ŞAH FIRAT OPERASYONUNDA BİT YENİĞİ //Ahmet Kılıçaslan Aytar


ŞAH FIRAT OPERASYONUNDA BİT YENİĞİ

Türkiye’nin Süleyman Şah Türbesi’ndeki askerleri tahliye etmek için düzenlediği operasyonun ardından ABD, ‘istihbarat desteği’ verdiği iddialarını doğruladı.
Bir Amerikan Dışişleri yetkilisi," Pazar günü erken saatlerde Dışişleri Bakanı J.Kerry, Türk Dışişleri Bakanı M.Çavuşoğlu ile konuştu ve Türkiye’nin Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi’nde bir gece önce düzenlediği başarılı operasyonu görüştü. ABD ve Türkiye, istihbarat ve bilgi paylaşımı dahil, Suriye’deki gelişmeler konusunda yakın ve devam eden bir istişare halindedirler" dedi.

*
ABD ve Türkiye’nin Suriye’deki gelişmeler konusunda istihbarat ve bilgi paylaşımını da kapsayan istişare hali neyin göstergesidir?
Ya da bu iştişareler ile Süleyman Şah Türbesi’ne tertiplenen Şah Fırat operasyonu arasında nasıl bir ilişki bulunuyor, ne anlama geliyor?

*
Suriye Cumhurbaşkanı Esad, "ABD/Batı ve İsrail; Arap dünyasında egemenlik kurmak için Araplık ve İslam uyumluluğundan oluşan bir ideoloji üzerine oturan Suriye’ye ideoloji değiştirterek lağvetme savaşı açmıştır.
İlk aşamada Suriye devletini birkaç hafta ya da birkaç ay içinde düşürmeyi planladılar.
İkinci aşamada terörü desteklediler.
Erdoğan ve Davutoğlu bölgede Osmanlı hülyalarıyla terörün gerçek babasını temsil ediyor.
Türkiye’de "Suriye muhalefeti" adı altında kurulan bütün örgütler Erdoğan ve hükümetin kanatları altında eğitiliyor, barındırılıyor, silahlandırılıyor ve Türk askeri teşkilatının bir bölümü haline geliyor.
Daha sonra da IŞİD ve Nusra gibi terör örgütlerinin teşkilatlarının bir bölümüne dönüşüyor" iddiasındadır.

*
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise ABD desteği ve İslamcı vizyonuyla Sünni ile Şii dünyası arasındaki karşılıklı bağımlılığı zayıflatmayı öngören bir strateji izliyor.
Sonuçta "bölgeyi kazanan petrolü ve Misak’ı Milli topraklarını da kazanır" düşüncesini sürükleyerek Suriye Kuzey’ini ve Irak Kürdistan Bölgesi’ni petrolüyle birlikte bir şekilde Misak’ı Milli topraklarına katmayı öngörüyor.
Teminen ABD koalisyonunun İslamcı terör örgütleriyle yaptığı mücadelenin başarılı olması için Suriye muhalifleriyle bağlantının Halep merkezinde dar bir koridora sıkışmış olması gerçeğinden hareketle, "Uçuşa Yasak Bölge; Güvenli Bölge: Eğit-Donat" üçlemesiyle, "Suriye’de 36.paralelin üstünün güvenli ilan edilmesi gerekir" stratejisinde ısrarcıdır.

*
Ama Rusya Dışişleri Bakanı S.Lavrov, "Suriye krizi ile ilgili olarak Batılı ortaklarımıza terör sorununu ilk sıraya koyup savaş gücü olan hükümet ve yurtsever muhalefet birliği oluşturulmasını söylüyoruz.
Birlik, leziz bir parçaya gelir gibi tüm dünyadan Suriye’ye gelen ve zararlı planlarını gerçekleştirmek isteyen teröristlere karşı olacaktır.
Tüm Suriyeli yurtsever güçlerin neyin önemli olduğunu anlamaları için şartlar gelişiyor;
Suriye’yi bir İslam devletine dönüştürmek isteyenlerin yanında mı savaşacaklar yoksa her şeye rağmen birleşip ülkelerini, yüzyıllar boyunca vatanlarına şan veren bir şekle mi dönüştürecekler, yani herkesin rahat olacağı çok mezhepli, farklı etnik yapılardan oluşan laik bir devlet.
Bu konu Suriye Barışı’nın esas konularından biridir" ifadesiyle Rusya’nın duruşunu gösteriyor.

*
Bu sırada ABD, İsrail, İngiltere, Türkiye ve Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Iyad Allavi, Kuzey Irak’ta Kürtlerin kendi kaderlerini belirlemek üzere bağımsız ve liberal bir Kürt Devletine ışık yakmaktadır.
Bir yandan da IŞİD’in yarattığı tehlikeler karşısında Kuzey Irak’tan bağımsızlıkçı Kürt hareketinin silahlı birimi Peşmerge güçlerinin, Türkiye’den PKK’nın silahlı kanadı Halk Savunma Güçleri’nin ve Suriye’de Demokratik Birlik Partisi Halkçı Koruma Birlikleri ortaklık temeli atarak, "Kürt Savunma Güçleri" olarak bilinen ortak silahlı kuvvetleri oluşturuyor.
Kürt Savunma Güçleri, başta TSK olmak üzere ABD’nin 2011’de çekildiği Irak’a yeniden dönmesinin sözkonusu olmadığı bir durumda Kürt bölgesi ve enerji kaynaklarını riske atacak hamlelere karşı arkasında bırakacağı bir kuvvet olarak düşünülüyor…

*
Ve usul usul NATO eski Genel Sekreteri A.Fogh Rasmussen’in Suriye’ye çözüm için önerdiği Bosna modelinin hayata geçirilmesinin adımları atılmaya başlanıyor…
Bosna modelinin 1995’te Dayton Anlaşmasıyla Bosna savaşını bitiren ve ülkeyi Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti olarak iki entiteye ve Brçko adında küçük bir özerk bölgeye ayrılmasına yol açan sistem olduğunu hatırlamak gerekiyor.
Anlaşma temelinde yapılan anayasaya göre bir karar ya da yasanın çıkabilmesi için her üç etnik grubun da onayı gerekiyor, ancak entitelerin siyasi çıkarlarının farklılığından dolayı ülkenin hayati meselelerinde bile ortak karara varılamıyor!
Bu modelin Suriye uygulaması halinde Rusya, İran, Irak tarafından desteklenen rejime ait güçlere yönelik bir harekât olmaksızın Esad’ın masaya oturmaya nasıl razı edileceği sorusu karşısında; ılımlı muhalefete yardım etmek, onların organize olmalarına ve silahlanmalarına destek vermek, bu yolla mevcut rejimi masaya oturtmaya razı etmek gibi bir beklenti bulunuyor…
İşte "Eğit-Donat" programları sürüyor.

*
Bu beklenti bir diğer beklentiye karşı geliştirilmiştir ki; Suriye krizi etrafında oluşan taraflarlardan Rusya, Suriye iç savaşında işlenen hukuk ihlallerinden Esad rejimi kadar muhalif tarafların, teröristlerin, varsa bunları destekleyen ülkelerin paylarını üstlenmeleri talebindedir.
Rusya, Suriye de savaş suçları işleyerek hukuku ihlâl eden bireyleri cezalandırmanın ve söz konusu suçların detaylı ve esaslı bir biçimde kategorize edilmesinin öneminden yanadır.
Bunun hem hukukun üstünlüğü, hem de savaş hukukunun geçerliliği ve gelişmesini açısından önemine vurgu yapıyor.
Yeni Suriye’nin kurulmasına ilişkin bağlayıcı kararın bu bileşkeden çıkarılması, bu sistematik hukukun BM merkezinden yeni bir dünya statüsünün oluşmasına yol açmasını umud ediyor.
Halbuki ABD’nin henüz çıkardığı 2015 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesinde BM statüsünün mevcut haliyle devam edeceği yazılıdır.

*
ABD son olarak Rusya’nın düzenlediği Suriye konulu Moskova Görüşmeleri sırasında, kendi önderliğinde küresel ve bölgesel oyuncularla rejime karşı bir araya getirdiği Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu ve Recep Tayyip Erdoğan’ın desteklediği "geçiş yönetimi kurulduğunda Esad ve arkadaşları yönetimde olmamalıdır, muhalefetin temsilini Ulusal Koalisyon yapmalı, seçimi geçiş yönetimi ve uluslararası gözlemcilerce yapmalıdır" tezi yanında olduğunu açıklamıştır ki;
ABD’de Türkiye’nin önerdiği ve Fransa’nın desteklediği "güvenli bölge, uçuşa yasak bölge, eğit-donat " başlıklarını içeren üç aşamalı bir plana destek sağlamak yönünde tavır geliştirmeye başlıyor.

*
IŞİD’le Küresel Mücadele Özel Temsilcisi John Allen, "Irak güçleri, uluslararası koalisyonun desteğiyle terör örgütü IŞİD çetelerine karşı yakında kara harekâtı başlatacak" diyor.
Uluslararası koalisyonun IŞİD’e karşı karadan yürütülecek operasyonda 12 Irak tugayını eğiteceğini ve silahlandıracağını belirtiyor.

*
Tam bu sırada ABD Başkanı B.Obama, Kongre’ye IŞİD’e karşı yeni bir askeri güç yetki yasası taslağını gönderiyor.
Obama, operasyonlar için ABD güçleri yerine yerel güçlerin konuşlandırmasının öngörüldüğünü,
önerdiği yetkinin gerektiğinde ABD ve koalisyon güçleri personelinin kurtarılması veya IŞİD liderlerine yönelik özel operasyonlar gibi sınırlı durumlar için ABD’nin sahaya asker göndermesinde esneklik içerdiğini bildiriyor.
"Bu mücadele zaman alacak ama koalisyonumuz taarruz, IŞİD ise savunma pozisyonunda ve IŞİD kaybedecek" diyor.

*
Devam eden hava saldırıları ve yerel güçlerin kara harekâtına doğru, İŞİD terör örgütünün bulunduğu alanda ABD’nin dinlere saygısı göstergesi olarak savaş yıkımından korunmasını teminen,
Halep’e 123, Şanlıurfa’ya 92 kilometre mesafede Fırat nehrinin doğu kıyısında Karakozak köyünde bulunan, önceki bir tarihte bu mevkiye taşınırken dayandığı uluslararası hukuka göre Türk toprağı olma vasfı tartışmalı olmuş ve 11 kişilik bir saygı kıtasının görev yaptığı Süleyman Şah Türbesi’nin yerinin değiştirilmesi gerekiyor…

*
TSK’nın hem ABD’den aldığı istihbarat, hem Cumhurbaşkanı Esad’ın " Terör örgütleri Erdoğan ve hükümetin kanatları altında eğitiliyor, barındırılıyor, silahlandırılıyor ve Türk askeri teşkilatının bir bölümü haline geliyor" ifadesi doğrultusunda,
Bir kolu elini-kolunu sallayarak Mürşitpınar’dan Süleyman Şah’a yürürken, ikinci bir kolu Suriye’ye Demokratik Birlik Partisi Halkçı Koruma Birlikleri’nin kontrolünde Eşme’ye giriyor ve buradan bir bölüm toprağı Şah Süleyman’ın yeni türbesinin yeri olarak tefrik ediyor.

*
Ayrıca TSK, Eşme’de; Türk Bayrağını göndere çekerken İkinci Dünya Savaşı’nda Pasifik Cephesi’nde Iwo Jima adasındaki muharebelerde savaşın simgesi haline gelen,
Pentagon tarafından kamuoyunda savaşa desteğin arttırılması ve savaş tahvillerinin satışı için hazırlanan reklam kampanyasında kullanılan ünlü bayrak fotoğrafını hatırlatan enstantaneler oluşturuyor.
Şah Fırat operasyonu’nu fotoğraflama görevlisi TSK’nın Foto-Film merkezinde Astsubay Başçavuş Halit Avcı başına düşen tank menhol kapağının darbesiyle oracıkta şehit olurken,
Suriye’de ABD koalisyon güçleri kara harekatına başlamazdan önce Eşme’de Türk Bayrağının göndere çekilmesi fotoğrafları medyada hükümet propagandası olmak üzere boy boy kullanılıyor.

24.2.2015

cleardot.gif

publicize twitter]

cleardot.gif

cleardot.gif

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: