AK PARTİ DOSYASI /// DR. BEŞİR DOSTER : Nereden Nereye ??


ABD Başkanı Obama, aylardan beri Recep Tayyip Erdoğan’ın telefonlarına çıkmıyormuş. Başbakan, Abdullah Gül’den başlayarak, dışişleri bakanlığının her kademeden bürokratlarını aracı olarak kullanmasına rağmen, karşı tarafta ne ses var ne de cevap. R. T. Erdoğan zor durumda, sitemkâr, sıkıntılı…

Bitmedi. Almanya Başbakanı Merkel, Avusturya’nın başbakanı ve dışişleri bakanı, Erdoğan’ın geçtiğimiz aylardaki Almanya ve Avusturya ziyaretlerinde sözlerini sakınmadan, hatta yüz yüze, “Lütfen ülkemize gelmeyin. Halkın huzurunu bozuyorsunuz” dediler.

Uzak Asya’nın, Yakın Doğu’nun, Balkanların ve bilumum İslam ülkelerinin en büyük lideri olduğu, yandaşlarınca yazılıp söylenilen Türk başbakanının düştüğü duruma bakar mısınız? Daha da önemlisi, Türk başbakanının Müslüman ülkelerde bile muhatabı yok.

Günümüzde Suriye’de, Mısır’da, Libya’da Türkiye’nin büyükelçisi yok. Musul’daki maslahatgüzarımızdan iki aydır haber alamıyoruz. İsrail – Filistin sorununda arabuluculuğu Mısır yürütüyor. İsrail devleti ve yurtdışındaki etkin Yahudi lobileri Türk başbakanına verdikleri madalyaları geri istemeye başladılar. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, bugün sınır komşularıyla olan dostça ilişkilerini amansız bir düşmanlığa çevirdi. Devletler değil, kanlı çetelerdir artık müttefiki ve muhatabı.

2014 yılında dışişlerimizi kimin ve hangi kurumun yönetip yönlendirdiği belli değil. Kısaca, Ahmet Davutoğlu mu, Hakan Fidan mı? Türkçesi; hariciye vekâleti mi, Milli İstihbarat Teşkilatı mı?

1920’li yıllarda Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış genç Cumhuriyet, son derece saygın bir devletti. Gerek bölgesinde, gerekse tüm dünyada saygınlığı, güvenilirliği vardı. Savaştığı düşmanlarıyla dost olmuştu. Ülkesinin hem doğusunda hem batısında oluşturduğu antlaşmalarla öncü devletti. Lider ülkeydi, gücü vardı, itibarı vardı. Batılı devletlerin siyaset adamları, aydınları, yazarları, Türkiye’yi sık sık ziyaret eder, Türk Devrimi’ni izlemeye, anlamaya çalışırlardı. Keza, doğunun kralları, şahları ülkemize gelir, Türk Devrimi’ni ülkelerinde uygulayabilmenin yollarını, yöntemlerini öğrenmeye çabalarlardı.

Cumhuriyet’le ve Cumhuriyet’in kurucularıyla hesaplaşmayı siyasetinin temeli ve hedefi sayan R. T. Erdoğan, şimdi cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi açıkhava toplantılarında bile ABD Başkanı Obama’nın, telefonlara çıkmamasını adeta yana yakıla anlatmaya başladı. Bu tablo düşündürücüdür ve üzücüdür. Dahası, ülke yönetiminin 2014 yılında iflas ettiğinin tartışmasız belgesidir, itirafıdır.

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde böylesine perişan ve çaresiz olmamıştır. Şimdi, R. T. Erdoğan’ın şunu bilip öğrenmesinde, öğrenip uygulamasında yarar var:

Tam yarım asır önce İsmet İnönü, Kıbrıs görüşmelerinden sonra ABD’den Türkiye’ye dönerken, uçakta gazetecilere “Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye orada yerini bulur” demişti. ABD yöneticileri, İsmet Paşa’nın bu çıkışı üzerine hop oturup hop kalkmışlardı o günlerde. Çünkü İsmet İnönü, eski bir asker olmasının yanında, diplomatik yetenekleri yüksek bir devlet adamıydı. Dünya dengelerini değerlendirmesini bilen, uzak görüşlü bir liderdi.

İşte o eski “sarhoşlar”, işte bu yeni ayıklar…

Reklamlar

Etiketlendi:,

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: