Aylık arşivler: Haziran 2015

Kıbrıs’ın Kaderinde Dönüm Noktası … Prof. Dr. Ata ATUN


Yunanistan’daki SYRIZA-ANEL (Milliyetçi Bağımsız Yunanlar) koalisyonunun, AB’nin ABD ile birlikte başını çektiği ve sıkı sıkıya uyguladığı “Kapital düzen” içinde sosyalist bir düzen kurma çabaları duvara toslamakla sonuçlandı. Yunanistan bir şekilde IMF’ye olan 1.6 Milyar Avro’luk borç taksitini bugün saat 24:00’e kadar ödeyemezse, ister istemez ekonomik sona doğru yol alınacak.

Yunanistan’ın toplam borcu 323 Milyar Avro. Bunun yaklaşık;

142 Milyar’ı Avrupa Finansal İstikrar Fonuna, 53 Milyar’ı da AB’nin verdiği Borç Kredisi. Yani Yunanistan AB’yi toplamda 194 Milyar Avro çarpmış.

33 Milyar Avro’su Uluslararası Para Fonu’na (IMF),

19.5 Milyar Avro’su Avrupa Merkez Bankasına,

50 Milyar Avro’su Diğer Tahvillere,

26 Milyar Avro’su da Diğer Borçlara.

Şimdi kreditörler bu paraları geri istiyor. Bunun için de Çipras’ın önüne bir dizi yakıcı tedbirler listesi koydular. Zengin şirketlerden ve varlıklı vatandaşlardan daha fazla vergi alınmasını, erken emeklilik olanaklarının kısıtlanmasını, emeklilik primlerinin yükseltilmesini ve KDV’nin de yüzde 5 daha arttırılmasını sadece istemekle kalmıyor, şart da koşuyorlar.

İktidardaki SYRIZA-ANEL hükümeti de seçim meydanlarında bol keseden atarak ve halkın zayıf tarafını yakalayarak verdikleri sözleri tutabilmek için başta AB, Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve IMF’den oluşan alacaklılar heyetinin masaya koydukları bu tedbirler paketinin önünde mertçe duramadıkları için, çarıklı politikacılara yakışır bir açıkgözlülükle Yunan halkının önüne koydular.

Yunan halkı 5 Temmuz referandumunda bu koşulları kabul ederse, “Sizler oylarınızla kabul ettiniz” diyerek uygulamaya koyacaklar ve yeni vergiler ile zamlara karşılık yapılacak olası gösterilere referandum sonucunu gerekçe göstererek “Siz istediniz biz de mecburen zamları yaptık” diyecekler. Sonra da ilk seçimde koltuğu Yeni Demokrasi partisine veya da PASOK’a teslim edecekler.

Yok eğer referandumdan “Hayır” kararı çıkarsa, AB’ye “Yunan halkı bu tedbirleri almamızı istemiyor, havada bulut, sen bu borcu unut” diyecekler ve Yunanistan, halk dilinde adı “İflas” olan moratoryumu ilan edecek. Moratoryumun arkası ise hiçte iç açıcı olmayacak. Avro’dan çıkış, Drahmi’ye geçiş, 2 haneli enflasyon, çarşıda temel tüketim malları ve temel gıda maddelerinde eksiklikler sonuçların birkaç tanesi…

Üçüncü olasılık ise referanduma katılım yüzde 40’ın altında olacak ve o vakit kabak SYRIZA-ANEL koalisyonunun başında patlayacak. Sonraki adım da kaçınılmaz bir erken seçim olacak.

Kreditörlerin talepleri içinde; KDV’nin yüzde 23’e çıkarılması, çiftçilere yapılan sübvansiyonun kaldırılması, çalışma süresinin uzatılması ve emekliliğin 67 yaşa çıkması, sosyal yardımların binde 5 azaltılması, Kurumlar vergisinin yüzde 28’e çıkarılması, emlak vergisinin arttırılması, KDV’den ayrı olarak konan Lüks Tüketim Vergisinin yüzde 10’dan 13’e çıkarılması var. Bunlardan daha önemlisi de askeri harcamaların her yıl 400 milyon Avro kısılması ve asker sayısının azaltılması ile Yunan devletinin elindeki tüm kurumların “Derhal” özelleştirilmesi, olmazsa olmaz koşullardan sadece ikisi.

Yunanistan bugün IMF’ye olan 1.6 Milyar Avroluk borcunu ödeyemezse, Türkiye- Yunanistan ilişkileri ve Kıbrıs sorunu yeni bir kulvara girecek, Türklerin güçlü, Helen’lerin zayıf olduğu yeni bir politik süreç başlayacak…

Ata ATUN

e-mail: ata.atun veya ata.atun

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

1 Temmuz 2015

UNITED-TURKS Yeni Akit’ten skandal ifade: Allah devreye girdi!


Bu işin finansörü İslam ülkeleri değil, büyük israil devleti kurup İslam ülkelerinin hem mülklerini ele geçirmek hem de İslamiyeti tamamen ortadan kaldırmak için 1400 yıldır sürekli çalışan Şiyonitler ile Haçlıları ittifakıdır.İsrail kelimesi Yahudilerin dillerinde kendi anladıkları ve inandıkları şekli ile Tanrı ile savaşan anlamına gelmektedir.
Olayları okumak gazete okumak gibi değildir. Kendisini bir takım kesin zannettikleri kendilerinin bakış açılarına görünürdeki eksik bilgilere bakarak, irfanını işlevsiz bırakanlar her zaman maksatlı oluşturulmuş algıların esiri olmuşlardır.
A.D.Şimşek

30 Haziran 2015 08:54 tarihinde Grbuz Guvendag <gurbuz1943> yazdı:

Bugün Yahoo.com da Isid ile ilgili bir acıklama vardı.

Isidin, Afganistandan ,TC yi içine alan bir Islam devleti ve halifelik sistemi
kurmayı planladığı yazılıyor.Büyük Isid haritası yayınlanmıs.Bu haritada,
TC sınırları da var.

Bu sistemin finansörleri,Petrol ve doğalgaz zengini Ortadaogu şeyhlikleri.
El kaide ,Afganistanda yerini Iside bırakıyor.

Türkiye de Isid kafalılar var.
Kadına siddet uygulayan bir toplumda ,aslında ne olursa olsun Erkek hakimiyeti kurulmak isteniyor.
Osmanlı da ,ic oğlan sistemi,Arab ülkelerinde ,kadını carsaflayıp,garip
cinsel davranıslara sapmak ,bu dinci firavunluğun bir sonucu.
Batı,seks düşkünlüğünü ,Islam ülkelerinde yayıyor.
Istanbulda,parayla arkadaslık yapan kac kadın olduğunun hesabı yok.

Islam ı,Yaratıcı yüce varlığa tapmak yerine ,dini ritüellere tapma durumuna getirmek ,dinci firavunluk kurmak isteniyor.

Global güc ,önce Paralel yapıyı kurdu.O olmadı simdi Isid i destekliyor.

Müslümanlara para mühim değil diyorlar.Teknolojiden uzak bir Müslüman dünyası var.
Böylece ,Davudiler ve Gayrimüslüm ler kendilerine rakip,kontrolleri dışında
bir Müslüman dünyası istemiyorlar.
Cin,Kore ve Japonya Batıyı işgal etmedi.

Batıyı işgal eden ,Bizansı yıkan ve ”Aglama Duvarı ” devletini yıkan
hep Müslüman dünyasıdır.

Batı,Kontrol edemediği bir müslüman dünyası istemiyor.
Onun icin ,Kus Kafalı,Beyni yıkanmış,medeniyet düsmanı yobazları
kullanıyor.
Neymis,F tipi kötüymüş.Global Güc,Kapitalizm iyiymiş.
F tipini de ,Kaideyi de ,Talibanı da,Iran Mollaları nı da ortaya çıkaran
hep Global güctür.
Müslüman ülkelerdeki yolsuzluk,rüsvet,irtikap hep desteklenmiştir.

Siyasi iktidarlara hep karısık ,TC ye düşman adamlar getirilmek istenmiştir.

Türklük yokedilmek istenmiştir.

Askeri yatırımlar askıya alınmış,ordu çökertilmek istenmektedir.

Suriye ye müdahale amacı,gücsüz morali bozulmuş bir orduyu,o cephede
yıkmak ve Türk-Islam yükselişini engellemektir.
Bunu yapanlar kendilerini gizlemiş Türk düsmanı Ermeni -Rum cenahıdır.
Gur-buz

On Tuesday, June 30, 2015 1:20 AM, "Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc [UNITED-TURKS]" <UNITED-TURKS> wrote:

Çok lafın azı, Allah AKP‘liymiş. AKP Allahın partisiymiş. Bu durumda AKP‘ye oy vermeyenler müşrikler oluyor. Şakası yok. Ülkenin elliden fazlası.
Daha elim ve vahim olmak üzere tarihte bu zırvayı dillendiren ilk AKP‘liler değil.

Hizbullah var. Allahın Partisi.
Ceyşullah var. Allahın Askerleri.

Allahın, dinin askeri, banisi, sahibi, kalkındıranı, öveni, yücelteni, direği, kutbu, şusu, busu olan o kadar çok kişi, kurum var ki!
Tarih boyunca olanları saysak buradan aya yol olur.

Ve tuhaftır, Allah ve din bağlantılı bunca ünlü kişi ve kurumun ortak payandası insanlığa kan ve gözyaşı getirmiş olmaktan başka bir şey değildir.
Elbette fikir adamları değil, fikirlerine kapılanlardır kan dökenler.
Kanlı olanlar fikirlerdir.
Totaliter, zorba, dayatmacı fikirler.

İşte ben bunu diyorum.
Eğer Allahın parti tutuyorsa ve bu parti AKP ise ben size bu dinden çıkın derim.
Bozuktur, arızalıdır, zararın neresinden dönülse kardır.

Aslında ilahların hemen hepsi arızalı.
Elohim, Yehova da günahsız değil.
Tanrı baba Jesus da öyle.
Allah kan dökücü ilahlardan son yıllarda en popüler olanı.
Bırakın bu işleri.

İnsanla itekleşmeyen, insanla alay etmeyen, dalga geçmeyen, insana tuzak kurmayan, insanın abat(ibadet) etmesine, okkalanmaya ihtiyaç duymayan, kısacası insanla insan olmayan, insan gibi sevme, merhamet, nefret etme durumu olmayan, üzülmeyen, sevinmeyen, öfkelenmeyen, kısacası insana benzemeyen,bir tanrı düşünün artık.

Oraj POYRAZ 2fSIJNoA0xfSNxA

UNITED-TURKS Yeni Akit’ten skandal ifade: Allah devreye girdi!


Bugün Yahoo.com da Isid ile ilgili bir acıklama vardı.

Isidin, Afganistandan ,TC yi içine alan bir Islam devleti ve halifelik sistemi
kurmayı planladığı yazılıyor.Büyük Isid haritası yayınlanmıs.Bu haritada,
TC sınırları da var.

Bu sistemin finansörleri,Petrol ve doğalgaz zengini Ortadaogu şeyhlikleri.
El kaide ,Afganistanda yerini Iside bırakıyor.

Türkiye de Isid kafalılar var.
Kadına siddet uygulayan bir toplumda ,aslında ne olursa olsun Erkek hakimiyeti kurulmak isteniyor.
Osmanlı da ,ic oğlan sistemi,Arab ülkelerinde ,kadını carsaflayıp,garip
cinsel davranıslara sapmak ,bu dinci firavunluğun bir sonucu.
Batı,seks düşkünlüğünü ,Islam ülkelerinde yayıyor.
Istanbulda,parayla arkadaslık yapan kac kadın olduğunun hesabı yok.

Islam ı,Yaratıcı yüce varlığa tapmak yerine ,dini ritüellere tapma durumuna getirmek ,dinci firavunluk kurmak isteniyor.

Global güc ,önce Paralel yapıyı kurdu.O olmadı simdi Isid i destekliyor.

Müslümanlara para mühim değil diyorlar.Teknolojiden uzak bir Müslüman dünyası var.
Böylece ,Davudiler ve Gayrimüslüm ler kendilerine rakip,kontrolleri dışında
bir Müslüman dünyası istemiyorlar.
Cin,Kore ve Japonya Batıyı işgal etmedi.

Batıyı işgal eden ,Bizansı yıkan ve ”Aglama Duvarı ” devletini yıkan
hep Müslüman dünyasıdır.

Batı,Kontrol edemediği bir müslüman dünyası istemiyor.
Onun icin ,Kus Kafalı,Beyni yıkanmış,medeniyet düsmanı yobazları
kullanıyor.
Neymis,F tipi kötüymüş.Global Güc,Kapitalizm iyiymiş.
F tipini de ,Kaideyi de ,Talibanı da,Iran Mollaları nı da ortaya çıkaran
hep Global güctür.
Müslüman ülkelerdeki yolsuzluk,rüsvet,irtikap hep desteklenmiştir.

Siyasi iktidarlara hep karısık ,TC ye düşman adamlar getirilmek istenmiştir.

Türklük yokedilmek istenmiştir.

Askeri yatırımlar askıya alınmış,ordu çökertilmek istenmektedir.

Suriye ye müdahale amacı,gücsüz morali bozulmuş bir orduyu,o cephede
yıkmak ve Türk-Islam yükselişini engellemektir.
Bunu yapanlar kendilerini gizlemiş Türk düsmanı Ermeni -Rum cenahıdır.
Gur-buz

On Tuesday, June 30, 2015 1:20 AM, “Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc [UNITED-TURKS]” <UNITED-TURKS@yahoogroups.com> wrote:

Çok lafın azı, Allah AKP‘liymiş. AKP Allahın partisiymiş. Bu durumda AKP‘ye oy vermeyenler müşrikler oluyor. Şakası yok. Ülkenin elliden fazlası.
Daha elim ve vahim olmak üzere tarihte bu zırvayı dillendiren ilk AKP‘liler değil.

Hizbullah var. Allahın Partisi.
Ceyşullah var. Allahın Askerleri.

Allahın, dinin askeri, banisi, sahibi, kalkındıranı, öveni, yücelteni, direği, kutbu, şusu, busu olan o kadar çok kişi, kurum var ki!
Tarih boyunca olanları saysak buradan aya yol olur.

Ve tuhaftır, Allah ve din bağlantılı bunca ünlü kişi ve kurumun ortak payandası insanlığa kan ve gözyaşı getirmiş olmaktan başka bir şey değildir.
Elbette fikir adamları değil, fikirlerine kapılanlardır kan dökenler.
Kanlı olanlar fikirlerdir.
Totaliter, zorba, dayatmacı fikirler.

İşte ben bunu diyorum.
Eğer Allahın parti tutuyorsa ve bu parti AKP ise ben size bu dinden çıkın derim.
Bozuktur, arızalıdır, zararın neresinden dönülse kardır.

Aslında ilahların hemen hepsi arızalı.
Elohim, Yehova da günahsız değil.
Tanrı baba Jesus da öyle.
Allah kan dökücü ilahlardan son yıllarda en popüler olanı.
Bırakın bu işleri.

İnsanla itekleşmeyen, insanla alay etmeyen, dalga geçmeyen, insana tuzak kurmayan, insanın abat(ibadet) etmesine, okkalanmaya ihtiyaç duymayan, kısacası insanla insan olmayan, insan gibi sevme, merhamet, nefret etme durumu olmayan, üzülmeyen, sevinmeyen, öfkelenmeyen, kısacası insana benzemeyen,bir tanrı düşünün artık.

Oraj POYRAZ 2fSIJNoA0xfSNxA

IRAK KÜRDİSTANI’ NDA YARIN // Ahmet Kılıçaslan Aytar


IRAK KÜRDİSTANI’ NDA YARIN

Ortadoğu’da Sykes-Picot anlaşmasıyla çizilen yapay sınırlar, Suriye ve Irak’ta kan akıtılarak yeniden çiziliyor.
Suriye’nin kuzeyinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) lideri M.Barzani kontrolünde Akdeniz’e açılan bir Kürt koridoru oluşturuluyor.
Bu paralelde IKBY’de de Kürt ulusal gücünü pekiştirmek üzere siyasi,askeri, sosyo-kültürel ve ekonomik restorasyondan geçildiğini andıran izlenimler sergileniyor.

*
M.Barzani 3 Mayıs’ta Beyaz Saray’da ABD Başkanı B.Obama ve Başkan Yardımcısı J.Biden ile görüşmüştü.
Başkan Obama, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Parlamentosu’nun Başkanlık Yasası’na desteğini belirtmiş,
J.Biden, Barzani’ye "Müsterih olun,ömrümüz Kürt devletini görmeye yetecek" demişti.

*
Bu çerçevede Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, 20 Ağustos’ta başkanlık seçimine hazırlanıyor ve M.Barzani’nin yeniden başkan olması durumunda 2 yıl içinde Kürdistan’ın bağımsızlığını ilan edeceği öne sürülüyordu.
Ne ki, Kürdistan Seçim Komisyonu yaptığı bir açıklama ile yeterli bütçe bulunmadığından seçimin ertelendiğini bildirdi…

*
Ardından IKYB’de siyasi partiler arasında M.Barzani’nin başkanlığı ve yürüttüğü politikalara ilişkin anlaşmazlıklar giderek büyümeye başladı.
Mesut Barzani ilk defa 2005’te bölgesel meclis tarafından Irak Kürdistan’ı bölgesel yönetim başkanlığına seçildi.
2009’da Kürt halkının doğrudan oylarıyla ikinci kez başkan olmuştu.
Sonra 2013’te bölgesel başkanlığının görev süresi 2 yıllığına uzatıldı.
21 Eylül 2013’de yerel meclis seçimleri yapıldı ama bölge başkanlığı seçimi yapılmadı.

*
Şimdi Barzani’nin lideri olduğu Kürt Demokrat Partisi (KDP), Barzani’nin 2005’te halkın doğrudan oylarıyla değil, Kürdistan yerel meclisi tarafından seçildiği için ikinci kez başkanlığa seçilebileceğini,
Başta C.Talabani’nin lideri olduğu Kürt Yurtseverler Partisi (KYP) olmak üzere diğer siyasi partiler ise başkanlık yasasına göre Mesut Barzani’nin sadece iki kez bölgesel başkan olarak seçilebileceğini, aksi halde hukuk ihlali yapılmış olacağı iddiasındadır.

*
Nitekim KYB, Goran Hareketi,Kürdistan İslam Birlik Partisi (Yekgirtu) ve İslami Toplum Partisi (Komela) çekimser başkanlık seçiminin Kürdistan Parlamentosunda Kürt vekillerin oylamasıyla yapılması için bir yasa teklifi sunmuştur.
KDP ise mevcut yasada olduğu gibi bölgesel başkanın halk tarafından seçilmesinden ısrarcı tutum sergiliyor,Türkmenler bu konuda çekimser kalıyor.
O yüzden IKBY Parlamentosu’nda "Başkanlık yasası" adıyla yapılan oturum bir karar alınmadan sona ermiştir.

*
Ancak başta KYB olmak üzere Kürt partilerinde M.Barzani’nin iktidar üzerindeki tekelini kırma mücadelesi giderek hız kazanıyor.
Barzani ve ailesinin bölgede ve bölge dışında hukuk dışı ve kendi başına buyruk tutum ve politikalarının,
Bir tarafta, KYB’nin bütün alanlarda tekelci bir duruma gelmesiyle IKBY’i itibarsızlaştırdığı,
Öte tarafta, Barzani ailesinin KDP hükümeti sırtından petrol gelirleri ve harcamalarda şeffaf davranmadığı ve yolsuzluklara gömüldüğü iddia ediliyor.

*
Buna göre, Mesud Barzani liderliğinde KDP, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Osmanlıcılık hevesiyle Osmanlı Mebusan Meclisi’nin ülke sınırlarını Suriye ve Irak’ın kimi bölgelerini de kapsar biçimde belirlediği Misak-ı Milli çerçevesinde,
Farklı kimliklerin ve farklı inançların bir ulus devletle değil, Ortadoğu’da devletler konfederasyonu sistemi içinde bir arada yaşayabilecekleri,
Böylece bölgenin ya da Suriye ve Irak Kürdistan’ının ekonomik kaynakları üzerinde egemen olunacağı senaryosuna işbirlikçi olmuştur.

*
Bu cümleden olarak KDP’nin, Türkiye’den AKP ile ortak yürüttüğü Ortadoğu politikaları ve ABD ile ilişkilerine vurgu yapılıyor.

*
KDP siyasi olarak, mesela AKP’nin Kürtlere karşı yürüttüğü özel savaş politikasının destekçisi olmak ve Kürt Birliğine zarar vermekle suçlanıyor.
Nitekim KDP; Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı olumsuz tutum sergilemek,
Rojava’da IŞİD çetelerinin saldırılarına meşruiyet kazandıran bir politika yürütmek,
Rojava’da içte karışıklıklar yaratmak isteyen güçlere destek vermek,
IŞİD’in Rojava’ya saldırmasından önce sınırı boydan boya hendeklerle kapatmak ve halâ ambargo uygulaması nedeniyle tartışılıyor.

*
Hakeza KDP’nin Şengal’de meydanı IŞİD’e bırakmasından sonra PKK’nın birçok alana müdahale etmesinden de rahatsız olmuştur.
IŞİD’e karşı PKK ile ortak davranmak istemeyen, bu konudaki teklifleri reddeden bir tutum içinde olması eleştiriliyor.

*
Ya da mesela, tek karar merkezi olarak Mesud Barzani’nin Musul’un merkezi hükümetin kontrolünden çıkarılması için BAAS’çılarla doğrudan işbirliği yapması,
Musul’un düşmesinden sonra İŞİD tehditini ileri sürerek en önemli petrol havzasında yer alan Kerkük’ü kontrolüne alması, bu sırada IŞİD’le de dolaylı olarak işbirliği yapması da sorgulanıyor.

*
Sonuçta Sünnilerin yaşadığı bölgede İŞİD’in Sünni halk üzerinde kurduğu baskının karmaşık etnik ve dini gruplar arasında ayrışmalara hız vermiş olması,
Merkezi Hükümet’in hem siyasi karmaşa ve istikrarsızlığın önüne geçmek, hem İŞİD’in ele geçirdiği fakat henüz etkinliğini tam olarak kuramadığı bölgelerde örgütü pasifize etmenin yöntemlerinde zayıf kalması,
Barzani’nin o kaosta Kerkük’ün Kürdistan Bölgesi’ne katılmış olduğunu, bu suretle Anayasa’nın 140. maddesinin kendiliğinden uygulandığını ve bunun müzakere konusu bile olmayacağını açıklaması gibi Kürt Devletini bağımsızlığına götürecek adımları atması dahi,
Bu başarılara hiç bir siyasi unsuru ortak etmeyişi noktasında, tıpkı Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan örneğinde olduğu üzere onun diktatörlük hevesine bağlanıyor ve rahatsızlık yaratıyor.

*
Ayrıca, başta Barzani ve ailesi olmak üzere KDP yöneticilerinin zengin olmak için AKP hükümetinin ekonomik olarak rahatlamasında belirleyici rolü üstlenmesi de bir diğer sıkıntılı konuyu oluşturuyor.
Şimdi IKBY’ nin gelirinin dörtte üçünün Türkiye’ye akması, petrol gelirlerinden esas yararlananın Türkiye olması, buna karşın Kürdistan halkının bu kaynaklardan en az yararlanır olması sorgulanıyor.

*
IKYB’de, Mesud Barzani’nin yeniden başkanlığı tartışılırken, sistemin de Türkiye’deki gibi bir restorasyona tabi tutulmakta olduğu,
Böyleyse Türkiye’nin güneyinde tamamen yalnızlaşacağı izlenimi alınıyor…

*
Yaşasın 3 Silahşörler;D’Artagnan Erdoğan, Athos Kılıçdaroğlu, Porthos Bahçeli ve Athos Demirtaş!

29.6.2015
cleardot.gif

publicize twitter]

cleardot.gif

cleardot.gif

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

Halka Rağmen Karar Almak … Prof. Dr. Ata ATUN


KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Güney Kıbrıs’ta EOKA B’cileri bünyesinde barındıran ve onları bağrına basmış olan DISY partisinin eski başkanı, şimdiki Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis arasında başlayan görüşmeler, her iki taraftan farklı farklı mesajlar gelmesine rağmen hızla devam ediyor.

​Bir taraftan Cumhurbaşkanları “Toplum liderleri” adı altında görüşmeler yaparlarken, diğer taraftan da Cumhurbaşkanlarının görüşmeciler olarak tayin ettikleri Nami ve Mavroyannis sık sık görüşüyorlar. Amaçları biran evvel Kıbrıs sorununa çözüm bulmak.

Bu süreç hızlı bir şekilde yaşanırken, işin garip tarafı, Kıbrıslı Türklerin “Kırmızı Çizgi” olarak tanımladıkları ve yıllardır hiçbir zaman tartışılmaya bile açılamayacağını beyan ettikleri “Garantörlük” konusunun KKTC Cumhurbaşkanının Basın Sözcüsünün “tabu değildir” açıklaması ile masaya konulacağı ima edilirken, Rumların tabu olarak ilan ettikleri hiçbir konu tabu olmaktan çıkarılıp, tartışılmaya açılacağı dile getirilmedi.

Rumlar için “İki Kurucu Devlet” kavramı, “Siyaseten eşit iki kurucu devletten oluşacak sınırları belirlenmiş iki bölgeli federasyon” tanımı , “Kıbrıs Türk Devleti” terimi, “Kıbrıs Türk halkı” tanımı veya da “Kıbrıs adasında yaşayan iki halk” cümlesi tabu.

“Federal Cumhuriyetin Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı” ve de “Federal Meclisin Kıbrıslı Türk Başkanı” tanımları ile “Federal Kıbrıs Futbol Federasyonu” ve benzeri diğer kurumların “Türk Başkanı olabileceği ” kavramları ise –VIP- tabu. Bu makamlara asla Kıbrıslı Türkler seçilemez ve getirilemez.

“Türk Askerinin adadaki varlığı devam edecek” kavramı Rumların duymak istemedikleri ve ağıza alınmaması gereken tabu. Ve diğerleri…

Bunların maalesef hiçbirine ve üstelik 1964 yılından beridir adada konuşlanmış Yunanistan Silahlı Kuvvetleri’nin ve Rum Milli Muhafız Ordusunda görevli Yunanlı Subaylar ile sayıları neredeyse 20 bine ulaşmış Yunanlı paralı askerlerin geri gitmesi, önümüzdeki aylarda New York’ta gerçekleştirileceği dile getirilen olası bir beşli toplantı da görüşülmeyecekken, daha şimdiden Türkiye’nin garantörlüğünün ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin adadaki varlığı masaya konmuş bile.

“Garantörlük” konusunun New York’ta görüşüleceği konusunda Türkiye’nin onayının alınıp alınmadığını kesin olarak bilmiyorum ama Kıbrıs Türk halkının bu konudaki onayının alınmadığını çok iyi biliyorum.

Hiçbir kimse, Kıbrıs Türk halkının onayını almadan “Ben böyle düşünüyorum ve böyle istiyorum” mantığı ile “Garantörlük” konusunu kendi keyfince tartışıp görüşemez.

Halkın onayının olmadığı bir kararın asla uygulamaya konulamayacağı”nın politikanın ve demokrasinin değişmez kuralı olduğunu, eminim yöneticilerimiz, acı tecrübeler ve yaşadığımız soykırımdan sonra “Kıbrıs Türk halkının kırmızı çizgileri” olarak kabul edildiklerini bilmektedirler.

Bu konuda aklıma hep, geçmiş yıllarda toplanan bir eğitim şurasında, Kıbrıs Türk halkına sormadan ve danışmadan kendi kendilerine kapalı kapılar ardında gelin güvey olup “KKTC’deki Türkçe yer isimlerinin iptal edilip, yerlerine eski Rumca isimlerin kullanılması” kararını alan komite üyelerinden bir tanesinin, Türk köylerinden birinin meydanına “St Nikolas Meydanı” tabelasını dikince, köy halkı tarafından anında kafasına tabelayı geçirmeleri geliyor.

Özetle, halkın onaylamadığı hiçbir konu, kararı kim alırsa alsın geçerli olmuyor….

Ata ATUN

e-mail: ata.atun veya ata.atun

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

29 Haziran 2015

ERMENİLER “VOÇ TALANİN” DİYOR // Ahmet Kılıçaslan Aytar


ERMENİLER "VOÇ TALANİN" DİYOR

Ermenistan elektriğinin yüzde 40’ını nükleer santralinden, yüzde 30’unu hidroelektrik santrallerinden, bakiyeyi termik santrallerinden sağlıyor ve bu alanda kendine yetiyor.
Ancak elektrik fiyat uygulamasında sosyo-ekonomik durumun göz ardı edilmesi bir süreden beri halk nezdinde yaygın protestolara neden oluyor.

*
Rus Inter RAO UES enerji şirketi, enflasyon ve milli para Dram’ın değer kaybetmesi üzerine alt kuruluşu Ermenistan Elektrik şirketinden elektrik fiyatlarında yeni bir değerlendirme istiyor.
Ardından Kamu Hizmetleri Düzenleme Komisyonu yüzde 16 zam yapıyor ve bu zamla birlikte son üç yılda elektriğe yapılan zam oranı yüzde 60’a ulaşıyor.
Aynı zamanda Ermenistan Elektrik Şirketi üst düzey yöneticilerinin lüks yaşamları da bir bir ortaya dökülüyor.

*
Zam’a karşı 27 Mayıs’ta düzenlenen protestolar, talepler yerine getirilmediği için 19 Haziran’da Opera Meydanı’nda "Voç Talanin- Talana Hayır" sloganlarıyla yineleniyor.
Polisin eylemcilere orantısız güçle saldırması ve gazeteciler dahil yüzlerce kişiyi gözaltına alması üzerine, alandaki kalabalık günden güne artıyor.
Ermenistan’ın farklı şehirlerinde, Tiflis’te, Washington’da, Almanya ve Fransa’da da eylemler yapılıyor.
Bugün başkent Erivan’da "elektrik protestoları " birinci haftasını doldurmuş bulunuyor.

*
Şimdi protestocular fiyatların indirilmesi görüşmelerin başlatılması, elektriğe yapılan zammın geri alınması, gösterici ve gazetecilere karşı güç kullanan polis yetkililerinin cezalandırılması taleplerinin yerine getirilmesini, aksi takdirde Bagramyan Caddesi’nden ayrılmayacaklarını söylüyor.
Rağmen, ne göstericilerden ne de hükümet kanadından henüz bir geri adım sinyali gelmiyor.

*
Gösterilere ilişkin iki söylenti dolaşıyor.
İlkinde, Rusya’da yaşayan Ermeni milyarder Samvel Karapetyan’ın, İnter RAO UES şirketine bağlı Ermenistan Elektrik Şirketi’ni gizli bir anlaşma ile satın almasıyla ilgilidir.
Buna göre Ermenistan halkının talep ettiği gibi elektrik kamulaştırılmıyor, fakat eski tarifeden satılmaya devam edilirken halkın bu özelleştirmeye göz yumması bekleniyor.

*
İkinci söylentiyi hükümet yanlısı Rus analistler dile getiriyor.
Buna göre Ermenistan’daki olaylar yeni bir "renkli devrimin" habercisidir.
Olayların büyümesini sağlayan yabancı fonların faaliyetleri buna açık kanıt olarak ileri sürülüyor.

*
Nitekim Rusya, yakın çevresini kendi çıkar alanı olarak, ABD ise Kafkasya’yı sorumluluk alanı olarak gören bir politika izliyor.
Almanya’da Batı’daki statüsünü güçlendirme yönünde bir gidişat sergiliyor ve Güney Kafkasya’yı da çıkar alanlarından biri olarak görüyor.

*
Başta ABD ve Almanya olmak üzere Batılılar ayrı ayrı bölgelerdeki çıkarlarını korumak için siyasi etki araçlarından yararlanıyor.
Bu araçlar dış yardım, demokrasi ve insan hakları talepleri şeklinde kendini gösteriyor.
Çıkarı olan güçlerin dış yardımlarının da, demokratikleşme taleplerinin de sonuçta kendi hırslarına hizmet etmekten başka bir işe yaramadığı görülüyor…

*
Almanya için bu görevi siyasi vakıflar yapıyor.
Hepsi siyasi partilere doğrudan bağlı olan, işte Konrad Adenauer Vakfı Hıristiyan-Demokrat Birliği’ne: Friedrich Ebert Vakfı Sosyal-Demokrat Parti’ye: Henrich Böll Vakfı Yeşiller Partisi’ne: Friedrich Naumann Vakfı Özgür Demokrat Parti’ ye: Hans Zaidel Vakfı Hıristiyan-Sosyalist Birliği’ne: Rosa Luksemburg Vakfı Sol Parti’ye yakınlığı ile tanınıyor.
ABD ise bu görev çok sayıdaki siyasi vakıfların yanında şirketlerinin lobiciliği vasıtasıyla yapılıyor.

*
Mesela, bir düşünce kuruluşu olarak tanınan, kurulduğu dönemde ABD Dışişlerine anti-Sovyetik eksende strateji üreten Jamestown Vakfı’nın,
Şimdilerde ki misyonu pek çok eski diplomat, istihbaratçı, politikacı, gazeteci ve bazı sivil gruplar ile ortak çalışmalar yürüterek ABD’nin yeniden dizayn operasyonlarına çözüm getirmektir.
Nitekim ABD’nin Kafkasya’da kendine yeni koridorlar açmak üzere Gürcistan’da iktidarı örtülü olarak, özellikle Jamestown Vakfı’nın çalışmalarıyla "Kadife Devrim"le değiştirmesi unutulmuyor.

*
Azerbaycan ise Batı yanlısı bir politika izliyor ama Rusya’ya da sırtını dönmüyor.
Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle Ermenistan’la savaşan ve halen topraklarının yüzde 20’lik kısmı işgal altında olan Azerbaycan, ülkesinde bir Rus üssü kurulmasına izin vermiyor.
Ne ki Azerbaycan’ın petrole dayalı yürüttüğü dış politikasında ABD’li Amoco, İngiliz BP, Norveç’in Statoil gibi petrol şirketlerinin Washington’da yürüttüğü lobicilik faaliyetleri karşılığında, ABD Azerbaycan politikasında olumlu adımlar atıyor.

*
Azerbaycan ve Türkiye’nin ambargo uygulamakta olduğu Ermenistan’ın ise yayılmacı-milliyetçi politikaları nedeniyle, İran hariç komşularıyla ilişkileri pek iyi değildir.
Ermenistan bir taraftan Güney Kafkasya’da Rusya ile ilişkilerini geliştirmeye heveslidir.
Öte tarafta Rusya’nın Güney Kafkasya politikasının temel dayanağını oluşturmaktadır ama bulunduğu izolasyondan ve Rusya’ya olan zorunlu bağımlılıktan kurtulmaya da çok istemektedir.
Bu hevesle yakın zamanda Ermenistan’ın NATO üyeliği, hatta Batı ile entegrasyonunu arttırması pek mümkün görülmese de bir kısım Ermeni siyasetçinin Ermenistan’ın bugüne kadar izlediği zorunlu Rusya temelli politikanın sakıncalarını dile getirmesine neden oluyor.
Bu heves Ermenistan’ın Rusya bağlılığını kırmaya kapı aralıyor.
Bu noktada başta ABD ve Almanya Kafkasya’da nüfuzunu artırmak, Kafkasya’daki Rus etkinliğini azaltmak, Rusya’nın bölgeden çekilmek zorunda kalacağı yönde politikalarına Ermenistan’da açık bir kapı buluyor.

*
Benzer şekilde Rusya’ya Ukrayna kriziyle birlikte uygulan özellikle ekonomik yaptırımlar Kafkasya’da da etkisini göstermekte,bu fırsattan yararlanan Batılı vakıflar ve sivil toplum kuruluşları bölgede cirit atmaktadır.
Nitekim ekonomik krizin, mesela Kuzey Kafkasya’nın bazı bölgelerini sanayisizleştirmesi bu kuruluşların misyonlarını yerine getirmesinde kolaylık sağlarken,
Etnik Ruslar’ın dalga dalga göç ettiği gözleniyor,bazı cumhuriyetlerde etnik denge kökten değişiyor…

*
Ama Ermenistan’ın Rusya bağlılığını kırmak, Türkiye-Ermenistan arasında imzalanan protokollerle gündeme gelen, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ve işgal altındaki Azerbaycan topraklarını terk etmesi şartına bağlı olan Türkiye-Ermenistan yakınlaşması hedefi, en sonunda Ermenistan’ın 1915 olaylarıyla ilişkin söylemine tosluyor.
Bu noktada Türkiye’den tazminat ve toprak talebi baş ağrıtıyor…
Ve Türkiye’nin çok büyük dikkatine mazhar olması gerekiyor…

27.6.2015
cleardot.gif

publicize twitter]

cleardot.gif

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

SiyasetMeydani Abdullah Gul’u fazla sisirmeyin.. Yoksa Abdullatif Sener olur!


Kıymetli düşünür Arkadaslar,

Bir arkadaşımız ,Yunus Kavik Bey e Müslümanlar kendilerini saran seytani düzenden nasıl kurtulur diye güzel ve öz soru sormus.

Global güc ,60 ton ağırlığında ,süpersonik bir bomba üretmisYerin 100 metre
altına kadar etkili.Rusya, 7 milyar dolara ,üst seviye tanklar üretiyor.
Cin 17 trilyon dolar rezervleri ile dünya çapında yatırımlara hazırlanıyor.Cin halkı ,tasarruf yaparak ayakta kalmaya calısıyor.

Biz ne yapıyoruz?

Osmanlının yaptığı yanlısı yapıyoruz.Ortodoks Rum gösteris kültürünü yasatmak pesindeyiz.Islam a girmiş ,Budist uygulamasını tarikatçılık
diye yasatmıya çalışıyoruz.

Osmanlı ,Batı karsısında yenilince,Bogazda gösterisli saraylar yaptı.
Borca battı.Iflas etti.

Simdi,tasarruftan uzak,gösterisli yapılarla,üretmeden tüketen ,faize batmıs,
bir TC var.
Ordusunu yok etmeye calısan.Cetecilerle pazarlık halinde bir siyasi
yapı üzerimize cökmüs.

Karadenzdeyim.Plansız,bicimsiz binalar yapılıyor.Kanalizasyon denize akıyor.
Tarım yetersizHavancılık kontrolsuzSanayii yok.
Tasarruf hak getire.

Ülkenin bütün değerleri satışa sunulmuş.Gelecegimiz harcanıyor.
Yüksek minareli camii yapma savası var.
Gençlere ,uygulamadakları ,anlamadıkları ,Kuran-ı Kerimi ezberletme
yarısı devam ediyor.

Kuran-ı Kerimi ezberletmek için bir gayret ,bir gayret.Devamlı para toplanıyor.

Yapılacak sey ,Islamı yasama kursu olmalı.
Önce siyasileri bu Kursu almalı.

Kazancda helal,harcamada helal ,yatırım yapan ,bilime ve teknolojiye değer veren bir eknomik yapı gerekli.
Ne idügü belirsiz Milli Ekonomi değil.

Benim 40 sene önce yazdığım Zamanı ve serveti iyi kullanan Milli Deger
ekonomisi olmalı.
Para mühim değil diyorlar.Lüks sofralarda iftar yapılıyor.
MegoManyaklık almış basını gitmiş.
Para önemlidir Yatırım yapmak için,gelecege hazırlanmak ve hayır yapmak icin gereklidir.

Calıs,ve kazan.
Alta yat kazan değil.
Yok böyle bir serefli yasamak.
Gur-Buz

On Wednesday, June 24, 2015 7:50 PM, “Grbuz Guvendag gurbuz1943@yahoo.com [SiyasetMeydani]” <SiyasetMeydani@yahoogroups.com> wrote:

Kıymetli Yunus Bey,
Bence , Islam nedir,Müslüman nedir,Müslüman ın taptığı Allah nedir sorularının acık net cevabı verilmelidir.

Benim inandığım Yüce Allah (Allahü Ekber) her seye kaadir,iyilikten dürüstlükten ,adaletten ,ahlaktan yana,aklın en üst seviyesinde,herseyi planlıyan,gelecegi sekillendiren ,bilim ve teknolojiyi kuran,insanın ve kainatın sahibi,daha bir cok tanımlayamadığımız üst özelliklere sahip,yüce kudrettir.
bu yüce varlığa uygun olmıyan ,ben o varlığın indirdiği dindenim diyenler,
celiski yaratmakta,tilkiligi ,Yuce allah ın insanlara öğütlediğini
savunmaktadırlar.

Müslüman dünyası önce,ibadet ettiği,zikr ettiği Allah ı tanımalıdır.

Gur-Buz

On Tuesday, June 23, 2015 2:41 PM, “Yuksel YILDIRIM xleopar@yahoo.com [SiyasetMeydani]” <SiyasetMeydani@yahoogroups.com> wrote:

yunus bey

benim en ufak bir maddi yada manevi (iliskiler nufuz vs anlaminda) bir cikarim sozkonusu degildir.. ben her zaman (allah,in izniyle) dogru bildigim seyleri yazarim, eldeki imkanlari en iyi sekilde kullanmaya calisirim.. suanki mevcut imkanlar icindeki en onemli mekanizma (yonetimsel anlamda) demokrasidir.. elbetteki biz de insaniz ve yanildiklarim da olmustur.. ama niyet onemlidir, siz de biliyorsunuz.. benim elestirdiklerim, ayarlarini kaybedip muslumanlara ulkeye kendisine vs zarar vermeye baslayanlardir.. yoksa vucutta her zaman ”mikrop” olur.. umulur ki duzelirler, saga sola meze olmazlar.. yazik olur yoksa, hem kendilerine, hem ulkeye.. goruyoruz iste savrulanlari..

selamlar

%d blogcu bunu beğendi: