Aylık arşivler: Mayıs 2014

E-KİTAP : TÜRKİYE TARİHİ /// 4 CİLT /// TAVSİYE EDERİZ


E-KİTAPLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

İÇİNDEKİ E-KİTAPLAR

1. Çağdaş Türkiye 1908-1980

2. Osmanlı Devleti 1300-1600

3. Osmanlı Devleti 1600-1908

4. Osmanlı Devletine Kadar Türkler

Reklamlar

E-KİTAP : TÜBİTAK’TAN YAYINLANMIŞ 57 E-KİTAP BİRDEN BEĞENİNİZE SUNULDU


E-KİTAPLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

E-KİTAP : KEMALİST GAZETECİ EMRE KONGAR’IN ŞU ANA KADAR ÇIKMIŞ TÜM YAZILARI


PKK DOSYASI /// Ali Eralp : AL SANA AÇILIM


Bu yüce millet, Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca böyle rezil, böyle kepaze bir dönem yaşamadı…

1. Dünya savaşından sonra ülkemiz, emperyalist devletler tarafından İşgal edilip, teslim alınmıştı.

Ama asla onurundan, haysiyetinden ödün vermedi…

Asla sömürgecilerle uzlaşma yoluna gitmedi. Önünde eğilmedi…

Yere saplı bir bıçak gibi, dimdik durdu düşmanlarının karşısında…

Kara Fatma’lar, Sütçü İmam’lar, Şahin Bey’ler, Şehit Kamil’ler, Karayılan’lar çıkardı bağrından…

Kilis – Antep yolunu Fransızlara kapatan Antepli Şahin Bey, ölümünden kısa bir süre önce arkadaşlarına şunları söylemişti:

” Düşman bu yoldan geçerse, ben Antep’e hangi yüzle dönerim; hemşerilerime ne yüzle bakarım? Son fişeğimi yakıncaya kadar tek başıma da olsa, buradan geçmek isteyen düşmanla çarpışmaktan asla vazgeçmem! Şayet, düşman geçerse göreceksiniz; na’şımın üzerinden geçecektir.”

Dediği gibi de oldu…

Fransız askeri Antep’e Şahin Bey’in na’şının üzerinden geçerek girdi.

Şahin Bey ölümünden önce Fransız komutana yazdığı mektupta ise şunları söylüyor, ona meydan okuyordu: ”Antep-Kilis yolunda asayiş temin edilmiştir. Fransızlardan gayrı herkes, mesuliyetim altında tehlikesiz seyahat edebilir…”

Bir zamanlar yiğitlerimiz, kahramanlarımız yolları düşmanlara kapatıyordu, şimdi bir avuç bölücü terörist, yolları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına kapatıyor. Kimlik kontrolü yapıyor. İstediğini tutsak alıyor, dilediğini serbest bırakıyor…

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öz yurdunda, öz vatanında düşman muamelesi görüyor… Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Sevgili Erdal Atabek’in deyişi ile “Kendi yurdunda sürgün…”

Tutsak…

Hastasını bir yerden bir yere götüremiyor… Özgürce hareket edemiyor… Arabasına binip bir kentten bir kente gidemiyor. Anayasada yazılı “Seyahat etme hürriyeti” bir avuç bebek katili tarafından engelleniyor.

Örneğin Mardin’de görevli bir uzman çavuş, eşinin rahatsızlığı nedeni ile Erzurum’a doğru özel otomobili ile yol alırken, PKK’lılar tarafından durduruluyor, sonra da aracını yakıyorlar ve onu da yanlarına alarak uzaklaşıyorlar… Bu durumda, koskoca Türkiye Cumhuriyetinin valisi çaresiz… O, sadece “Devletin yolu kapanır mı” diye üzüntüsünü belirtmekle yetiniyor…

AL SANA AÇILIM…

Bu muamele 700 bin kişilik Türk ordusunun gözleri önünde, bir Türk askerine yapılıyor… Türk ordusunun gözleri önünde gerçekleşiyor…

Vee…

Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı bunu seyrediyor… TBMM seyrediyor…

Herkes seyrediyor… Ama kimsede çıt yok… Ne bir ses, ne bir nefes…

Terör örgütü PKK bununla da yetinmiyor. Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Aras EDAŞ Elektrik A.Ş çalışanlarından 6 işçiyi kaçırarak 3 aracı da ateşe veriyor…

Bununla da yetinmiyor…

18 yaşından küçük çocukları ailelerinden habersiz ve izinsiz dağa çıkarıyor. Analar, babalar feryat ediyorlar, kan ağlıyorlar…

Resmi makamlar kaçırılan çocuk sayısını 351 olarak açıklıyor, ama gerçekte sayının 2500’e yaklaştığı ifade ediliyor…

Hani siz anlaşmıştınız? Hani PKK Türkiye’yi terk edecekti?

Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı bunu seyrediyor… Herkes seyrediyor… Ayıptır. Yazıktır. Günahtır. Şanlı Türk tarihine ve milletine yakışır mı bu?

Başbakan çaresiz. Çözümsüz… Terör örgütü PKK ve onun siyasal uzantıları BDP ve HDP’den yardım istiyor… Adeta yalvarıyor…

“Yerini biliyorsunuz, çocukları alıp getirin. Sonra “Bizim de B planımız, C planımız devreye girer haa…” diyor.

Nasıl B, C planları ise onlar? 12 yıldan beri bir türlü devreye girmedi ve PKK devlet içinde devlet oldu… APO şimdi muhalefet liderlerinden daha saygın bir yerde… Asıyor, kesiyor, emirler yağdırıyor, direktifler veriyor, tehditler savuruyor…

Terör örgütü PKK ise taciz eylemlerine, sabotaj, yol kesme, kundaklama olaylarına devam ediyor… Halktan vergi topluyor, haraç alıyor… Türk ordusunun gözü önünde, iş makineleri ile toprak, taş yığarak şehirlerarası yolları ulaşıma kapatıyor. Karakol yapımına engel oluyor…

Soma’da yakınlarını yitiren acılı vatandaşları tekmeleyenler, bu saldırılar karşısında süt dökmüş kediler gibi sessiz…

Kendisine “YUH” çekenleri tokatlayacağını söyleyen ve halkın isyanı karşısında markete sığınmak zorunda kalırken, bir vatandaşımızı tartaklayan Başbakan sessiz…

700 bin kişilik Türk ordusunun Genelkurmay Başkanı sessiz…

Bıraksalar, bir avuç teröristi tükürüğünde boğacak olan koca Türk Silahlı Kuvvetlerinin eli kolu bağlanmış durumda…

Neymiş? “Açılım sürecine zarar gelmemeliymiş…”

Neymiş, “Açılım süreci zarar görmemeliymiş…”

Sizin açılımınız batsın be… Olmaz olsun böyle açılım…

Türkiye’yi batırdınız…

Koca bir milletin başını öne eğdiniz.

Ama azar azar tükeniyorsunuz… Bitiyorsunuz…

Adım adım yaklaşıyorsunuz sona… Çok uzak değil o günler… Tüm açılımlarınızla birlikte sizler de yok olup gidecek, batacaksınız…


Bitiş ziliniz çalmak üzere… Siz de farkındasınız bunun, yandaşlarınız da… Korkunuz, telaşınız, saldırganlığınız bundan kaynaklanıyor… Bebek katillerini bırakıp, suçsuz günahsız vatandaşlara orantısız güç kullanmanız bundan kaynaklanıyor…

Ama korkunun ecele hiç mi hiç faydası yok… Bunu da bilin…

ARAŞTIRMA DOSYASI : ORSAM Yönetici Özeti 26 Mayıs-01 Haziran 2014 SAYI : 39


ORSAM Ynetici zeti 26 Mays-01 Haziran 2014 SAYI 39.pdf

ARAŞTIRMA DOSYASI /// Ahmet Kılıçaslan Aytar : BAŞ BELÂSI


Ukrayna’nın Baltık’tan Karadeniz ve Hazar’a kadar bütün bu bölgedeki rolü, ABD-Rusya arasındaki güç dengesinin nasıl etkileyeceği, Rusya’nın yeniden eski Sovyet bloku ülkelerini eline geçirme potansiyeli, ABD’nin Doğu Avrupa ve Kafkasya’yı Rusya’ya mı terk edeceği soruları küresel gündemi belirliyor.

*
ABD’nin stratejisini Dışişleri Bakanı J.Kerry,"Biz eğer Avrupa pazarlarına ulaşım için enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine yardımcı olursak büyük enerji güvenliğini temin edebiliriz. Avrupa ülkelerinin enerji alımının büyük bir kısmında Rusya’ya bağlı olmamasını sağlamak için beraber daha fazla şeyler yapmamız gerekir" ifadesi oluşturuyor.

Avrupa Birliği ise, hem Rusya’dan ihraç edilen yakıtın yüzde 50’sini almanın, hem de teknolojideki ilerlemesiyle 2035 yılında enerji açısından kendine yetecek ve dünyaya enerji ihraç eden bir ülke olacak ABD’yi beklemenin dezavantajlarını yaşıyor.

*
Bu perspektifte ABD ve AB, Ukrayna’daki provokatif eylemlerini gerekçe göstererek, Rusya’ya uyguladığı ekonomik, siyasi, askeri yaptırımları arttırıyor.

28 AB ülkesi ve ABD, Kırım’ın ilhakında rol oynamakla suçlanan bazı kişi ve şirketler üzerinde mal varlığı dondurma, seyahat yasağı, ticari kısıtlamalar gibi yaptırımlar uyguluyor.
Yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatı, yeniden ihraç işlemlerine yönelik bekleyen lisans başvuruları reddediliyor.

Yine de ABD; yıllık 400 milyar doları bulan toplam ticaret hacmıni riske atacak adımlar atmayınca ve AB sektörel yaptırım uygulamasından kaçınınca yaptırım paketleri Rusya ekonomisine olumsuz etki yapmıyor…

*
Rusya ise Asya’da barışa, istikrara ve gelişmeye yönelik güvenlik ihtiyacının karşılanması için atılan güçlü adımlarda başı çekiyor,bölgesinde güçlü köprüler kuruyor.

Nitekim, çok sayıda serbest ticaret anlaşması,Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği, Doğu Asya Zirvesi ya da Şanghay İşbirliği Örgütü, Shangri-La Diyaloğu ve Asya Bölgesel Forumu gibi bölgesel güvenliği korumada önemli platformlar bölgesel işbirliği mekanizmalarını geliştirmekte önemli roller oynuyor.

Biricik anafikir; hegemonya ve güç siyasetine dayalı eski dünya güvenlik anlayışı yerine karşılıklı güvene, yarara, eşitliğe ve eşgüdüme dayalı sürdürülebilir yeni bir güvenliğin tesisidir.

"Asya’nın enerji kaynakları, Asya’nın hizmetine" sloganıyla, Asya’nın çok zengin enerji kaynaklarını Asya barışı ve kalkınmasının hizmetine sunulması öngörülüyor.

İşte, Şanghay’da düzenlenen Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı sürerken Rusya’nın Çin ile imzaladığı 500 milyar doları bulan ticaret anlaşmaları bu anafikire hizmet ediyor.

*
Şimdi de Kazakistan/Astana’da Rusya, Kazakistan ve Belarus’tan oluşan ve yeni üyelerin katılımına açık Avrasya Ekonomik Birliği’nin kurulduğunu ilan ediliyor.

Böylece Rusya, Avrasya’nın büyük ve keşfedilmemiş potansiyeli üzerinden, dünya ekonomi merkezinin doğuya doğru kaydığı, küresel büyüme merkezine dönüşen Asya-Pasifik bölgesinde daha aktif bir konuma geliyor.

Diğer organizasyonlarla birlikte Asya’da Soğuk Savaş zihniyeti terk ediliyor, uluslararası ilişkilere yeni bir perspektiften bakılması ve sorunlara çözümler bulmak, mevcut doğal,siyasi,ekonomik,askeri,beşeri kaynakların ortaklığı ile istikrar,güven, büyüme ile refah toplumları olmak amaçlanıyor.

*
Avrasya Birleşmesi Enstitüsü Başkanı Z.Kusmangaliyeva, " Hindistan, Yeni Zelanda, Vietnam ve Türkiye dahil 40 ülke bütünleşme projesine katılmaya hazır olduklarını Rusya’ya bildirdi" diyor.

Halbuki Başbakan Erdoğan, ABD ve AB’nin yolunda Türkiye’yi Rusya’ya yaptırım uygulayan 28.ülke yapmıştır.

Erdoğan Türkiye’yi bir yanda, Güney Kafkasya jeopolitiğinde artan ekonomik ilişkiler ve enerji politikalarından hareketle Azerbaycan ve Gürcistan ile birlikte, Öte yanda, Ortadoğu jeopolitiğinde Suriye İç Savaşından hareketle Suriye Dostlarıyla birlikte Rusya’yı dengeleme misyonuna yöneltmiş bulunuyor.

*
Bu misyon çerçevesinde Güney Kafkasya jeopolitiğinde Azerbaycan ve Gürcistan ile Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu ve Trans Anadolu Projesi – TANAP’la somutlaşan ekonomik ilişkiler ve enerji politikalarında karşılıklı güven tazelenmiş,

En önemlisi son derecede stratejik önemi olan enerji projeleri bölgesel çerçeveden küresel çapta projelere dönüştürülmüştür.

*
Dün, TPAO; Şahdeniz Projesi’ndeki mevcut payını yüzde 9’dan yüzde 19’a, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’deki payını yüzde 20’den yüzde 30’a çıkartırken; Erdoğan ABD’nin "Hazar Havzasının Enerji Kalkınması Projesi"ne fiilen destek veriyor,enerji projelerini ABD ve AB’nin küresel pazarları himayesine, işbirliği ve güvenlik ağına katıyor, karşılığında ABD’nin Rusya’dan geçen hatlara bağımlılıklarının kaldırılması, alternatif ihraç yollarının bulunması projesine Türkiye’yi taşeron ediyor.

*
Diğer tarafta Erdoğan, başını ABD’nin çektiği savaş kışkırtıcısı İngiltere, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, İtalya, Almanya, Mısır ve bunların güdümündeki Suriye Ulusal Koalisyonuyla birlikte, Koordinasyon stratejisi çerçevesinde Suriye’de ılımlı muhalefete, ulusal koordinasyona, koalisyonun askeri konseyine ve ılımlı silahlı gruplarına desteği artırma konusunda yeni adımların atılmasında anlaşmıştır.

Bu anlaşmayla Türkiye’nin; İslami cihadçılarla dolaysız suç ortaklığına girerek Suriye’nin yıkımı ve Rusya’nın Suriye ve bölgesindeki jeopolitiğinin yıkımında rol aldığı anlaşılıyor.

*
Sanki Erdoğan’a yeniden farklı kimliklerin ve farklı inançların bir ulus devletle değil İslamcı Ortadoğu Konfederal Sistemi içinde bir arada yaşayabilmesinin ışığı yakılmıştır.
Osmanlı hayalleriyle "bölgeyi kazanırsak petrolü ve Misak’ı Milli topraklarını da kazanırız " hesabı üzerinden, Türkiye’nin mevcut bütünlüğünü, ulusal birliği ve tam bağımsızlığını belirleyen, bunlarla bağdaşmayan ödünlerde bulunulmasını engelleyen Türkiye 1.Meclisinin Misak-ı Milli’si değil, Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin ülke sınırlarını Suriye ve Irak’ın kimi bölgelerini de kapsar biçimde belirlediği Misak-ı Milli çerçevesinde, Yeni Türk Petrol Kanunuyla devlet adına arama ve üretim faaliyetinde petrolcülük tekeli olan TPAO;

*
Tam da Kuzey Irak Kürt Yönetimi lideri Mesut Barzani’nin Suriye’de PKK yanlısı ve demokratik özerklik siyaseti yürüten Demokratik Birlik Partisi’ni (PYD) ve PKK’yı etnik miliyetçi terörle itham ettiği ve Kürdistan’a ihanetle suçladığı bir sırada, Irak Merkezi Yönetimi’nin itirazlarına rağmen,petrol rezervi potansiyeli açısından dünyanın en büyük 10 bölgesi içinde yer alan Kuzey Irak petrolünü, işte Türkiye’ye çekiyor.

Petrol Türkiye üzerinden Almanya ve İtalya’ya satılıyor,Rusya’nın bölge jeopolitiği zarara yazıyor.

*
ABD ve AB, Avrasya bölgesini parçalamaya ve orada müttefikler yaratmaya, Rusya, Batı egemenliğine son vermek için etrafındaki ülkelerle birleşmeye koşuyor. Erdoğan hükümeti bir tarafa yaranmak için bin türlü riya, diğer tarafı oyalamak için bin türlü takiyye yapıyor.

Sonuçta Türkiye bir tarafta ABD/AB,diğer tarafta Rusya’nın işaretiyle hareketlenebilir ekonomik ve siyasal sarsıntılara, bilumum terör örgütü tehditine, Irak,İran,Ermenistan’ın türlü komplikasyonlarına kapısını açmıştır.

31.5.2014

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

E-KİTAP : TEMEL FOTOĞRAFÇILIK NOTLARI


Temel Fotografcilik Notlari.pdf

%d blogcu bunu beğendi: