiği belirsizlik ve risklerin oluşturduğu,
Genel ahlakın bağlayıcılık gücünün azaltan, toplumsal hayatı belirsizlik ve sömürü sarmalına hapseden yoksullukla, “eh, işte mücadele ediliyor” görüntüsü verilecektir.

*
​İşte h
içbir ilkesi ve duruşu ve başarısı olmayan YCHP​,
​ 60 yıllık başarısızlıklarını, son olarak ​
seçim başarısızlığını ve ​tüm b
u sıfatlarını saklamak üzere böylesi bir koalisyonda göreve çoktan hazır olduğunu hissettiriyor.
YCHP daha ötesine​ de​
razıdır; AKP’nin istihbaratı, güvenliği, yargısı ve bürokrasisi ile kuşatılmış ve hiçbir zaman kozmik odalarına giremeyeceği Yeni Türkiye devletinde azınlık iktidarı bile kurabileceğini açıklıyor!

​​

11.6.2015

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

__._,_.___

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: