İKİ DENİZ ARASINDAN // Ahmet Kılıçaslan Aytar


İKİ DENİZ ARASINDAN

Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesinin ardından,Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetleri bağımsızlık ilan etti,çatışmaların ve barış müzakerelerinin tarafı olduklarını bildirdiler.
Müzakerelerde eşit haklar, adil seçimler, Rusya’ya ve Rusya-Belarus, Kazakistan’ın kurduğu Gümrük Birliğine entegre olmayı istediler.
Bu taleplerin yerine getirilmesi halinde barışı destekleyeceklerini, ortak ekonomik ve kültürel alanı korumak için çaba harcayacaklarını ilan ettiler.
5 Eylül’de Ukrayna, Donetsk ve Lugansk bölgesinde kalıcı ateşkes ilan edildiğini, ateşkes kararı alınırken tarafların fikirlerini korumaya devam ettiklerini açıkladı.

*
ABD, AB’nin Ukrayna üzerinden Rusya ile hegemonya ve güç siyasetine dayalı eski dünya güvenlik anlayışı yerine, karşılıklı güvene, yarara, eşitliğe ve eşgüdüme dayalı sürdürülebilir yeni bir güvenlik anlayışı iddiası arasında gelişen mücadele yeni bir boyuta daha evrildi.

*
Batı’da; Rusya’nın ortak olmaktan ziyade bir tehdite dönüştüğü ve NATO’nun bu tehdite karşı vargücüyle mücadele etmesi gerektiği yönünde düşünceler gelişti.
NATO Galler zirvesine Devlet Başkanı V.Putin çağrılmadı.
Genel Sekreter A.Fogh Rasmussen ‘Rusya’nın saldırganlığına’ karşı koymak için ittifakın bir strateji oluşturacağını, bu çerçevede NATO askeri varlığının Doğu Avrupalı üye ülkelere konuşlandırılacağını açıkladı.
Başkan Obama, Rusya’yı Ukrayna’daki çatışmadan dolayı ve Orta Menzilli Nükleer Silahları Sınırlandırma Antlaşmasını ihlal etmekle suçlarken,
NATO/ Rusya Kurucu Senedi tartışılmaya başlandı.

*
NATO, Rusya’nın ittifak içinde öncelikli ortak olarak kabul edildiğini, hiçbir müttefik ülkenin Rusya’nın özerkliğini azaltmayı veya ayrıcalıklarını sınırlamayı amaçlamadığını,
Üstelik NATO/Rusya Kurucu Senedinin ‘diğerinin eylemleri üzerinde veto hakkı’ vermediğine ya da ‘Rusya veya NATO’nun özgürce karar verme hakkına da bir sınırlama getirmediğini iddia ediyor.

*
Ama NATO-Rusya ilişkisinde;Avrupa güvenliğini neyin koruyacağı ya da neyin tehdit ettiği konusundaki görüşler arasında bir benzerlik de bulunmuyor.
Bu görüşler aynı zamanda güvenlik konusundaki farklı kültürleri yansıtırken;
Sonuçta Rusya NATO’ya güvenmekte zorlanıyor, NATO müttefikleri de Rusya’nın istediği türde bir eşitliği yani NATO’nun birlikte yönetimini onaylamakta tereddütte kalıyor.
Nitekim NATO’nun stratejik füze savunması, Rusya Askeri Doktrininde; ittifak ve Rusya’nın güvenliğinin birbirleriyle iç içe geçmiş olduğunu açıklayan NATO Stratejik Kavramı ile uyuşmadığından bahisle birinci sırada tehdit olarak gösteriliyor…NATO askeri altyapısını Rusya sınırına kaydırarak ve gelecekte daha fazla genişleme olasılığından vazgeçmeyerek Avrupa’daki eski bölünmeyi yeniden canlandırmaya çalışmakla suçlanıyor.
En kötüsü, her iki tarafta da işbirliğine dayalı ilişkilerin yürütülebileceğine, ancak uyumlu bir ilişkinin söz konusu olmayacağına yönelik inanç kökleşiyor.

*
NATO’nun doğuya doğru genişlemesi ‘Intermarium’ denilen Baltık Denizi ile Karadeniz arasındaki bölgede bir çatışma alanının oluşması anlamına geliyor.
2009’da AB’nin Doğu Ortaklığı Programı,bugün Ukrayna’daki çatışmayı tetiklemiştir,şimdi bu bölgenin paylaşılmasının;
Transdinyester, Abhazya, Güney Osetya, Dağlık Karabağ ,Novorusya gibi tanınmamış ya da kısmen tanınmış devletlerin sınırlarının belirlenmesi ve statülerine çözüm getirilmesinin yolu açılıyor.
Finlandiya’dan Gürcistan ve Azerbaycan’a kadar uzanan bu geniş coğrafyada giderek ABD-Rusya rekabeti alevleniyor.
Ama Rusya ile NATO’nun Baltık Denizi ile Karadeniz arasında sınırları barışçıl biçimde belirlemesi olanaksız görülüyor.

*
Bunu önlemek üzere Rusya son bir kaç aydan beri NATO ile birlikte Ukrayna’nın geleceği üzerine karar vermek üzere Almanya ve Fransa’nın arabuluculuğunda, Kremlin ve Beyaz Saray’ın kabul edeceği bir çözüm bulunması doğrultusunda bir temas grubu oluşturma çabası yürütmüştür.
Ne ki,bu çabaların sonunda Almanya’nın ABD’ye yakın durduğu, Fransa’nın sorunların çoğunda Ukrayna’nın yanında yer aldığı, Avrupa’nın ABD ile yakın ortaklıkları olduğu,sonuçta Batı’nın Rusya ile düşman olmasa da dost da olmadığı ortaya çıkmış bulunuyor.

*
Bu sırada Rusya, NATO’nun yeni Genel Sekreteri Jens Stoltberg’in,"Rusya tutumunu ve eylemlerini değiştirdiğini, uluslararası hukuka saygı duyduğunu göstermelidir. Ancak kuvvetli bir NATO Avro-Atlantik güvenliği adına Rusya ile yapıcı ilişkiler kurabilir" ifadesini eşitliğe aykırı, tehlikeli ve sorumsuz bulduğunu açıklıyor.

*
İnsan, doğrusu Ukrayna’daki savaşın ülkenin başka bölgelerine sıçraması, toplumsal altyapının tahrip olması ya da Rusya ile yaşanacak doğal gaz anlaşmazlığıyla devletin çökmesi halinde;
Ancak düzenlenecek uluslararası bir konferans vasıtasıyla Baltık Denizi ile Karadeniz arasındaki bölgede oluşan çatışma alanında, Transdinyester ve Dağlık Karabağ’da olduğu gibi olası silahlı çatışmaları dondurabileceği düşüncesinden irkiliyor.
ABD ve AB ile Rusya’nın ilişkilerinin düzelmesinin zor olacağı anlaşılıyor.

13.10.2014
cleardot.gif

cleardot.gif

cleardot.gif

cleardot.gif

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: