Yuce Allahtan yardım beklemek


Kim daha kötü?

Camidekiler mi? Yoksa sokakları yakıp yıkanlar mı? Hangi kesim ülkemiz aleyhine kullanılmaktadır?

Sayın Gürbüz Bey

Batılı yabancı halkların içinde yaşadınız mı ve kaç yıl. Hiç sıradan halk üzerinde gözlemleriniz oldu mu? Türkiye de ki halkı hangi halk ile kıyaslıyorsunuz.

Benim Alman Belçika Hollanda İngiliz Yunan Bulgaristan İtalyan İspanyol Karma Yugoslav kültüründen gelenlerden sıradan halkları ile yakın arkadaşlıklarım ailece görüşmelerimiz oldu yıllarca mecburi birlikteliklerde dostluklar da yaşadım. Akıllı zeki kibar efendi insanlarda gördüm. fanatik yobazlar da , o derece cahil ve ahmak kişilere de rastladım ki emin olun Türkiye’nin en ücra köşesinde dahi bu kadarını asla bulamazsınız.

Aşırı fanatik dindarları arasında sizin yobaz dedikleriniz melek gibi kalır. İtalyanlar ve İspanyollar işleri ters gidip kızdıklarında porko Diyos (domuz Tanrı= domuz İsa) ve ya porko Madonna (Domuz Meryem yani domuz Tanrının anası) diye kendi kendilerine söylenirler. Pek çoğu Yunan ve Bulgarlarda dahil Tanrının artık çoktan ölmüş olabileceğini düşünürler. Almanlar Hollandalılar yer altı madenlerinde çalışırken tanrının kendilerini göremeyeceğini düşünürler. Bir İtalyan işçi ile yemek arasından ki sohbetimizde Allah’ın yüceliğini ve büyüklüğünü anlatmaya çalıştım.

Çok etkilenmiş bir hali vardı. Çalışırken kafası orya takılmış olmalı ki kendisinden geçmiş bir halde yabancı avam Almancası ile Allah sen çok büyüksün belki üç metre belki dört belki dört buçuk belki de daha büyük diye tam anlamı ile bir meczup halinde nara attı. Orada olan Emirdağlı Ahmet diye iri yarı bir arkadaş vardı. Oda Türk köylüsüydü. Türkçe olarak bize dönüp, lan bilmem ne ettiğimin gavuru dört buçuk metreyi zor aştı ya hu diye yüksek sesle söylendi. Fransa da Ankara’dan tanıdığım ve ailece görüştüğümüz bir alman diplomatın eşini ve çocuklarını da arabamıza alıp Fransız eşinin anne babasını ziyaret etmek ve hem de Ankara da iken çok övdüğü Fransız Bologne’sini görmek için (aynı isimde İtalya’da da bir şehir var) gezmek görmek ve ziyaret için birlikte gittik. Ev çok küçük boy bir oda ve o odadan yukarı çıkan dik ve dar bir merdiven ile ikinci ve üçüncü kata çıkılıyor. Bu yüzden 3X3,5 odanın bir kısmını merdiven kaplıyor ve yukarıdaki iki odada da aynı durumda üçüncü katta birde tuvalet var. Evin yaşlı babası ve oldukça kilolu anne annesi oraya nasıl çıkarlar, çıkana kadar çişlerini tutabilirler mi, yoksa oturdukları hem oturma odası hem de mutfak olarak kullandıkları en altta lazımlık mı kullanırlar soramadım. Evde birde 35 yaşını aşmış bekâr bir oğulları var. Belki de ikinci katta o oturuyor. Ben eşim ve üç küçük kızım iki de Diplomat eşi arkadaşımız hanımının kızları o alt odada oturamadığımız (sığamadığımız) Evin dedesi ile ikimiz beş çocuğu alıp bir km den az bir mesafedeki parka gittik. İhtiyar çok endişeli ve oradaki genç bir kaç kişilik arkadaş gruplarına korku ile bakıyordu. Sonradan anladığıma göre ihtiyarları itip kakıyor ve yanlarındaki çocuklara dahi sarkıntılık falan yapıyorlarmış. Anladım ki evde oturacak yer olsa .ya da yanında bende olmasam kesinlikle parka çocuklar ile birlikte gelmezmiş. İhtiyarın evinin benzerinde, Belçika da yalnız zemin üst kat ve bodrum olarak ve tuvaleti zemin oda+Mutfak da ama kesinlikle uzun boylu damat o dar yere sığıp oturamaz bir evde Doktor olan kız torunum ile polis olan eşi oturuyor. Şimdiler de daha iyi bir eve taşımaya hazırlanıyorlar. Londra da Baldızımın oğlu oturuyordu.

Onunda evine de gittik küçük bir sosyal konutlar şeklinde yapılmış bir dairede oturuyordu. Onunda çocukları bizimle birlikte Belçika dan getirdiğimiz Ablam ile enişten ve en küçük oğulları otel hesap etmeden evde kalırız diye gelmiştik.Gece yarısı olunca da otel aramak hem maddi hem de müşkül bir hal olduğundan hep birlikte yerlerde sığmaya çalışarak kimimiz küçülüp kimimiz genleşerek bir kaç saat ancak uyuya bildik. Evler küçüktü ama düzgün görünüyordu. Fakat mahallede kavga gürültü eksik olmuyor çocuklar okula gitmeye dahi korkarak gitmek zorunda kalıyorlardı. Kenar mahallerde zenciler yabancılar ve avam İngilizler karışık yaşıyordu.medeniyet ve kültürden söz edilemezdi. Meğer bizim gittiğimiz ev merkeze yakın iyi bir semt imiş. Belçika’daki yeğenlerimden birinin kız arkadaşı TV de bir kişi (Komedyen olmalı) Bir bez mendili bir kulağının deliğinden sokup öbüründen çıkan ucunu tutup mendili iki tarafa doru çekip geri çekerek iki eli ile uçlarından tuttuğu mendille bir gösteri yapmış. Yeğenime dayın çok akıllı biri ile de bunu yapmayı bana da öğretsin diye tutturdu. Bunun ilizyon gibi bir şey olduğunu zor anlattık.

Daha başkada pek çok anılarım var. Ama bunlar sadece 1980 de ailece yaptığımız bir aylık tatildeki hatıralarımdan küçük bir kısmı. Sadece İtalyan’ın hikâyesi daha eski. Bir eski hikaye daha anlatayım. Çalıştığımız kimya fabrikasında saat 9 da 15-20 dakikalık kahvaltı molası vardır. Aralarında yaşarken akşam TV de oynayan Ali ve devesi filmini seyretmiş iki metre boyundaki alman arkadaş bana Ahmet sizin Türkiye’de de konuşan develer var mı diye sordu. Filim devenin ali denen çocukla konuşup kötü adamlardan duydukları Ali’ye anlatması ama aliye polisin inanmaması şeklindeki bir çocuk filmi. Ben ne diyeceğimi düşünürken kısaya yakın orta boylu emil öfkeli bir yüzle atıldı. Sanki Almanya da yok mu da soruyorsun?deyince adını unuttuğum iri yarı arkadaş aaa ben hiç görmedim nerede var diye safça sordu, Emil bulunduğumuz şehri kast ederek Wanne- Eickel de bile var dedi, İyice şaşkınlığı artan diğeri yok artık olsa bende duyardım deyince, Emil bizin çalıştığımız bu fabrikada da var dedi. Diğer arkadaş zor inanır bir şekilde göster madem dedi. Emil sen nesin be deve deyince alaya alındığını anlayan emil- bir tane vursa hapı yutacağı kadar güçlü saf arkadaş utançtan kıpkırmızı oldu ve sesini çıkarmadı. Buda saf arkadaşın ahlakının güzelliğinin ve Emilin ise Milli öfke ile Türklerin karşısında Almanları küçük düşürdüğü zannının ve şeytani zekâsının intikam ahlaksızlığını müşahede etmiştik.

Ben kendi halkımız ile böbürlenecek biri değilim. Eğriye eğri, doğruya doğru. Türkiye de senin sürekli kınadıkların bu ülkenin de batı dünyasının da kendi seviyelerindeki halkların içinde en iyi ahlak fazilet ve yardımseverlik örnekleridir. Kusur herkeste bulunur çünkü bu ilahi öğretinin mutlaka görsel olarak öğretilmesi gereken bir hususiyetidir.

Bu arada sayende sürekli başkalarını üstelik bu ülke avam-ının en hayırlı, her yakılıp yıkılan ile içi sızlayan vatan millet evlatlarını aşağılamak küçük görmek ile ve ülkeyi yakıp yıkan çakallık eden diğer avam kesiminin çakalları ve zadegânın onları kışkırtmakta para ve benlik kibir gibi dolduruşları yüzünden en zararlı muzır ve ahlaksızlarını hiç görmeyişiniz gerçekten hayret vericidir. Sizin bizzat aleni kötülük yapmamak ile beraber iyilere saldırmak ile kötülere destek vermenin ahlaki seviyedeki kötülüğü de, Rabbimiz Allah sizin gibiler üzerinden hepimize öğretmektedir.

Takdir Allahın’dır ve hepimiz kaderimizi yaşarız.Hakkı ve sabrı tavsiye edip elimizden geleni kadar iyilik yapmaya halkımıza ve vatanımıza ailelerimizden başlayarak iyi insanlar yetiştirmeye çalışırız. Yahudi zenginlerimizin ve arkalarında ki dış güçlerin esiri düşmüş çıkarı için gönüllü mankurt olmuş ülkeye tinerci keş çakal yakıp yıkmacı, ahlaksız ve aşağılık adamlar ve yaygın fahişeler yetiştirip ülkeye ve millete zarar verenlere karşı, Bizlerde Roman mahallesinden dahi İmam hatipli Örnek belediye başkanları başbakanlar Cumhur başkanları yetiştirmekteyiz. Bu dedikoducu olmadan kendi içinde hak ile batılı ayırabilmeyi Allah’ın nasip ettikleri o beğenmediğiniz kusurlu insanları Yahudi medyanın Cumhuriyet okulları adı altında rüşvetçi paragöz çıkarından başka bir şey düşünmeyen asalak bürokrat, sanatçı, yargı mensupları, üniversitenin dinsiz imansız hocalarını, yetiştiren düzenin, Türkiye’yi bu hale getirmesindeki ve dindar halkın çocuklarını er olmak dışında subay ve bürokrat yapmayı dahi engelleyip vatana hizmet aşkını imha eden en büyük nedenin o kınadıklarının ve çocuklarının uzun yıllardır CHP bürokrasisi içinde ezilip büzülerek yaşamak ve işinden kovulmamak için ahlaksızlardanmış gibi görünmek için rüşvetlerden kendisine verilen sus payı hisse almak zorunda kalanların içine düştükleri zavallılıkları görmüyor bu ülkede insan ve sanayi gelişiminin önünü kesen Yahudi sermaye hâkimiyetini koruyup halkın önünü kesen CHP bürokrasisi yerine elleri kolları bağlı olan bir sürü mucit kaşif adaylarının ancak pazarcı boyacı gibi vasıfsız işsiz okumuşlar kalmasına sebep olanlar yerine masum halkımızı suçlamak ile aşırı zalim davranıyorsunuz. Adil de değilsiniz, gerçek İslam ahlakı ile ahlaklı da değilsiniz. Rahman’ın yerine Şeytanın gösterdiklerine bakmayı alışkanlık edinmiş gerçekten kopup görüntülere esir düşmüşsünüz. İslam Alemi içinden adam çıkmadığı için değil asla çıkmasına izin vermeyen müstevlilere hizmet eden CHP tipi yapılanmaların esiri olduğu için geri kalmıştır.

Selamlar

A.D.Şimşek

Yazılarımın sorumluluğu kendime aittir.

21 Nisan 2015 00:46 tarihinde Grbuz Guvendag <gurbuz1943> yazdı:

BBC de ,Etopya da ,cöl topraklarını yesertmek icin calısan ,Hristiyan insanlardan bahsediyor.

Islam tarihinde ,müsriklerin Müslümanlara iskence etmesi üzerine ,Etopya kralının
Müslümanlara yardım ettiği yazılır.Bu insanlar Müslümanlara karsı sevgiyle
yaklaşmıştır.

Etopya da ki Hristiyan kabileler büyük gayretle onlarca hektar araziyi ,yeşillendirmek icin büyük gayret gösteriyorlar.

Bu calısmayı yapanların lideri ,Incilde gecen bir ifadeden bahseder.”Kendisine
yardım edemiyene Allah da yardım etmez.”

Bu aslında Müslüman dünyasının içinde bulunduğu durumu aksettirir.

Yuce Allah tan yardım beklemiyen,Seyh ten,Sıhtan ,Molladan ,Imam dan ,Cemaat liderinden,dinci siyasetciden ,kısacası baskalarından yardım bekliyenler,kendilerine verilen imkanları kullanamıyanlar,aralarında dayanısma ve organizasyon kuramıyanlar
Allahtan yardım bekleyemezler.
Yuce Allah ,insanlara ,dünyada sonsuz nimetler vermiştir.Kum(silisyum ) dan mobil telefon ve bilgisayar yapılabilmektedir.

Bazı Müslüman toplumlar,Allah ın verdiği nimetlere sırt çevirip,zikir ve dua ile ahrete
gitme pesindeler.Dünya icin rant,öbür dünya icin zikr.Yuce Allah her duayı kabul edecekmi?

Karadeniz ziyaretlerimde ,bu kadar güzel bir tabiattan niye yararlanamadığını sorduğumda,arazi eğimli ,su tutmuyor diyorlar.
Teras sistemine geçemiyorlar.Suyu ,asgıdan yukarı basamıyorlar.Plansız tarım cabasındalar.
Yuce Allah akıl vermiş,yetenek vermiş,tabiatı vermiş.Kulu beceriksiz.

Rusya ya bakıyorsun.Antartikadan,doğal gaz ve Petrol çıkarma pesinde .
Donanmasını 2/3 ü o bölgedeymiş.
Icimizde bir arkadaşımız,TC ordusunu yıkmak icin gayret içinde.Ordu icinde yanlışlar
olabilir.Bu dile getirlebilir.Tüm gelismis ülkelerde bu yapılıyor.
Kovboy ülkede, Gelistirilen bir uçağın,Rus uçaklarından geri olduğu,Rusların ,uçak ve tank alanında cok ilerde olduğu gündeme getiriliyor.
Normal tartışma.

Bu ülke II.dünya savasında 22 Milyon evledını kaybetti.Vatanını vermedi.Bizde 3-5
zerdüse vatanı teslim etmek istiyenler var.Analar aglamıyacakmıs,lafa bak.
Rezidanslar ,AVM ler ,lüks yazlıklarda yasıyacaklarmıs.ne Müslümanlar var.Dünya da
cennet kuruyorlar sanki.

TC ordusu,ırak,Afgan ,Libya orduları gibi ,toplumda görev yapamaz hale gelirse,TC
büyük buhrana girer.
Pontus,Zerdüst,Ermeni Tasnak orijine sahipler,TC ordusunun,Türklügün yıkılması pesinde.

Türkce konuşan sayısı 150 Milyondan fazla ve dünya da 5.sırada,Türklük yok edilmek isteniyor.Bu kadar kolaymı?
Amac ,Pontus orijinli ,rantçı müteaahitlere ülkeyi teslim etmek.Davudi kökenli ,Müslüman görünümlü para babalarına ülke yönetimini vermek.
TC topraklarında ,Wilson projesi devletcikler kurdurmak.
Isid kafalı ihanet ceteleri calısma halinde.
Gur-Buz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: