Aylık arşivler: Mayıs 2014

E-KİTAP : TÜRKİYE TARİHİ /// 4 CİLT /// TAVSİYE EDERİZ


E-KİTAPLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

İÇİNDEKİ E-KİTAPLAR

1. Çağdaş Türkiye 1908-1980

2. Osmanlı Devleti 1300-1600

3. Osmanlı Devleti 1600-1908

4. Osmanlı Devletine Kadar Türkler

E-KİTAP : TÜBİTAK’TAN YAYINLANMIŞ 57 E-KİTAP BİRDEN BEĞENİNİZE SUNULDU


E-KİTAPLARI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

E-KİTAP : KEMALİST GAZETECİ EMRE KONGAR’IN ŞU ANA KADAR ÇIKMIŞ TÜM YAZILARI


PKK DOSYASI /// Ali Eralp : AL SANA AÇILIM


Bu yüce millet, Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca böyle rezil, böyle kepaze bir dönem yaşamadı…

1. Dünya savaşından sonra ülkemiz, emperyalist devletler tarafından İşgal edilip, teslim alınmıştı.

Ama asla onurundan, haysiyetinden ödün vermedi…

Asla sömürgecilerle uzlaşma yoluna gitmedi. Önünde eğilmedi…

Yere saplı bir bıçak gibi, dimdik durdu düşmanlarının karşısında…

Kara Fatma’lar, Sütçü İmam’lar, Şahin Bey’ler, Şehit Kamil’ler, Karayılan’lar çıkardı bağrından…

Kilis – Antep yolunu Fransızlara kapatan Antepli Şahin Bey, ölümünden kısa bir süre önce arkadaşlarına şunları söylemişti:

” Düşman bu yoldan geçerse, ben Antep’e hangi yüzle dönerim; hemşerilerime ne yüzle bakarım? Son fişeğimi yakıncaya kadar tek başıma da olsa, buradan geçmek isteyen düşmanla çarpışmaktan asla vazgeçmem! Şayet, düşman geçerse göreceksiniz; na’şımın üzerinden geçecektir.”

Dediği gibi de oldu…

Fransız askeri Antep’e Şahin Bey’in na’şının üzerinden geçerek girdi.

Şahin Bey ölümünden önce Fransız komutana yazdığı mektupta ise şunları söylüyor, ona meydan okuyordu: ”Antep-Kilis yolunda asayiş temin edilmiştir. Fransızlardan gayrı herkes, mesuliyetim altında tehlikesiz seyahat edebilir…”

Bir zamanlar yiğitlerimiz, kahramanlarımız yolları düşmanlara kapatıyordu, şimdi bir avuç bölücü terörist, yolları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına kapatıyor. Kimlik kontrolü yapıyor. İstediğini tutsak alıyor, dilediğini serbest bırakıyor…

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öz yurdunda, öz vatanında düşman muamelesi görüyor… Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Sevgili Erdal Atabek’in deyişi ile “Kendi yurdunda sürgün…”

Tutsak…

Hastasını bir yerden bir yere götüremiyor… Özgürce hareket edemiyor… Arabasına binip bir kentten bir kente gidemiyor. Anayasada yazılı “Seyahat etme hürriyeti” bir avuç bebek katili tarafından engelleniyor.

Örneğin Mardin’de görevli bir uzman çavuş, eşinin rahatsızlığı nedeni ile Erzurum’a doğru özel otomobili ile yol alırken, PKK’lılar tarafından durduruluyor, sonra da aracını yakıyorlar ve onu da yanlarına alarak uzaklaşıyorlar… Bu durumda, koskoca Türkiye Cumhuriyetinin valisi çaresiz… O, sadece “Devletin yolu kapanır mı” diye üzüntüsünü belirtmekle yetiniyor…

AL SANA AÇILIM…

Bu muamele 700 bin kişilik Türk ordusunun gözleri önünde, bir Türk askerine yapılıyor… Türk ordusunun gözleri önünde gerçekleşiyor…

Vee…

Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı bunu seyrediyor… TBMM seyrediyor…

Herkes seyrediyor… Ama kimsede çıt yok… Ne bir ses, ne bir nefes…

Terör örgütü PKK bununla da yetinmiyor. Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, Aras EDAŞ Elektrik A.Ş çalışanlarından 6 işçiyi kaçırarak 3 aracı da ateşe veriyor…

Bununla da yetinmiyor…

18 yaşından küçük çocukları ailelerinden habersiz ve izinsiz dağa çıkarıyor. Analar, babalar feryat ediyorlar, kan ağlıyorlar…

Resmi makamlar kaçırılan çocuk sayısını 351 olarak açıklıyor, ama gerçekte sayının 2500’e yaklaştığı ifade ediliyor…

Hani siz anlaşmıştınız? Hani PKK Türkiye’yi terk edecekti?

Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı bunu seyrediyor… Herkes seyrediyor… Ayıptır. Yazıktır. Günahtır. Şanlı Türk tarihine ve milletine yakışır mı bu?

Başbakan çaresiz. Çözümsüz… Terör örgütü PKK ve onun siyasal uzantıları BDP ve HDP’den yardım istiyor… Adeta yalvarıyor…

“Yerini biliyorsunuz, çocukları alıp getirin. Sonra “Bizim de B planımız, C planımız devreye girer haa…” diyor.

Nasıl B, C planları ise onlar? 12 yıldan beri bir türlü devreye girmedi ve PKK devlet içinde devlet oldu… APO şimdi muhalefet liderlerinden daha saygın bir yerde… Asıyor, kesiyor, emirler yağdırıyor, direktifler veriyor, tehditler savuruyor…

Terör örgütü PKK ise taciz eylemlerine, sabotaj, yol kesme, kundaklama olaylarına devam ediyor… Halktan vergi topluyor, haraç alıyor… Türk ordusunun gözü önünde, iş makineleri ile toprak, taş yığarak şehirlerarası yolları ulaşıma kapatıyor. Karakol yapımına engel oluyor…

Soma’da yakınlarını yitiren acılı vatandaşları tekmeleyenler, bu saldırılar karşısında süt dökmüş kediler gibi sessiz…

Kendisine “YUH” çekenleri tokatlayacağını söyleyen ve halkın isyanı karşısında markete sığınmak zorunda kalırken, bir vatandaşımızı tartaklayan Başbakan sessiz…

700 bin kişilik Türk ordusunun Genelkurmay Başkanı sessiz…

Bıraksalar, bir avuç teröristi tükürüğünde boğacak olan koca Türk Silahlı Kuvvetlerinin eli kolu bağlanmış durumda…

Neymiş? “Açılım sürecine zarar gelmemeliymiş…”

Neymiş, “Açılım süreci zarar görmemeliymiş…”

Sizin açılımınız batsın be… Olmaz olsun böyle açılım…

Türkiye’yi batırdınız…

Koca bir milletin başını öne eğdiniz.

Ama azar azar tükeniyorsunuz… Bitiyorsunuz…

Adım adım yaklaşıyorsunuz sona… Çok uzak değil o günler… Tüm açılımlarınızla birlikte sizler de yok olup gidecek, batacaksınız…


Bitiş ziliniz çalmak üzere… Siz de farkındasınız bunun, yandaşlarınız da… Korkunuz, telaşınız, saldırganlığınız bundan kaynaklanıyor… Bebek katillerini bırakıp, suçsuz günahsız vatandaşlara orantısız güç kullanmanız bundan kaynaklanıyor…

Ama korkunun ecele hiç mi hiç faydası yok… Bunu da bilin…

ARAŞTIRMA DOSYASI : ORSAM Yönetici Özeti 26 Mayıs-01 Haziran 2014 SAYI : 39


ORSAM Ynetici zeti 26 Mays-01 Haziran 2014 SAYI 39.pdf

ARAŞTIRMA DOSYASI /// Ahmet Kılıçaslan Aytar : BAŞ BELÂSI


Ukrayna’nın Baltık’tan Karadeniz ve Hazar’a kadar bütün bu bölgedeki rolü, ABD-Rusya arasındaki güç dengesinin nasıl etkileyeceği, Rusya’nın yeniden eski Sovyet bloku ülkelerini eline geçirme potansiyeli, ABD’nin Doğu Avrupa ve Kafkasya’yı Rusya’ya mı terk edeceği soruları küresel gündemi belirliyor.

*
ABD’nin stratejisini Dışişleri Bakanı J.Kerry,"Biz eğer Avrupa pazarlarına ulaşım için enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine yardımcı olursak büyük enerji güvenliğini temin edebiliriz. Avrupa ülkelerinin enerji alımının büyük bir kısmında Rusya’ya bağlı olmamasını sağlamak için beraber daha fazla şeyler yapmamız gerekir" ifadesi oluşturuyor.

Avrupa Birliği ise, hem Rusya’dan ihraç edilen yakıtın yüzde 50’sini almanın, hem de teknolojideki ilerlemesiyle 2035 yılında enerji açısından kendine yetecek ve dünyaya enerji ihraç eden bir ülke olacak ABD’yi beklemenin dezavantajlarını yaşıyor.

*
Bu perspektifte ABD ve AB, Ukrayna’daki provokatif eylemlerini gerekçe göstererek, Rusya’ya uyguladığı ekonomik, siyasi, askeri yaptırımları arttırıyor.

28 AB ülkesi ve ABD, Kırım’ın ilhakında rol oynamakla suçlanan bazı kişi ve şirketler üzerinde mal varlığı dondurma, seyahat yasağı, ticari kısıtlamalar gibi yaptırımlar uyguluyor.
Yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatı, yeniden ihraç işlemlerine yönelik bekleyen lisans başvuruları reddediliyor.

Yine de ABD; yıllık 400 milyar doları bulan toplam ticaret hacmıni riske atacak adımlar atmayınca ve AB sektörel yaptırım uygulamasından kaçınınca yaptırım paketleri Rusya ekonomisine olumsuz etki yapmıyor…

*
Rusya ise Asya’da barışa, istikrara ve gelişmeye yönelik güvenlik ihtiyacının karşılanması için atılan güçlü adımlarda başı çekiyor,bölgesinde güçlü köprüler kuruyor.

Nitekim, çok sayıda serbest ticaret anlaşması,Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği, Doğu Asya Zirvesi ya da Şanghay İşbirliği Örgütü, Shangri-La Diyaloğu ve Asya Bölgesel Forumu gibi bölgesel güvenliği korumada önemli platformlar bölgesel işbirliği mekanizmalarını geliştirmekte önemli roller oynuyor.

Biricik anafikir; hegemonya ve güç siyasetine dayalı eski dünya güvenlik anlayışı yerine karşılıklı güvene, yarara, eşitliğe ve eşgüdüme dayalı sürdürülebilir yeni bir güvenliğin tesisidir.

"Asya’nın enerji kaynakları, Asya’nın hizmetine" sloganıyla, Asya’nın çok zengin enerji kaynaklarını Asya barışı ve kalkınmasının hizmetine sunulması öngörülüyor.

İşte, Şanghay’da düzenlenen Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı sürerken Rusya’nın Çin ile imzaladığı 500 milyar doları bulan ticaret anlaşmaları bu anafikire hizmet ediyor.

*
Şimdi de Kazakistan/Astana’da Rusya, Kazakistan ve Belarus’tan oluşan ve yeni üyelerin katılımına açık Avrasya Ekonomik Birliği’nin kurulduğunu ilan ediliyor.

Böylece Rusya, Avrasya’nın büyük ve keşfedilmemiş potansiyeli üzerinden, dünya ekonomi merkezinin doğuya doğru kaydığı, küresel büyüme merkezine dönüşen Asya-Pasifik bölgesinde daha aktif bir konuma geliyor.

Diğer organizasyonlarla birlikte Asya’da Soğuk Savaş zihniyeti terk ediliyor, uluslararası ilişkilere yeni bir perspektiften bakılması ve sorunlara çözümler bulmak, mevcut doğal,siyasi,ekonomik,askeri,beşeri kaynakların ortaklığı ile istikrar,güven, büyüme ile refah toplumları olmak amaçlanıyor.

*
Avrasya Birleşmesi Enstitüsü Başkanı Z.Kusmangaliyeva, " Hindistan, Yeni Zelanda, Vietnam ve Türkiye dahil 40 ülke bütünleşme projesine katılmaya hazır olduklarını Rusya’ya bildirdi" diyor.

Halbuki Başbakan Erdoğan, ABD ve AB’nin yolunda Türkiye’yi Rusya’ya yaptırım uygulayan 28.ülke yapmıştır.

Erdoğan Türkiye’yi bir yanda, Güney Kafkasya jeopolitiğinde artan ekonomik ilişkiler ve enerji politikalarından hareketle Azerbaycan ve Gürcistan ile birlikte, Öte yanda, Ortadoğu jeopolitiğinde Suriye İç Savaşından hareketle Suriye Dostlarıyla birlikte Rusya’yı dengeleme misyonuna yöneltmiş bulunuyor.

*
Bu misyon çerçevesinde Güney Kafkasya jeopolitiğinde Azerbaycan ve Gürcistan ile Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu ve Trans Anadolu Projesi – TANAP’la somutlaşan ekonomik ilişkiler ve enerji politikalarında karşılıklı güven tazelenmiş,

En önemlisi son derecede stratejik önemi olan enerji projeleri bölgesel çerçeveden küresel çapta projelere dönüştürülmüştür.

*
Dün, TPAO; Şahdeniz Projesi’ndeki mevcut payını yüzde 9’dan yüzde 19’a, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’deki payını yüzde 20’den yüzde 30’a çıkartırken; Erdoğan ABD’nin "Hazar Havzasının Enerji Kalkınması Projesi"ne fiilen destek veriyor,enerji projelerini ABD ve AB’nin küresel pazarları himayesine, işbirliği ve güvenlik ağına katıyor, karşılığında ABD’nin Rusya’dan geçen hatlara bağımlılıklarının kaldırılması, alternatif ihraç yollarının bulunması projesine Türkiye’yi taşeron ediyor.

*
Diğer tarafta Erdoğan, başını ABD’nin çektiği savaş kışkırtıcısı İngiltere, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, İtalya, Almanya, Mısır ve bunların güdümündeki Suriye Ulusal Koalisyonuyla birlikte, Koordinasyon stratejisi çerçevesinde Suriye’de ılımlı muhalefete, ulusal koordinasyona, koalisyonun askeri konseyine ve ılımlı silahlı gruplarına desteği artırma konusunda yeni adımların atılmasında anlaşmıştır.

Bu anlaşmayla Türkiye’nin; İslami cihadçılarla dolaysız suç ortaklığına girerek Suriye’nin yıkımı ve Rusya’nın Suriye ve bölgesindeki jeopolitiğinin yıkımında rol aldığı anlaşılıyor.

*
Sanki Erdoğan’a yeniden farklı kimliklerin ve farklı inançların bir ulus devletle değil İslamcı Ortadoğu Konfederal Sistemi içinde bir arada yaşayabilmesinin ışığı yakılmıştır.
Osmanlı hayalleriyle "bölgeyi kazanırsak petrolü ve Misak’ı Milli topraklarını da kazanırız " hesabı üzerinden, Türkiye’nin mevcut bütünlüğünü, ulusal birliği ve tam bağımsızlığını belirleyen, bunlarla bağdaşmayan ödünlerde bulunulmasını engelleyen Türkiye 1.Meclisinin Misak-ı Milli’si değil, Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin ülke sınırlarını Suriye ve Irak’ın kimi bölgelerini de kapsar biçimde belirlediği Misak-ı Milli çerçevesinde, Yeni Türk Petrol Kanunuyla devlet adına arama ve üretim faaliyetinde petrolcülük tekeli olan TPAO;

*
Tam da Kuzey Irak Kürt Yönetimi lideri Mesut Barzani’nin Suriye’de PKK yanlısı ve demokratik özerklik siyaseti yürüten Demokratik Birlik Partisi’ni (PYD) ve PKK’yı etnik miliyetçi terörle itham ettiği ve Kürdistan’a ihanetle suçladığı bir sırada, Irak Merkezi Yönetimi’nin itirazlarına rağmen,petrol rezervi potansiyeli açısından dünyanın en büyük 10 bölgesi içinde yer alan Kuzey Irak petrolünü, işte Türkiye’ye çekiyor.

Petrol Türkiye üzerinden Almanya ve İtalya’ya satılıyor,Rusya’nın bölge jeopolitiği zarara yazıyor.

*
ABD ve AB, Avrasya bölgesini parçalamaya ve orada müttefikler yaratmaya, Rusya, Batı egemenliğine son vermek için etrafındaki ülkelerle birleşmeye koşuyor. Erdoğan hükümeti bir tarafa yaranmak için bin türlü riya, diğer tarafı oyalamak için bin türlü takiyye yapıyor.

Sonuçta Türkiye bir tarafta ABD/AB,diğer tarafta Rusya’nın işaretiyle hareketlenebilir ekonomik ve siyasal sarsıntılara, bilumum terör örgütü tehditine, Irak,İran,Ermenistan’ın türlü komplikasyonlarına kapısını açmıştır.

31.5.2014

Ahmet Kılıçaslan AYTAR
ahmetkilicaslanaytar

E-KİTAP : TEMEL FOTOĞRAFÇILIK NOTLARI


Temel Fotografcilik Notlari.pdf

KARİKATÜR : TELEPATİK ADAM MUHARREM :)))))))


E-KİTAP /// TELEPATİ NEDİR ??? DURUGÖRÜ NEDİR ???


Telepati-Durugoru.pdf

E-KİTAP /// Tayfur Sökmen : Hatay’ın Kurtuluşu Için Harcanan Çabalar


Tayfun Skmen – Hatay’n Kurtuluu in Harcanan abalar.pdf

E-KİTAP : TARİHTEKİ İLGİNÇ OLAYLAR


Tarihteki lgin Olaylar.pdf

E-KİTAP /// PAUL ARON : TARİHİN BÜYÜK SIRLARI


Tarihin Byk Srlar – Paul Aron.pdf

ARAŞTIRMA DOSYASI /// TAHAMOS : YAHUDİ GİZEMCİLİĞİ VE KABBALA


Tahamos-Yahudi Gizemcilii ve Kabbala.pdf

E-KİTAP /// ABDÜLHAMİD HAN’IN GİZEMLİ DÜNYASI /// SON İMPARATOR


Son mparator.pdf

E-KİTAP /// Prof. Dr. Şaban KUZGUN : DÖRT İNCİL /// Yazılması, Derlenmesi, Muhtevası /// FAR KLILIKLARI VE ÇELİŞKİLERİ


S. Kuzgun 4 ncil Celiski ve Farklari.pdf

İŞ DÜNYASI : Ofiste Askıntı Olan 20 Kabus Tip :))) BELKİ BİRİ VEYA BİR KAÇI SİZİN OFİSTEDİR :))


Ofisler ikinci evlerimiz, hatta evimizden daha çok zaman geçirdiğimiz zoraki yaşam alanlarımız. Bir ofiste huzurlu çalışabilmek de etrafımızdaki insanlara bağlı biraz. Delisi var, menepozlusu var, atarlısı var, haini var, gammazcısı var… Yalancısı, iki yüzlüsü ne ararsan… Ama hiç şüphesiz en korkunçları sarkıntılık edenleridir. Taciz toplumumuzun kanayan bir yarası. İş ortamında hiç kimsenin başına gelmemesini dileyerek, belki sizlere tanıdık gelebilecek bazı tacizci ofis çalışanlarını deşifre ediyoruz;

1. Ovan kız Kübra

Ofiste bazı kız arkadaşlar vardır, gözüne kestirdiği eleman iki gerinmeye görsün hemen başında biter "Ovayım mı?" der, cevap almadan da ovmaya başlar.

2. Masa altı platoniği Orçun

Bazı çekingen arkadaşlar vardır, açılamazlar hedeflerindeki hatuna, habire onların masasının altına bir şeyleri düşer bunların ne hikmetse.

3. Kesen kız Melisa

Bazı kız arkadaşlar da manalı manalı uzun bakışlarıyla rahatsız ederler adamı, bakışlarına aldanıp çıkma teklif edersiniz kabul etmez bir de bunlar. Kesiş fetişidirler çünkü.

4. Bana şunu anlatsana diyen kız Merve

Bazı kız arkadaşlar da kafa zehir gibi olmasına karşın, gözlerini kestirdikleri elemana sürekli iş hakkında aptala yatıp sorular sorarlar. Çocuk da garibim anlatır da anlatır.

5. Saç fetişi Kemal

Ofisteki bayanların saçına takıktır Kemal, eller, yaklaşınca koklar, "Hmm yeni mi boyattın?" diye gereksiz sorular sorar. Kadınların saçlarına verdikleri önem üzerinden yürür çakal.

6. Azgın kadın Mualla

Mualla her erkek ofis çalışanının rüyasıdır ama bin ofiste bir denk gelen bir hatun kişidir. Genelde tüm ofisi elden geçirip, ocaklar yıkıp kör olası zalım Fırat gibi akar giderler ortamdan.

7. Hayvanın önde gideni Abuzer

Abuzer gibiler insanlığın utanç kaynağıdır. Arsızca saldırırlar, onlar için kadın sadece bir seks objesidir. Tam saha pres metoduyla saldırır Abuzer, genelde patron da kovmaz bir türlü böyle tipleri, hoşuna mı gidiyordur nedir…

8. Kabak çiçeği gibi açılan kız Şebnem

Şebnem gibiler ofise ilk geldiklerinde bulunmaz Hint kumaşı tadında bir aile kızı olarak görünürler. Ancak ofisteki erkeklerden yayılan testesteronun etkisiyle bir anda ofisteki erkeklerin "kesişim kümesi" haline gelirler.

9. Şakacı sapık Murat

Murat ofisin sempatik şakacı çocuğu imajını yerleştirmek için harcadığı mesaiden sonra asıl gizli planını devreye sokup, şaka kisvesinde Allah ne verdiyse girişir. Yüz vermemek gerekir, elini veren kolunu kaptırır.

10. İşbilen kız Elif

Elif gibiler ofisin gülüdür. Görünürde hiç bir şey yapmazlar, onlar saman altından su dahil her bir şeyi yürütürler. Sonra bir gün müdüre olurlar herkes merak eder nasıl olduğunu, bilen bilir tabii.

11. Temas adamı Hurşit

Hurşit gibilerin eli kolu rahat durmaz, konuşurken birden karşısındakini kedi yavrusu gibi okşamaya başlayabilirler. Karşısındakinden yüz bulsa direk kemeri çözmeye başlayabilir, görüldüğü yerde kaçılması uygundur.

12. Öğreten adam Çağatay

Çağatay gibiler işle ilgili tüm kritik noktalara hakim olup tam bir ayaklı kütüphanedir. Herkesin ondan öğrenecek bir şeyleri vardır ki onun da silahı budur zaten. Selam vereni borçlu çıkartır.

13. Şirketin gizli ortağı Mahmut

Mahmut’u patrona sor, kovulacak ilk elemandır ama Mahmut öyle bir imaj çizer ki şirketin yarısı onun sanarsınız. Yarattığı bu güçlü kişilik onda "Bütün kızlar benim" düşüncesini oturtmuştur, denk geleni münasip bir yere oturtur.

14. Sürekli bir sır veren kız Ceyda

Ceyda gibiler de ofiste askıntı olduklarına sürekli onun bunun sırrını dedikodusunu taşır bu kadar sırrı verdikten sonra da zaten ikili arasında bir alacak verecek davası baş gösterir haliyle…

15. Samimi çocuk Berkay

Berkay gibiler kızlara kanki diyerek yaklaşır, güvenlerini kazanır, kızların içinden biri olur adeta sonra da bu samimiyet kisvesi altında eller ayaklar rahat durmaz üç puanlar beş puanlar ayak üstü kapılır olur.

16. Taciz ikilisi Cem & Can

Cem ve Can deli deliyi gözünden tanır misali sapık olduklarını birbirinin gözünden anlayıp, taciz serüvenlerini birlikte yürütmeye ant içmiş bir ikilidir. Bunlar arasında sürekli "Üf" "Of" "Fiyuu" şeklinde tepkimeler olur.

17. Stajyer avcısı Ömer

Ömer gibilerin insafı yoktur, dalından taze kopmuş meyve gibi olan stajyer kızları "sektöre kazandırmak" kisvesi altında rejisör koltuğu görevi üstlenirler. Bunları aslında bir temiz dövmek lazımdır.

18. Bak burada ne var diyen kız İlke

İlke gibiler ofiste sert bir imaj çizip önce erkeklerde libido patlamasına yol açarlar. Tahrik edici frikikler vererek avlarını hardcore bir ilişkiye doğru sürüklerler. Genelde ofiste büyük kavgalar çıkar bu hatunlar yüzünden.

19. Gösterecek bir şeyi olan çocuk Mert

Mert’in elinde süreki bir kıza gösterilmesi uygun olmayan ama inatla göstermek istediği bir şeyler olur. Aslında kuyuya taş atıyordur, ilgilenen olursa ikinci aşamaya geçecektir.

20. İkinci baharındaki müdüre Melahat

Melahat ofisin sert mizaçlı yöneticisidir, ya eşinden memnun değildir, ya boşanmıştır ya nişandan terktir. Genç erkeklere bir düşkünlüğü vardır. Anne gibi ilgilenir annesinden doğduğuna pişman eder adamı.

Biz elimizden geldiğince sizin de ofislerinizde birer ikişer tane olduğuna inandığımız bu arkadaşları deşifre etmeye çalıştık. Size düşen bu yazıyı onların gözüne sokmak, belki kendilerinden bir şey bulurlar da durur bu hayasızca akın.

KAYNAK : http://onedio.com/haber/ofiste-askinti-olan-20-tip-295931?utm_medium=pch_link&utm_source=leventt&utm_content=click&utm_campaign=Ofiste%20Ask%C4%B1nt%C4%B1%20Olan%2020%20Kabus%20Tip&utm_term=0xid-5364ba3f47174af739dc25bb-52e653ba63ecec786d000004

PKK DOSYASI /// ARSLAN BULUT : Lice’de bir görgü tanığı anlatıyor


Arslan BULUT

arslanbulut

“Otobüsle Erzurum’a gidiyordum. Konvoy halinde idik. Önümüzde bir askeri araç vardı. Lice mevkiinde bize, yolun güvenli olmadığını belirterek başka bir yol gösterdiler. Biraz gittikten sonra teröristler yolu kesti ve araçlarda kimlik kontrolü yaptı. Önde giden özel araçtaki kişinin uzman çavuş olduğunu anlayınca bileklerine kelepçe takarak götürdüler. Bize örgüt propagandası yaparken astsubayın aracını yaktılar. Askerler bizim önümüzdeydi. Olaya müdahale etmediler. Üzerimizde de askeri bir helikopter vardı, onlar da olayı seyretti…”
Bu ifade, olayı yaşayan bir görgü tanığına ait!

PKK, bölgede yol kesiyor, kimlik kontrolü yapıyor, hatta güvenlik görevlisi gibi yakaladığı kişilere kelepçe takıyor, bütün bunlar yaşanırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik görevlileri müdahale etmiyor!

Çünkü müdahale yetkileri ellerinden alınmış! Valinin emir vermesi gerekiyor. Valinin emri olmadan müdahale ederlerse başları derde giriyor; yandaş basın, askerleri Ergenekon veya Balyoz adına çözüm sürecini baltalamakla suçluyor. Siz orada askeri bir yetkili olsanız, bu durumda ne yaparsınız?

***

Kaldı ki, PKK sadece Diyarbakır-Bingöl karayolunda değil, bütün bölgede, hatta Ankara’nın göbeğinde, Cebeci’de bulunan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde de kimlik kontrolü yapıyor. Düzenledikleri “faşistler” listesinde yer alan ülkücülerin sınava girmesini engelliyorlar. Üniversite yönetiminin, bu öğrencilere kendi okulları dışında bir binada sınav yapmayı önerdiği bildiriliyor! Geçen yıllarda da hemen yan taraftaki Hukuk Fakültesi’nde benzer olaylar yaşanmıştı! KKTC üniversitelerinde bile PKK saldırıları var!

Bu arada Diyarbakır-Bingöl Karayolu 6 gündür PKK’nın tam kontrolü altında! Jandarma ise Hani ve Lice ilçelerinin giriş ve çıkışlarında kontrol yapıyor. 20-30 araç biriktikten sonra önlerine “Kirpi” denilen bir araç vererek konvoy halinde gönderiyorlar. Fakat son olayda görüldüğü gibi PKK, kendinden emin bir şekilde, kimlik kontrolü yapabiliyor! Lice’de karakol inşaatlarına karşı eylemler sürüyor! Şehir içindeki olaylarda teröristler uzun namlulu silahlar kullanıyor!

***

Mardin’in Dargeçit ilçesi Altınoluk köyünde ilkokul öğrencilerini almak için bekleyen gönüllü köy korucusu Mehmet Uğurtay, bir PKK militanı tarafından vurularak öldürüldü.

Uğurtay’ın, terör örgütü PKK’nın infaz listesinde olduğu öğrenildi. Zaten “çözüm” sürecinde 65 bin köy korucusunun çoğu PKK tarafından infaz listesine alındı. Tek tek avlanıyorlar. Şehit cenazeleri Batı’ya gelmediği için kimseden ses çıkmıyor. Yandaş medya da anaların gözyaşının dindiği iddiasına halel getirmemek için korucuların öldürülmesini gizliyor. Hükümet, PKK’nın korucuları tek tek avlamasını seyrediyor.

MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, 14 Ocak 2014 günü Meclis’te yaptığı konuşmada, “Geçici ve gönüllü köy korucuları PKK’nın inisiyatifine terk edilmişlerdir. Devlet güvenlik güçleri kışlalarına ve karakollarına çekilmek suretiyle PKK’ya geniş bir alan hâkimiyeti tesis edilmiştir. Bugün korucularımız, PKK katillerinin elindeki liste dâhilinde tek tek şehit edilmektedirler. Güvenlik güçleri jandarma ve emniyet, MİT bu listeden haberdardır. Bu listede ismi olanları tek tek aramak suretiyle kendinizi koruyun demektedirler.

Oslo müzakerelerinde MİT yetkilisi, PKK temsilcisine ‘istemediğiniz vali kaymakam ve emniyet müdürlerini değiştiririz, koruculuk sistemini de kaldırırız’ demişti. Bu mutabakat çerçevesinde yoksa korucular tek tek şehit edilerek mi kaldırılacak?” diye sormuştu!

Şimdi bütün bunlar nedir? Çözüm süreci mi çözülme süreci mi?

BİR BABANIN EN BÜYÜK ÜZÜNTÜSÜ ÇOCUĞUNU AĞLARKEN GÖRMEKTİR /// SURİYE’DE İNSANLIK MANZARA LARI


AK PARTİ DOSYASI : AKP’NİN İŞŞİZLİK TABLOSU /// DURMAK YOK YOLMAYA DEVAM :))


E-KİTAP /// AHMET TANER KIŞLALI : Siyasal Sistemler, Siyasal Çatışma Ve Uzlaşma


RAHMET VE SAYGI İLE ANIYORUZ.

Siyasal Sistemler-Siyasal atma Ve Uzlama.pdf

%d blogcu bunu beğendi: