ULAN AMERİKA // Ahmet Kılıçaslan Aytar


ULAN AMERİKA

Geçen hafta, ABD’nin Missouri/St.Louis-Ferguson’da, polisin silahsız siyahi bir genç olan Michael Brown’ı öldürmesinden sonra başlayan protestolar durulmuyor.
Dün,aynı yerde iki polis memuru, kendilerine yaklaşarak bıçak çeken ve "Vur beni, şimdi öldür beni" diye dellenen bir siyahi adamı daha öldürdü.

*
Yer yer ayaklanmaya dönüşen protestolar nedeniyle görevlendirilen Ulusal Muhafız Birlikleri kasabada göreve başladı.
Eylemcilerden biri,"Bizi daha önce de öldürdüler ama bu kez başka"derken,
Bir diğeri,"Bu ülkede siyah erkekseniz,polisten kasiyere kadar herkes sizi suçlu sayar",
Bir diğeri,"Burada vatandaş-polis çatışması yaşanıyor,ama siyahlar bu çatışmayı daha ağır yaşıyor" diyor.

*
Başkan Barack Hüseyin Obama itidal çağrısında bulunuyor, toplumun "birbiriyle yeniden birleşmeyi" denemesi gerektiğini söylüyor.

*
Slogan atmaktan başka bir şey yapmayan göstericilere karşı zırhlı araçlar,yarı otomatik silahlar,biber gazı,ses ve sis bombaları kullanan Ulusal Muhafız Birliklerinin müdahale biçimi,ABD’nin bir polis devleti olduğu suçlamalarını doğruluyor.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, ABD’den olayların arkasındaki nedenleri bütün yönleriyle incelemeye davet ediyor ve Ferguson’daki gösterilerle ilgili haber yapan gazetecilerin basın özgürlüğüne saygı duyulmasını istiyor…

*
Frantz Fanon, 20.yüzyılda sömürgecilik,politik tahakküm ve ırkçılık psikopatolojisi konusunda en yetkin düşünürdü.
Batının psikoloji anlayışını, köle-efendi diyalektiğini ve tahakkümünün psikolojik arka planını sorguladı.
Yeryüzünün Lanetlileri,Cezayir Devrimi’nin 5. Yılı, Siyah Deri-Beyaz Maske başlıklı eserleri kolonileşme-karşıtı kurtuluş hareketlerine esin verdi.

*
Toprak ve emek hırsı;kıtaların işgal edilmesine, milyonlarca insanın köleleştirilmesine,her yerde şiddete ve kurbanlar verilmesine neden oluyordu.
Dünya; Efendiler-Köleler ya da Sömürgeleştirenler-Sömürgeleşenler ya da Burjuva-İşçiler olarak ikiye bölünürken,
Toprak işgalleri siyah derililerin ruhlarının işgaline dönüşmüştü.

*
Yıllar sonra Alman filozofu F.Hegel, "Efendi-Köle" diyalektiğinde öz farkındalığa ilişkin,
"İnsan kendi bilincini ancak bir başkası tarafından tanınırsa fark eder.
Karşısındakini tanımak ihtiyacı duymaksızın tanınan Efendi, muhatabı tarafından tanınmadan onu tanıyan Köle olur" demişti.

*
F.Fanon da karşılıklı tanımanın insan hayatı ve ilişkisi için şart olduğunu söyledi.
"Karşılıklı tanıma olmaksızın bir kimlik, özdeğer, saygınlık olamaz. Bu imkândan mahrum bırakılan kişiler lânetli bir hizmetkârlığın ve nesneliğin zindanına hapsolurlar"diyordu.

*
Sömürgeciler tek insan gerçekliği, Batı merkezli, orta sınıf ve erkek egemen yaşıyorlardı.
Köle ve efendi arasındaki mücadele ise ölümüne bir savaş olarak devam ediyordu.
Batılı Yahudi-Hıristiyan geleneğinde siyah adam kötülüğün simgesiydi; günahı, lânetlenmişliği, ölümü, savaşı, kıtlığı simgeliyordu.

*
F. Fanon sömürge deneyimi içinde Batı tıbbının dahi nasıl bir tahakküm aracına dönüştüğünü farketti.
"Eğer psikiyatri insanın artık çevresine bir yabancı olmamasını mümkün kılan bir tıp tekniği ise, sömürgeleştirilen insan ya da hasta kendi gerçeklik duygusunun geçici olarak yitirilmesiyle ilgili kendilik algısını kaybetmiştir.
Halbuki bir sosyal yapının işlevi insanın ihtiyaçlarını karşılayacak kurumlar inşa etmektir.
Üyelerini ümitsiz çözümlere iten bir toplum, yaşamayan, değiştirilmesi gereken bir toplumdur" dedi.

*
Sayesinde,beyazların kendi içlerindeki kötülüğü siyahlara yansıttığı,
Böylece beyazın kendisinde kabul edemediği, kötü ve aşağılık bulduğu herşeyi siyaha yansıtarak rahatladığı anlaşıldı ki;

*
Siyahların ruhunu,bilincini söküp-atan köle ticareti yasaklandığında, 20.Yüzyıl başlarında hâlâ bilimsel ırkçılık, Afrika yerlisini;" Biçimsiz bir ilkel insanlar kütlesi ,çoğu zaman cahil ve ahmak, bizim düşünce biçimimize ve tepkilerimize çok uzak, bizim ahlâkî tutumlarımızın hiçbirini kavramış değil, en basit sosyal, ekonomik, siyasî ilgilerimizi dahi anlayamaz.
Yalancı, hırsız, ahmak, tembel, histerik ve dürtüsel biçimde öldürme, öldürmeye teşebbüse yatkın,
Batılı bir çocuğun bile sahip olduğu merak ve sorgulamadan yoksun, bitkisel ve içgüdüsel hayatı olan ilkel yaratık " olarak tanımlıyordu…

*
Köleler,yalnızca Amerika’da 20 milyondular.
Afrika’nın sağlıklı nüfusunu kaybetmesine, Avrupa ve Asya’daki ülkelerde nüfus artarken Afrika’nın nüfusunun sabit kalmasına, yerel dili, kültürü ve dininin tahrip olmasına buna mukabil Amerika ve Avrupa’nın zenginleşmesine yol açtılar.

*
Ne ki, 300 yıl boyunca köle emeğini kullanarak sermaye birikimini yoğunlaştıran ABD kapitalizminde, kölelik yasaklanmakla bitmedi.
Bugün gelinen noktada, yasaklanmasının üzerinden 200 yıl geçmesine rağmen kölelik halen yaygınlaşarak sürüyor,işsizlik, yoksulluk ve savaşlar bu durumu körüklüyor.

*
Avustralya’da Walk Free Vakfıı,2013 küresel kölelik endeksi raporunda, modern diye geçinen kapitalizmin iliklerine kadar çürümüş olduğunu ortaya koyuyor.
Dünya genelinde 162 ülkede 30 milyon insan köle olarak çalıştırılıyor.
Hindistan 14 milyon köle ile listenin en başındadır, onu Çin, Pakistan, Nijerya, Etiyopya, Rusya ve birçok Avrupa ülkesi takip ediyor.
Son on yılda işçilerin yoğun sömürüsü temelinde palazlanan ve dünyanın 17. büyük ekonomisi durumuna gelen Türkiye de, kölelik endeksinde 90. sıradadır ve 120 bin köleyi barındırıyor.

*
Afrika’yı bir köle kaynağı olarak görenler, şimdi onunla hem hammadde kaynağı, hem de pazar olarak ilgileniyor.
Afrikalıların kurtuluşu olarak ilan edilen bu yeni süreç, köleliğin yeni bir biçiminden başka bir şey değildir.
Köle tacirleri giderek Ortadoğu’da, OrtaAsya’da madenlere ya da çiftliklere işçi temin eden kuruluşlar halinde örgütlenmiş,buralarda sömürgeleşmei kısa bir sürede olmuştur.

*
Dünkü kölelerin tahrip edilen dilleri,dinleri, kültürleri, kimlik ve özdeğerleri, elbette onların hem bugün,hem yarın ki nesillerine yansıyor.
Rağmen yüzlerce yıl travmaya uğratılan özbenlikte saklı isyanın, birden açığa çıkma korkusu;
Dünyaya demokrasi getirmeyi üzerine vazife sayan ABD’yi korkudan deliye çevirmeye yetiyor.

*
Amerika’nın güçlü bir merkezi hükümetin buyruğunda "Zengin azınlığı çoğunluktan korumak ilkesi üzerine kurulmuştur" temelinde,
Zenginlerin monarşiden kaçınmak için birbirini dengeleyen üç ayrı yönetim alanı yasama,yürütme ve yargıyı oluşturduğu,
Bu alanları özel mülkiyet,özel sözleşmeler ve bilumum çıkarlarında mütemadiyen kendilerini koruyan ve nesilden nesile geçen hizmekârlarıyla doldurdukları,
İşte, eskinin "kölebaşı"sının bugüne yansıması anlamında bir siyahi Başkan Barack Hüseyin Obama ile birlikte halis bir polis devleti olduğu anlaşılıyor…

21.8.2014 cleardot.gif

cleardot.gif

cleardot.gif

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: