Günlük arşivler: 11 Ağustos 2014

TARİH DOSYASI : İmam Gazali’nin hiç bir çalgıya izin vermediği d oğru mudur ?



Gazzâlî, İhyâü Ulûmid-Dîn isimli eserinde, Müzik Dinlemenin (semâ) Mubahlığının Delili başlığı altında söze şöyle başlar:

Müzik dinlemek haramdır demek, Allah müzik dinleyen kişileri cezalandıracaktır, demektir. Bu ise, sırf akılla bilinebilecek bir husus değildir. Öyleyse, bu konuda naslara ve bu nasların ışığında yapılan kıyaslara başvurmak gereklidir. Eğer bu konuda nas ve nassa kıyas yoluyla ulaşılan doğru bir sonuçlama yoksa, müzik dinlemenin haramlığı iddiası boşa çıkmış olur.

Gazzâlî daha sonra, ölçülü olsun veya olmasın, güzel sesi dinleme, müziğin dinleyici üzerinde bıraktığı etki ve dinleyici ile ilgili hususları uzun uzadıya açıkladıktan sonra, mûsikinin mubah olduğunu belirtir, karşı görüşte olanların gerekçelerini tek tek ele alarak cevaplandırmaya çalışır. (1)

İmam Gazzâlî mûski konusunda bütün söylenenleri tahlil etmiş, delilleri karşılaştırmış ve şu sonuçlara varmıştır:

Mûsıkî ister ses ister âlet ile olsun, tek hükme bağlı değildir: Haram, mekruh, mübah ve müstehab olabilir.

1) Dünya arzusu ve şehvet hisleri ile dolup taşan gençler için yalnızca bu duyguları tahrik eden müzik haramdır.

2) Vakitlerinin çoğunu buna veren, iştigâli âdet haline getiren kimse için mekruhtur.

3) Güzel sesten zevk alma dışında bir duyguya kapılmayan kimse için müzik mübahtır, serbesttir.

4) Allah sevgisi ile dolup taşan, duyduğu güzel ses kendisinde yalnızca güzel sıfatları tahrik eden kimse için müstehabdır. (2)

Gazzâlî incelemesini sürdürürken müziğin duruma göre ya mübah veya mendûb olduğunu, onu haram kılan şeyin kendisi değil, dıştan ârız olan beş sebepten ibaret bulunduğunu ifade ederek şöyle devam ediyor:

1) Şarkı söyleyen kadın olur, dinleyen de kadın sesinin şehvetini tahrik edeceğinden korkarsa dinlemek haramdır. Burada haram hükmü müzikten değil, kadının sesinden gelmektedir. Aslında kadının sesi haram değildir; ancak şehveti tahrik ederse Kur’ân okumasını bile dinlemek haram olur. (3)

2) Müzik âleti, içki meclislerinin sembolü olan âletlerden ise bunu kullanmak haram olur; diğerleri mübah olmakta devam eder.

3) Şarkı ve türkünün güftesi bozuk, İslâm inancına ve ahlâkına aykırı ise bunu müzikli veya müziksiz söylemek ve dinlemek haramdır.

4) Gençliği icabı şehevî duyguların mahkûmu olan bir kimse aşırı derecede müziğe düşer, müzik onun yalnızca cinsî arzusunu tahrik ederse, onun müzikten uzak durması gerekir.

5) Sıradan bir insanın müzik şehvetini de ilâhî aşkını da tahrik etmediği halde bütün vakitlerini alır, onu başka işlerden alıkoyarsa yine haram olur. (4)

Sonuç olarak musikînin hoş, ölçülü ve manâlı bir ses olması itibariyle mübah olduğu; haram olmasının kendisinden değil de dıştan ârız olan sebepler dolayısıyla olduğu söylenebilir.

Turkish Dissident Journalist: “Erdogan Violated the Turkish Constitution” JERUSALEM ONLINE


JerusalemOnline.com logo

http://www.jerusalemonline.com/news/middle-east/israel-and-the-middle-east/turkish-dissident-journalist-erdogan-violated-the-turkish-constitution-7180?utm_source=contactology&utm_medium=email&utm_campaign=DailyNewsletter

2523_st_photo1_8c9a7.jpg

Turkish Dissident Journalist: “Erdogan Violated the Turkish Constitution”

Turkish dissident journalist Rafael Sadi explains that Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan violated the Turkish constitution by running for the Turkish Presidency while not resigning as Prime Minister. He stresses that Erdogan aspires to be a Sultan and seeks to run a one man show.

Aug 10, 2014, 07:58PM | Rachel Avraham

According to Turkish dissident journalist Rafael Sadi, today there are elections in Turkey and Recep Tayyip Erdogan may be elected to be President. However, he stresses that Erdogan violated the Turkish Constitution while running for this position: “According to the Turkish Constitution and electoral tradition, any person working in any governmental job who is a candidate has to resign from his present position. The date that Erdogan decided to be a candidate for the presidency, he had to leave his post as Prime Minister of Turkey.”

However, Erdogan did not do this. The reason Erdogan did not do this is because the second that he would leave his position, present Turkish President Abdullah Gul would have the right to name a new Prime Minister and the person he was most likely to choose was Bulent Arinc. Erdogan preferred that the person who would be nominated would be someone he could control. Therefore, he preferred not to permit Gul to decide who would be the Prime Minister due to an “old competition between Gul and Erdogan. He doesn’t want to lose power. He likes to have his cake and eat it too. He controls everything. This is dangerous and not democratic.”

According to Sadi, “Erdogan will stay as the head of the party and the head of the government till the last moment the law will allow him. If the law is not enough, he can make a new one. He is the lawmaker. According the rules, from the moment the new President is elected, within 5 working days, the old President has to leave the post and to give it to the new elected president. During these 5 days, Erdogan will still keep the post of Prime Minister and will not allow Gul to nominate a new Prime Minister. Erdogan at the end of 5 working days will be replacing Abdullah Gul and will be the new President with a right to nominate the new Prime Minister.”

“Who will be the new Prime Minister of Turkey,” Sadi pondered. “There are a few names on the roulette board but not Ahmet Davutoglu, not Ali Babacan but most likely Bin Ali Yidrim. This is the name going to be nominated and the reason for his nomination is very simple. Erdogan can control him and not the harder to control Davutoglu and Babacan. Well, these are the rumors circulating in the political arena of Ankara.”

“Turkey is going to enter a new era of a one man show,” Sadi stressed. “He will rule the party, the government and even the region. He is already the man who stands behind Hamas and ISIS. The idea is to reincarnate the Ottoman Empire. Most of the European newspapers call him a dictator, but I can say that he aims to be called Hunkar Recep the Sultan of the new Ottoman Empire.”

“From now on, if Erdogan will be elected (it is not sure yet), Turkey and also the Middle East will have a new era with a person likely to interrupt in every manner what happens in the world and especially in Israel and Palestine,” Sadi emphasized. . In the year of 1975-76, Erdogan wrote a play called Maskomya, which means Masons, Communists and Jews, where Erdogan argued that these people were the “enemies of Israel.” Sadi stresses that he has not changed much since then and it is very important for the Jewish world to understand this. For the Jewish community, Turkey, and the entire world, a bleak future awaits if Erdogan is elected.

%d blogcu bunu beğendi: