Günlük arşivler: 8 Ağustos 2014

MİT DOSYASI : Hakan Fidan’a en yakın isim cemaatçi çıktı! MİT’te paralel temizlik !


Cemaat’in MİT içeresindeki yapılanmasına yönelik yapılan operasyonda Hakan Fidan’ın sağ kolu olan isim de görevden alındı…

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın TİKA’dan bu yana beraber çalıştığı Özel Kalem Müdürü E.A.Y.’nin, Cemaat’in MİT içeresindeki yapılanmasına yönelik yapılan operasyon çerçevesinde görevden alındığı bildirildi.

MİLLİ İstihbarat Teşkilatı’ndaki Cemaat yapılanmasına ilişkin tasfiye başladığı haberleri kamuoyuna yansırken, görevden almaların yeni olmadığı ortaya çıktı. Bu çerçevede de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Özel Kalem Müdürü E.A.Y.’nin görevinden alındığı öğrenildi.

Aydınlık gazetesinden Ceyhun Bozkurt’un iddiasına göre, TİKA’dan bu yana Hakan Fidan’ın yanında bulunan E.A.Y. yaklaşık 2 ay önce görevinden alınarak pasif göreve kaydırıldı. Pasif görevlendirmenin perde arkasında Cemaat yapılanmasına yönelik operasyon olduğu kaydedildi.

E.A.Y., 1990 yılında Zaman gazetesinde gazeteciliğe başladı. Bu gazetenin çeşitli birimlerinde görev alan Yavuz, uzun zaman Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık muhabiri olarak çalıştı. Hakan Fidan’ın TİKA Başkanlığı’na getirilmesinden sonra E.A.Y de Fidan’ın ekibinde yer almıştı. Fidan, MİT’in başına geçince E.A.Y.’yi yanına almıştı.

E.A.Y.’nin adı, yasadışı dinleme olayında ise mağdur olarak gündeme gelmişti. E.A.Y.’nin telefonlarının "terör örgütü üyesi" olmak iddiasıyla yasadışı bir şekilde dinlendiği haberleri kamuoyuna yansımıştı.

ÜNLÜ MAFYA BABASI ALAATTİN ÇAKICI, TAYYİP ERDOĞAN’A MEKTUP YAZDI …. S….TI SIVADI


İŞTE O MEKTUP

“Kamuoyuna saygılarımla

Onur ve şereften nasibini almamış Rizeli rezil yezit kişilikli onursuz. Milletin manevi duygularını istismar eden, dinimizi kullanan, hırsızlığı meşru zeminlere oturtturmuş, güzel ülkemizin bölgelerine göre arap atasözü söyleyerek doğu ve güneydoğu da yörenin kullandığı günlük hayatındaki sözleri zaman zaman kullanıp ümit tacirliği yaparak, bölgelere göre kişilik değiştiren, hırsı için ülkemizin fidanlarını telef ettiren, ruhunu şeytanateslim etmiş, dedeleri Kafkas Musevisi olan vampirin torunu.

Batıda İç Anadolu’da, tüm Karadeniz ve Çukurova bölgesinde, Erzurum yöresinde tek devlet tek bayrak tek millet diyorsun. Bir millet varsa mutlaka adı da vardır. Adını söyleyemediğin milletin devleti de olmaz. Adını söyleyemediğin asil Türk milleti tarihin her devresinde devlet olmuştur. Beynini, duygularını, dini inançlarını sürekli kullandığın bu milletin çöpçüsünden, çobanından ne asil insanlar çıktığını biliyor musun? Senin hafife aldığın, ismini koyamadığın bu milletin hiçbir evladı bu yezitliği unutmaz.

Adamsan beni öldürttür ama sen de adamlık ne gezer, ruhunu şeytana teslim etmiş iblis. Kalp gözü de mühürlenmiş çakma Rizeli yezit. Peygamberimizin evlatlarını iktidar hırsı için katleden yezit mantıklı adam. Adını koyamadığın asil Türk milletini hafife alan insan şeklindeki şeytan. Her yerde dinimizi kullanıyorsun, şeytana değil de Allah’a iman ettiysen vicdanınla hesaplaş.

Bu milleti telef edip yezitlik yapma.

Kamuoyuna saygılarımla

Alaattin Çakıcı”

IŞİD DOSYASI /// NECDET BULUZ : “IŞİD’ın yüzde 10′u Türk…”


IŞİD konusu öyle görünüyor ki daha çok baş ağrıtacak. Bir kısmı Suriye’de, bir kısmı Irak’ta İslamiyet adına vahşet sergileyen, yaptıkları eylemlerle İslam ülkelerinin de tepkilerini çekmeye başlayan IŞİD’ın, Türkiye tarafından desteklendiği iddiaları da özellikle dış basında yankılanmaya devam ediyor.

Geçenlerde Alman Die Welt Gazetesi IŞİD ile ilgili yaptığı analizde “Militanların % 10’u Türklerden oluşuyor. Arapların dışında IŞİD’a en çok Türkler katılıyor” diye yazıyor.Daha önce de gerek Amerika’da,gerekse Avrupa’nın çeşitli yerlerinde yayın yapan gazeteler IŞİD konusunda benzer yazıları okurları ile paylaşmışlardı. Yerli basında da konu ile ilgili haber ve yorumlarla karşılaşıyoruz.

Daha önce Dış basında IŞİD ile ilgili çok yazı çıktı. Gözlerden kaçan bir ayrıntıyı bu kez Die Welt yeniden gündeme taşıdı. Gazete bu ayrıntıyı “IŞİD’a katılanların dışında Türkiye’de bu örgüte sempati duyan ve pasif durumda kalan militanlar da var. Bunların kesin sayıları bilinmiyor” diyor.

Bizim için de korkutucu olan ve endişe duymamıza neden olan bu konudur. Çünkü IŞİD’ın çok tehlikeli eylemlere başlayabileceği haberleri de çıkıyor. Geçmişte Türkiye’nin de IŞİD tarafından tehdit edildiğini göz önünde bulunduracak olursak, bu konudaki sıkıntıların daha da artabileceğini sanıyoruz. Bugüne kadar bu örgüte, özellikle Suriye’de Esad’a karşı savaşması için destek verenlerin şimdi bu tehlike ile karşı karşıya kaldıklarına da dikkat çekiliyor.

Nitekim Alman Die Welt, analizindeIŞİD’e, Esad’a karşı savaşması konusunda başından beri destek verdiği belirtilen Die Welt’in analiz haberinde, şimdi IŞİD’in Türkiye’yi tehdit eder hale gelmesinin tam bir ironidirdeniliyor.

IŞİD komutanlarına ait olduğu öne sürülen bazı iddialarda da çok sayıda Türk kökenlinin IŞİD tarafından eğitildikten sonra Türkiye’ye döndüğü anımsatılıyor ve “Pasif durumdaki militanlar da zamanı geldiğinde Türkiye içerisinde harekete geçebilecek” deniliyor.

Almanya, Fransa, Belçika ve Avusturya ve diğer bazı Avrupa ülkelerinin vatandaşları olan Türk kökenlilerden de IŞİD’a katılanların sayısının 1500 olduğu, Türkiye’den katılan sayısının 1000 olarak tespit edildiği, halen IŞİD’ın militan sayısının 16-17 bin civarında bulunduğu da tahmin ediliyor. Gazetenin ve dış istihbarat birimlerinin haberlerine göre Avrupa’daki Türk kökenli militanlar önce Türkiye’ye geliyor, Türkiye üzerinden de Suriye’ye giriş yapıyorlar.

İşin en önemli tarafı da, IŞİD militanlarının savaştıktan sonra Türkiye üzerinden yeniden Avrupa’ya dönmeleri halinde Türkiye ile Avrupa Birliği arasında sorunların yaşanabileceğine de dikkat çekiliyor. Zaten AB’nin bu konuda sık sık Türkiye’nin dikkatini çektiğini de söylemliyiz.

Şimdi asıl sormak istediğimiz konuya geçelim:

IŞİD’ın bugüne kadar gerek Irak’ta gerekse Suriye’de yaptığı vahşet görüntüleri ortadadır. Öldürdükleri insanların kafalarını gövdelerinden ayıran, kanlı infazlara imza atan, kadınları sünnet etmeye başlayan ve etrafa korku salan bu militanlara halen Türkiye’nin destek verdiği iddiaları Türkiye’nin imajını da altüst etmektedir. İslamiyet adına, Islama yakışmayan görüntü çizen IŞİD’a bugüne kadar destek verenlerin, şimdi bu örgütün karşısında olduklarını görüyoruz. Kaldı ki IŞİD, sadece Şii’lere değil, Sünnilere karşı da aynı acımasızlığını sergiliyor. Peygamber mezarlarını, camileri, kutsal yerleri bombalarla ortadan kaldırıyor. Giderek de İslam dünyasının tepkisini çekiyor.

Hedefleri daha önce Bağdat olan IŞİD’ın bu atakta başarılı olamaması ve bulundukları yere sıkışmaları da örgütün gücünün abartıldığı gibi büyük olmadığı da görülmüştür. Eğer böyle bir eylem başarılı olsaydı, bölgede görülmemiş bir mezhep savaşı çıkmış olacaktı. Çünkü işin içine İran’ın da girmesi an meselesiydi. Bunun yansında Kerbela ve Necef’teki Şii’ler de silahlanarak IŞİD ile savaşmaya hazır bekliyordu.

Burada önemli bir noktaya daha değinelim:

IŞİD, tam bir Türk düşmanıdır. Kuzey Irak’taki Türkmen köylerine yapılan baskınlar, Türkmenlerin topluca katliamları, soydaşlarımızın evlerinin, topraklarının terk etmek durumda kalması IŞİD’ın korku ve baskısı sonunda gerçekleşmiştir. Üzücü olan da bugünkü AK Parti Hükümeti’nin bu olup bitenler karşısında Türkmenlere sahip çıkamamış olmasıdır.

Bu örgütün hedefinde sadece Şii’lerin olmadığını da yaptığı eylemler sonunda açık biçimde gördük.

Dikkat edilecek olursa, IŞİD’ın ilk günlerdeki hızı kesildi. Çünkü çok militan kaybetti. Örgüte destek verenlerin şimdi IŞİD’ın karşısında yer almaya başlaması da bu vahşet sergileyenlerin önünde set oluşturdu. Birçok yerde ele geçirdikleri yerleri de birer birer terk etmeye başladılar. Bazı noktalarda da savaşı kaybediyorlar. Halen Suriye’nin Güney sınırında PKK’nın kolu PYD ile çatışma halindeler.

Nereden bakılacak olursa olsun, IŞİD yanı başımızda en büyük tehlike ve tehdit olarak kalacak gibi görünüyor. Hükümet olanların bunu önleyebilecek planları var mı bilmiyoruz? Ancak, iddialar doğruysa halen bu örgüte destek veriliyorsa bunun bedelinin de çok ağır olabileceğini söylemeliyiz. Temennimiz geç de olsa gerçeklerin tümüyle görülmesi ve gereken önlemlerin de zaman geçirilmeden alınmasıdır.

GÜNDEM ANALİZİ /// Prof.Dr. Levent Seçer : APTALLAR VE MASUMLAR


Kapitalist zihniyet savaş ister,silah baronları tüccarları savaşı körükler,savaşa önce aptallar yollanır,ama sonunda olan masumlara olur ve günahsız insanlar birilerinin ihtirasları uğruna katledilir ölür.Şimdi Türkiye’de yaşananlara baktığımda,Birileri tarafından kirletilmiş siyaset ve kurnaz anlayış,işte bu tablonun yaşanmasını istiyor.Adını varın siz koyun bu savaşın.

Türkiye’de siyaset tam anlamıyla bir çarkın ortasında tıkanıp kalmış durumda.İnançların gölgesinde bırakılmış bir toplum,buna güdülmeye hazır bir toplum desek daha doğru olacak.Nereye sürükler sen oraya giderken bile sesini çıkaracak durumda değil,zira tüm beyinleri din afyonuyla uyuşturulmuş durumda,sadece dinliyor,bakıyor,anlamıyor neyin ne olduğundan habersiz gözlerini kapatarak kulaklarıyla dinliyor saklı kalmış gerçeklerden haberi olmadan,ve her geçen gün nereye sürüklendiğinden habersiz,birilerinin siyasal geleceklerinin ülkeye getirdiği felaketten bile haberi yok.Ama yine habersiz,asıl bu felakete ortak olan kendisinin olduğundan.CAHİL bir toplum olmanın adı bu yaşananlar.Ben bu inanmada ne bir aydınlık,ne bir çağdaş değişim,ne Atatürk’e sevgi,nede bizi hala ayakta tutan değerlerin özellikle cumhuriyetin faziletlerinin yer almadığını düşünüyorum.Atatürk ve Cumhuriyetten nefret eden rahatsız olan bir anlayışın ülkeyi getirdiği nokta bu aslında,ve yarattığı inanç kültürünün dinsel korku dürtülerinin kendi yarattığı kısır cahil toplum yapılanmasındaki şu anda gösterdiği gelinen nokta değil mi yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız.

Öyle bir toplum yaratılmış ki,Cahil,eğitimsiz,okumayan,araştıra mayan,konuşamayan,ama yalanları korku içinde dinleyen bir toplum,yarınlarında yaşayacaklarının elinden alınacağı korkusu verilerek toplanmış bir arada tutulan bir toplum.Daha sosyal iletişim olanaklarından,okumaktan,kitaptan bile haberi olmayan insanların yaşadığı bir ülke Türkiye.Beynine din afyonu saldığın narkozla uyutulan bir beyin,sana inanır ve sadece senin anlattıklarına inanır.Sen bu yarattığın koyun sürüsünü zaman zaman beslediğin de,sana itaat eder inanır dinler ve BİAT eder,tıpkı kendini sanatçı sanan ama sanattan anlamayanların kendilerine küfredildiği halde yalakalık ve yağdanlık yaptıkları gibi.Her geçen gün hiç bir dilde yaşanmamış bir kültürün içine sokulmaya çalışılan bir Türk toplumu,ve askeri darbelerden daha tehlikesi yaşanır duruma gelen siyasi darbe.Bunun adına (RTE) darbesi demek için zamanın çok yaklaştığını söylemeliyim,aslında 12 yıl Türk toplumu bunu yaşıyor.Şimdi bu anlayış ülkeyi adı olmayan bir dünyanın ortasında bırakmak için çalışıyor,yani (RTE) Cumhurbaşkanı olmak sevdasında,adil bir seçim olmadığı ortada,sen ne desende ne yazarsan yaz bu kimin umurunda.Her şey onun bu seçimi kazanması için kurgulanmış hazırlanmış bir kere,öyle yada böyle (RTE) bu seçimi kazanacak bunun için ülkeyi felaketin ortasında bıraksa dahi her türlü çıkar bedelini verecek.İşte asıl bu ülke için tarihi parçalanma korku sonun başlangıcı uçurumlar ve erken ölüm burada başlayacak,tek başına koca bir devleti yönetmek her şeye karışmak tek kanun kurucu olmak işte endişelendiğim ve korktuğum gerçek budur.Kurumlar konuşamıyor,her şey bir tek kişinin emrinde,insan hak ve özgürlüklerinin topluma yansıtılmadığı bir sistemin adına demokrasi diye bilir misiniz?.

NASIL BİR CUMHURBAŞKANI…

Toplumu kucaklayacak sevecek bir kişi,parti çıkarlarını gözetmeyen,hırsızlıklara rüşvet ve talana karşı duran,inanç saygınlığı diyorsa bunun gereğini çıkarsız yerine getiren,devletin kasasının soyulmasına öncelikle kendisinin hassas olmasının,en tehlikelisi de yüzde elli benim diyerek toplumu iki ayrı korkunç bir yaşamın ortasına sürüklemeyen.Vatandaşına ulan ya da çapulcu demeyen,insan hak ve özgürlüklerinin sözde değil özde dolaysız yaşanmasını sağlayan,modern değişim çağımızın gerekçelerinden olan sosyal iletişim kanallarının kapatılması diye bir felakete evet demeyen,insanların her türlü fikri rahatlıkla paylaşmalarını sağlayan,topluma polis devleti kurarak korku salmayan korkutmayan,kendi vatandaşına bağırıp çağırmayan,eleştiri kültürüne saygı duyup bundan feyz alan.Literatürde bile yeri olmayan farklı bil dil kullanarak hakaret etmeyen,siyaset kültüründe bile kendisi gibi düşünmeyen birine bu dille hakaret etmeyen.Atatürk ve devrimlerine karşı olmayan,onun hala sıcaklığının yer aldığı izleri soğutmaya çalışmayan,cumhuriyete ve çağdaş düşünceye Türk kimliğine karşı olmayıp. Türküm diyebilen,siyaseti karşı fikirlerin paylaşımı olarak görüp ülke yararı adına paylaşımını sağlayan kavga etme kültüründen uzak duran,toplumu adı bile konulamayan iki ayrı kültürün ortasında çekişme ortamında bırakmayan.Ülke çıkarlarını ve uluslararası saygınlığını kendi çıkarlarından üstün tutan,ayrıştırıcı kavgalı bir toplum değil,her şeyi paylaşan bir aydın toplum yaratmaya çalışan,kendisi gibi düşünmeyenlere karşı siyaset kültürünün gereğinde saygılı olmasını bilen,konuşmasında davranışlarında farklı bir dil kullanmayıp çağdaş kültürün gereği Türk toplumu adına bunu yansıtmaya çalışan,her kültür ve düşünceye karşı baskı kurmayıp bunu aydınlık değişim adına kullanılmasını sağlayan.

Yakınlarına karşı bazı çıkar ve kazanımlar noktasında bulunduğu konumu bu doğrultuda kullanmayıp her kesime ellerini kucağını açmasını bilen,kin ve ihtiras, öfke öç alma hırsından uzak duran,kısacası o yüce makama yakışır bir görüntü veren,bilgisiyle düşünceleriyle bilgeliğiyle aydın düşünce ve fikirleriyle,her fikre saygıyla yaklaşan toplumu kutuplaştırarak bir mezhepler savaşına dönüştürmeyen.Ülkeyi farklı amaçlarla bölmeyen,şanlı Türk tarihini ayaklar altına almayan.Ne Mutlu Türküm diyebilen,kavga kültürünü değil,barış ve bilimsel paylaşım noktasındaki çağdaşlaşmanın önünü açan,güdülmeye hazır bir toplum olmaktan çıkarılmış cumhuriyete bağlı bir Türk toplumu yaratan.Andımıza Atatürk ve Türk kimliğine saygının önünü açan,yargının bağımsızlığı noktasında herkesin düşünce haklarını savunan bağımsız mahkemelere güvenin çoğalmasına yardımcı olan,Ümmet değil laik düşüncenin saygınlığını bilen,aynı zamanda inançlara saygının kirlenmiş siyasete alet edilmemesini gören,ülkeyi bir karmakarışık lığa değil barış içinde herkesin kucaklaş tığı tüm dünyanın örnek aldığı bir Türkiye yaratmanın gayreti içinde gören bir Cumhurbaşkanı.

Ancak Ilımlı İslam cumhuriyeti adıyla tüm çağdaş değişime cumhuriyete Atatürk ve devrimlerine inadına düşman bir anlayışta ısrar etmek, bu ülkeye felaket getirir,o zaman bunun adı sivil bir darbe olur ki. Türkiye bunun bedelini çok ağır öder.Böyle bir anlayışın getirdiği sistemle ülke bu karmaşayı yaşayacaktır.Dilerim hala cumhurbaşkanı olmakta ısrar eden zihniyet, bu gerçeği görür basit kültürel değeri olmayan ve bir cumhurbaşkanı’na yakışmayan tarz ve konuşma dilini değiştirir.Bu mümkün olur mu derseniz ben bunun gerçekleşeceğine ihtimal vermiyorum.Bilim ve cumhuriyete düşman bir anlayışın bunu yapacağına inanamıyorum.Başbakanın ” sen kimsin. prof.muş üç dil biliyormuş ben kaç dil bilen insan çıkarırım” demesi insanın kanını donduracak bir açıklama,bir cumhurbaşkanı adayına yakışmayacak sözler bunlar,rakibin olacak seni eleştirecek demokrasinin gereği budur,fikirler paylaşılırken siyasetin saygınlığı unutulmamalı,topluma sadece kendi inandığın sistemi zorlayacak olmanın adına da demokrasi demek mümkün mü?.Türkiyeyi daha zor yılların beklediğini görür gibiyim.Kim bilir yanılan belkide ben olurum felaketi görebilen duyarlı Türk halkı,narkozun etkisinden kurtulur ve gerçeği görür diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Ne zaman APTALLAR uykudan uyanırlar, o zaman ülkeyi ve mazlumların da hayatını kurtarmış olurlar.Bir hafta sonra cumhurbaşkanı seçimleri yapılacak,ben bu yazıyı yazarken korkularım dahada artmakta,zira malum zihniyet kazanmak için adil bir davranış içinde değil,belki de seçimi kazanacak görünen o dur.Ama asıl ondan sonrasında ülkede nelerin yaşanacağıdır benim korkum budur.Cumhurbaşkanlığı makamı saklı kalmış ihtiras kin ve öfkenin getirdiği felaketlerin yaşanacağı yaşatılacağı yer olmamalı.Başkomutan benim istediğimi buradan yaparım demek ülkeye zarar verecektir,Fransız devrimini yaşayan 14′LUİ ”kanun benim bu ülkede benim dediğim olur” zihniyetinin yaşatılmaması temennimdir.Dilerim 11 Ağustos sabahı Türkiye bu korkularla uyanma malı.Daha aydınlık Atatürk ve laik düşünce anlayışının cumhuriyetin kazanımlarını yansıtır biçimde bir sevinç tablosuyla uyanmalı tüm dileğim budur.

Prof.Dr. Levent Seçer

FİLİSTİN DOSYASI /// VİDEO : El Kassam Tuğayları Hakkında 10 Bilgi (YANDAŞ MEDYADA YAYINLANM IŞTIR)


VİDEO LİNK :

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ : Hangi Cumhurbaşkanı Adayı Tam Sana Göre ? Test Et Öğren !


LİNK : http://onedio.com/haber/hangi-cumhurbaskani-adayi-tam-sana-gore–335285?utm_medium=pch_link&utm_source=leventt&utm_content=click&utm_campaign=Hangi%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20Aday%C4%B1%20Tam%20Sana%20G%C3%B6re%3F%20Test%20Et%20%C3%96%C4%9Fren!&utm_term=0xid-53d245a1c38cb7983369b61a-52e653ba63ecec786d000004

AK PARTİ DOSYASI : AKP’nin Irak iflası


AKP’nin Kuzey Irak Bölgesel Yönetimiyle yaptığı yasadışı petrol ticaretine Irak Merkezi Yönetimi’nin tepkisi ağır oldu. Irak Petrol Bakanlığı Türk Şirketlerinin Irak’ta petrol ve dağıtım-üretim işlerine girmesini engelleyen bir genelge yayımladı.

AKP’nin Irak politikası her anlamda iflasın eşiğine geldi.

Kuzey Irak Bölgesel Kürt yönetimiyle AKP’nin giriştiği petrol ticareti macerasının bedeli ağır oldu. CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Irak Merkezi Yönetimi’nin Türk petrol şirketlerine ambargo koyduğunu açıkaldı.

Gök, Türk şirketlerinin kaybının 2 milyar dolar civarında olduğun vurguladı.

Gök, Irak petrollerinin yasadışı yollarda İsrail’e taşınmasını hatırlattı.

ulusalkanal.com.tr

VİDEO LİNK :

http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/akpnin-irak-iflasi-h34154.html

%d blogcu bunu beğendi: