FETULLAH CEMAATİ DOSYASI : EMNİYET’İN EKİM 2000 TARİHLİ FETHULLAH GÜLEN VE NUR CEMAATİ RAPORU


Ergenekon davası ekleri arasında yer alan 13 Ekim 2000 tarihli rapor, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığına sunulmak üzere hazırlanmış. Savcılığın talebi üzerine hazırlanan rapor, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcılarından Ramazan Er’in imzasını taşıyor.

Savcılığın "Fethullah Gülen grubu ve Nur Cemaati’nin amaç ve stratejisinin nelerden ibaret olduğu ve niteliği" konusundaki bilgi talebi üzerine hazırlanan 13 Ekim 2000 tarihli "çok gizli" raporda, cemaatin silahlı eylemi bulunmadığına özel vurgu yapılıyor.

Şimdi, cemaatin amacı, stratejisi, eğitim alanındaki faaliyetleri, iş dünyası bağlantıları, dershaneleri ve örgütlenme yapısı hakkında bilgiler içeren rapora göz atalım.

T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
Emniyet Genel Müdürlüğü
Sayı: B.05.1.EGM.0.14.05.03
17000-8250-8110-6893

13 Ekim 2000

Konu: Bilgi Talebi
DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ CUMHURİYET

BAŞSAVCILIĞI’NA-ANKARA
Ramazan ER

1. Sınıf Emniyet Müdürü
Emniyet Genel Müdürü.
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı

Fethullah Gülen Grubu:
Kuruluşu:

Erzurum ili Pasinler ilçesi Korucuk köyü nüfusuna kayıtlı Ramiz-Rabia oğlu, 27.04.1941 (tashihli, aslı 1942) Erzurum Hasankale doğumlu, Fethullah Gülen’in 1968 yılında İzmir ilinde Kestane Pazarı Kur’an Kursu’nda hoca olarak göreve başladığı, yoğunlukla Bornova ilçesi olmak üzere İzmir, Edime, Kırklareli, Balıkesir, Manisa ve Çanakkale gibi illerimizde bulunan çeşitli camilerde imam ve vaiz olarak görev yaptığı, verdiği vaaz ve etkili konuşması ile kısa süre içerisinde çeşitli kesimlerden etrafında bir kitlenin oluştuğu, Başlangıçta Nur Cemaati içerisindeki en büyük yelpazede yer alan Yeni Asya Grubu içerisinde faaliyet gösteren Fethullah Gülen’in özellikle verdiği vaazlar ile tanındığı, gündelik politikalarla uğraşılmasının her şeyin önüne koyulmasının yanlış olduğu, bunun kendilerini asıl8 amaçlarından gittikçe uzaklaştırdığı, amaçlarının topluma imanın hakikatlerini anlatmak fikrini savunduğu, bu yaklaşımın çevresindeki iş adamlarından destek bulması üzerine 1970 yılında Yeni Asya Grubu’ndan ayrılarak kendi adıyla anılan grubu oluşturduğu, Grubu’nu maddi olarak güçlendirmek ve geliştirmek için yakın çevresindeki iş adamlarına vakıf kurma ve sermayelerini birleştirerek genç kuşağa yatırım yapmaları şeklinde telkinlerde bulunduğu, 1978 yılında Türkiye Öğretmenler Vakfı (TÖV-İzmir) tarafından Sızıntı Dergisi’ni çıkararak dergide madde ile mana, ruh ile beden, iman ile hakikat konularını işlediği, 1980’li yılların gelmesiyle "HURUÇ" harekatı adı altında büyük bir atılım yaptığı, yayınlanan kasetleri ve çeşitli illerimizdeki konuşmaları ile Said-i Nursi talebelerinin gönüllü reklamları sayesinde tanınmaya başladığı, Fethullah Gülen’in, Nurculuk kavramının oluşturmuş olduğu olumsuz imajdan dolayı Nurcu olduğunu hiçbir zaman söylemediği, Said-i Nursi’den aldığı alıntılarında da onun isminden hiç bahsetmediği, öğrenim çapındaki gençlere önem vermesi sebebiyle çevresindeki iş adamlarına kurduğu çok sayıdaki şirketler ve vakıflar vasıtasıyla yurt çağında okullar, yurtlar ve dershaneler açtırdığı, grubun iş adamlarına yönelik bu örgütlenmesinin ardında, yoğun bir ticari faaliyetin bulunduğu gözlemlenmektedir.

Stratejisi:

F. Gülen grubunun, gençlik kesimini hedef alan ağırlıklı kuruluşları, geniş kitlelere ulaşma hedefi doğrultusunda oluşturduğu medya yapılanması ve kamuoyunun dikkatini çeken propaganda amaçlı etkinliklerinin temelinde, grubun doğal lideri olan Said-i Nursi tarafından belirlenip formüle edilen "İman, Hayat ve İktidar" görüşü bulunmaktadır.

Grubun görüşlerine göre; Said-i Nursi, fikirleri ve eserleri ile imani manada dirilmeyi sağlamıştır. Hali hazırdaki safha, imanı hayata geçirme ve yaşama safhasıdır. Bu aşamada F. Gülen’in "İslam dini, hayata hayat olmalıdır" sözü esas alınarak "Altın Nesil" yetiştirilecektir. Altın nesil ise iktidarı sağlayacaktır.

Bu stratejinin uygulanmasında, lider F. Gülen’e rabıta (bağlılık) esastır. Cemaat içerisinde ana liderin Hz. Muhammed, fikir liderinin Said-i Nursi, görünürdeki liderin ise F. Gülen olduğu empoze edilmektedir. Cemaat bireylerinin büyük bölümünün gözünde F. Gülen, "Mehdi" (son kurtarıcı) konumundadır. F. Gülen, cemaatin birliği ve devamı için çok önemli bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, anılan şahıs cemaatin birliğini sağlamada, cemaat dışı hayatın cehennem olduğu, cemaatten çıkanın bir daha iflah olmayarak cehenneme sürükleneceği8* temasını sık sık işlediği, Ülke içerisinde ve dışında cemaat mensuplarının kamuoyunun dikkatini çekmemek ve kamuoyunda "Nurcu" kelimesinin bıraktığı olumsuz izlenimden dolayı aralarında "Nurcu" kelimesinin yerine "Işık"ı (Nur) kullandıkları, cemaate itaatin çok önemli olduğu, kurallara uymayanların cemaatin idari kadrosuna rapor edildiği anlaşılmıştır.

Grubun eğitimden medyaya, vakıf ve demeklerden ticari işletmelere kadar birçok alana yayılan kuruluşlarının ve tüm insanları kucaklayan, diyalog ve uzlaşma arayışı olarak kamuoyuna lanse edilmeye çalışılan etkinliklerinin, gerçekte Said-i Nursi’nin belirlediği stratejinin peyderpey uygulamaya geçirilmesine yönelik alt yapı ve propaganda çalışmaları olduğu değerlendirilmektedir.

Amacı:

F. Gülen grubunun amacı, Türkiye’deki siyasal ve ekonomik güç dengesinde söz sahibi olmaktır. Ancak yeterince güçlü olunmadığına inandığı süre zarfında, ülkedeki güç dengesine direkt temas etmekten veya açıkça siyasi tavır almaktan kaçınan bir hareket tarzı izlenmektedir. Bunda, Said-i Nursi’nin, "Türkiye’de İslamın hâkim olması için ülke nüfusunun %50-60’ının dindar olması gerektiği" yönündeki tespiti esas alınmaktadır.

Cemaat tarafından amaç, büyümek olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda insan kaynağı olarak "gençler", para ve lojistik olarak "esnaflar" hedef alınmıştır. Cemaatin hedef aldığı gençlik kitlesi, idealizmin en güçlü olduğu 13-18 yaş arasındaki kesimdir.

Bu amacın gerçekleştirilmesi için askeriye, mülkiye-hukuk ve eğitim branşları, cemaatin öncelikle kadrolaşmak istediği müesseseler olarak ortaya çıkmaktadır.

F. Gülen grubu, belli bir süre sonra Türk toplumunun tamamını ifade eden cemiyete dönüşmeyi gaye edinmektedir. Bunda, Said-i Nursi’nin "çekirdekten bir ağacın ortaya çıkabileceği" benzetmesiyle cemiyet sözüne atfettiği önem etken olmaktadır.

Yapılanması:

Burada, Said-i Nursi’nin Nur talebeleri için yaptığı "Talebe-Arkadaş-Sempatizan" şeklindeki sıralama önemli bir husus olarak ortaya çıkmaktadır.

Talebe: Bizzat cemaatin içerisinde olan kişi,

Arkadaş: Cemaat çıkarları doğrultusunda irtibat kurulan kişiler,

Sempatizan: Cemaate müspet bakan kişileri tanımlamaktadır.

Sempatizan kitle, stratejinin iktidar aşamasında ortaya çıkabilecek muhtemel halk reaksiyonuna sağlayacağı katkı itibariyle cemaat çalışmalarında önemli konuma haizdir.

Öğrencilerin halledemediği sorunları "semt imamları" olarak tabir edilen kişilere ilettiği, "semt imamlarTnın halledemediği sorunları "il imamı" olarak bilinen kişilere ilettiği, onların da halledemediği sorunları "bölge imamlan"na ileterek, belli bir hiyerarşi içerisinde sorunları çözmeye çalıştıkları, cemaat içerisinde alttan yukarıya doğru yetki bakımından yükselen hiyerarşik bir yapı olduğu, Türkiye ve diğer ülkelerde; eğitim kurumları başta olmak üzere açılan kurum ve kuruluşların koordinesini sağlamak ve tüm faaliyetlerini sürdürmek amacıyla hiyerarşik olarak ülke, bölge, il, semt, ev sorumlularının bulunduğu, bazı büyük şirket ve vakıflara bağlı Bölge ve İl Şube Başkanlarının da yapılanmada etkili oldukları anlaşılmaktadır.

Faaliyetleri:

– Faaliyetlerin ağırlıklı olarak legal kuruluş ve kurumlar vasıtasıyla yürütüldüğü,

– Dershaneler, özel kolejler, yurt ve öğrenci evleri ile gençliğe yönelik eğitim faaliyetleri içerisinde bulundukları,

– Hem yurtiçi hem de yurtdışında eğitim kurumları vasıtasıyla çeşitli dallarda (ulusal-uluslararası) başarılar sağlamak suretiyle eğitim alanlarında kendi propagandalarını yaptıkları eğitim

– Ülke genelinde çeşidi vakıflar-dernekler kurmak suretiyle faaliyetlerini yasal zeminlerde ve kuruluşlarda toplamaya gayret ettikleri görülmektedir (Türkiye Öğretmenler Vakfı, Akyazılı Orta ve Yüksek Öğretim Vakfı, Büyük Koyuncu Hizmet Vakfı gibi).

– TV, radyo, dergi, gazete gibi iletişim alanındaki faaliyetlere ağırlık verildiği, uluslararası ve ulusal bazda bu alanda birçok yayının bulunduğu, (Samanyolu TV, Zaman, Aksiyon, The Fountain, Burç-Dünya Radyo gibi)

– Finansal kaynakların ise gruba mensup şirketler ile basın yayın alanında elde edilen gelirler, okul, yurt ve pansiyonlardan istifade eden öğrencilerden alınan paralar, toplanan kurban derileri ve gruba ilgi duyan zengin iş adamlarının desteklerinden sağlandığı,

– Anılan gruba mensup öğrencilerin, çoğunlukla yurtlarda, yurt bulunmayan veya yurt kapasitesi yeterli olmayan illerde ise öğrenci evi, dershane, Işık Evi gibi isimlerle anılan evlerde kaldıkları, bu yerlerde Kur’an ve ilmihal kitaplarının yanında Said-i Nursi’nin ve Fethullah Gülen’in kitaplarını okudukları ve kasetlerini izleyerek grubun görüşleri doğrultusunda eğitim aldıkları,

– Son yıllarda ise Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından organize edilen çeşitli platformlarda; Din-Devlet İlişkileri, Demokratik Hukuk Devleti, Birlikte Yaşama Sanatı, Kültürlerarası Diyalog, İslam ve Laiklik gibi konuların işlendiği ve platform sonrası hazırlanan sonuç bildirgelerinin kamuoyuna sunulduğu anlaşılmaktadır.

Cemaatin, öğrenci faaliyetleri ve ticari faaliyetler olmak üzere iki tür faaliyeti bulunmaktadır.

Öğrenci faaliyetleri; öğrencilerin yiyecek, giyecek ve barınma ihtiyacını karşılama şeklinde özetlenebilecek bu faaliyette, cemaate mensup maddi durumu zayıf ve uzak illerden gelen öğrencilerin, kamuoyunda "Işık Evleri" diye nitelendirilen öğrenci evlerinde barındıkları, bu öğrencilerin ihtiyaçlarının, maddi durumu iyi olan cemaat mensupları veya cemaate sıcak bakan kişilerce karşılandığı, Ticari faaliyetler; esnaf kesimi diye adlandırabileceğimiz ticari alandaki faaliyetlerinin, vakıflar, şirketler, basın-yayın ve finans alanında ağırlık kazandığı, bu amaçla çeşitli meslek gruplarına hitap eden Hür, Aktif, Müteşebbis gibi isimlerle çeşidi illerimizde dernekler kurulduğu, işadamlarına yönelik diğer yapılanmanın da merkezi İstanbul’da bulunan İş Hayatı Dayanışma Derneği (İŞHAD) olduğu, bu vakıf ve şirketlerin çoğunun orta öğrenim okulları, üniversite ve dershane açmak amacıyla kuruldukları tespit edilmiştir.

Işık Evleri:

Cemaate mensup ve maddi durumu zayıf, uzak illerden gelen öğrencilerin, yiyecek, giyecek ve barınma ihtiyaçlarının karşılandığı evlerdir.

Kamuoyunda "Işık Evleri" diye nitelendirilen öğrenci evlerinde barınan öğrencilerin ihtiyaçları, maddi durumu iyi olan cemaat mensupları veya cemaate sıcak bakan kişilerce karşılanmakta, bu evlerdeki çalışmalar bir disiplin içerisinde sürdürülmekte ve barınanlara, gizliliğe azami derecede riayet etmeleri ve çevrelerini rahatsız edecek hareketlerden kaçınmaları öğütlenmektedir.

Şakird; Işık Evleri’nde kalan ve talebe-öğrenci manasına gelen erkek öğrenci,

Şakirde; Işık Evleri’nde kalan ve talebe-öğrenci manasına gelen bayan öğrenci,

Abi; Cemaate daha önce katılan ve Işık Evlerinde daha eski olan öğrenci,

Öğrenci Evi Sorumlusu (İmamı); Öğrenci evinde "abi" diye bilinen en eski, yaşça en büyük olan ve bu evlerde kalan öğrencilerin tüm maddi ve manevi sorunları ile ilgilenen ve "abi" diye adlandırılan kişilerdir.

Öğrenci evlerinde, Kur’an-ı Kerim, Fethullah Gülen’e ait kitaplar ile Said-i Nursi’nin "Nur Külliyatı" olarak bilinen kitaplarının okunduğu, yine Fethullah Gülen’e ait sesli ve görüntülü vaaz kasetlerinin dinlendiği,

Bu evlerde barınan öğrencilerin ihtiyaçlarının, özellikle o bölgede bulunan cemaat mensubu esnaf tarafından (himmedi, bağışlayan, hayırsever kişi anlamına gelen) "Himmet" adı altında ayni ve nakdi yardımlarla karşılandığı anlaşılmaktadır.

Dershaneler:

Her kesimden öğrenciye hizmet veren hazırlık dershanelerinde; her sınıfın rehber öğretmeninin bulunduğu, rehber öğretmenin "Ser Rehber" (Rehberlerin başı, Baş Rehber) kişilere bağlı olarak faaliyet gösterdiği, rehber ve ser rehber öğretmenlerin diğer devlet okullarında olduğu gibi öğrencilerin, dersleri ve üniversitede branş seçimi gibi sorunlarıyla ilgilendiği, ayrıca cemaatin görüşlerini benimseyen kişilerin kurduğu vakıflar ve şirketler vasıtasıyla dünyanın değişik ülkelerinde açılan okullarda "İmam" olarak adlandırılan kişilerin bulunduğu, bu kişilerin öğrencilerin barınmadan beslenmeye, İslam dininin, Türk örf, adet, gelenek ve göreneklerinin öğretilmesine kadar tüm sorunlarıyla ilgilendikleri, bu kişilerin Türkiye içinde olduğu gibi hiyerarşik bir sistem içerisinde ülke imamına bağlı oldukları anlaşılmaktadır.

Grubun, tüm ülke çapında faaliyet gösterdiği gibi ülkemiz dışında da Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere Kore’den ABD’ye kadar birçok ülkeye eğitim temelindeki faaliyetlerini taşıdığı tespit edilmiştir.

Diğer yandan anılan grubun, 1990’lı yıllarda kendileri tarafından şeffaflaşma olarak nitelenen kamuoyuna açılma çabaları doğrultusunda, aynı döneme rastlayan siyasi radikal İslamcı unsurların söylemlerinin, laik-demokrat kitlede yarattığı olumsuz İslami imajı değiştirmeye yönelik olarak, uzlaşma ve diyalog motiflerini sıkça kullanarak, bu kesimlerde farklı, "ılımlı bir İslami görüşü" temsil ettiği izlenimini vermeye çalıştığı gözlemlenmekte olup, söz konusu grubun, günümüze kadar silahlı herhangi bir faaliyetine rastlanılmamıştır. 13.10.2000."

FETHULLAH GÜLEN: BİZ LÜKS OLSUN FANTEZİ OLSUN DİYE MİLLETE ÜNİVERSİTEYE HAZIRLIK KURSU AÇMADIK

Burada Ergenekon davası eklerindeki belgelere ara verip, Fethullah Gülen’in, eğitim, dershaneler ve Emniyet’in 2000 yılındaki raporunda yer verilen "rehberlik" konusuna verdiği önemi, "Rehberlik oranımız belli bir seviyenin üstüne çıkmıyor.

Bu sıkıntının aşılması için bizlere neler tavsiye edersiniz?" şeklindeki soruya verdiği yanıtı kendi sözleriyle okuyalım:

"Şimdi rehberlik ruh ve manası ayrı bir şeydir, bu sorulmuyor bana. Rehberlik ruh ve manası ile alakalı bu söylediğim sözleri bir kere size hatırlatıp geçiyorum. Arzettiğim şeyler rehberlik, ruh, mana ve muhtevasıdır; rehberliğin varlığından gaye budur.

Rehberlikle alakalı bu ruh, bu mana, bu muhteva yoksa rehber olsa ne olur olmasa ne olur.

Her gün çıraklarını üstatlığa ulaştırma mevzuunda bazen problemleri çözemediğinden dolayı, sancıya oturup kalkmıyorsa rehber, öyle rehber olsa ne olur olmasa ne olur.

ÇIRAKLARI YÜZDE 100 HALLETMELİ

Yüzde yüz eline geçen talebeleri, halletmenin ıstırabını ruhunda zehir yutmuş gibi hissetmeyen bir rehber öyle rehber olsa ne olur olmasa ne
olur?

Evvela ruh, muhteva ve manayı yakalamış rehber, haftada birkaç defa deli gibi yatağından fırlayıp deli gibi evinin salonunda yapacağı işleri yapamamış olmanın ezikliğinden dolayı deli gibi dolaşmıyorsa, rehber, rehberlik ruhunu yakalayamamıştır demektir.

Evvela rehberliğin mana muhteva ve kendi enginliğini sizin insaflı ruhlarınıza havale ediyorum.

TEKNEDEKİ HAMURU YOĞURAMIYORUZ

Diğeri suri, sathi, şekli lafzi rehberlikle alakalı bir şey. Kof bir rehberlikle alakalı bir şey.

Ben muhtevasından bahsettim. Bu da cemiyet planında bu işleri halletme adına gerektiği ölçüde rehbere sahip olmuyoruz. Tabii gerektiği ölçüde rehbere sahip olmayınca da bu kocaman teknenin içindeki hamuru gerektiği gibi halledemiyor, yoğuramıyoruz.

Oysa ki bunun yoğrulması lazım. Kof da desek, lafzi de desek, şekli de desek, bu rehberlikle alakalı mülahazalarımızı acizane kıt miriniz defaatle arz etmiştir.

KOMÜNİSTLERLERDEN EMANET SÖZLER: HAK VERİLMEZ ALINIR

Bir dönemde komünistlerin bizlere emanet ettiği güzel İslam’dan alınan güzel şeyler de var. İslamdan alınan, mesela onlardan bir tanesi her batılın her yanı batıl değildir.

Bazen batıllar içinde çok haklar vardır.

Mesela "hak verilmez alınır", diyorlar mıydı demiyorlar mıydı? Şimdi bu lafı alın evvela Mehmet Akif’e uğrayın. Der ki, dünyada tek hak sahibi hakkımı vermem diyendir. Kaptırdıktan sonra istirdat eden demektir yani. Yeryüzü mirasçıları istirdatı arz ediyorum, yeryüzü mirasçıları yeryüzündeki zimamdarlığı başkalarına kaptırmışlarsa haklarını kaptırmışlar, dünya getirip bu altın anahtarı onlara teslim edecek değildir. Haklarını istirdat edecekler, etmezlerse elalem onların haklarını yerken, onlar da daha acı bir tabir ile ifade edeyim aval aval, saf saf onların yüzlerine bakacaklardır.

Dünyada tek hak sahibi hakkımı vermem diyendir. Hak verilmez alınır. Alacaksınız orda da alacaksınız imam da oturacak, kavga edip yaka paça olmayacaksınız, fakat gereğini lüzumunu anlatmak manasında gereğinde yaka paça da olacaksınız. İkna edeceksiniz, zaten bizim yolumuz temelde ikna yoludur. Çünkü medeni olduğumuza inanıyor, muhataplarımızın da medeni olduğuna inanıyor, medenilere galebenin ancak ikna ile olduğuna inanıyoruz.

Rehberlik çok önemlidir, çünkü neden yani, biz lüks olsun fantezi olsun diye millete üniversite hazırlık kursu açmadık.

DEVLETE ZARAR VERMEMEK LAZIM

Benim devletten gizli bir işim, devlete ters bir yanım yoktur. Bunu, devleti idare eden adamlarla karşılaştırmamak lazım. Onları beğenmeyebilirsiniz, sorgulayabilirsiniz. Ama devlet meselesine gelince o farklı bir meseledir. Onun iç ve dış tehlikelere karşı korunması ve gelecekte onu sizin kucaklamanız açısından devlet çok önemlidir. Devlete, katiyen zarar vermemek lazım. En kötü devlet devletsizlikten bin kat iyidir.

BİZ LÜKS OLSUN FANTEZİ OLSUN DİYE MİLLETE ÜNİVERSİTEYE HAZIRLIK KURSU AÇMADIK

Ve ben bunu tekrar ediyorum burada; fantezi olsun diye üniversite hazırlık kursu açmadık. Başkaları idlal ediyordu tadlil ediyordu, küfür yollarını gösteriyordu, millet düşmanlığını gösteriyordu, geçmişten habersiz, geleceği hazırlıksız yaşıyordu, bütün bu olumsuz şeylere karşı9′ geçmişi de değerlendiren, geleceği de değerlendiren ciddi bir metafizik gerilim içinde geleceğe açılan nesilleri yetiştirme mevzuunda bir yol olarak, bir köprü olarak üniversite hazırlık kurslan açıldı, okullar açıldı.

Ve burada elimize geçen insanlar, çıraklar yüzde yüz hepsi halledilmeli mutlaka. Bunun fert olarak rehberliğine ihtiyacı varsa mudaka ne yapıp edip onu elde etmek mecburiyetindeyiz. Rehberin ruha, manaya, muhtevaya ihtiyacı varsa ne yapıp yapıp onu kazandırmak mecburiyetindeyiz.

Ve bu iş için kamplar yapılacaksa onu yapmak mecburiyetindeyiz. Geceleri değerlendirmek icap ediyorsa onu yapmak mecburiyetindeyiz.

Yurtlara ihtiyaç varsa mutlaka onları yapmak mecburiyetindeyiz, yapma mecburiyetindeyiz. Öyleyse sadece arkadaşlarımız rehberliği soruyorlar, ben rehber ile birlikte rehberlik dedim, rehberlik mekânları dedim, rehberlikte muhteva dedim, derinlik dedim, enginlik dedim, ruh ve mana dedim.

Bütün bunlarla bir rehberlik bir yönüyle bizim üniversiteye hazırlık kursları ve okullarımızdaki gayeyi hayalimizi gerçekleştirme mevzuunda, yani asıl problemi çözebilecek en önemli en hayati eleman rehberlik mevzuudur.

Tabii rehberler de rehberlik mevzuunun birer rüknü birer uzvudur. Allah inayetini üzerinizden eksik etmesin. Evet alın mutlaka ihtiyacınız olan ister okullar ister üniversiteye hazırlık kurslan isterse başka şekildeki hizmetler evlerin içinde, ihtiyacınız olan her şeyi Allahın hikmeti kerimiyle isteyin, alın. Bizim bu sistemden gayemiz odur."

FETHULLAHÇI POLİSLER FETHULLAH GÜLEN OPERASYONUNU ENGELLEDİ Mİ?

Şimdi gelelim 2000-2002 dönemine.

1998’dan itibaren Fethullah Gülen ve cemaat faaliyederi hakkında birçok dava açıldı. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu davaların tamamından ya takipsizlik ya da beraat kararları çıktı. Ancak bu kararlar tartışmaları sona erdiremedi.

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından Fethullah Gülen hakkında açılmış olan dava sürerken, Ergenekon soruşturmasının dokuzuncu dalgasında gözaltına alınarak tutuklanan İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü Adil Serdar Saçan 16 Temmuz 2001 tarihinde İstanbul DGM’ye başvurarak, büyük bir operasyon planlamıştı. Bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan zamanın İstanbul DGM Başsavcısı Aykut Engin Cengiz, 23 Temmuz 2001 tarihinde operasyona izin verdi. İş dünyasında, emniyette, asker ve bürokrasi içinde Fethullah Gülen’in oluşturduğu iddia edilen "silahsız terör örgütü"nü ortaya çıkarmaya çalışan operasyon, iddialara göre yine Fethullah Gülen Cemaati’nin etkili olduğu Emniyet içindeki istihbaratçılar tarafından engellenmişti. Adil Serdar Saçan bu durumu, İstanbul DGM Başsavcılığına yazdığı yazı ile resmiyete de dökmüştü. Saçan’ın iddiasına göre, büyük bir Fethullah Gülen operasyonu yine "Fethullahçı polisler" tarafından engellenmişti.

Belgelere yansıyan o dönemdeki gelişmeler İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan’ın 16.07.2001 tarihinde DGM Başsavcılığına gönderdiği yazıyla başladı:

"DGM Cumhuriyet Başsavcılığına
Sayı:B05.1.EGM.4.30.00.16.Opr.Br2001/585

Konu: Fethullah Gülen ve Grubu

Şubemiz görevlilerince yapılan çalışmalar neticesinde ülkemizde Fethullah Gülen grubu olarak bilinen silahsız terör örgütünün özellikle İstanbul ilinde yoğun faaliyetlerde bulunduğu, ülke genelinde maiyet adı altında 350 kişiden oluşan bir gruplarının olduğu bunun altında ana mütevelli heyet, bunun altında da mütevelli heyet olduğu tüm oluşumların başında baş imam olarak Fethullah Gülen’in bulunduğu,

İçlerinde,

Bölge İmamı (Serrehber Talebe sorumlusu)
Esnaf İmamı
Mıntıka İmamı
Küçük Esnaf İmamı, olarak yapılandığı

Ayrıca Yüksek İstişare Konseyi (ayda bir toplanır), Bölge İstişare (ayda bir toplanır) konseylerinin oluşturulduğu, Bölge İstişare konseyinin maltında bölge sorumluları, semt sorumluları (15 günde toplanır), ev sorumluları (ayda bir toplanır) oluşturulduğu, İstanbul ili imamı A. K olduğu, 4 bölgeye ayrılan İstanbul’da,

1- Suriçi Bölge imamı C. K… ,
2- Şirinevler Bölge İmamı A., S., O. T
3- Gaziosmanpaşa, Esenler, Bayrampaşa bölge imamını
4- Anadolu yakası bölge imamı H. B…(aynı zamanda il imam yardımcısı) oldukları H. B…’nun yardımcılığını F. Ö ‘nın yaptığı, şahsın Kartal,
Maltepe, Altunizade F… dershanesinde derslere girdiği, bu hiyerarşik yapılanmada finansal sorumlunun İ. K… olduğu bu gruba bağlı müesseselerin olduğu…

Anılan grubun, İstanbul merkezli olmak üzere esnaf, mıntıka, küçük esnaf, askerler, polisler, diğer kamu görevlileri imamlanyla üyelerinden her ay belirli miktarda para topladıkları, bu paraların bölge imamı vasıtasıyla finans sorumlularına iletildiği, paraların özellikle istihbarat şubesinde görevli mensuplarınca resmi arabalarla nakledildiği para vermeyen ya da gruptan ayrılmak isteyenlerin mensuplarının gerek özel yaşamları ile ilgili oluşturulan arşiv sayesinde şantaj yapmak suretiyle korkutularak, gerekse tehdit yoluyla sindirilerek grupta kalmalarının veya para vermelerin sağlandığı, özellikle İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve önemli illerin İstihbarat Şube Müdürlükleri ile Narkotik, Mali ve Organize Şuçlar’la Mücadele Şube müdürlükleri teknik takip birimlerini ellerine geçirdikleri, bu yolla düşman addettikleri kişiler hakkında arşiv çalışması9e yaparak bunu muhtemelen gazetesi arşivinde sakladıkları, grubun asıl amacının başlangıçta silahsız mensupları vasıtasıyla T.C. devletinin üç temel gücü olan yasama, yargı ve yürütme erklerine gizlice sızmak ve devlet rejimini değiştirerek dini esaslara dayalı Said-i Nursi düşünceleri temelinde bir Kürt-İslam devleti kurmak olduğu yönünde ciddi istihbari bilgiler alınmıştır."

Saçan, bazı teknik detaylar ve isimler dışında Fethullah Gülen Cemaati hakkında oldukça genel değerlendirmeler yaparak savcılıktan soruşturma izni istedi.

İstanbul DGM Başsavcısı Aykut Engin Cengiz 23.07.2001 tarihinde soruşturma izni vererek, Bekir Raif Aldemir’i Savcı olarak görevlendirdi.

Ancak Gülen Cemaati hakkındaki operasyonda aşama kaydetmek mümkün değildi. Saçan’a göre bunun sebebi de Emniyet içindeki "Fethullahçı polisler"di.

10 Temmuz 2002 tarihinde İstanbul DGM Başsavcısı Cengiz’e bir yazı gönderen Saçan, Fethullah Gülen ve grubuna yönelik operasyonda ilerleme sağlanmadığını bildiriyordu.

Saçan, soruşturmanın başka bir birime verilmesini talep ettiği yazısında şunları söylüyordu:

"Çalışma izni alındığı 23.07.2001 tarihinden itibaren birkaç defa ilgili grubun izlenmesi için takip ve tarassut faaliyeti icra edilmeye çalışılmış ve inanılmaz baskı ve engellemelerle karşılaşılmıştır. Örneğin A. K…’nin ikameti tespit edilmeye çalışılmış, ancak bunun duyulması üzerine bizzat tarafıma konunun ne olduğunun öğrenilmesi için ilin en üst düzey yöneticilerinden baskı uygulanmıştır (O tarihte İstanbul Valisi Erol Çakır’dı). Fethullah Gülen grubunun Emniyet içindeki etkinliği, özellikle İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Daire Başkanlığının teknik takip birimlerinde odaklanmaktadır. Bu nedenle ilgili birimlerden habersiz dinleme ve izleme faaliyetlerinde bulunulmuş, ancak 30.10.2001 tarihli talimatnamenin bentlerine göre bu birimlerden habersiz, yargı kararı da olsa teknik takip ya da izleme faaliyederinin yapılması imkansız hale getirilmiştir. Bu talimatnamenin de esasen bu grubun girişimleriyle çıkartıldığı kanaati tarafımızda mevcuttur. Yine yapılan idari düzenlemelerle İstanbul ilinde alınan dinleme kararlarının İstihbarat ve Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığınca dinlenmesi olanağı sağlanmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı Şube Müdürlüğümüzce verilen görevin bugüne kadar yerine getirilmesinin olanaksız olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bu nedenle ilgili çalışmanın yerine getirilmesi için teknik takip ve tarassut faaliyetlerinde bulunmak üzere uygun göreceğiniz

Emniyet dışı birimlere talimat verilmesi ve operasyonun bu birimlerin desteğinde Şube Müdürlüğümüzce yapılması için gerekli görüş ve talimatlarınızı arz ederim."

Adil Serdar Saçan, "Fethullahçı Polisler"in Emniyet içindeki yapılanmasının Fethullah Gülen ve grubuna yönelik operasyonu engellediklerini 2002 yılı Temmuz ayında bu ifadelerle açık şekilde dile getirmişti.

Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz bir televizyon kanalındaki açıklamasında Emniyet içindeki örgüdenmeye işaret ediyor ve şöyle diyordu:

"Emniyet içindeki grupların içinde farklı hizipleşmelerin olduğunu görüyorum. Bizzat Emniyet kaynaklı bilgiler geliyor ki, Emniyet içinde filan tipi yapılanmalar oluyor. İstihbarat diyorlar, tamamen F-tipi."

Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada ise Mesut Yılmaz, "O dönem MİT içerisindeki yasadışı yapılanma bugün Emniyet’te bulunmaktadır. Emniyet’te yalnızca Hükümet’e değil, Fethullah’a da çalışan bir yapılanma var" diyecekti.

EMNİYETTE "FETHULLAHÇI POLİS’ TEN "F TİPİ YAPILANMA" İDDİASINA

"Emniyet’teki Fethullahçı" olşumu, 2006 yılına gelindiğinde, "Emniyet’te F Tipi yapılanma" şeklini alacaktı. Bu yeni tanım, Fethullah Gülen Cemaati ile polis ilişkisi konusunda son zamanların en tartışmalı belgelerinden birinin açıklamasıyla şekillendi… İddiaya göre Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Necati Altıntaş ile Personel Dairesi Başkanı İbrahim Selvi, Şube Müdürleri Mevlüt Demir ve Mehmet Akdeniz bir liste hazırlamışlardı. Altuntaş’ın arkadaşlarıyla "EGM’deki F Tipi Örgütlenmenin Etkin Elemanları" başlığını taşıyan listeden 10 suret fotokopi çektirildiği, savcılık dahil bazı makamlara bunların üst yazıyla gönderildiğini öne sürüldü.
Bu listeyle ilgili hukuki süreç oldukça karışık.

Hatta bu listeyle ilgili ilk haberi yazan gazeteci Saygı Öztürk ile listeyi hazırlayan Emniyet müdürleri hakkında soruşturmalar açıldı. İşin ilginci dava açanlar arasında, listeyi hazırladığı iddia edilen kişiler de vardı. Listede adları bulunanlar da başkaları hakkında şikâyetçi oldu.

Tüm bunlara rağmen, Ergenekon davasının savcıları hazırladıkları iddianamede, bu listeye yer verdi. Liste hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na şikâyette bulunan İşçi Partisi avukatı ve Ergenekon davası sanığı Nusret Sanem’e gözaltındayken konuyla ilgili sorular soruldu.

Sanem’in verdiği yanıtlar da iddianamede şöyle yer aldı:

"29 Ocak 2008 tarihinde Ankara C. Başsavcılığına Emniyetteki F Tipi örgütlenmeyi anlatan 4 sayfalık 57 kişilik bir listeyle şikâyetçi oldum. Bu belge gazeteci bir arkadaşım tarafından verildi. Ben de savcılığa verdim ve 2008/16541 sayılı soruşturma numarasına kaydedildi. Ancak husumet olmasın diye dilekçeme isimleri yazmadım ama, ekli belgeyi sundum. Bu belge, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Necati ALTINTAŞ tarafından9 hazırlandı. Saygı Öztürk de bunu bizzat Tempo dergisinde yazdı."

Emniyet’teki F Tipi yapılanma listesiyle ilgili en kuvvetli itiraz, listedeki bir polis tarafından yapıldı. Onun dışında adı geçen 57 Emniyet görevlisinden basına yansıyan herhangi bir tepki olmadı.

Listede adı geçen Ö.Z.’nin avukatının suç duyurusu üzerine, Ankara Cumhuriyet Savcılığı listeyi hazırladığı iddia edilenler hakkında ön inceleme yapılmasını istedi. Dilekçede listede yer alan el yazılarına ilişkin bilirkişi raporuna da yer verildi. Rapora göre, listede yer alan el yazıları Mevlüt Demir tarafından kaleme alınmıştı. Bilirkişi, listeye el yazısı ile eklenen "Bozkurt ve Karagöz" yazılarının ise Personel Daire Başkanı İbrahin Selvi tarafından kaleme alındığını rapor etti.

Savcı kanalıyla Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda, Emniyet’te 57 personel hakkında liste hazırladığı öne sürülen polis müdürleri hakkında ciddi ithamlarda bulunuldu. Yazıda, polis müdürlerinin sahte belge düzenleyip iftira attıkları, hakarette bulundukları iddiaları sıralandı.

Bu başvuru üzerine Savcı Mehmet Cihan Kısa, adı geçen dört polis müdürünü yargılamak için İçişleri Bakanlığından izin istedi. Bakanlık da, eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Necati Altıntaş, Personel Daire Başkanı İbrahim Selvi, Emniyet Müdürleri Mevlüt Demir ile Mehmet Akdeniz hakkındaki iddiaların soruşturulması için müfettiş görevlendirdi. Listede parafı olduğu iddia edilen Mehmet Akdeniz, konunun basına yansıması üzerine avukatı aracığıyla yaptığı yazılı açıklamada, İşçi Partisi’nin yaptığı başvuru üzerine Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın 31.01.2008 tarih ve 2008/10913 sayılı kararı ile iddiaların asılsız olduğu gerekçesiyle İŞLEME KONULMAMASINA karar verildiğine dikkat çekti. Akdeniz, "Olmayan bir işlemin bir belgesi de olmaz" diyerek listenin yok sayılması gerektiğini belirtmesine rağmen, Ergenekon savcıları listeyi Ergenekon davasının ekleri arasına koymayı tercih etti.

Evrensel hukuk ve Anayasa’nın teminat altına aldığı basın özgürlüğünün gerekleri doğrultusunda, bu tartışmalı listeyi kitaba almaktaki temel amacımız, bu belgenin Ergenekon davası dosyasının ekleri arasına konulmuş olmasına dayanıyor.

Söz konusu belgenin altında, listeyi bir "Bilgi Notu"yla Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na gönderen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Dr. Necati Altıntaş’ın imzası vardı.

Diğer bir ifadeyle "Emniyette F Tipi Yapılanma" tanımlamasını ilk kez kullanan kişi yine Emniyet içindeki önemli bir isim olan Necati Altıntaş’tı.

Ergenekon davasında yargılanan sanıkların arşivlerinde ele geçirilen ve davanın ekleri arasında yer bulan belge, şu ifadelerle başlıyordu:

"Sayın Savcım,

Geçen hafta yetkili arkadaşlarla bir araya gelerek değerlendirdiğimiz Emniyet’teki F Tipi yapılanmanın etkin isimlerini gönderiyorum.

Malumunuz İstihbarat tamamen Fethullahçıların kontrolünde olduğundan sizden ricam listeyi ilgili kurumlara gizli olarak iletmeniz. Bu bilgi notunu ise okunduktan sonra imha etmenizi istirham ediyorum.

Saygılarımla
Necati Altıntaş

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı 1. Sınıf Emniyet Müdürü"

Ek olarak gönderilen liste "EGM’deki F Tipi örgütlenmenin ETKİN elemanları" başlığını taşıyordu.

Listenin ilk kısmı İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na ayrılmış, 16 önemli isim içinde ilk sırada İstihbarat Dairesi Başkanı R. A.’in adı yer almıştı. Bilgi notunda İstihbarat Dairesi’nin yüzde 90 oranında F Tipi yapılanmanın kontrolü altında bulunduğu iddia ediliyordu. Bu bölümdeki isimler arasında, halen İstanbul İstihbarat Şubesi Müdürü olan isim de vardı.

Her iki ismin de ne ölçüde F Tipi yapılanma içinde yer aldıkları bilinmez. İddia iftira da olabilir. Ancak, bu arada R. A. ve Y.’in Dink cinayetiyle ilgili araştırmalarda yer aldığını bu vesileyle vurgulamakta yarar var.

Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun hazırladığı Dink cinayetiyle ilgili araştırma raporunda, A. ve Y. hakkında "görevi ihmalden" inceleme yapılması talep edilmişti.

Hakkındaki görevi ihmalden inceleme yapılması istemi, A.’in Trabzon Emniyet Müdürü olduğu dönemde ve halen bulunduğu İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevi sırasında, Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili tüm süreçleri bilmesine rağmen görevini yerine getirmediği iddialarına dayanıyor.

Dink öldürüldüğünde İstihbarat Dairesi Başkanlığı C Şube Müdürü olan İstanbul İstihbarat Şube Müdürü A. F. Y. hakkındaki suçlama ise, Hrant Dink’in öldürüleceğinin bildirilmesine rağmen, C Şube Müdürü olarak, Koruma Dairesi Başkanlığı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne uyarı yazısı göndermemiş olmasına dayandırılıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık Teftiş Kurulu başmüfettişlerinin tespitlerini yerinde görmüş, kısa süre önce A. ve Y. hakkında
mülkiye müfettişlerinin inceleme yapmasının yolunu açmıştı.

Bu kısa bilgiyi verdikten sonra şimdi gelelim listenin içeriğine:

7….7 2006
(MUTLAKA İMHA EDİNİZ) BİLGİ NOTU

Sayın Savcım,

Geçen hafta yetkili arkadaşlarla bir araya gelerek değerlendirdiğimiz Emniyetteki F tipi yapılanmanın etkin isimlerini gönderiyorum. Malumunuz İstihbarat tamamen Fettullahçıların kontrolünde olduğundan sizden ricam listeyi ilgili kurumlara gizli olarak iletmeniz. Bu bilgi notunu ise okuduktan sonra imha etmenizi istirham ediyorum. 1C Saygılarımla. Dr. Necati Altıntaş Emniyet Genel Müdür Yardımcısı 1. Sınıf Emniyet Müdürü

EKİ:

Daktilo İle Yazılı 4 Sayfa Liste
M. A. İ. S.

Tipi:

İstihbarat Dairesi:

1- R. A. Daire Eski Başkanı
2- A. F. Dai.Bşk.Yrd.
3- R. G. Değerlendirme Şb.Md.
4- S. A. Eğitim Şb.Md.
5- S. D. Organize Şb.Md.
6 -İ. D. Teknik Şb.Md.
7- C. Ç. Personel Şb.Md.
8- F. S. A Şb.Md.
9- N. Y. B Şb.Md.
10- A. F. Y. C Şb.Md.
11- Y. Y. Tekop Şb.Md.
12- B. A. İd.Mali İş.Şb.Md.
13- H. Ç. Bilgi İşi.Şb.Md.
14- M. D. Ankara İst.Şb.Md.
15- A. İ. G. İstanbul Şb.Md.
16- H. A. O. İzmir İst Şb.Md.

Teşkilatın ve ulusal istihbaratın en etkin elemanları ve cemaatin gözbebeği konumundadırlar. Not: İstihbarat Dairesi’nin yaklaşık %90’ı bu grubun kontrolündedir.

Kaçakçılık ve Organize Suçlar Dairesi:

1- A. P. Daire Başkanı
2- Ö. A. Başk.Yrd (İzmir Buca Müdürü idi, buradan geldi.)
3- C. B. Tadoc Md.
4- O. B. Mali Şb.Md.
5- Ö. T. Yük.Tek.Şb.Md.
6- H. B. Araşürma Şb.Md.
7- M. A. K. Organize Md.
8- M. Ç. Narkotik Şb.Md.Yrd.
(Başbakanlık Güvenlik İşleri Bşk.V.) (M. Ç.’ın kardeşidir.)
9- N. U. İns.Kay.Md.
10- M. Bey Tadoc Şb.Md.Yrd.

Terör Dairesi:

1- C. K. Başk.Yrd. (En etkinlerindendir.)
2- Z. B. Arge Md.
3- S. A. E. Şb.Md.Genel Kurmay

Bşklığı,Ter.Müc.Mük.Merkezinde

Güvenlik Dairesi:

1. A. Z. G.-Bşk.Yrd.

2. M. Ç.-Başkomiser: Cemaatin tüm işleri ile aktif sorumlusu baş koordinatör durumundadır. Atama işleri, komplo faaliyetleri, Müsteşar Ş. H. ile cemaatin koordinesi, gerektiği zaman genel müdür yardımcıları da dahil olmak üzere talimatlandırmalar. Her kademedeki atama, karalama faaliyetleri, emniyet temsilcisi olarak Genel Kurmay. de görevli ve cemaatin has elemanı olan Şube Müdürü S. A. E. ile gerekli koordinasyon (Gen.Kur.önündeki zarf verme konusu ile ilgili iki kurum arasındaki bilgi sızdırma ve koordinasyon faaliyetleri).

Vali, kaymakam, emniyet müdürü temasları ile ilgili gerekli istihdam araştırmaları. (Çünkü istihbarat dairesi tamamen bu kişi emrinde görevli.)

Önemli not: İstihbarat Daire Başkanlığı’na R.A. getirildi. Bu kişi uluorta, "Emniyet tamamen ele geçirildi, diğer taraflar da kolay" çığlıkları atmıştır.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün son mülkiye teftişinde Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanı’na Müsteşar Bey’in (Sn.H….) talimatıyla gitmiş ve daha teftişten önce daire başkanları hakkında artı, eksi nötr şekilde yaptığı not dağılımını K.A. Bey’e elden vermiş ve ona göre daire başkanları notunu almıştır. H. Bey’in özel müdürü, danışmanı Ö …. Müsteşar Bey ve danışmanı A. Bey, bakanlıktaki bu kişinin öncelikle temas ettiği cemaatın elemanlarıdır. Kendisi Diyarbakırlı ailenin henüz evlenmemiş bir ferdidir ve bu yönü ile Fethullah Gülen hocanın "sünnetini işleyen bir hizmetkar görünümündedir. Aynı kişi ….Amerika ve diğer ülkelere gönderilecek mastır ve doktora öğrencisi…. Cemaat mensuplarını bu konulara bakan dış ilişkiler başkanı R.T. ile koordineli olarak yürütmektedir. Cemaatin içinde ön hazır … ve özel sınavlar bu kişice yapılmakta, sonra da emir R. G. tarafından hayata geçirilmektedir. Bu kişi dil bilmediği halde birçok kez yurtdışına gitmiştir. En son yaklaşık bir ay kadar önce cemaatin Amerika’da organize ettiği ve Emniyet Gelen Müdürü’nün saf dışı edilerek heyet başkanı olarak R.G.’in T.C. Polisi’nin baş temsilcisi ve de 2007 Mayısında Türk Polisinin Genel Müdürü olarak lanse edilerek konferansa katılmış ve orada bu konferansı organize eden mastır ve doktora öğrencilerini talimatlandırmıştır. Ayrıca bu konferansa katılanlar önceleri 60 kişi iken birtakım atraksiyonlarla sadece çekirdek
Gidebilmesi için 30 civarında bir sayıya çekilmiştir.

Bu kişi Danıştay saldırısı sonrası dezenformasyon faaliyetlerinde. . . . Atabeylerde, zarf verme işlerinde, aradaki gizli yazışmaların tek . . . aktif olarak organizatörlük görevini cemaat adına yürütmüştür.

3. Ö.Z. -Başkomiser, M. Ç.’in yardımcısı konumundadır.

4. M. B.-Emniyet Amiri (2 yıldan fazla Başbakan Erdoğan’ın koruma amirliğini yapmıştır).

Dış İlişkiler Dairesi:

1. R. G.-Daire Başkanı: Cemaatin en etkin üyelerindendir. 1 Yılından bugüne biri kısa süreli olmak üzere dört kez bu dairenin Başkanlığı’nda bulunmuş ve halen aynı görevi yürütmektedir. Özellikle son dört beş dönemdir Amerika’ya gönderilen mastır ve doktora öğrencilerini bizzat cemaat üyelerinden seçerek büyük bir katılım yaptığını ve ileride Türkiye’yi yönetecek ve Amerika ile direkt ilişki içinde olabilecek . . . elit bir "hizmet ekibi" oluşturduğunu, bunlar kanalıyla Türkiye’nin kurtuluş reçetesinin hayata geçirileceğini ifade etmektedir.

Bu mastır ve doktora grubu içinde kendi kızı ve damadı da bulun . . . Müsteşar H.’un en önemli bilgi paylaştığı kişilerden biridir ve. . . . müsteşar bey asaleten atanmadan önce, müsteşar ve eşini alarak Amerika’daki ilgili mihrak ve odaklarla temasını sağlamış ve en önemlisi de. . . . müsteşar beyin Fethullah Hoca’nın elini öptürerek yerini sağlama almasını sağlamıştır ve şu sıralar samimi ortamlarda bu durumu anlatıp müste …. Aynı şekilde karşılık vermediğinden yani vekaleten de olsa emniyet genel müdürlüğü yardımcılığına getirilmesinde risk almadığını vurgulamaktadır!A

Zira …. Daha önce atama işlemi köşkten onay alamamıştır. Diğer yandan şu an hukuk müşaviri O. K. (aynca genel müdür yardımcısı ), polis koleji müdürü A. K., kom … daire başkanı A. P., eğitim daire başkanı M. Ç., ve polis akademisi başkanı V. Ç., bizzat R. G.’in müsteşar beyle organize ederek getirttikleri cemaat üyeleridir.

Diğer yandan, yine cemaatin Amerika’daki öğrenci üyelerince Amerika … yetkililerle işbirliği ve koordinasyonla gerçekleştirdikleri sıradan Bir toplantıya katılım hazırlıkları 13 Ekim tarihlerinde Boston . . . yapılarak bir önceki konferansa genel müdüre attıkları kazığı telafi etme gayrederi içindedir.

Bir başka husus da bu yıl doğu görevinden müdür rütbesinde hiç kimse … genel müdürlük kadrosuna atanması yaptırılmamış ve bu konuda hedef sn genel müdür gösterilmiştir. Asıl hedef aralık ayında genel müdür görevi biteceğinden gelecek yeni genel müdüre geçen yıl en eski genel. . . . hiçbir müdürü genel müdürlük kadrosuna almadı. Hizmederin yürütülmesinde sıkıntılar var deyip cemaat üyesi olmayan müdürler taşraya sürülüp Kendi yandaşlarını tamamen merkez kadrosuna atayarak genel müdürlükte … "tulum çıkarmak". Bu düşüncenin baş mimarı R. G., çünkü kendisini bir önceki Amerika ziyaretinde Amerikalılara 2007 Mayıs ayında Sonra Türk polisinin yeni genel müdürü olarak lanse etmişlerdir.

Diğer yandan R. G. Amerika ile olan ilişkileri yeterli görmem Amerika’da doktora öğrencisi dördüncü sınıf şube müdürü M. Ö. başkanlığındaki cemaat mensubu elemanlarla, ocak yılının 11-13 2007 tarihinde Harvard Üniversitesi ile adalet bakanlığından yetkililerin de katılımıyla "yeni ceza kanununun etkileri" konulu bir faaliyeti devletin kasasından yerine getirip Amerikalılara, "bakın biz Türkiye’de … kadar güçlü ve etkiliyiz, güç bizde" mesajını cemaat olarak vermek İstemektedirler.

Yine R. G. ve meşkur üyelerce, geçen yıl İstanbul’da yapılan ve … cemaatin "askerler terörle mücadelenin uluslararası boyutlarını da bizden, yani cemaatten öğrenecek" tarzındaki çevreye karşı caka satmalarının bir ikinci faaliyeti olarak, 9-11 Haziran 2007’de yine yaklaşık 2000 kişinin katılımıyla (uluslararası düzeyde) yeni bir toplantının hazırlığını yapmaktadırlar. Bu faaliyette de yine R. G.’in sağ kolu olan aynı dairede çalışan Bşk. Yrd. M. A., Şb. Md. Hat İ. K., Şb. Md. B. U. (bu iki şube müdürü, G.’in kızı … Makedonya’da Agit’te görevli iken yabancı dili yetersiz olduğu için R. B.’in kızının yerine tüm orada görev yaptığı dönem içinde derslere girmiş ve bu hizmetlerinin karşılığı olarak da dış ilişkile?c dairesinde görev aldırttırmışlardır. Tabi ki bunlar da cemaatin has evlatlarıdır. Tabi ki bu kızımız şimdi Amerika’da nişanlısıyla birlikte Amerika’da mastır ve doktora yapmak üzere baba kontenjanından hak etmediği halde gönderilmiştir). Yine aynı ekibin vazgeçilmez üyesi bilgi işlem dairesinde yıllarca hiç doğu görevi yapmadan cemaatin himayesi R. G.’in kanatları altında olan şube müdürü rütbesini hak etmiş, fakat doğu görevine gitmediği için halen emniyet amiri olan A. D., kadrosu dış ilişkiler dairesinde olan, fakat cemaatin Avrupa Birliği genel sekreterliğindeki gözü kulağı olan emniyet amiri R. K., şu an belli bir dönem Azerbaycan Agit’te görevli olan şube müdürü M. E., Haziran 2007’de yapılacak "demokrasi ve küresel güvenlik" konulu cemaatin uluslararası faaliyetlerini gerçekleştirmek hazırlığındadır.

2. M. A., Başkan Yardımcısı
3
4. B. U., Şube Müdürü ( )

Polis Akademisi:

1. V. Ç., akademi başkanı, (cemaate sonradan dahil olanlardan, R. G.’le müsteşar beyin cemaatin yönlendirmesi ile yaptırdıkları atamayla bu göreve geldi).
2. O. Z., Başkan Yardımcısı
3. A. O. E., Şube Müdürü
4. Dr. S. Ö., Başkomiser, (cemaatin akademideki en etkin elemanlarındandır. Özellikle tüm yurtdışı faaliyetlerinde vardır).

5. Doç. Dr. Ö. A., Cemaatin özellikle medyatik konularında uzman olarak lanse ettiği biridir ve çok faaldir. Babası Fethullah Gülen’in en has adamlarından olup eski Milli Eğitim Müdürü’dür. Küçük kardeşi… Bakam’nın danışmanlığını yapmaktadır. Bakanlık üzerinden gelen cemaat mensuplarının işi danışman Ö. A. tarafından takip edilmektedir.

6. Doç. Dr. İ. C.
7. Doç. Dr. E.
8. Kısaca bu üç doçentin tüm dönem arkadaşları. (Akademide görevli).

Personel Dairesi:

1. M. B., Başkan Yardımcısı. Tüm atamalar fiili olarak emniyetin . . . konumundaki başkomiser …. ile koordine olarak yapılır.
2. O. Ş., Şube Müdürü.
3. Başkomiser E. Bey. M. Ç.’in bu dairedeki özel sırdaşı ve cemaatin etkin gücü konumundadır. Atamalarda M. B.’tan önce cemaatin işlerini hazırlayan bir konuma sahiptir.

Kriminal Dairesi:

1. M. A., Başkan Yardımcısı. Etkin bir konuma sahiptir ve istişare heyetindedir.
2. O. K., Şube Müdürü. Bir dönem baş imamlık yapmıştır.

Asayiş Dairesi:

1. Başkan Yardımcısı, M. Bey
2. Özel Güvenlik Şube Müdürü, H. Bey
3. Toplum destekli polis faaliyetleri yürüten Şube Müdürü Ö. Z.
4. N. Ö., Şube Müdürü, parmak izi biriminden sorumlu. Eğitim Dairesi:

1. M. Ç., Daire Başkanı
2. Şube Müdürü M. Bey
3. Başkan Yardımcısı A. Bey

Reklamlar

Etiketlendi:, , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: