FETULLAH CEMAATİ DOSYASI : ANKARA ESKİ EMNİYET MÜDÜRÜ CEVDET SARAL’IN “CEMAAT RAPORU”


Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, bu yazının ardından yapılan araştırmaların sonucunu, 21 Nisan 1999 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığı’na göndermişti. Yazı oldukça ağır iddialar içeriyordu:

T.C.
ANKARA VALİLİĞİ
Emniyet Müdürlüğü
DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ
CUMHURİYET BAŞ SAVCILIĞINA
ANKARA

10.01.1999 tarihinde yayımlanan haftalık Aydınlık Dergisi’nin 599. sayısının 1. 4. ve 5. sahifelerinde "Haftanın Konusu" başlığı altında "Devlete Sunulan Rapor Fettullah Emniyeti Ele Geçirdi" başlığı ile verilen ve Emniyet Teşkilatının başta Personel Daire Başkanlığı olmak üzere eğitim ve öğretim birimlerindeki örgütlenmeleri kapsayan haber ve değerlendirmeler paralelinde Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Daire Başkanlığınca soruşturma açıldığı mezkûr kurum tarafından konuyla ilgili bilgi, belge ve doküman istenmesi üzerine müdürlüğümüzce başlatılan çalışmalarda;

Fettullah GÜLEN hareketinin veya tarikatının örgütsel yapı taşıyıp taşımadığını, tin mevcut anayasal nizamını yıkarak yerine şer-i esaslara dayalı bir sistem mayı amaçladığını anlamak için taraftarlarını etkilemede kullandığı yöntemin ideolojik tahlilinin yapılmasına gerek duyulmuştur.

Fettullah GÜLEN, alışılmış "Din Adamı" profilinden uzak, din adına farklı söylemleri bulunan kimi zaman "Sfenks" kadar sessiz. Kimi zaman Atatürk’ü övmeye gerek duyan, kimi zaman 8 yılık eğitime destek verecek kadar reformcu, rejim yandaşı ve aydın bir düşünür, kimi zaman da farklı dinlerin temsilcilerine dünya barışı adına çağrılar yapacak, hatta Papa ile fikir teatisinde bulunabilecek kadar da enternasyonal yanı güçlü biri olarak görüntüler vermektedir. Tarikat mensupları da baş imam Fettullah GÜLEN’den aldıkları fetvalar doğrultusundaki davranışları ile kendi düşüncelerinin zıttı olanlara karşı "hile mubahtır" yöntemi ile tedbirler geliştirmektedirler.

Fettullah GÜLEN’in yeterli bir din eğitimine ve bilgisine sahip olduğu kuşkuludur. Ama, dini bütünüyle bilmeyen fakat itikatlı olduklarına inanan insanları etkileyebilecek noktayı iyi keşfetmiş, üstün bir zekâ sahibi olduğu söylemleri de gündemdedir. Alim olmayı gerektirmeyen dini hikayeleri, ızdırap yüklü ses tonu eşliğinde, sohbetlerinde gözyaşı suyu ile kişilerin manevi alanlarına nüfuz edecek şekilde anlatan ve kişileri istediği yöne sevk etmeyi başarması birçok entelektüel kesimin kendisinden etkilenmesini sağlamıştır.

Özellikle birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ve 2000′ li yıllara girmek üzere olduğumuz şu günlerde Türkiye sathını mücadele alanı olarak değerlendiren ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkmak, parçalamak en hafifinden Cumhuriyet’inin temel niteliklerini değiştirme veya kendine göre yön verme ya da devlet içinde hâkim güç olma sevdasındaki bu gibi organize suç yapılanmalarını o günlerde olduğu gibi bu günlerde de etkileyip kullanmada ön planda tuttuğu hedef kitlenin başında, aktiviteleri heyecanları ve coşkuları ile gençlerimizin gelmesi son derece düşündürücüdür.

Gençlerimizin ülke menfaatleri ve değerleri acısından hangi noktalarda bulundukları, nihayi hedeflerinin ne olduğu tam olarak belirlenmiş olanlarla kamufle yeteneğine sahip bulunan çeşitli maskeler ve kamuoyu desteği ile yollarına devam etmekte olan ve üzerindeki "Giz" perdesi tam olarak kaldırılmamış masumane görüntülü kimi organizasyonların çekim alanlarına girmelerine mani olabilecek ölçülerde uyarmadığımız ve yeterli bilgilerle teçhiz edemediğimiz de bir başka gerçektir. Böyle olduğu içindir ki gençlerimizin halen bir takım kişi ya da legal masumane görünümlü gruplaşmanın etkinliğini arttırmada bu kişi veya örgüüerin hedefledikleri noktalara ulaşma ve bu yöndeki planlarını hayata geçirmeleri konusunda cazibe merkezi olmaya devam etmektedirler.

Gençlerimiz üzerinde oynanan bu oyunlardan da anlaşılacağı gibi devletin bazı önemli mevkileri ile birlikte teşkilatımız bünyesinde bulunan başta Polis Koleji ve Akademisi olmak üzere birçok eğitim kurumumuz adı geçen tarikatın ilgi alanına girmiş teşkiladanmaları adeta bir sistematiğe bağlanmış gibi devam etmektedir.

Fetullah GÜLEN cemaatinin devlet içerisindeki yapılanması alışılmış örgütlenme modelinin dışındadır. Tarikata göre makamlar öncelikli, kişiler ikinci plandadır. Bu nedenle kişiler makamlara tercih edilmekte ve gerekirse ya da herhangi bir nedenle güç durumda kalındığında kişiler feda edilerek yerlerine hazır tutulan kendilerinden olan kişilerin getirilmesi için yoğun çaba sarf edilmektedir. Mümkün olmaması halinde mevcut bürokrat ya da siyasetçilere hoş görünmek suretiyle kendi tabirleri ile "Kullanabildiği sürece ya da sana zarar vermeyecekse istifade et" taktiği ile yönetim kademelerini kontrol altında tutmaya çalışmaktadırlar.

"IŞIK TARİKATI" olarak adlandırdığımız Fettulah Gülen örgütlenmesinin yol göstericilik ve irşad edicilik şeklinde tanımlanan yapısının dışında; Fettullah Gülen’in kendi deyimi ile "Dava adamı ne muzafferiyetinde ne de mağlubiyetinde tavrını değiştirmez… Her yüce davada, yerinde sebat edip cepheye koruma bir yiğitlik nişanesidir" tarzındaki karakter telkini ile "İbni Erkanı (IŞIK) evlerinde yetiştirilmeden sabırla pişirip olgunlaştırmadan yapılacak her şey ham hayaldir" şeklinde mensuplarına ihtiat telkin eden, söylemleri gibi birçok beyanı ışığında "IŞIK TARİKATI’na" geçirilmiş örgütsel yapı ortaya çıkacaktır.

Marksist literatürde, genelde "Militan" olarak adlandırılan tiplerin yetiştirilmesindeki telkin ve inandırma yöntemleri ile Fettullah GÜLEN’in "IŞIK EVLERİ" ya da "IŞIK KIŞLALARI" diye tanımladığı ve "Bayrak yere düşmüştür oradan kaldırılmalıdır" şeklinde örtülü olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan önceki döneme gönderme yaptığı ve büyük bir titizlikle gizlemeye çalıştığı hedefi için "Hizmet insanı gönül verdiği dava uğrunda kandan, irinden dar yolları geçip gitmeye azimli ve kararlı; varım hedefine ulaştığında da sahibine verecek kadar olgun ve yüce yaratıcıya edepli ve saygılı… muvaffakiyetinden ötürü alkışlayacağı kimseleri de putlaştırmayacak… " şeklindeki izahı hem mücadelenin tarzını anlatmaya, hem de lidere tabi olmak suretiyle ondan irşad ve emir beklemeyi telkin ettiği açıkça ortadadır.

Esasında yazının ekindeki rapordan da anlaşılacağı gibi Fettullah GÜLEN’in kitaplarında gerçek niyetini gizlemek için kullandığı bazı kelimelerin yerine, gerçekte onun niyetini ihtiva eden sözcükleri koyduğumuzda çok kullandığı, ancak ne olduğunu bir türlü izah etmediği8: "hedefinin gelecekte zümre hâkimiyetini hedefleyen teokratik bir rejim olduğu hemen anlaşılmamaktadır.

Şeriat yerine İslam, Cumhuriyet dönemi yerine talihsiz dönem veya karanlık ya da upuzun hicranlı dönem, militan yerine hizmet erleri ya da Işık Erleri veya Işık Süvarileri, laik kesimler yerine karşı cephe veya hasım cephe, Cumhuriyet dönemi yöneticileri yerine o kafalar, Atatürk dönemi ya da İsmet İNÖNÜ Dönemi yerine mabede giden yolların kapatıldığı zaman dilimi, şeriat düzeni yerine hedef, Atatürk yerine deccal şeklinde deyimler "hedefinin" ne olduğunu açıklamaya yeterlidir.

Militanlarına nasihaderde bulunurken ya da eleştirel boyutlara girdiği konularda adeta ölçüyü kaçırdığını fark etmişçesine İslami sürecin arkasına saklanarak Cahiliye Dönemi veya Müslümanlığın ilk dönemleri ile tanınmış İslam Alimleri ve onların içtihatlarından veyahut Haçlı zihniyetinden örnekler vermesi, gerçek niyeti saklama bakımından geçmiş dönemlere indirgediği düşüncelerini takiyye kuralı ile günümüze aktarmaktadır.

Fethullah GÜLEN, henüz evrim aşamasında olduklarını, daha devrim aşamasına geçemediklerini, eserlerinin satır aralarına sıkıştırıldığı düşüncelerinde ima etmektedir.

Şu anda yeteri kadar güçlü olmadıklarını ifade ettiği örgütsel seviyelerine Marksist anlatımlarla tanımlarsak stratejik savunma aşamasından stratejik denge aşamasına hızla yol aldıklarım, bunun içinde zaten "mevsimin ve ortamın müsait olduğunu eğer bir muhalif rüzgâr esmezse, arzulanan hedefe ulaşmakta güçlük çekilmeyeceğini" belirtirken endişesini de açıklamaktan çekinmediği, ekli raporun muhtelif bölümlerinde görülecektir.

Zira, Fetullah GÜLEN için kuvvet dengesi çok önemlidir. Ona göre "aksiyoner olmayan" Müslüman görevini yapmamaktadır. Yani, atadan dededen öğrenilen Müslümanlık, sadece teoride kalmakta ve "karşı cephe"nin "karanlık emellerine" hizmet etmektedir. Bunun için de Mutlaka Müslümanların kuvvetle dengesini kurmaları ve harekete geçmeleri gerekmektedir" derken oluşturduğu cepheye uyarmakta ve bir anlamda dinsel bölücülüğü nedeştirmektedir.

Fettullah GÜLEN’in genel olarak askerin terminolojisinde kullanılan kışla, süvari, er, cephe, ordu, mevzi, kuvvet, nefes, asker gibi kelimeleri kitaplarında özenle seçerek sıkça kullanması dikkat çekicidir.

Tarikat liderinin 1950’li yıllara atıfta bulunarak Said-i Nursi’yi "karşı cepheye aksiyoner tavır almamak" gerekçesiyle üstü kapalı eleştirerek "…50’li yıllardan bu yana tam 40-45 yıl geçmiştir. O dönemde, 10 yaşında olanlar şayet mevsimi geldiğinde üniversite okusalardı şimdi zirvelerde ya da zirveleri zorlayan konumlarda olacaklardı. 20 yaşında olanlar 60-65 yaşında olacaklardı ki bu da onların başbakanlar, reis-i cumhurlar seviyesinde en olgun dönemlerini yaşıyor olmaları demektir… " ifadesi ile devleti diğer önemde mevkileri ile en üst düzeyde ele geçirmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.

"…Bir yandan hasım cepheyi mükemmel işleyen haber alma teşkilatıyla içinden tanırken, öte yandan da hasım cephenin faaliyetleri kendi içimizde sürdürmesine müsaade edilmemeli… " tarzındaki mantalitesi ile de emniyet ve istihbarat birimlerini ele geçirme teşebbüsündeki niyeti açıkça ortaya çıkmaktadır.

Yazının ekinde pasajlar şeklinde alınan ve konunun bütününden kopmayan düşüncesi ile … anlatıları okunduğunda Fetullah GÜLEN’in nelere özlem duyduğu net olarak anlaşılacaktır.

Fettulah GÜLEN değişik kitaplarında geçen IŞIK EVLERİ ya da IŞIK KIŞLALARI veya IŞIK SÜVARİLERİ, IŞIK ERLERİ gibi tabirleri sık sık kullanarak "bir örgütsel yapılanma" içerisinde olduğu teşhisine kuvvet kazandırmaktadır. Örgütsel yapının ekli raporda da görüleceği gibi genel hatları bizzat Fettulah GÜLEN tarafından çizilmiştir.

IŞIK TARİKATI’NDAN koparak bir televizyonun "Ceviz Kabuğu" adlı programında kamuoyuna yönelik itiraflarda bulunan ancak, hakkında şu ana kadar herhangi bir işlem yapılmayan Eyüp KAYAR isimli şahsın FETTULAHÇILIK (IŞIK TARİKATI) örgütlenmesi ile ilgili yaptığı açıklamalar genel hatları şu ana kadar inceleme ve araştırmaları teyit eder beyanlar olması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Eyüp KAYAR’ın beyanlan özetlendiğinde "Işık Evleri" cemaat mensuplarının yaşadığı evler, hücre evleri mahiyetinde, Fetullah GÜLEN’e göre kapıları kilit vurulmuş zaviyelerin, kışlaların, tekkelerin görevini yapan evlerdir. Bu evlere giriş ve çıkışlar mümkün olduğunca gizlilik içinde yapılır.

Işık Evleri’nden sorumlu bir ev imamı vardı. Bu imamlar 6 ayda veya yılda bir değişir. Evin maddi girdisi ve çıktısıyla ilgilenir yukandaki imamlara rapor verir, bu evlerde genelde 4-5 kişi yaşar umumiyetle kiralanır. Evlerde insanlara yaklaşım tarzları özellikle öğretilir, Fettulah GÜLEN’ in sesli ve görüntülü kasederi izlenir; lise ve üniversite öğrencileri kalır.

Cemaat üç saç ayağı üzerine kurulmuştur. Işık Evleri, ağabeyler ve talebeler. Bu evlerde belirli bir sure kalan örgencilerin beklenen düzeye geldiği anlaşılınca cemaate adam kazandırması istenir.

Yeni ilişki kurulan örgenciler ders çalışma bahanesi ile evlere davet edilir, örğencilere dersleri konusunda yardımcı olunur. Zamanla bu öğrenciler sesli ve görüntülü kasetler izletilir ve Fettullah GÜLEN’in kitapları okunur.

Cemaat mensuplarına kendilerinin beklenen nesil, beklenen cemaat Türkiye’yi kurtaracak cemaat, Peygamber’in hadisi ile övülmüş cemaat olduğu vurgulanmaktadır.

Bu cemaat ikinci ilklerdir. Birinci ilkler Peygamberimiz ve arkadaşları, ikinci ilkler de bu cemaat mensuplarıdır.

Cemaat 1992 yılından sonra çok hızlı gelişmeye başladı. Cemaat "Söyleyemiyorsan söylet" taktiği çerçevesinde cemaat liderine herkes hüsnü kabul göstermeye, hoşgörü ile bakmaya başladı.

Bayrak yere düşmüştür, ayaklar altına alınmıştır. Tekrar bu bayrağın yerden kaldırılması, ellere alınması, omuzlarda taşınması, uzaya götürülmesi meselesi bu cemaat yapacaktır.

Fettullah GÜLEN ve cemaati hiçbir lakabı kabul etmezler. Her zaman radikal İslam’dan farklı olduklarını vurgularlar. "Biz farklıyız, radikal İslamcılardan farklıyız, bize hoşgörü ile davranmazsanız radikal İslam güçlenir."

Cemaatin en güçlü olduğu eğitim öğretim kurumları, Işık Evleri, yurtlar, kolejler, finans kurumları… holdingler, talebeler, mesleki örgütlenme şeklinde de doktorlar, öğretmenler, polisler gibi.

Siyaset alanında da örgütlenme vardır fakat bu sempatizan bazındadır. Basın yayın alanında cemaat çok güçlüdür. Zaman, Sızıntı, Yeni Ümit, Ekoloj, Aksiyon, STV, Burç FM gibi örgütlenmeler vardır. Ayrıca prodüksiyon şirketleri vardır.

Kadın kolları örgütlenmesi vardır. Kadın cemaat mensuplarına "Şakirde", erkek cemaat mensupların "Şakird" denir.

Alınan kararlara mutlak uyulma zorunluluğu vardır. Uymayanlara fırça atılır, şefkat tokatı ile tehdit edilir, cemaatten uzaklaştırılır.

Cemaatin Finans Kaynakları

Cemaat mensuplarından alınan aidatlar, iş adamlarından, esnaftan, cemaate yakın kişilerden toplanan paralar ve diğer ticari kuruluşlardan elde edilen gelirler oluşturulduğu.

Cemaatin Hiyerarşik Yapısı

1- İstişare grubu: (7) kişiden oluşur başkanlığını Fettullah GÜLEN yapar
2- Dünya İmamı: İstişare grubundan biridir. Görevi dünyadaki bölge ve ülke imamlarım atamak, istişare sonucu alman kararları uygulamaktadır.
3- Coğrafi Bölge İmamı: Bir dünya coğrafi bölgesinden sorumlu olan kişidir (Orta Asya İmamı, Doğu Pasifik İmamı gibi.)
4- Ülke İmamı: Bir ülkenin tamamından sorumlu olan kişidir. (İngiltere, Fransa, Türkiye gibi.)
5- Bölge İmamı: Bir coğrafi bölgeden sorumlu kişidir.(Marmara bölgesi, Ege bölgesi, Karadeniz bölgesi gibi)
6- İl İmamı: Bir ilin tamamından sorumlu kişidir.
7- İlçe İmamı: İlçenin tamamından sorumlu olan kişidir.
8- Semt İmamı: Semtten sorumlu kişidir.
9- Mahalle İmamı: Mahalleden sorumlu olan kişidir.
10- Ev İmamı: Evden veya yurttan sorumlu olan kişidir.
11- Serrehberler.
12- Belletmenler.
13- Öğrenciler ve cemaat mensupları.

Eğitim ve öğretimde başı çeken Işık Evleri’dir. Işık Evleri kökünü Hz. Muhammed devrinden alır. Fettullah GÜLEN bu evleri Işık Evleri olarak niteler, vaazlarında ve kitaplarında bu evlere "ibn-i erkam evleri" der. İbn-i erkam sahabedir. Hz. Muhammed’i herkesin dışladığı bir vakitte evine almıştır. İbn-i irkam evlerinde yetişmede, sabırla pişip olgunlaşmadan yapılan her şey ham hayaldir. Bu evler cemaatin hücreleri durumdadır. Hiyerarşik sistemin yaratılışa uygun prensiplerinin devlet bazında temsil edilmesinin ilk adımı ilk şartı olan evlerdir. Müjde ve müşlunur, en karanlık ve karamsar günlerinde billur bir avize gibi asılı durduğu evlerdir. Ahir zamanda gelerek … tahrip eden Deccal’in bir daha hortlamak üzere öldürüldüğü evdir.
Her evin bir programı vardır. Her iş bu program dahilinde yapılır. Atatürk’e ait hiçbir kitap okunmaz ve okutulmaz.

Fettullah GÜLEN’e mehdi nazari ile bakılır. Mehdi ahir zamanda bayrağı yere düştüğü vakitte zuhur edecek ve beklenen cemaatin başına geçerek bayrağı kaldıracaktır. Cemaat içinde Atatürk için, Beton Kemal, Kefere Deccal, Öküz Aleyhisselam gibi ağır lakaplar kullanılır.

Fettullah GÜLEN yurtdışına giden talebeler için hicret eden kişiler kelimesini kullanıyor. İkinci ilklerin beklenen cemaatin vazifesi de Hz. Muhammed’in yaptıklarının aynısını yapmaktır.

Fettullah GÜLEN’in Ölçü (1) adlı kitapçığının 60. sayfasında "Yerinde durup mevziini koruma, düşmanı aşt etme, hedefe varmanın en birinci vazifesidir, cepheyi terk edip ayrılanlar ise yerlerinden ayrıldıkları andan itibaren kaybetme yoluna girmiş sayılırlar" tarzındaki telkin ile ciddi bir (cephe) faaliyetinin varlığına işaret edilmekte ve bu stratejinin mevcut çalışma süresinin içerisinde uygulandığı müşahede edilmektedir.

Tarikatın lideri konumundaki Fettullah GÜLEN’in imzasına havi kitapların tetkikinden de anlaşılacağı gibi kendisini dinsel bir dava adamı olarak anlatmasına rağmen daha ziyade tarikatın propagandisti konumunda gözükmektedir. Kitaplarının tetkikinden de anlaşılacağı gibi propaganda ağırlıklı kitaplarının üslubu ve ağdalı deyimleri ile dinsel telkin içeren kitapların üslup ve deyimlerin farklılığı da eserlerin tek kaynağa ait değil mal edilmiş şekilde yazılmış olduğu görülmektedir.

Devletin Anayasal nizamını değiştirip yerine şer-i esaslara dayalı bir İslam devleti kurmayı hedeflediği değerlendirilen Fettullah GÜLEN ve yandaşları, 28 Şubat Kararları’nın alınmasından sonra ve özellikle soruşturma ile ilgili yazışmalarının başlaması ile birçok örgüt evini boşaltmış, örgütsel yapılanmaya zarar vermemek için faaliyetlerini mevzii koruma kuralına uyarlamışlardır.

Şu anda birçok örgüt mensubu ve talebeleri aile evlerinde örgütsel faaliyetlerini sürdürmektedirler.

GÜLEN örgütlenmesinin ekonomik boyutu da göz önüne alındığında, gelecekte ülkemizi bekleyen tehlikenin büyüklüğü endişe verici boyuttadır.

1992 yılında alınan cemaade ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Daire Başkanlığı’nca başlatılan soruşturma neticesinde konu müdürlüğümüzün 8.05.1 egııı. 4.06.00.14 III. ve Sor.(F).92/8303 sayılı yazısı ile DGM’ne intikal ettirilmiş ancak, intikal ettirilen mezkur raporda adı geçen şahıslar ile ilgili teknik belgesel ve ideolojik değerlendirmeye havi ilave argümanlar sağlanamadığından DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 1998/24 sayılı yazılarıyla takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.

Genel Müdürlüğümüz Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın konu ile ilgili başlattığı soruşturmaya … cemaat mensupları arasında tedirginliğin arttığı, buna paralel olarak GÜLEN örgütlenmesinin temel taktiklerinden olan takiyye yöntemleri uygulanmak suretiyle tabirlerin giderek arttırıldığı ve hatta savunma boyutundan saldırı boyutuna geçildiği.

"Işık Tarikati illegal örgütlenmesi" ile ilgili Emniyet Müdürlüğümüzce hazırlanan rapor tetkik ve gereği yapılmak üzere ekte gönderilmiştir

Gereğini arz ederim."

Burada şuna tekrar dikkat çekmek gerek: "Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün yaptığı çalışma, Fethullah Gülen Hareketi’nin taktiğini ve stratejisini ortaya koyma adına çok önemli bir çalışma" olarak değerlendirildi.

Ancak daha önce de dikkat çekildiği gibi "Emniyet’in içinde açığa çıkmış Fethullahçı polislerle, teşkilatın içinde sevilip sayılan Emniyetçiler’in adeta bir torbaya doldururcasına hazırlanan listeye konulmaları kafaları karıştırdı" yorumu ilgili çevrelerde dile getirildi.

Konuyu bilen Emniyetçiler tarafından ifade edildiğine göre, bu safhada böyle önemli bir çalışmanın ekine aceleye getirilen bir liste eklenmemesi gerektiği, listenin Emniyet, MİT ve benzeri diğer kurumların çalışması sonucu oluşturulmasının uygun olacağı ifade edildi.

Fakat bu çalışmayla ilgili yargılanan Emniyetçiler’in müfettişlere ve mahkemeye verdikleri ifadelere bakılırsa, liste çalışması için oluşturulan 6 kişilik görevli grubu, oldu bittiye getirerek listeyi hazırlamışlar ve çalışmanın ekine koymuşlardı.

Ankara Emniyeti’nin yetkilileri dahi bu çalışma grubunun ikisinin Fethullahçı gruba mensup olduğunu sonradan öğrendiklerini ve aceleyle liste hazırlanmasının bunların yönlendirmesiyle yapıldığını dost çevrelerindeki söyleşilerde dile getirdiler.

O dönem Emniyet’teki yaygın kanaate göre, bu şekilde bir liste iki amaca hizmet etmişti; birincisi büyük yolsuzluk operasyonlarında görev almış kişilerin listeye konulmasıyla Fethullahçıların, dürüst, namuslu insanlar olduğu, çekinilecek kimseler olmadığı imajı yaratılmaya çalışıldı.

İkincisi ise, Emniyet teşkilatı içinde Fethullahçı örgütlenmeye karşı olan, fakat yapıya nasıl engel olunacağını bilemeyen Emniyetçiler’in bir kısmının listeye eklenmesiyle, bu kişiler arasında bölünme yaratıldı.

Oluşuma karşı olanların bir kısmı listede yer aldıklarından, bunlar Fethullahçı örgütlenmeye "karşı durma" yerine kendilerinin Fethullahçı olmadığını ispat etmeye çalıştılar. "Böylece kamuoyunda algı karmaşası yaratılarak Emniyet’teki örgütlenmeyle yeterince mücadele edilemedi"ği iddiası güçlü biçimde ortaya çıktı. O yüzden bugün dahi "Fethullahçı yapı var mı yok mu", "F Tipi yapılanma var mı yok mu" tartışmaları sürüp gidiyor.

Reklamlar

Etiketlendi:, , , , ,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: