İSRAİL’DEN TÜRKİYE’YE // Ahmet Kılıçaslan Aytar


İSRAİL’DEN TÜRKİYE’YE

İsrail Başbakanı B.Netenyahu ABD’deki Cumhuriyetçi Parti ile kurduğu
siyasal müttefiklikle Başkan Obama yönetimine karşı bir koalisyon
sergiliyor.
İsrail sağı ve ABD sağı arasındaki siyasal yakınlaşmada ortak hedef
Obama’nın Ortadoğu politikaları olarak öne çıkıyor.

*
Üstelik Başkan B.Obama’nın görev süresinin 2017’de sona erecek olması,
Ortadoğu’da terörle mücadele stratejisini ve barış için atılacak adımların
hangi seyirde götürüleceği konusunda endişe yaratıyor gibi görünse de;
"Siyonizmin gücü Kapital küresel kapitalizmi, ABD’nin İsrail’in güvenliğine
yönelik taahhüdü Ortadoğu’yu belirliyor" esası doğrultusunda herşey bir
şekilde aslına yürüyor…
İsrail’de erken seçim kampanyası sürecinde Başbakan Netenyahu’nun, işte ne
ABD-İsrail ilişkileri, ne iki devletli çözüm, ne İsrail’in demokratik
devlet yapısıyla ilgili mangalda kül bırakmayan söylemleri giderek geride
kalıyor.

*
ABD Savunma Bakanlığı 1987 tarihli "İsrail ve NATO Ülkelerine İlişkin
Kritik Teknolojik Değerlendirme" başlığını taşıyan bir raporu açıklarken;
İlk defa İsrail ile ABD arasındaki gizli askeri işbirliğini detaylı bir
şekilde ortaya koyuyor.
Rapor, daha o tarihte İsrail’in nükleer teknolojisinin ABD’nin Los Alamos,
Lawrence Livermore ve Oak Ridge laboratuvarlarıyla eşit düzeyde olduğu
belirtiyor.
Açıklamanın ABD ve Rusya ilişkilerinde soğukluk yaşandığı, İran ile nükleer
görüşmelerde ilerleme sağlandığı haberlerinin geldiği, Ortadoğu’da aşırılık
ideolojisi ve mezhepsel-etnik ayrılıkların yok edilmeye çalışıldığı ve
İsrail’in güvenliğinin beklemeye kaldığı bir dönemde yapılması;
Bir taraftan İsrail’in gücünü göstermesi, öte yanda bugüne kadar ilgili
anlaşmalar çerçevesinde nükleer gücünü deklere etmeyen İsrail’i
Uluslararası Atom Enerjisi ve BM Uluslararası Hukuk çerçevesinde zor
duruma sokuyor.

*
Bir diğer hukukî sorun,Filistin Yönetiminin kesintiye uğrayan
İsrail-Filistin barış görüşmelerinin hemen ardından birçok uluslararası
adalet kurumuna üyelik başvurusu yapması ve geçtiğimiz günlerde Filistin’in
Uluslararası Ceza Mahkemesinin üyesi olması halidir.
Filistin 25 Temmuz 2014’te İsrail ordusunun Gazze şeridinde işlediği savaş
suçu ile ilgili Uluslararası Ceza Mahkemesine şikayet başvurusu yapmıştı.
İsrail sömürgecilikle suçlanmış, otomatik olarak bir dizi muhafazakar
önlemin alınması ve yabancı şirketlerin işgal bölgesinde yer alan İsrail
şirketleri ile ticaretinin önlenmesi talep edilmişti.
İsrail ise misilleme yaparak milyonlarca dolar tutan Filistin Yönetimi
adına topladığı vergilerin Filistin maliyesine aktarımını dondurmuştu…
Şimdi Yedioth Aharonot Gazetesi’ne göre İsrailli ve Filistinli yetkililer
gizlice toplanmış,
Toplantıda alınan gizli bir karara göre, İsrail’in söz konusu bu fonları
serbest bırakması karşılığı, Filistin tarafı da Lahey’deki mahkemede İsrail
aleyhine dava açmaktan vazgeçmiştir.

*
Bütün bu gelişmeler alttan alta İsrail ile Filistinliler arasında
sağlanacak iki devletli barış anlaşmasının desteklendiği anlamında
algılanıyor ve barış için umutları yükseltiyor.

*
Nitekim İsrail’in güvenliği ile ilgili başka adımlarda atılmaktadır.
İşte İran’ın nükleer silah ele geçirmesinin önlenmesine ilişkin Lozan’da
süren müzakerelerde İran’ı ebediyen nükleer silahtan men edecek nihai
anlaşmanın 30 Haziran’a kadar imzalanması bekleniyor.
İsrail İran’la yapılacak olan anlaşmaya mesafeli davranırken, Başbakan
Netanyahu tarafından hükümet üyeleri adına yapılan açıklamada, "kabinenin
bu anlaşmayı oy birliği ile reddettiği" belirtiliyor.
Ama Netenyahu bir yandan da ülkesinin varolma hakkının nihai anlaşmaya
yazılmasını, İran’ın da ülkesinin varolma hakkını tanımasını istiyor…

*
26. Arap Birliği Zirvesi’nde, barışa yönelik bölgesel bir güvenlik tehdidi
durumunda devreye girmek üzere birleşik bir Arap gücü kurulmasında
mutabakat sağlanmıştır.
Bu suretle Ortadoğu’da Sünni-Şii eksende "Ordulaşma" sağlanırken, hem
İsrail’in müttefiki Arap’ların ‘Milli Güvenliği’ hem de İsrail’in Şii
Ordusuna karşı güvenliğinin teminata alınması öngörülüyor.

*
ABD ön cephedeki ortaklarını destekleyerek Suriye ve Irak’ın yeniden
resmedilmesi, İslamcı teröristlerle mücadele edilerek bölgede kök salmış
aşırılık ideolojisi ve mezhepsel-etnik ayrılıkları yok etmeye çalışıyor.
Bir taraftan da Suriye hükümeti temsilcileriyle muhalifleri;
Suriye’nin egemenliği korunması:Uluslararası terörizmle mücadele
edilmesi:Cenevre Mutabakatı temelinde siyasal çözüm sağlanması:Suriye’nin
geleceği demokratik yollarla halk tarafından belirlenmesi:Ülkeye dış
müdahaleye izin verilmemesi:Devlet kurumlarının işlevlerinin
korunması:Hukukun üstünlüğü, vatandaşların eşitliği ve toplumsal barışın
sağlanması:Suriye’de yabancı askeri güç bulundurulmaması esasları
çerçevesinde Moskova’da ikinci kez bir araya getirecek ‘Suriye Krizi
İstişare Toplantıları’ da bugün başlıyor.

*
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ise ABD ve İsrail’in desteğinde Müslüman Kardeşler
örgütünün tüm faaliyetlerini yasaklamıştır.
Diğer Arap ülkelerinde de yasaklatmaya çalışırken,HAMAS örgütünü de terör
örgütü olarak ilan etmiş bulunuyor.
Ama bir taraftan da Sina yarımadasında IŞİD’in ve Ensar’uş Şeria gibi terör
örgütlerinin saldırılarına uğruyor.
Öte yanda başta Müslüman Kardeşler örgütüne karşı uyguladığı politikalar
nedeniyle başta Türkiye olmak üzere İslamcı Arap ülkelerinin de tepkisini
çekiyor, Arapların lideri olmak meşruiyetinde sıkıntılar yaşıyor.
Mısır Arap dünyasının lideri olarak meşruiyetini ararken, ekonomik desteği
Fars Körfezi Arap ülkelerinden karşılayabilmesi için Fars Körfezi İşbirliği
Teşkilatı lideri Suudi Arabistan’ın referansını aldığı görülüyor.
Suudi Arabistan’da zor şartlardan geçiyor;Yemen’de Huşiler güçlenmiş, İran
nükleer programı ile ilgili süren müzakelerde ABD ile yakınlaşmıştır.
Bu durumda Suudi Arabistan, ABD ve İsrail’in Ortadoğu’da Terörle Mücadele
Stratejisine güçlü destek vererek o yönde politikalara zorlanıyor.
Suudi Arabistan’ın özgül ağırlığı Ortadoğu’da Terörle Mücadele Stratejisi
yürütülürken onu bölgesel eksenlere eşit mesafede kalmasını engelliyor.
O yüzden, Suudi Arabistan bir süre İŞİD gerekli görevleri ifa edinceye
kadar Türkiye-Katar ekseninde kalacaktır ama bir süre sonra Mısır eksenine
katılmaktan başka çaresi bulunmuyor.
Yeni Kral Selman’ın Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi destekleyeceği, Müslüman
Kardeşler örgütü ve giderek İŞİD benzeri aşırı İslamcı akımları düşman
sayacağı, ülkesini giderek liberal Arap projesine dayandıracağı
anlaşılıyor.

*
Geriye dış politikalarında yalnız kalan Recep Tayyip Erdoğan kalıyor..
Bu Erdoğan’ın Türkiye’nin 7 Haziran seçimlerinde "Başkan" olabilecek sonuca
ulaşamaması sonucu ile hükümetin yeni bir dış politikaya yönelmesi,
İsrail,Mısır ve Suriye ile ilişkilerin normalleşmesi anlamına gelecek
ve Ortadoğu rahatlayacaktır…

7.4.2015cleardot.gif

publicize twitter]

cleardot.gif

cleardot.gif

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: