Günlük arşivler: 1 Ağustos 2014

PKK SEMPATİZANLARI, FACEBOOK’TA ATA’MIZA HAKARET EDİYOR /// SORUMLULARIN TUTUKLANMASI İÇİN SAVCILIK BU GÜN HAREKETE GEÇTİ


HAKARET EDİLEN LİNK : https://www.facebook.com/Kurdistan.S.K?fref=photo

***

Değerli Üyeler;

KÜRDİSTAN SPOR KULÜBÜ adlı PKK SEMPATİZANI facebook adresi, ATATÜRK’ümüze iğrenç hakaretlerde bulunuyor…du ancak şu an için hesap kapanmışta olabilir biz bu satırları yazarken.

Bu hakaretamiz sözlerin ve resimlerin de bir müeyyidesi olmalı diyerek harekete geçen duyarlı Kemalist’lerden ve aynı zamanda Ergenekon Davası’nın sanığı da olan ÖZEL BÜRO GRUBU kurucusu Erkut ERSOY bu hesabı açan şahsa yada şahıslara karşı 5816 no’lu Atatürk’ü Koruma Kanunu’na muhalefetten ceza davası açmak üzere harekete geçti..

Dilekçesini 25.07.2014 Cuma günü bölge savcılığı’na arz etti. Bugün ise savcılığa şikayet başvurusunu tamamladı.

Hesap şu sıralar yoğun çabalarımız sonucu kapanmış olabilir ancak biz bunu yapanların yanına kalmaması için sadece hesabın kapanması ile yetinmeyerek bu iğrenç hesabı açan kişi yada kişilerin bulunması için de savcılık tarafında girişimimizi başlattık. Hesap ile ilgili IP ADRESLERİNİ savcılığa ibraz ettik. Bundan sonrası ise beklemek ve savcılığın işini yaparak sorumluları yakalamasını umud etmektir.

Destek veren tüm yurtsever Atatürkçü’lere sonsuz şükranlarımızı sunarız.

Dilekçesi ve Savcılık Başvurusu ek’tedir.

Ata’mızı saygı ve rahmetle anıyoruz.

İĞRENÇ FACEBOOK HESABINDA BULUNAN İÇERİK AŞAĞIDA

KRDSTAN SPOR KULB – ATATRK’E HAKARET EDEN STE DAVASI (23.07.2014).pdf

RADİKAL DİNCİ SİYASETÇİ ESKİSİNDEN ANTİ-SEMİTİZM /// ŞEVKİ YILMAZ MAHKUMLARA AF DİLİYOR


Bismillahirrahmanirrahıım

Allah’ın yardımı ve lütfu sayesinde İktidarımız İnsan Hak ve Özgürlükleri sahasında çok önemli Anayasa ve yasa değişikliklerini gerçekleştirdi Elhamdülillah.

Gerek Asker gerek sivil görevlilere her türlü şiddet baskı sona ererken birçok mağdur kitle eski haklarına kavuştu. Aksaklıklara rağmen başörtüsü sorunu tüm Okullarımızda ve dairelerimizde sona erdi. Hatta bundan böyle Hak ve Özgürlüklere baskı yapanlar hakkında ağır cezalar getirildi.

Ülkemizin kanayan yarası terör belasını önlemek için barış projesi hayata geçirildi. Teröre karışmış ama pişman olmuş teröristlerin silahlarıyla birlikte teslim olmaları şartıyla af imkânları defalarca sağlandı.

Dünya’daki tüm savaş, işgal ve ekonomik terörün baş belalılarından CİA ve MOSSAD’ın içimizdeki şubesi Özel harp Dairesinin maşaları Ergenekon Çeteleri bile, acımasızca saldırdıkları İktidarın çıkarttığı “Anayasa Mahkemesine Bireysel başvuru” hakkı sayesinde şartlı salıverildi.

Ancak ne acıdır ki; Bu haklardan bazı Vatan Millet ve Din sevdalıları ve terör için kullanılan gençler yeterince yararlanamamaktadır.

Mısır Ezher Üniversitesi ve diğer Halkı Müslüman Ülkelerdeki Üniversite mezunları kardeşlerimin hakları iade edilmesine rağmen yaş engeli sebebiyle mağduriyetleri hala giderilememiştir. Yaşı geçen kardeşlerimizin resmi görev almaları maalesef hala sağlanamamıştır.

Ayrıca yukarda belirttiğim odaklarca kullanılan gençlerin pişmanlıkları hala gündeme getirilmiyor.

1993 yılında MOSSAD tarafından planlanan Jakk Kamhi suikastında kullanılan gençler kendilerine uzatılacak Devlet Ana şefkat elini bekliyorlar.

Kendilerinin yaptığı eylemi, İslami olamadığı için asla tasvip etmiyoruz. Ancak verilen cezada tam bir hukuk cinayeti vardır! Kendilerine malum odakların verdiği silah tetiği bozuk ve ateşlemeyen bir silah olduğu emniyet ve adli birimlerce tespit edilmiş!

Jakk Kamhi öldürülmemiş! Yaralanmamış! Tek bir darbe yememiş. Buna rağmen oyunun kurbanı Ali Rıza Bayramçavuş ve 3 arkadaşı tam 22 yıldır cezaevindeler! Yerel mahkemenin verdiği haksız ve hukuksuz 13 yıl çok ağır hapis cezasını bile az bulan Yargıtay gençlere önce İdam cezası veriyor. Sonra İdam, müebbet hapis cezasına çevriliyor. Böylece “Dünyanın her yerinde Yahudi’nin canı ve kanı çok pahalıdır” mesajını vermek için tam bir hukuk cinayeti onanıyor!

Yine malum odakların bazen göz yumarak, bazen de destekleyerek kullandıkları Ülkemizdeki Hizbullah ve İBDA-C Örgütlerinin birçok aldatılmış mağdur genci hala Cezaevlerinde Devletin şefkat ve barış elini bekliyor.

Sivas mağdurlarının üzerinde oynanan oyunlar daha da vahim! Madımak Otelini yakıp, içindeki 35 canı dirir diri yakan alçak, şerefsiz derini güçler ve gerçek failler hala aramızda dolaşıyor!

Alevi-Sünni Canları birbirine savaştırmak için tezgahlanan Erzincan Başbağlar’da Cami avlusunda katledilen edilen 35 Canın katilleri de hala yakalanamamıştır!!

Ama menfur olayla hiç ilgisi olmayan Sivas mağduru mahkûm yüzlerce sahipsiz genç, ömür boyu müebbet hapis cezasını çekmek cezaevinde üzere ölümü bekliyorlar!

Zerre İmanı olan Bir Müslüman değil İnsanı hayvanı bile yakamaz!” İnancına sahip bu gençlerin Sivas’taki bu vahşeti yapmalarının mümkün olmadığını, sağduyu ve vicdan sahibi her Alevi kardeşlerimizde çok iyi bilmektedirler.

Netice;

İnsan Hak ve Özgürlüklerin kâmil manada gerçekleşmesi için İktidarın çıkarttığı yasalar tatbikatta adaleti hala sağlayamamaktadır.

Pişmanlık Yasası ve Barış projesi sadece Asker Polis ve Vatandaş katilleri PKK Canilerine uygulanırken, Hizbullah, İBDA-C vb. örgüt üyelerine, Sivas mağduru mahkûmlara ve Jakk Kamhi sözde suikastının kurbanları Ali RızaBayramçavuş ve arkadaşlarına hala uygulanmamaktadır.

Ömrüm boyunca tüm konferanslarımız ve sohbetlerimizde ; “Yüce Dinimiz İslam; kısas dahil, tüm cezaların infazında sadece Devleti yetkili kılmıştır. Hiçbir fert, Tarikat, Cemaat vb. örgüte ceza yetkisi vermemiştir. Çünkü kısas ve ceza ayetleri cemaat olunan Mekke Döneminde değil, Devlet olunan Medine döneminde inmiştir! Bu ilahi gerçeğe rağmen Gençleri yer altı örgütlerinde Din İstismarıyla kandırıp silahlı eyleme teşvik edenler ya cahil, ya gafil, ya da tam haindir. Ve Harici kafadır.” uyarılarını yapan bir kardeşiniz olarak, geçmiş ve gelecek hiçbir terör eylemini asla desteklemiyorum.

Ama İşlenen hukuk cinayetlerinin durdurulması için İktidarı acele göreve çağırıyorum. Pişmanlık Yasası sınırları bütün Pişman olan bütün derini güçlerin aleti kurbanlara da şamil edilmelidir.!

İnşallah 10 Ağustos’ta Hikmet, Feraset ve Basiret sahibi halkımızın oylarıyla seçilecek olan Tayyib Erdoğan kardeşimizin Cumhurbaşkanlığında bu Hukuk Cinayetini önleyecek adımları acilen atacağına yürekten inanıyorum.

Selam ve duayla..

Şevki Yılmaz

IŞİD DOSYASI : IŞİD’in Lideri Yahudi çıktı


ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) de eski bir çalışanı Edward Snowden, "İngiliz ve Amerikan istihbarat ve Mossad ;Irak Şam İslam Devleti adlı örgütü (ISIS)’i kurmak için birlikte çalıştılar." dedi.

Snowden, "Üç ülkenin istihbarat servisleri "eşekarısı yuvası" denilen bir strateji kullanarak, tek bir yerde dünyanın tüm aşırılık yanlılarını çekmek için güçlü bir terör örgütü kurdular " dedi. NSA belgelerine göre bu üç ülke; dini ve İslami sloganlar oluşturarak Siyonist varlığı ve İsrail’i koruma amacıyla kurdukları "eşekarısı yuvası" na bölgedeki radikalleri tek tek çekti.

Snowden tarafından yayımlanan belgelere göre, ABD, İngiltere ve İsrail "Yahudi devletinin korunması için tek çözüm", "kendi sınırlarına yakın bir düşman yaratmak ioludğuna karar kıldı. Bu amaçla özel olarak yetiştirilen bir MOSSAD ajanı 2006 yılında öldürülen Ebu Bekir El Bağdadi’nin yerine geçirildi.
IŞİD lideri yapılan bu İsrail ajanı, 5 yıldır MOSSAD’ın kampında İslam, Kuran ve Din konularında özel olarak yetiştirildi. Ardından teolojik konuşma sanatından dersler gören ajan, son bir yımda çok yoğun bir askeri eğitim aldı.

İRAN IŞİD LİDERİ YAPILAN YAHUDİ’NİN RESMİNİ YAYINLADI

İran basını, IŞİD lideri Ebubekir El Bağdadi’nin öldüğünü, yerine bir ajanın geçirildiğini iddia etti. Bu çok konuşulan iddiaya göre Bağdadi Müslüman değil bir Yahudi.

İran basınında yer alan haberlerde gerçek Ebubekir El Bağdadi’nin 2006’da öldüğü, yerine Yahudi bir ajan geçtiği öne sürüldü. İddiaya, Edward Snowden tarafından sızdırılan Wikileaks belgelerinden kanıtlar sunuldu. Haberlerde Bağdadi’nin yerine geçtiği savunulan ajanın sakalsız ve sakallı fotoğrafları da yan yana verildi.

GERÇEK BAĞDADİ ÖLDÜ YERİNE YAHUDİ BİR AJAN GEÇTİ!

Gözlük kullanan ve Amerikalılara karşı hiçbir hiddet emaresi göstermeyen Bağdadi’nin öldüğünü ve Amerikan gizli servisi tarafından yerine Yahudi bir ajan yerleştirildiğini ileri süren İran basını, yeni Bağdadi’nin ise halka açık alanda barbar toplu infazlar gerçekleştiren bir terörist olarak ortaya çıktığına dikkat çekiyor.

SURİYE’DE Şİİ IRAK’TA SÜNNİ!

İran basınında Mezhep çatışmasını körükleyen hamleleriyle öne çıkan Bağdadi’nin liderliğini üstlendiği IŞİD, Suriye’de Esad ile birlikte Sünni gruplara karşı harp ederken, Irak’ta ele geçirdiği bölgelerde Şii’lere yönelik zalim tavırlarıyla IŞİD’i Irak’taki Şii otoritelerin baskıları neticesinde doğan bir yapılanma olarak sunmaya çalışıyor da deniliyor.

FİLİSTİN DOSYASI /// İsrail askeri : ‘Bugün 13 çocuk öldürdüm’


Instagram hesabından tüfeğiyle çektirdiği fotoğrafını yayınlayan İsrailli keskin nişancı David D. Ovadia, bir günde 13 Filistinli çocuğu öldürdüğünü söyledi.

(soL-Dış Haberler)İsrail Ordusu’nda kesin nişancı olarak çalışan David D. Ovadia, keskin nişancı tüfeği ile çektirdiği fotoğrafı Instagram hesabından paylaştı.

Fotoğrafına tepki gösteren Filistinli Şeri El Kaderi’ye cevap veren Ovadia, "Bugün 13 çocuk öldürdüm sıra sende" diyerek küfürler yağdırdı.

Anonymous Mossad’ı hackledi

Bu arada Ovadia’nın hesabını hackleyen hacker grubu Anonymous, ardından da Mossad’ın sitelerine saldırı düzenledi. İsrail Savunma Bakanlığı’nın da hesabını hackleyen Anonymous gerekçe olarak Ovadia’nın yaptığı yorumları gösterdi.

ÖZEL BÜRO NOTU :BU HABERİN DOĞRU OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA TEREDDÜTLERİMİZ VAR. ÇÜNKÜ RADİKAL DİNCİ SİTELER, FİLİSTİN – İSRAİL GERGİNLİĞİNİ BESLEYECEK ÇOK SAYIDA ASPARAGAS HABERLER YAYINLADILAR BU SÜREÇTE. BU NEDENLE BU HABERİN DOĞRUSUNU KIYMETLİ DOSTUMUZ MENTEŞ BEY VE RAFAEL BEY BİLİRLER. KENDİLERİNDEN BU HABERE İLİŞKİN YORUM BEKLİYORUZ.

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Aynı hakimi evvel MİT, sonra İstanbul Emniyeti kandırmış


Eski Bakanlardan Emre Gönensay’ın da 2009 yılında üç ay süreyle ‘Emrah’ düzmece adıyla dinlendiği, dinlemeye gerekçe olarak da "Endişe paylaşarak şiddet eylemlerini teşvik ettiği" iddiasının gösterildiği ortaya çıktı.

Bu arada, Gönensay’ın dinlenmesine ilişkin kararda imzası olan Hakim Metin Özçelik’in Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) Taraf yazarlarını düzmece isimle dinlenmesine de tasdik verdiği ortaya çıktı. Hakim Özçelik ve iki meslektaşı bu nedenle yargılanıyor.

ENDİŞE PAYLAŞMA SUÇU

"Ülke gündemini oluşturan, her platformda tartışmalara yol açan ve toplumun muhtelif kesimleri tarafından farklı farklı algılanan ulusal, kültürel, etnik, dini ve siyasal hassasiyetleri, ideolojik kamplaşmanın argümanı haline getirip istismar ederek, toplumsal sulhu zedeleyici, gerilimleri besleyici ve değişik unsurlarca provoke edilebilecek nitelikte çalışmalar yaptıkları, böylelikle daha geniş kitlelere ulaşarak, örgütsel kazanımların önünün açılmasını sağlamaya çalıştıkları,

Kamuoyunun tanıdığı sosyal ve siyasal tabana sahip küme ve hareketlerin önde gelen isimleriyle kanaat önderlerini veya bir kısım halk görevlileri ile devlet büyüklerini ve bürokratları provokatif hücum ya da şiddet eylemlerinin hedefi durumuna getirilebilecek mahiyette, emniyet duygusunu zedeleyici, kitleleri yönlendirici, teşvik ve tahrik içerikli görüş ve endişelerini toplumun her kademesinde dillendirdikleri…"

İstanbul Emniyeti’nde hukuk dışı dinleme yapıldığına ilişkin polis müfettiş raporundan sonra başlatılan soruşturma çerçevesinde, Gönensay da ifadeye çağrıldı. Gönensay, 27 Mayıs’ta alınan ifadesinde, öğretim üyeliği yaptığını, gerek TBMM’de, gerekse parlamento dışında hiçbir örgütle irtibatının olmadığını dedi. Polislerle bir dostluk ya da düşmanlığının olmadığını, Ali Fuat Yılmazer’i tanımadığını kaydeden 77 yaşındaki Gönensay, "Cep telefonumu Emrah ismiyle Ergenekon Terör Örgütü olduğu iddia edilen örgütle bağdaştırarak dinlenmesine bir mana veremedim. Bu dinlemenin amacını, usulünü, yöntemini kavrayamıyorum. Bu konuda da mağduriyetim olmasına karşın bir şikayetim yoktur. Her Türk vatandaşı gibi beni de bu konu fazlasıyla rahatsız etmektedir. Türkiye’de bu işlerin bir lahza evvel sonlandırılmasını temenni ediyorum" diye söyledi.

IŞİD DOSYASI /// MEHMET TÜRKER : Kelle kesenler Türkiye’de !..


Nor­mal­dir!..
İr­ti­ca suç ol­mak­tan çı­ka­rı­lıp, ir­ti­ca ile mü­ca­de­le eden­ler suç­lu olur­sa bu­nun so­nu gel­mez!..
He­rif “Al­la­hu ek­be­r” di­ye ba­ğı­rıp Müs­lü­ma­n’­ın kel­le­si­ni uçu­ru­yor!..
“Al­la­hu ek­be­r” de­yip, öl­dür­dü­ğü Müs­lü­ma­n’­ın kal­bi­ni çı­ka­rı­yor, kan­la­rı ağ­zı­na bur­nu­na, sa­ka­lı­na bu­la­şır­ken çiğ çiğ yi­yor!..
“Al­la­hu ek­be­r” di­ye ba­ğı­ra­rak uçur­du­ğu Müs­lü­man kel­le­si­ni fut­bol to­pu ya­pı­yor!..
Kel­le­ye şut çe­ki­yor, ka­le yap­tık­la­rı iki ta­şın ara­sın­dan ge­çer­se ha­va­la­ra zıp­lı­yor!..

* * * *

Ney­se ki bun­lar he­nüz Tür­ki­ye­’de ol­mu­yor!..
Ama bun­la­rın yan­daş­la­rı ça­yır­da top­la­nıp ci­hat çağ­rı­sı ya­pı­yor, söz­de ha­li­fe IŞİD li­de­ri­ne bağ­lı­lık ye­mi­ni edip, “at­tık­la­rı kur­şu­nun isa­bet et­me­si­” için du­a edi­yor­lar!..
On­lar ça­yır­da IŞİD gös­te­ri­si ya­par­ken bi­zim Mu­sul Baş­kon­so­lo­su­muz ve 47 va­tan­da­şı­mız ra­di­kal İs­lam­cı te­rör ör­gü­tü IŞİ­D’­in elin­de esir!..
Türk top­ra­ğı sa­yı­lan Mu­sul Baş­kon­so­los­lu­ğu­muz IŞİ­D’­in iş­ga­li al­tın­da!..
Ama ir­ti­ca Tür­ki­ye­’de suç sa­yıl­mı­yor, ir­ti­ca ar­tık iç teh­dit ola­rak gö­rül­mü­yor!..

* * * *

Pe­ki ik­ti­dar, IŞİD yan­daş­la­rı­nın te­rör ör­gü­tü­ne ale­nen ver­di­ği des­tek kar­şı­sın­da ne ya­pı­yor?..
PKK ve PKK yan­daş­la­rı­nın şı­ma­rık­lık­la­rı kar­şı­sın­da ne ya­pı­yor­sa onu ya­pı­yor!..
Ya­ni sa­de­ce sey­re­di­yor!..
Po­li­sin is­tih­ba­ra­tı var mı, var!..
As­ke­rin is­tih­ba­ra­tı var mı, var!..
Kos­ko­ca Mil­li İs­tih­ba­rat Teş­ki­la­tı (MİT) var mı, var!..
Bu is­tih­ba­rat ör­güt­le­ri ra­di­kal İs­lam­cı te­rör ör­gü­tü IŞİ­D’in Tür­ki­ye­’de­ki fa­ali­yet­le­ri­ni bil­mez mi?..
Bil­mi­yor­sa ayak­ta uyu­yor, bi­li­yor­sa yol ve­ri­yor!..

* * * *

Ha­tır­la­yı­nız, “İr­ti­ca ile mü­ca­de­le ey­lem pla­nı­” de­dik­le­ri so­ruş­tur­ma­lar­da ik­ti­dar yan­daş­la­rı na­sıl kı­ya­me­ti ko­part­mış­lar­dı?..
Med­ya­da­ki yan­daş­lar bu­nun adı­nı “Fet­hul­lah Gü­le­n’­i bi­tir­me pla­nı­” koy­muş­lar, te­pi­ni­yor­lar­dı!..
So­ruş­tur­ma­yı yü­rü­ten Er­zin­can Baş­sav­cı­sı (şim­di CHP mil­let­ve­ki­li) İl­han Ci­ha­ner bu yüz­den ya­ka pa­ça gö­zal­tı­na alın­mış, içe­ri atıl­mış­tı…
Şim­di Fet­hul­lah­çı­la­rı bi­tir­mek için ken­di­le­ri uğ­ra­şı­yor, Tay­yip “İn­le­ri­ne gi­re­ce­ğiz in­le­ri­ne­” di­ye her gün ba­ğı­rı­yor!..
Böy­le de­rin çe­liş­ki­ler için­de olan, ro­ta­sı be­lir­siz, bir o ya­na bir bu ya­na sav­ru­lan;
Dün al tak­ke ver kü­lah, can­ci­ğer ku­zu sar­ma­sı ol­duk­la­rı­nı, işi­ne gel­me­yin­ce te­pe­le­me­ye ça­lı­şan bir ik­ti­dar­dan ne bek­le­nir?..

* * * *

IŞİ­D’­in İs­tan­bu­l’­da ve Irak, Su­ri­ye sı­nı­rın­da­ki il­le­ri­miz­de bü­ro­la­rı ol­du­ğu id­di­a edi­li­yor, bi­zim is­tih­ba­rat ör­güt­le­ri ke­sin­lik­le “va­r” ve­ya “yo­k” di­ye­mi­yor!..
Adam­lar İs­tan­bu­l’­un Ömer­li ça­yı­rın­da top­la­nıp IŞİD gös­te­ri­si ya­pı­yor, bu ik­ti­da­rın po­li­si, jan­dar­ma­sı sey­re­di­yor!..
So­nuç?..
Bi­ri dip­lo­mat 48 va­tan­da­şı­mı­zı IŞİ­D’­in elin­den kur­ta­ra­mı­yo­ruz, IŞİ­D’­in ru­hu Tür­ki­ye­’de do­la­şı­yor!..
Ne za­val­lı bir ül­ke ha­li­ne gel­dik!..
Ya­zık­lar ol­sun!..

He­lal otel­ler!..

Şim­di de bu fur­ya baş­la­dı…
Ar­ka ar­ka­ya “he­lal otel­le­r” açıl­ma­ya baş­lan­dı!..
Bu otel­ler, Tu­rizm Ba­kan­lı­ğı­’n­dan al­dık­la­rı yıl­dız sa­yı­sı ka­dar “hi­la­l” kul­la­nı­yor­lar!..
Mi­sal; üç hi­lal­li, dört hi­lal­li, beş hi­lal­li otel­ler!..
Bir de el­le­rin­de “he­lal otel ser­ti­fi­ka­sı­” var!..
Ya­hu ne ol­du bu ül­ke; Suu­di Ara­bis­tan mı ol­duk, Ye­men mi, Ni­jer­ya mı, Su­dan mı?..
On­lar he­lal otel ise di­ğer bü­tün otel­ler de ga­yet ta­bi­i “ha­ram ote­l” olu­yor!..
Eğer siz he­lal ote­le git­mi­yor­sa­nız, ha­ram otel­de kal­mış olu­yor­su­nuz!..
Ta­til bo­yun­ca ha­ram yi­yor­su­nuz!..
Alın ba­şı­nı­za bir be­la da­ha!..
Tay­yip 12’n­ci olur­sa kim bi­lir da­ha ne­ler gö­re­ce­ğiz!..

FETULLAH CEMAATİ DOSYASI /// KURTULUŞ TAYİZ : Cemaat’in polis devleti


kurtulus.tayiz

Çok değil, daha üç beş ay önce Türkiye’nin "polis devletine dönüştüğü" iddiaları gündemin ilk sırasında yer alıyordu. Cemaat, Doğan Grubu, ulusalcılar, bazı liberal kalemler ve solcu yazarlar neredeyse her gün Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi otoriterleştirdiğini, kişisel özgürlükleri yok ettiğini, yaşam biçimlerine saygı duymadığını ve ülkeyi "polis devleti"ne çevirdiğini koro halinde tekrarlıyordu.

Peki Cumhuriyet tarihinin en büyük dinleme skandalı ortaya çıkınca bu çevreler neden suskunluğa gömüldü?

Polisin sadece İstanbul’da 60 bin 500 kişiyi dinlediği belirlendi. Aralarında Doğan Grubu’nun önde gelen isimleri de bulunuyor. Ünlü işadamları, gazeteciler, akademisyenler, her siyasi partiden önemli isimler dinlenmiş. Başbakan Erdoğan, MİT Müsteşarı, hükümet üyeleri de bu dinlemelerin mağduru.

O halde neden bu çevreler açığa çıkan bu polis devletinden şikayetçi değil?

Bunun nedeni ülkeyi polis devletine dönüştüren Gülen Cemaati ile bu çevrelerin aynı ittifakın parçası olmasından kaynaklanması olabilir mi?

Gerçek şu ki ne Cemaat’in, ne Doğan Grubu’nun, ne ulusalcıların, ne liberallerin, ne solcuların polis devletiyle bir sorunu var; onların siyasal iktidar ve Başbakan Erdoğan ile sorunları var. Nitekim bunun için de son bir yılda bulaşmadıkları kötülük, çirkinlik kalmadı. Her türlü hilenin, yalanın, komplonun içinde oldular. Şu anda da açığa çıkan bu polis devleti gerçeğine karşı üç maymunu oynuyorlar.

"Polis devletine dönüşüyoruz" diye kıyameti kopardıkları sırada aslında cemaat, Türkiye’yi zaten polis devletine dönüştürmüştü. Cemaat, Başbakan’ın, bakanların, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, Genelkurmay Başkanı’nın aldığı nefesi bile dinleyip kaydediyordu. Cemaat’in dışında bu ülkede polis devleti kuracak başka bir güç zaten yoktu. Gerçek polis devleti açığa çıktığında ise bu çevreler susmayı tercih etti. Müfettiş raporları internet sitelerine kadar düşmesine rağmen merkez medyaya bir türlü ulaşamadı. Ne gazeteler, ne televizyonlar Cumhuriyet tarihinin bu en büyük dinleme skandalını görüyor.

"Otoriterleşme", "polis devleti", "diktatör" sloganlarının arkasında aslında Cemaat ile ona bağlı liberal yazarlar ve merkez medyanın etkili kalemleri bulunuyordu. Emniyet ve Yargı’nın Başbakan Erdoğan’a karşı başlattığı darbe sürecinin psikolojik alt yapısını oluşturmak için bu kavramları piyasaya sürdüler. Komik olan şu ki Türkiye’yi tam da polis devletine dönüştürmeyi amaçlıyorlardı. Darbeci polis şeflerinin Erdoğan’ı devirerek ülkeye "demokrasi" ve "özgürlük" getireceğini savunanlara ise bu topraklarda "liberal", "demokrat", "solcu" deniyor maalesef. Cemaat ile birlikte ülkeyi polis devletine dönüştürmek için az uğraşmadılar. Polis şeflerinin peşine takılarak ortak psikolojik operasyonlar düzenlediler. Ancak başarılı olamadılar. Bugün artık gerçek polis devletinin nasıl bir şey olduğunu daha iyi görüyor ve anlıyoruz. Şimdi bu çevrelerin topluma bir açıklama yapma borcu var; polis şeflerinin peşine neden takıldıklarını bu topluma açıklamak zorundalar. Tabii hala halkın önüne çıkacak yüzleri varsa.

%d blogcu bunu beğendi: