Günlük arşivler: 31 Ağustos 2014

KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (6) … P rof. Dr. A ta ATUN


KKTC’nin Bıktıran Bürokrasisi (6)

KKTC’deki memurların vatandaşı bıktıran ve çileden çıkaran davranışları, çalışma izni almak için karşılaşılan zorluklar ve aşağılama ile adamıza yüksek öğrenim için gelen öğrencilere yapılan kötü muamele ve davranış ile ilgili yazdığım 5 serilik yazıma gelen "Yorum"larda dile getirilen çekilen zorluklar, çıkarılan engeller ve yapılan aşağılamalar gerçekten de çok üzücü.

Bu son iki yazımda, gelen onlarca yorum yazısı arasından "ılımlı dilleri" nedeni ile seçtiğim bazı yazılar yer alacaktır. İlgili daire müdürleri, dairelerin bağlı olduğu Bakanlıkların müsteşarları ile Bakanlarının bu yazılarda dile getirilen şikayetleri derhal inceletip, vatandaşın artık mağdur olmaması için gerekli düzenlemeleri yapmaları ve tedbirleri de ivedilikle almaları gerekmektedir.

YSS: "Merhaba Ata hocam. Kıbrıs konusunda yazılarınız gerçekten Kıbrıs’ı yansıtıyor. Gerçekten orada bir sorumsuzluk örneği var. Bırakın memurları, 7 den 70 e hiçbir şekilde orada düzen işlemiyor. Ben orada öğrenciydim. Öğrenci arkadaşlarım çok şikayetçi Kıbrıs’taki durumdan. Emin olun yüzde 90’ı memnun değil orada olmaktan. Bir keresinde başıma şöyle bir olay geldi. Türkiye’deydim. Tatilim bitti. Tekrar Kıbrıs’taki okuluma dönüyordum. Orada Ercan havaalanının ulaşım açısından sadece bir tane otobüs şirketi var. Devamlı onla gidip geliyordum. Fakat bir keresinde otobüste bavulum kayboldu. Bavulum emanetti. Otobüsten indiğimde şoför aynen şunu dedi: ‘İşin Allah’a kalmış.’ Neredeyse çıldıracaktım. Polisi aradım, ‘sabah gelirsin bakarız’ dedi. Gittiğimde polis arkadaşın biriyle otobüs şirketine gittik. Fakat hiçbir şey yapamadılar, ne polis ne de şirket yetkilileri. Yani işim gerçekten Allah’a kalmıştı. Polis "avukat tut istersen ama bir bavul için değmez" dedi. Gerisini size bırakıyorum."

Bu olay esas alınmalı ve vatandaşların haklarının korunması amaçlı otobüs şirketlerine taşıdıkları emtiaların kaybolması veya zarar görmesine karşı sigorta yaptırma zorunluluğu getirilmeli, aynen uçaklarda olduğu gibi. İnsan hakları konusunda gelişme ancak bu şekilde, vatandaşa zarar veren ihmalkarlıklara karşı vatandaşları koruyacak koşullar yaratılarak olabilir.

MT: "Düzen yok, bir devlet politikası da yok, bunlar olmayınca beş yıllık, on yıllık ya da ABD gibi elli yıllık politikalar yapamıyorsunuz. Kısa vadede düşünülen politikaları da bir yada iki yıl sonra gelen bozuyor. Her bozguncu kendi bozanını yerleştiriyor; her yerleşen bozan; güç bende diyor. Hal böyle olunca olan vatandaşa oluyor, olan doğru dürüst bu memlekete girene çıkana oluyor. Kimi siyasi düşüncesini vatandaşın üzerinde deniyor, kimisi de egosunu tatmin ediyor; denetleme yok, bağlayıcı unsur yok cezai müeyyide yok. Müdür çıkıp balkondan araba sayıp ona göre şu gelmiş bu gelmemiş diye bir denetleme şekli dünyanın neresinde var? Hemen yorumlayıp Kıbrıs sorununa bağlamayın lütfen, bu senin iç sorunun…….. Hocama da teşekkür ediyorum başkası bu konuya değinse pek ilgi çekmezdi kalın selametle; hocam ellerinizden öpüyorum."

MB: "Sizi yakından takip ediyorum öncelikle bu konuya değindiğiniz için size minnettarım. Geçen sene öz amca oğlu vefat etti genç yaşta. 16 yaşında oğlu var annesi rica etti Kıbrıs’a yolladı ben de evraklarını aldım, Mesleki Teknik Eğitime kaydını yaptırdım. Buna rağmen çalışma dairesi geldi bana 7 bin 800 TL ceza kesti. Bana 12 çalışanım var, hepsi sigortalı. Bir çırağım var o da kayıtlı. Beni hiç kaale almadılar, dinlemediler bile. Bugün İçişleri Bakanlığı’ndan aradılar Cuma gününe kadar deport -Sınırdışı- olacak. Çok çaresizim. Bu çocuğu bilerek memlekete gönderirsek sigara ve kötü alışkanlıkları olacak. Bu kadar ağır bir ceza olur mu? Ne yaptı bu çocuk, annesinin günahı ne yoruldum artık."

MK: "Türkiye Cumhuriyeti tüm KKTC vatandaşlarına sorgusuz sualsiz vatandaşlık hakkı verdi. KKTC hükümetleri karşılığında değil kolaylaştırmak, 2011 yılında kimlikle girişi bile kaldırmak istedi. On binlerce insana hak ettiği halde ne vatandaşlık hakkı verdi ne de çalışma ve oturumda kolaylık tanıdı. Maalesef vatandaşına yapılan haksızlıklara göz yuman bir Elçilik var. T.C. elçiliği kendi vatandaşına dünyanın hiçbir medeni ülkesinde uygulanmayan çifte standardı, haksızlıkları, hukuksuzlukları görüyor olsaydı bu gün bunları konuşmazdık."

Bu yorumlardan alınacak ders ve yapılacak düzenleme, öğrencilerin ikamet izinlerinin kesinlikle Muhaceret dairesi ile Üniversite arasında yapılması gerektiği ve ikamet ile ilgili sorunlarda öğrencilerin tutuklanıp nezarethaneye atılmamaları olmalıdır. Hem ekonomimizin can damarı öğrenciler diyoruz, hem de onlara ikamet izni ile ilgili eza ediyoruz. KKTC gibi küçücük bir adada, bir yere kaçması mümkün değilken tutuklayıp nezarethaneye koymaya ne gerek var? Hadi tutuklandı; Katiller, caniler gibi elinden telefonu niye alınıyor, niye yardım almak amaçlı arkadaşlarına telefon etmesine izin verilmiyor?

Ata ATUN

e-mail: ata.atun veya ata

http://www.twitter.com/ataatun

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

1 Eylül 2014

ABD-RUSYA JEOPOLİTİK VE İDEOLOJİK SAVAŞINDA //Ahmet Kılıçaslan Aytar


ABD-RUSYA JEOPOLİTİK VE İDEOLOJİK SAVAŞINDA

Ukrayna’nın, Donetz bölgesinde bir kaç kasabaya giren Rus tankları ve çoğunluğu askerlik görevini bitirip ordudan ayrılan Rus askerleri olan 3-4 bin arasındaki gönüllünün yerli milislerle beraber Ukrayna ordusuna füze saldırısı düzenlediklerini bildirmesiyle gerginlik tırmandı.
Batılı ülkeler,Moskova’nın Rusya ve Kırım arasında karadan bir koridor oluşturmakta olmasından endişeleniyor.

*
Bu sırada,Ukrayna gaz şirketi Naftogaz’ın, Rus Gazprom şirketinin Temmuz ayına ait 10,5 milyon dolarlık transit bedelini iade etmesi,
Ukrayna için saptanmış gaz transit tarifesine rağmen, Kiev’in mevcut sözleşme şartlarını yeniden gözden geçireceğini açıklamasıyla,
Bir gerginlik de, Batı’nın Rus doğalgazına olan bağımlılığı üzerinden çıkıyor…

*
Rusya,Ukrayna’da Rus askerleri ya da askeri teçhizatının bulunduğunu yalanlıyor.
BM Güvenlik Konseyi acil toplanıp, Ukrayna gerginliğinin tırmanmasını engelleme çağrısı yapmıştır.
Ukrayna AB çerçevesinde olağanüstü toplantı önermiş ve ABD,AB,G7 üyelerinden Rusya mal varlıklarının dondurulmasını istiyor.

*
ABD Başkanı B.Obama Ukrayna’nın doğusundaki savaştan Rusya’nın sorumlu olduğunu söylüyor, "Çarpışmalar Ukrayna’da bir isyandan değil, Rusya’nın derin müdahalesinden kaynaklanıyor" diyor.
Başkan Rusya’ya askeri bir karşılık verilmesi ihtimalini dışlarken, Rusya’nın Ukrayna’daki eylemleri nedeniyle yeni sonuçlara katlanmak zorunda kalacağını,konunun gelecek hafta İngiltere’de düzenlenecek NATO zirvesinde Avrupalı liderlerle görüşüleceğini açıklıyor.

*
İngiltere Başbakanı D.Cameron, "Rusya’dan yanlış eylemlerini durdurmasını istedim, yoksa ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalınacağını belirttim" derken,
Almanya Başbakanı A.Merkel, henüz düzenlenen AB Zirvesi’nde, Rusya’ya yaptırım uygulama olasılığının ele alınacağını kaydediyor.
Konunun AB dışişleri bakanlarının Milano’da yapacağı iki günlük gayriresmi NATO toplantısında Ukrayna ile uyum ve ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla kurulan komisyonda görüşülmesi kararı verilmiştir.

*
Rusya Devlet Başkanı V.Putin, "Batı’nın Ukrayna’da iktidarın şiddet yoluyla değiştirilmesine siyasi desteği ve katılımı ülke halkının karşı düşüncesine yol açtı.
Şimdi, doğu Ukrayna halkının bu karşı düşüncesi savaş uçakları, toplar, çok namlulu roketatarlar ve tanklar sayesinde kaba askeri kuvvetle bastırılmaya çalışılıyor.
Bunlar modern Avrupa değerleri ise bundan büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum.
Ukrayna’da yaşanan ortak trajediye son vermek için Kiev’in anlamlı müzakerelere başlanması için zorlanması gerekir.
Rusya, herhangi büyük bir çatışmaya girmeyi istemiyor.
Elbette her zaman Rusya’ya karşı tüm saldırıları püskürtmeye hazırız. Ortaklarımız ülkeleri ne durumda olursa olsun, hangi dış politika konseptine uyarlarsa uysunlar, her zaman bizimle çatışmanın onlar için kötü olacağını bilmeleri gerekir.
Rusya’ya karşı büyük bir çatışma başlatma fikrinin kimsenin aklının ucundan bile geçirmediğini düşünüyorum.
Rusya dünyanın en güçlü nükleer devletlerinden biridir " diyor.
Rusya’nın da askeri seçeneği dışladığı anlaşılıyor.

*
Ukrayna’da gerginliğin azaltılması için 17 Nisan Cenevre’de ABD, AB, Rusya ve Ukrayna’nın dörtlü zirvesinde görüş birliğine varılan;
Tüm yasadışı askeri grupların lağvedilmesi, işgal edilen binaların boşaltılması, işgalcilerin silahsızlandırılması, Ukrayna’daki tüm hükümet karşıtı göstericiler için af çıkarılması,şiddet kullanımından kaçınılması gerekliliği ve atılacak tüm adımların Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) gözlemcileri tarafından denetlenmesi esaslarına rağmen,

*
Ukrayna pratiğinin; dörtlü zirvede Rusya ve Ukrayna’nın üzerinde anlaşma sağlanamayan,
Rusya’nın Ukrayna’da uzun vadede anayasal reformlar yapılması ve Ukrayna’nın gevşek bir federasyona dönüşme yolunda adımlar atılması,
Ukrayna’nın bu talebi reddederek, ancak bölgelere daha fazla yetki aktarma sözü bileşkesinden geliştiği gibi görülse de,
Esasen anlaşmazlık, Batı’nın Rusya’nın bölgedeki baskısını kırmak ve Ukrayna’yı Avrupa’ya entegre ederek, Rusya’nın jeopolitik ve ideolojik tehdit olmasını önlemek isteğinden gelişiyor.

*
Rusya jeopolitik ve ideolojik çıkarlarını korumak için doğu Ukrayna halkının isyanından hareketleniyor.
Halklar, halkların iradesi,insanın temel hakları Batı demokrasisinin özünü oluşturuyor.
Rusya;ABD’nin Şubat 2008’de Kosova Meclisi’nde okunan bağımsızlık bildirgesi ardından Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Kosova Cumhuriyeti’nin tanınmasına dayanak yaptığı, Başkan George Bush uluslararası hukuk yorumu,"Bağımsızlık bildirgeleri,iç yasaları ihlal edebilir. Ancak bu,uluslararası hukukun ihlal edildiği anlamına gelmez" beyanını,bir koz olarak kullanıyor.

*
Rusya, kendi dilini konuşan azınlıkları koruma hakkına sahip olduğundan yanadır.
ABD ise Kırım referandumun tekrarlanması halinde Asya’da bir çok toplumun Rusya’ya bağlanmasından endişe ediyor.
Asya’da referandumla toprak anlaşmazlıkları yaşanması halinde bölgedeki müttefiklerini destekleyeceği sözü arkasında duruyor.
Fakat Rusya, "Kosova’da Arnavutlara tanınan haklar, nedense Ukrayna’daki Rus azınlıklara tanınmıyor.
Batı uygulamalarının sonuçlarını öngöremeyecek şekilde siyasi öngörü ve ölçme duyusunu kaybetti ve biz geri adım atamayacak eşiğe geldik" noktasındadır.

*
Batının Rus doğalgazına olan bağımlılıkları da Rusya’nın bir diğer kozudur ki, Ukrayna’nın doğusunda gerginliğin yükseldiği bu sırada,
Ukrayna gaz şirketi Naftogaz, "şirketler arasında ortaya çıkan Ukrayna topraklarından doğalgaz transit geçişi bedelinin belirlenmesi ile ilgili anlaşmazlıkları" ileri sürerek, Rus Gazprom şirketinin Temmuz ayına ait 10.5 milyon dolarlık transit bedelini iade etmesi bir diğer gerginliğe neden oluyor.
Ukrayna için saptanmış gaz transit tarifesine rağmen ,Kiev mevcut sözleşme şartlarını yeniden gözden geçirmek üzere harekete geçmiştir.

*
Ukrayna’nın, bir süre önce Rusya’nın hammadde kaynaklarının ülkesi üzerinden geçişiyle ilgili yaptırım kararı, Avrupa’ya giden Rus doğalgaz transitinde güncellik kazanıyor.
Ne ki, Ukrayna’nın gaz transiti ile ilgili mevcut sözleşme şartlarını yeniden gözden geçirmek istemesi, Ukrayna’nın bölgesinde güvenilir bir iş ortağı olması önünde soru işareti oluşturuyor.
Çünkü Rusya kış mevsimi yaklaştıkça AB ülkelerinin yaptırım kararlarına karşı kullanacağı güçlü bir koz kazanıyor.

*
6 Eylül’de Ukrayna, Rusya ve AB enerji Bakanlarının enerji konularını ele alacakları görüşmelerin zorlu geçeceği anlaşılıyor.
Rusya "Doğalgaz transit sözleşmesinin 2019’a kadar yürürlükte olduğu ve o zamana kadar gözden geçirilmesinin söz konusu olmayacağı" kararındadır.

*
Sonuçta Rusya yavaş yavaş ilerlemektedir…

31.8.2014cleardot.gif

cleardot.gif

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

%d blogcu bunu beğendi: